Prensimiz hiç olmadığı kadar vahşi bir biçimde geri döndü!

FPS lerin alıp başını gittiği günlerde, bizleri aksiyonun eşşiz adrenaline, adventure tarzının büyüsüne geri döndürmeyi başaran bir oyundu Prince of Persia: Sands of Time. Harika atmosferi ile oyuncuyu hemen kendisine bağlamayı başaran oyun, gerek konsollarda gerekse PC platformunda yapılan versiyonlarıyla çok büyük bir kesime hitap etmiş, aşılması zor başarı yakalamıştı. Eskilerin o ünlü Prince of Persia sı Ubisoft programcılarının elinde yeniden hayat bulmuş, farklı oyun yapısı, detaylı ve insanı meraka sürükleyen senaryosu ile isminden uzunca bir süre söz ettirmişti. Aradan yaklaşık bir sene geçti. Yine FPS ler aldı başını gitti. Aksiyon oyunları yine bir kenara mı atıldı? dememize fırsat bırakmadan kılıcının ışıldamasıyla gözlerimizi alan prens geri döndü. Üstelik bu sefer çok daha kanlı, çok daha acımasız bir ifadeyle.

Zamanın kumları

Sands of Time ı oynayanların bileceği üzere, ilk hikayenin sonunda prensimiz zamanın kumlarını kullanmış ve bazı olayları geriye döndürmüştü. Fakat zamanın kumlarının iyilik amaçlı olsa da umarsızca kullanılması kötülüğün güçlerine de yardımcı oldu ve Dahaka isimli yaratığın yeniden uyanmasına imkân tanıdı. Serinin ikinci oyunu, damdan düşer gibi başlayan soluk kesici demoların ardından, sağanak yağmur altında saldırıya yakalanan bir gemide başlıyor. İlk bölüm başımızın belası olacak olan siyah giysili ve cüretkârlık seviyesinin sınırlarını zorlayan bayan karakter ile karşılaşmamız ile son buluyor. Zamanın adasına giden yolculuğumuz sırasında devasa büyüklükteki bir şatoya ve bu şatonun yıkıntıları arasında kendimizi buluyoruz.

Oyuna başlar başlamaz ilk dikkatimizi çeken unsur; karanlık havanın hakim olduğu mekânlardaki başarılı görsel efektler. Warrior Within, ekran kartları ve bilgisayarlarının konfigürasyonları iyi olanlar için tek kelime ile görsel şölen niteliğinde. Yüksek detay seviyelerinde fark edeceğimiz sis ve duman efektlerinin, gölge oyunlarının ve sulardaki yansımaların oyuna ne denli olumlu etki yarattığı tartışılmaz. Yapabilceğimiz sayısız kombo olduğu gibi yaratıkları farklı yöntemlerle katletmenin zevkine ulaşacağız.

Yenilik güzel şeydir

Prince of Persia oyun sistemine yeni eklenen unsurları biraz daha irdeleyelim. İlk olarak dikkat çeken çift silah kullanabilme yeteneğimiz. Artık tek kılıç ile dövüşmek yerine karşılaştığımız yaratıkların düşürdükleri kılıçları ya da diğer kesici aletleri dilediğimiz gibi kullanabiliyoruz. Elbette oyunda kullanacağımız asıl silahımız yerli yerinde oluyor ama ikinci silahımızı dilediğimiz gibi değiştirebiliyoruz. Ölen bir yaratık toz bulutu olup uçtuktan sonra geriye sahipsizce yatan silahı kalıyor. Silahın yanına gidip C tuşuna basınca elimize geçiriyoruz. Artık iki silahımız olduğundan vuruşlarımız daha etkili kombolarımız daha seyredeğer oluyor. Tabii dikkat etmemiz gereken bir unsur var. O da; silahların hasar görebilir yapıda olması. Gerçek kılıcımız hiç bir zaman hasar görmese de yaratıklardan ele geçirdiğimiz silahlar mutlaka hasar görüyor ve zamanla kullanılmaz hale geliyor. Özellikle çok fazla korunma durumunda kalırsak; hasar süresi daha da kısalıyor. Silahımızın hasar aldığını sol üst köşedeki simgeden takip edebiliyoruz. Simge kırmızıya dönüştüğünde silahı değiştirmenin vakti gelmiş demektir. Ayrıca çift silah kullanabiliyorken ikinci silahımızı düşmana fırlatma imkânına da sahibiz. Bunuda yine C tuşu ile yapıyoruz.

Genel oynanışın ilk yapım olan Sands of Time ile birebir aynı olduğunu sizde tahmin edeceksinizdir. Oyunun ilerleyişi hep aynı seyri izliyor. Yeni bir mekâna girdiğimizde dövülecek epey yaratık oluyor. Bunlarla işimizi bitirdikten sonra ise, zıplamamız gereken epey platform oluyor. Genelde ulaşmamız gereken yer daha mekâna girer girmez minik bir demo ile ilan ediliyor. Oraya ulaştığımızda da bir sonraki aşamaya hazırız demektir.

