Tüm anne ve babaların ortak sorunu, çocuğuma söz geçiremiyorum, istediğim hiçbir şeyi yapmıyor, beni hiç dinlemiyor!

Aslında çok basit birkaç ipucu ve davranış ile bu konunun üzerinden gelebiliriz, bakınız Uzman Pedagog Sn. Belgin Temur bu konu hakkında neler tavsiye etmiş.

Çocuklar bebekliklerinden itibaren çevreden gelen uyarılara tepki verirler. Yeni doğan döneminde bebeklerin tepkileri refleks biçimindedir; sese, ışığa, görüntüye tepki verirler. Bebekler dış dünyayı tanıyıp keşfetmeye başladıkça değişik durumlara değişik tepkiler vermeyi öğrenirler. Annelerinin ses tonundan sevildiklerini hissederler; kendilerine gülündüğünde bunu fark edip gülümserler; evde huzursuzluk olduğunda ve sesler yükseldiğinde irkilirler ve huzursuz olurlar. Bebek dili öğrenmeye başladığında sözel uyarıları da tanımaya başlar. Bir yaşlarındaki bir bebek al-ver-gel gibi komutları anlar ve uygun tepkiler verebilir. Özellikle de eline verilen şey onun keyif alacağı bir materyal ise “al” komutuna daha hızlı ve istekle tepki vererek uzatılan objeyi alır. Yani bebeğin istenen bir şeyi yapması için sonunda haz alacağı bir ödül olması gereklidir. Bu yolla komuta uygun tepki vermeyi öğrenir. Bebeklerin yetişkinlerin isteklerini gerçekleştirmeleri böyle bir öğrenme yoluyla olur. İsteneni yaptıklarında ödüllendirildiklerini fark ederlerse daha fazla isteneni yapma eğiliminde olurlar.

Öğrenmedeki bu temel prensip aslında yaşam boyu devam eden bir öğrenme prensibidir. Bize haz veren, sonunda hoş bir durumla karşılaşma olasılığımız olan eylemleri yapmaya daha istekli oluruz; hatta bu eylemi sık sık tekrarlamak isteriz.

Çocukların da anne-babaların sözlerini dinlemeleri küçük yaşlardan itibaren öğrenilmiş bir tutumdur. Eğer anne-baba isteğini sunarken çocuğu motive edebiliyorsa ve bu isteğin yapılması sonucunda çocuk anne-babasını ne kadar memnun ettiğini görüyorsa bu isteği yerine getirmeye de hevesli olacaktır. Tam tersi olarak anne-baba isteğini çocuğa sunarken bu isteği yapmaması durumunda nelerle karşılaşacağını tehdit biçiminde sunuyorsa çocuklar söz dinlemeye pek de hevesli olmayacaklardır. Ödüllendirme istenen davranış ve tutumların gelişmesi için cezalandırmadan çok daha etkili bir yöntemdir.

Sınırları Öğretmek
Bebekler yürümeye başlayıp kendilerine zarar verebilecek hareketliliğe sahip olduklarında davranışlarına engel getirilmesi zorunluluğu da doğar. İster istemez zarar verici durumlarla karşılaşma olasılığında bebek “hayır” tepkisiyle karşılaşır. Bebekler gerçek anlamda ilk kez sınırla bu dönemde karşılaşırlar. Bu dönemden itibaren bebek yapması ve yapmaması gerekenleri öğrenmeye başlar.

Anne-babalar çocuklarına küçük yaşlardan itibaren birlikte ve düzen içinde yaşamanın kurallarını öğretmelidirler. Çocuk kendisi için neyin gerekli, neyin daha yararlı ve önemli olduğunu başlangıçta bilemez. Anne-babalar birtakım kurallar ve sınırlar koyarak çocuğu korumak ve kendisine zarar vermeden iyi alışkanlıklar geliştirerek, sosyal uyum için gerekli becerileri kazandırmak durumundadırlar. Çocuğun uyku, yemek, giyinme ve temizlik alışkanlıklarını kazanması, ihtiyaçlarını geciktirebilmeyi, paylaşmayı öğrenmesi, bağımsız hareket edebilmesi hep anne-babanın yönlendirmesini ve çocuğu fırsat vermesini gerektirir. Çocuk kendisiyle ilgili giyinme, yemek vs gibi özbakım becerilerini başka çocuklarla bir aradayken sırasını beklemek ve kurala uymak gibi sosyal becerileri önce evde anne-babasından öğrenir. Bu sınırları ve kuralları öğrenmeyen çocuk hem kendi becerilerini geliştiremez hem de yuva-okul gibi sosyal ortamlarda uyum problemleri yaşayabilir.

