Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olarak ifade edilirse sevginin olduğu her yerde vardır. Bir çocuk için en değerli varlık annesidir. Bu yüzden onu bir başkasıyla paylaşmak katlanılır bir duygu değildir. Eve yeni bir kardeş geldiğinde büyük çocuğun böyle bir duygu yaşaması da son derece doğaldır. Kardeşler arasında anne babanın boş zamanını, ilgisini paylaşmakla ilgili çekişmeler yaşanabilir. Bu çekişmeler birbirini hırpalama, zarar verme boyutuna ulaştığında kıskançlıktan söz edilebilir. Çekişmeler ebeveynler tarafından iyi ve doğru yönetilemediğinde çatışma halini alır. Kıskançlık “ben de yok, onda da olmasın” şeklinde olmadığı sürece geliştirici rol de oynayabilir.

Anne- babasından sürekli kardeş isteyen çocuk annesi hamile kaldıktan sonra veya doğumdan itibaren kardeşini kıskanmaya başlayabilir. “Ama sen istedin” demenin de çok anlamı olmayacaktır. Bu nedenle ikinci çocukla ilgili karar tamamen anne-babanın isteğine, ekonomik durumuna ve bakabilirliklerine bağlı olmalıdır.

Anne-babalar kardeşler arasındaki kıskançlığı, rekabeti tanımlamak,ortadan kaldırmak için gereğinden fazla çaba, enerji ve zaman harcamak yerine bu duruma sabır göstermelidirler. Sabır, elbette durumu görmezlikten gelmek veya durumu hafifletme çabasıyla denemelerde bulunmak anlamına gelmez. Kıskançlığın doğal ve yaşanılacak bir bir gerçeklik olduğunu kabullenip bu durumun trajik boyutlara ulaşmasını engellemeye yönelik çaba göstermek daha iyi olacaktır. Ebeveynlerin daha az korkak ve daha az endişeli olması kardeşleri de rahatlatacaktır.

Büyük çocuk hayatta en çok sevdiği kişileri paylaştığı, o ana kadar kendisine yöneltilen ilgi ve dikkat kardeşine yöneldiği için küçük kardeşini kıskanır. Aslında hissettiği kırgınlık ve kızgınlık anne ve babasına karşıdır, kendisini terk edilmiş, desteksiz ve güvensiz hisseder. Öfkelenir, kendine acır, üzgündür,sıkıntılıdır. Kimi zaman intikam hisleriyle dolar, kardeşinden nefret ettiğini düşünür. İkinci plana itildiğini, sevilmediğini düşünerek içine kapanır, annesinden uzaklaşabilir.

Kıskanan kardeş bazen küçük yaşına dönerek parmak emme, altını ıslatma gibi davranışlar göstermeye başlayabilir.

Bazen de kardeşini kıskandığı için evden uzaklaşmak istemeyebilir, karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı gibi sıkıntılar geliştirir. Bazı çocuklar ise yeni gelen kardeş hiç umurunda değilmiş gibi davranmayı, onu yok saymayı tercih ederler.

Kıskançlığın ayıplandığı ortamlarda yaşayan çocuklar ise bu duygularını ifade edemezler, kardeşlerine yoğun ve hatta aşırı ilgi gösterebilirler. Bir nevi onların küçük ebeveyni olmuşlardır. Kimseyi bebeğe yaklaştırmazlar, sadece kendileri bebeğe bakmak isterler, kardeşlerine fazlasıyla bağlanır. Bu çocuklar kıskanmaları halinde anne babalarının verecekleri tepkilerden ve dolayısıyla onları kaybedebileceklerinden korkarak gerçek tepkilerini gizlemeye çalışırlar.

Kardeşler arasındaki kıskançlık her durumda gelişir mi? Elbette ki, hayır. Her ne kadar da kıskançlık insan doğasında var olan bir durum da olsa kıskançlığı körükleyen bazı tutum ve özelliklerden söz etmek mümkündür:

• Anne- baba tutumları
Anne-babanın kendi önceliklerini ön planda tutma konusundaki ısrarcı tutumları çocukların rekabet duygularını arttırır. Çocuklar arası kıskançlık da giderek tırmanır. Ebeveynlerin ilişkileri sağlam değilse kardeşler birbirleriyle daha çok çatışma yaşarlar ve çatışmalar rekabete dönüşebilir.

Çocukların yaşına göre gereksinim duydukları ilgi de değişir. Çocuklara gösterilen ilgi eşitlik ilkesine göre değil de denklik ilkesine göre değerlendirilmelidir.çocukların bireysel gereksinimlerini iyi gören ve değerlendiren, yaşlarının gerektirdiği ilgiyi onlara verebilen anne babalar kardeşler arası çekişmenin çatışmaya dönüşmesini engelleyebilir.