Hikaye akışındaki zaman farkları

Hikayenin zaman ve zaman üzerindeki oynamalar üzerine yoğunlaşmasından dolayı mekânlarda da çeşitli ayrıntılar gözümüze çarpıyor. Oyunu bir süre oynadıktan sonra fark edeceğiniz üzere senaryo zamanda kimi sefer geçmişe kimi seferde geleceğe gitmemize olanak tanıyor. Hal böyle olunca çeşitli ayrıntılarda karşımıza çıkıyor. Örneğin oyun ilk bölümlerinde yıkık dökük bir harabenin içine giriyoruz. Çevrede pek çok tuzak var ama her biri zamanla bozulmuş çalışmaz hale gelmiş. Fakat senaryo gereği geçmişe gidiyor ve yıkık dökük gördüğümüz binanın gayet görkemli olduğu döneme ayak basıyoruz. Dolayısı ile az evvel çalışmadığına şahit olduğumuz tuzaklar artık çalışır oluyor. Bunun gibi daha pek çok zamansal ayrıntı oyun içerisinde pek çok kez bizleri karşılıyor.

Warrior Within in kayıt sistemi tıpkı ilk oyunda olduğu gibi mekânlar arası geçişteki koridorlarda oluyor. Her bulmacalı aşamayı geçtiğimizde duvara yaslı duran çeşmelerle karşılaşıyoruz. Bu çeşmelerde hem gücümüzü yenileyebiliyoruz. Hem de oyunu save ediyoruz. Checkpoint mantığına dayalı bu sistem nedeniyle bir sonraki çeşmeye ulaşana kadar oyunun her hangi bir yerinde ölürsek; son ulaştığımız çeşmeden oyuna yeniden başlıyoruz. Kayıt sistemi ve gücümüzü tazelemek ile ilgili minik bir ayrıntı daha var. Diyelim save iniz yaptınız gücünüz full olduktan sonra yolunuza devam ettiniz ve en basit olan yaratıklarla boğuşurken biraz güç kaybettiniz. Çeşme nasıl olsa yakın. Geri dönüp gücümü yenileyeyim. derseniz; geri döndüğünüzde yaratıkların yeniden aynı noktalarda belirdiğiniz göreceksiniz. Oyunu bir nebzede olasa zorlaştıran bu yapı iyi düşünülmüş.

En az kayıt sistemi kadar ihtiyaç duyacağımız bir diğer özellik olan Recall kabiliyetimiz de ikinci bölüme geçmemizden itibaren oyunda kullanılabilir oluyor ve bize büyük yardımı dokunuyor. Bilmeyenler için hemen anlatmak gerekirse; Prince of Persia nın yapısı gereği pek çok kez platformdan düşecek ya da kılıç dövüşlerinde düşmana yenilip hayata gözlerimizi yumacağız. İşte Recall isimli kabiliyetimiz sayesinde son 10 saniyeyi geriye alabilir, yaptığımız hatayı bir kez daha yapmayarak hayatımıza kaldığımız yerden devam edebiliriz. Elbette sık sık başvuracağımız bu önemli büyüyü kullanmamızın da bir sınırı var. Ekranın sol üst köşesinde bulunan sarı noktalar, kaç defa Recall gücünü kullanabileceğimizi gösteren işaretler. Bölümleri geçtikçe bu sayı giderek artıyor ama recall yaparak bunları tükettiğimizde yeniden doldurabilmek için yaratık öldürmeli ve içlerinden çıkan sarı tozları toplamalıyız.

Konsol PC farkı

Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz hafta Warrior Within in Xbox versiyonunu incelemiştik. Merak edenler için hemen söyleyeyim; konsol ve PC platformları arasında grafiksel bir kaç efekt haricinde hiç bir fark yok. Oyun en ufak ayrıntısına kadar birebir aynı. Tabii ki her iki tarafta da kendi sınıfın getirdiği artılar ve eksiler var. Mesela Xbox ın ardından oyunu ortalamanın üzerindeki bir PC de oynayınca grafiklerdeki farklılık hemen göze çarpıyor. Detay seviyesi PC de ister istemez tavana vuruyor. Aynı şekilde efetler de göz kamaştırıcı bir hal ile karşımıza çıkıyor. Her iki tarafında artıları eksileri var demiştim. Konsol versiyonlarının en büyük artısı; kontroller konusunda çok daha verimli olması. PC de, özellikle de klavye ile oynuyor isek karakterimizi kontrol etmek fazlasıyla zor oluyor. Konsoldaki analog kontrolerdeki rahatlığa biraz da olsun yaklaşmak için mutlaka PC ye de bir adet game-pad takmamız gerekiyor. Özellikle komboları yapma konusunda klavye yönetimi oyundan bıktıracak kadar zorlayabiliyor insanı.