Anne-babalar bebeğin becerileri gelişmeye başladığından itibaren bu kuralları öğretmelidirler. Günlük ihtiyaçları bir düzen içinde karşılanan ve ne zaman nasıl davranması gerektiği öğretilen çocuklar küçük yaşlardan itibaren günlük düzenle ilgili kendilerine yapılan uyarılara olumlu tepki verirler. Çünkü bu alıştıkları hatta ihtiyaç duydukları bir durumdur. Bu nedenle anne-babanın uyarması çocuğu rahatsız etmez ve isteneni keyifle yapar. Ancak küçük yaştan itibaren düzen öğretilmemiş, kendi başına hareket etmesine izin verilmemiş ve bu nedenle becerileri gelişememiş bir çocuğun biraz daha büyüdüğünde birden bire kendi sorumlulukları yerine getirmesi beklenemez. Bu noktada anne-babaların çocuklara sorumluluklarını hatırlatmaları pek bir işe yaramaz ve “söz dinletmeleri” daha zor olmaya başlar. Alışkanlıklar küçük yaşlarda zanılmadığında sonradan sık uyarılarla kazanılmaları mümkün olmamaktadır. “Sözünü dinletememek”ten şikayetçi olan anne-babalar genellikle küçük yaşlarda bu düzeneği oluşturamamış anne-babalardır.

Önceden belirlenmiş tutarlı kurallar
Evde kural koymanın öneminden bahsederken kuralların önceden belirlenmesinin gerekliliği de unutulmamalıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranmaları gerektiğini önceden bilmeye ihtiyaç duyarlar ve birden bire ortaya çıkan bir talebe cevap vermek konusunda çok istekli olmazlar. Bu durumda anne-babanın sözlerini dinletmek için biraz daha sert bir uyarıya ihtiyaçları olacaktır. Bu da çocuk ve anne-baba arasında başka problemlerin yaşanmasına sebep olabilir. Oysa zaten kural olan ve çocuğun bildiği bir şey hatırlatıldığında bu söyleneni çocuklar bir tehdit ve rahatsız edici bir şey olarak algılamayacakları için söylenene itaat edeceklerdir.

Çocukların kuralları öğrenmesini ve kurala uymalarını zorlaştıran başka bir durum da kuralların tutarsız bir şekilde uygulanmasıdır. Yapılması yasak olan bir şey başka bir gün kabul ediliyorsa çocukların bu kuralı kural olarak benimsemeleri zor olacaktır. Anne-baba böyle bir durumda çocuğun “söz dinlememesini” olağan karşılamalıdırlar. Çocuk daha önce benzer bir davranışlarının anne-babası tarafından kabul gördüğünü söyleyebilir ve bu yeni yönergeye itaat etmeyecektir. Üstelik bu tutarsızlığı fark ettiği için anne-babasının başka konularda söylediklerine uymakta da problem çıkarabilir.

Anne-babalar ne yapmalı?

* Bebekliğinden itibaren çocuklara sınırları ve kuralları öğretin; uyku, yemek, tuvalet, temizlik, özbakım gibi konularda bir düzen oluşturun.

* Çocuğunuzun her türlü ihtiyacını karşılayabileceği şekilde büyümesine özen gösterin. Becerileri geliştikçe her türlü ihtiyacını karşılayabilir hale gelecektir. Böylece kendi sorumlulukları konusunda fazla uyarmanız gerekmeyecek ve itaat problemi yaşama olasılığınız azalacaktır.

* Kurallar önceden belirlenmelidir. Öncesinde konuşulmamış, beklenmedik istekler çocuklarda kaygı uyandırır ve söyleneni yapmak istemeyebilirler. Bunun yerine önceden belirlenmiş kurallarla ilgili uyarı yapmak çocuklar üzerinde daha etkili olmaktadır.

* Kurallar mümkün olduğunca açık ve net olmalıdır. Çocuğunuzdan nasıl davranmasını beklediğinizi belirtmeniz çocuğunuzun uygun davranma olasılığını arttıracaktır.

* Kurallar tutarlı olmalıdır. Sizin tutarlı olduğunuzu gören çocuğunuz sizin sözünüzü dinlemeye daha istekli olacaktır.

* İstediğiniz gibi davrandığında ve sözünüzü dinlediğinde onu ödüllendirin. Ödülün “aferin, sözümü dinlediğin için seninle gurur duyuyorum vs.” gibi sözel ödül olması çocuğu daha fazla motive edecektir. Annesi ve babası tarafından kabul gördüğünü ve davranışının beğenildiğini gören her çocuk aynı davranışı tekrarlamak isteyecektir.

* Çocuğunuzla iyi iletişim kurmanız önemlidir. Çünkü ancak iyi iletişim kurduğunuzda çocuğunuz sizi dinlemeye ve istediğinizi yapmaya istekli olacaktır. Aksi halde “söz dinlememek” anne-babaya duyulan öfkenin bir ifadesi olarak ve anne-babaya bir tepki biçiminde ortaya çıkan bir sonuç olabilir.

Uzman Pedagog Belgin Temur

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 274
favori
like
share