Anne- babaların büyük çocuktan küçüğe örnek olmasını isteyen tutumları, çocukları birbirleriyle karşılaştırmak kıskançlığı arttırır. Karşılaştırılan,kardeşi örnek olarak gösterilen çocuk kendini önemsiz, ikinci plana atılmış gibi hissedebilir ve bu durumdan kardeşini sorumlu tutar.

• Çocuğa ait özellikler
Bazı çocuklar kıskanç mizaca sahiptirler, diğerlerine göre paylaşmayı dah fazla sevmezler. Bu çocukların kardeşleriyle de sorunları daha fazla olacaktır. İki kardeş arasındaki yaş farkı iki ile beş arasında olduğunda kıskançlık daha yoğun olarak yaşanır, özellikle de büyük kardeşin yaşı yediden küçükse. Cinsiyet farkı küçük yaşlarda önemli olmamakla birlikte iki çocuk arasındaki yaş farkı arttıkça cinsiyetlerin farklı oluşu da kıskançlığı körükleyen bir etmen olabilir.

Birbirini kıskanan çocuklara yönelik olarak neler yapılabilir?

Öncelikle rahatlayın, endişelenmeyi bir kenara bırakın.

Hamilelik döneminden başlarsak:

• Hamileliğin üçüncü ayından sonra, ancak hamileliğin herkesçe fark edilir hale gelmesini beklemeden basit ve somut kelimelerle durumu çocuğunuza anlatın.”Ailemize yeni, küçük biri katılacak.” “Anne eskisine göre biraz daha fazla yorulacak, zamanını bu küçük bebeğe biraz fazla ayıracak.” “Ev ortamı daha heyecanlı, hareketli olacak.“ ”Ailemiz biraz daha kalabalıklaşacak.”

• Hamilelik döneminde yorgun- bitkin düştüğünde çocuğunuzdan fazlasıyla anlayışlı olmasını beklemeyin. Onun da size gereksinimi var ve zaten ikinci plana atıldığını düşünmeye başladı bile. Elbette, onun tüm gerksiniminlerini karşılayamayabilirsiniz, bunu yapmaya çalışmak doğru bir yaklaşım da olmayacaktır. Çok yorgun hissettiğiniz bazı anlarda çocuğunuzdan yardım da talep edebilirsiniz.

• Çocuğunuzun bebeğe yönelik gerek sözel gerekse davranışsal açıdan saldırgan olabilecek yaklaşımlarından dolayı hemen endişeye kapılmayın.”Bunu ona nasıl yaptım ve kardeş yapmaya karar verdim” diye pişmanlık duyup kendinizi kötü bir anne gibi hissetmeyin ancak; çocuğunuzun da bebekle ilgili sizin gibi olumlu duygular beslemediği için kötü bir çocuk değil veya siz ona zarar vermiş değilsiniz.

• Çocuğunuzun bebekle ilgili duygu- düşünce ve davranışları karşısında sakin ve net tepkiler vermeye gayret edin. “Endişelerini anlıyorum, bu bebek baba ile benim bebeğim. Elbette ki onu çok seveceğiz, tıpkı seni sevdiğimiz gibi, ama sen onu sevmek zorunda değilsin.onu sevip sevmeyeceğine o doğduktan sonra da karar verebilirsin.”

• Çocuğunuzu daha fazla sevip, okşayın. Onunla kendi bebekliğini konuşun, birlikte o dönem fotoğraflarına bakın, onunla neler yaptığınız anlatın.

• Yeni gelecek bebekle ilgili bilgiler verin, bu bebekle birlikte neler yapabileceklerini anlatırken bebeğe ilişkin yaşayabileceği kimi olumsuz duyguları dillendirin, ancak bebeğe zarar vermesine izin vermeyeceğinizi de kesin bir dille ifade edin.

• Bebek için alışveriş yapmak, bebeğin odasını düzenlemek gibi konularda çocuğunuzun fikrini alın,zaman zaman bu tarz şeyleri birlikte yapın.

• Anne dışında bir aile üyesi hamilelik dönemi boyunca çocukla daha çok ilgilenmeye başlayabilir, bu doğum sonrası annenin ilgisini bebeğe yoğunlaştığı dönemlerde büyük çocuğun kendisini ihmal edilmiş gibi hissetmesine engel olacaktır.

Doğum sırasında neler yapacağız?

• Hastanede kaldığınız süre boyunca çocuğunuzun rahatının yerinde olduğundan emin olun. Hastanede uzun süre kalmak gerekirse ve olanklar uygunsa çocuğunuzun bir süre sonra eve dönmesi uygun olacaktır.

• Bebek eve gelirken çocuğunuzun da evde olup onu karşılaması, yerşelmenize yardımcı olması işleri biraz daha kolaylaştıracaktır.