Konsol ve PC arasındaki farkları anlatırken, garip bir ikilemde kaldığımız hissettim. Kamera sistemi, her iki platformda da aynı olmasına rağmen PC de daha iyi işlendiği göze çarpıyor. Kamera bizi üç farklı şekilde gösteriyor. Birincisi serbest açı; burada mouse ile ekranı istediğimiz gibi çevirebiliyoruz. İkincisi sabit kamera modu; burada kamera sabit bir noktada duruyor. Yine mouse ile ekranı oynatabiliyoruz ama hareket alanımız kısıtlı oluyor. Yinede serbest kamera ile tam ayarı yakalayamayacağımız noktalarda oyun otomatik olarak bahsettiğim bu sabit kameraya geçiyor. Son kamera açısı da; Q tuşu ile geçebildiğimiz landscape kamera açısı. Burada kuşbakışı tüm mekânı görüyoruz. Pek kullanışlı olmasa da çevrede ne var ne yok diye bakmamıza yarıyor.

İki platform arasındaki en büyük fark; yapay zekâ da karşımıza çıkıyor. PC de düşmanlarımız daha zeki ve daha hatasız hareket ediyorlar. Aslında yaptıkları hareketler ve saldırı biçimleri tamamıyla aynı ama özellikle benim test etme şansını bulduğum Xbox versiyonunda epey yapay zekâ hatası ile karşılaşmıştım. Aynılarının PC de de yaşanıp yaşanmadığını kontrol ettiğimde PC ye bir artı puan verdim diyebilirim.

Bir prens nasıl olmalıdır?

Warrior Within, grafiksel yönden üstün görülen günümüz oyunları ile (bunlara FPS ler de dahil) baş ölçüşebilecek kalitede başarılı bir yapım. Daha evvelde bahsettiğim gibi efekt konusunda grafik kartının son transistörüne kadar kullanan oyun, sisteminiz el verir de yüksek çözünürlükte oynamanız halinde görsel şölen haline dönüşüyor. Animasyonalın ve kanlı komboların da grafiksel bütünlüğü sağladığı bir gerçek. Düşmanları pek çok farklı yöntemle öldürmemiz ve bunu yaparken pek çok kez çevredeki cisimleri kullanıyor olmamız oyunun teknik açıdan bir diğer artısı. Dokulardaki detaylar hem önemli karakterler üzerinde hem de sırandan düşmanlar üzerinde gayet yüksek. Elbette asıl karakterler göze daha detaylı görünüyor ama şu da bir gerçek ki PC deki en detaysız yaratık konsoldaki en detaylı hazırlanmış yaratık ile aynı seviyede.

Konsol yazısında belirttiğim gibi, Warrior Within oyununun bende en çok etki bırakan yönü kesinlikle müzikleri oldu. Özellikle menü ekranında çalan ve oyun içinde kılıç savaşlarının yoğunlaştığı bölümlerde kendini belli eden müzik süper denecek, albümü olsa alınacak yapıda. Klasik arap ezgilerinin sert bir gitarla yorumlanması harika bir melodi çıkarmış ortaya. Müziksel yapı olarak mükemmel olan oyun ses bakımından da ortalamanın üzerinde. Karakterler arası konuşmalar gayet başarılı ve dövüş esnasındaki efektler de gayet güzel. Özellikle dikkat ettiğim konsol versiyonundaki yanlış seslerin çıkması gibi durumlar bu oyunda kesinlikle söz konusu değil.

Oynayabilmek için ne gerek?

Piyasaya 3 CD ve DVD olmak üzere iki farklı şekilde sürülen Warrior Within, görsel yönden beklentileri olan oyuncular için kesinlikle ortalamanın üzerinde bir PC ye ihtiyaç duyuyor. Yukarıda bahsettiğim gibi bol görsel efektin ve detaylı dokuların görülebilmesi için en az 2.4 GHz işlemciye, 512 RAM e ve GeForceFX 5700 ya da Radeon 9600 tarzı ortalama üzerindeki ekran kartlarına ihtiyacınız var. Elbette daha düşük konfigürasyonlarla oyunu çalıştırmanız mümkün ancak azalttığınız detay seviyesi oyunun görselliğini oldukça düşürüyor.

Warrior Within, Sands of the Time oyununda ne bulduysanız ve ne beğendiğseniz çok daha fazlasını tek seferde sunuyor. Daha karanlık, daha kanlı ve daha vahşi olan bu ikinci oyun biraz daha yüksek yaş seviyesine hitap ediyor olsa da aksiyon oyunları arasında en üst seviyelerde olacağı kesin. Özellikle konsol versiyonundaki hataların ve eksiklerin PC versiyonunda rastlanmaması alınabilirliği yüksekten önemli bir unsur. Eğer PC nizde gamepad iniz yoksa kontroller konusunda ciddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz. (Bana kalırsa gamepad almak için PoP:warrior Within den daha iyi bahane bulamazsınız.). Kesinlikle alınması ve oynanaması gereken bir oyun. Kılıcınız keskin olsun...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1455
favori
like
share