Seviyorum arkadaşım;
seni, şehrimi,en çok da seninle geçen geceleri
Sen geceleri seversin, ben gündüzleri,
gün batımı sana huzur, bana hüzün verir.

Gel bir anlaşma yapalım seninle
gündüzler benim, geceler senin
gökkuşağı benim, tutkular senin olsun
yenilgiler benim, zaferler senin olsun
Ne uğraşıp duruyorum kendimi paylaştırmaya bilmem ki
Al mavim al, hepsi senin olsun.
Ben seni seviyorum diye bağırmaya gidiyorum...

Şimdi şehrimde güneş, yani bu saatlerde,
usulca giriyor denizin koynuna...
Haksızlık etmeyeyim, gün Ankara da da güzel batıyor oysa
ama ben seviyorum, seni, şehrimi, en çok da gecelerini.

Aynı yıllarda büyüdük biz, birbirimizden uzak olsak da arkadaşım
ve bize erdemleri öğrettiler.
İnsan olmanın ilk kuralı; insanı sevmekti yanılıyor muyum?
Emeğe, çabaya saygı duymak, erdemdi diye hatırlıyorum.
Okumak tabii o zaman tahsil denirdi- değerli ve gerekliydi öyle değil mi?
Biz o yüzden çalışkan, çalışana değer veren,
hoşgörülü ve gülümseyen insanlar olmaya çabaladıktı hani
o yüzden bitmek bilmeyen bir tahsile başladıktı
Bize mi yanlış öğretmişler arkadaşım,
yoksa erdemler mi değişmiş?
Çalışmakla ilgisi kalmamış başarmanın,
enayilik yeni adı; hümanizm, hoşgörü ve sabrın,
ve sevmek için nedenler gerekiyormuş,
tahsil de değer değil vakit kaybıymış artık.
Haklılar mı yoksa?
Herşey satılık, herşeyin para bazında bir fiyatı var zira
ve o zaman araç değil, amaç oluveriyor para.
Haklı değiller, olamazlar değil mi arkadaşım?
En azından sen varsın, sen beni anlarsın.
Seviyorum; seni, şehrimi, en çok da gecelerini...

Biz, sonu başlangıç olan Türk Filmleriyle büyüdük,
hâlâ çok severim, hele 70 lerinse,
umutlu, onurlu, aşklı, meşkli, tertemiz filmlerle.
Hatırlar mısın Pazar günleri televizyondaki klasik müzik konserlerini
Düşünürdük uzun uzun; ne diyor bu notalar diye
Dinlemeyi bildiğinde, herşeyin konuştuğunu öğrendik öylece.
Ve hâlâ bayılırım; kemanın ve kırmızının sesine


Sanat evrensel estetik yaratmak, ruhu maddeye aktarmaktı bizim dilimizde
yüzlerinden çok eserlerini bilirdik sanatçıların,
neler olmuş, oluyor arkadaşım ,inanamıyorum;
sanata tükürenler, bizi yönetenler
ve acınacak haldeler kendine sanatçı diyenler.
Ya şarkılara ne olmuş böyle;
nereye gitmiş; gözlerinin içine başka hayal girmesin
bana ait çizgiler dikkat et silinmesin deki incelik
Unutulmaz, kaybolmaz değil mi bütün bütün incelikler
en azından arkadaşım, sen varsın, sen beni anlarsın...

Okumak, fikir üretmek, düşünmek var olmaktı hani
kitaplar, fikir gazeteleri satılmaz olmuş arkadaşım,
dedikodu dergileri, paparazziler türemiş,
yükselen değerler değişmiş,
çocuklar doktor mühendis olcam demiyor artık
varsa yoksa futbolcular, mankenler
Ana haber bültenlerinde en çok ilgi görenler;
havuzdan yeni çıkmış, silikonlu memeler.
Neler olmuş oluyor arkadaşım, aklım almıyor
nerede şu bizim erdemler?
Hele İstanbulum nereye gitmiş?
Hani şehr-i İstanbul
hani şu şairin dinlediği gözleri kapalı,
uğruna şarkılar, şiirler yazılan İstanbul
Nereye saklanmış İstanbul efendileri?
Kim konuşuyor İstanbul Türkçesini?
Arıyorum İstanbulu, üstelik gözlerim faltaşı gibi açık;
Allah'ım, nereden çıkmış bu dolarla bahşiş vermeyi batılılık sanan züppeler,
ya trafik kurallarına bile uymayan ya sev ya terketçiler,
biz diye söze başlayan kara adamlar, siz de kimsiniz?
Sanırım ya birey olamamış birinci çoğul kişilersiniz,
ya da kastınız bağırsak parazitleriniz!
Ne vakit türemiş AIDS bana vız gelir diyen gerçek erkekler
ve geceyarıları otobanda ezilen travestiler,
uyuşturucu müptelası ama- entellektüeller
Nereden çıktınız hepiniz!
Ve ne çabuk güzelim şehri elegeçirdiniz!
Ve kimbilir nereye gitti hem İstanbul, hem erdemlerimiz
Biliyorum arkadaşım; en azından sen varsın, sen beni anlarsın
Seviyorum; seni, şehrimi, ençok da gecelerini
Yo hayır, galiba ençok erdemlerimizin erdem olduğu günleri...

Ama yine de sen üzülme mavimin yarısı,
çünkü hiç haketmiyorsun,
çünkü kırılması gerekenleri bile kırmaya kıyamıyorsun,
çünkü önce kendini yargılıyor, en ufak yanlışa en ağır cezayı verip,
sevdiklerini suçlarından kayırıyorsun

Ne bilsin şehrimi ele geçiren kendinibilmezler,
ya da senin deyiminle iğrenç insanlar vermenin erdemini,
yani gerçek sevgiyi,
yaşayamamışlar, görememişler ki senin anneni

Ben daha uzun zamandır arıyorum,
bulduğum; hiçbir çiçek annem gibi kokmuyor,
hiçbir kumaş annem kadar pürüzsüz değil,
ve hiç kimse annelerimiz gibi sevemez bizleri....

Ne bilsin onlar annenin sevgisini,
ne bilsin onlar senin öğrendiğin sevginin temizliğini,
ne bilsin onlar yüreğinden verdiğinin gerçekliğini, kıymetini

Ama bu dünyanın kuralı böyle;acı çekmeden büyüyemiyorsun.
Ve inan bana yerinde saymak daha sıkıntılı
Korkma yürü!
Kendine gidiyorsun...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 446
favori
like
share
corleoni Tarih: 24.10.2005 17:26
:85:eline :85:saglık :85:
xewn u hevi Tarih: 24.10.2005 16:09
kardeş şiir sana aitse tebrik ederim....
serbest şiirden anlıyosun....
zaten takip ediyodum seni şiir konusunda....
şimdiye kadar hiç beğenilmeyecek şiir yayımlamadın, gerek kendi şiirlerinden gerek yaptığın seçkilerden....
büyük zevk larak okudum...
ellerine sağlık...kardeş..........
ZeuS Tarih: 24.10.2005 10:50
ELLERİne sağlık
_SeVDa_ Tarih: 24.10.2005 02:37
elerine saglik milkboy te$ekkürler
keto_41 Tarih: 23.10.2005 05:11
eLLeRiNe YüReGiNe SaGLiK

PaYLaSiM iCiN CoK TeSSeKüR eDeRiM aRKaDaSiM
dostbildiklerim Tarih: 23.10.2005 03:23
Ellerine Emegine Saglik
Tesekkürler paylasim icin
PALADAYI Tarih: 23.10.2005 01:10
Eline yüreğine sağlık milkboy kardeşim