• Çocuğunuzu biraz şımartabilirsiniz, ancak tüm kaprislerine de boyun eğmeyin.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 403
favori
like
share
BiR-DOST Tarih: 09.11.2009 18:09
İlerleyen günlerde...

• Çocuğunuzun bebekle ilgilenme isteğini olumlu karşılayın, ancak özellikle de altı-yedi yaşından küçükse onunla tek başına ilgilenmesine izin veremeyeceğinizi açık bir dille ifade edin.

• Öfkeli tepkileri olduğunda çocuğunuzun içini rahatlatın. “Şu anda bu bebeği sevmediğini anlıyorum, onu sevmek zorund değilsin. Hatta zaman zaman ona kızman da çok doğal, ancak baban ve ben bebeğimizi seviyoruz. Bizim yüreğimiz her ikinizi de içine alacak kadar büyük. Sen nasıl hem beni hem babanı sevebiliyorsan biz de hem seni hem kardeşini sevebiliriz”.

• Bebeğe zarar veriyorsa ona kızın, azarlayın, ancak ceza verme yoluna gitmemeye gayret edin. Duygularını kabullenmek ve anlayışla karşılamakla davranışlarını kabullenmek aynı şey değildir. “ Kardeşine kızgın olabilirsin, ama öfkeni ondan çıkarmamalısın” Bu uyarıyı yaparak olabildiğince sakin olmak ve aşırıya kaçabilecek tepkiler vermemek de çok önemli.

• Anne ve baba iş bölümü yaparak biri bebek diğeri büyük çocukla ilgilenirse her ikisi de kendini ihmal edilmiş, tercih edilmemiş gibi hissetmezler.

• Sadece sözlerle yetinmeyip özellikle de davranışlarınızla “seni seviyorum.” mesajını iletmeye çalışmak, çocuğa nitelikli zaman ayırmaya, eski alışkanlıklarını devam ettirmesini kısmen de olsa sağlamaya çalışmak çocuğunuzu oldukça rahatlatacaktır.

• Bebeğe aşırı sevgi göstermek yerine ilk andan itibaren sevgiyi paylaştırmak, bebeği sevip sonra sanki seni ihmal mi ettim dercesine aniden çocuğua yönelmek çocuğun aslında sevilmediğini düşünmesine yol açabilir.

• Bebekle ilgili “çok ağlıyor” “yaramazı teki” gibi olumsuz cümlelerin sıkça tekrar edilirse çocuğunuz kandırıldığını hissedebilir.

• Bebek demek yerine adını söylemek bebeğinizin canlı bir varlık, ailenizin bir üyesi olduğunu çocuğunuzun daha fazla hissetmesine neden olacaktır.

• Aşırı kaygılı davranıp çocuğunuzu bebeğinizden uzak tutmaya çalışmayın.

• Kıskanmasın diye çocuğunuza karşı aşırı hoşgörülü davranmaya çalışmayın.

• Küçük gelen eşyalarını, artık oynamadığı oyuncakları çocuğunuzla birlikte bebeğe verilmek üzere ayırın, ancak obnları vermek veya paylaşmak istemiyorsa zorlayıcı olmaktan kaçının.

• Bebeğinizin bakımıyla ilgili konularda çocuğunuzdan yardım isteyin, bebeğin sorumluluklarını onunla paylaşmaya çalışın.

• Çocuğunuza kardeşlikle ilgili (mesajı her zaman da çok olumlu olmayabilir) öyküler anlatın, kendinizin kardeşlerinize ilişkin anılarınız varsa, onları- duygularınızı da ekleyerek- anlatabilirsiniz.

• Kardeşleri birbiriyle karşılaştırmaktan kaçının.

• Sevgide eşit olmaya çalışmak yerine her çocuğunuza ona özel sevginizi gösterin, benzer biçimde de ilgide de eşitlikten çok yaşına uygun ilgi ve özen göstermeye çalışın. Her şeyin eşit olmasına değil de adil olmasına çalışın.

• Abalaağabey olduğunu söyleyerek çocuğunuzdan gereksiz olgunluk beklemezken, küçük kardeşin de küçük olmaktan dolayı her türlü durumda ikinci sırada geldiği duygusunu yaratmamaya çalışın.

• Kardeşi olur olmaz çocuğunuzu okula göndermeyin. Okula gönderme konusunu ya bebek doğmadan önce halledin ya da bebek biraz büyüdükten sonraya bırakın.

• Ailenin bir bütün olduğu duygusunu hissettirmeye ve yaşatmaya çalışın. Aynı zamanda ailedeki her bireyin aile için farklı önemler taşıdığını gösterin.

• Büyük biri gibi davranmaya karar veren tutumları tebrik edin.

• Çocuğunuzu överken veya eleştirirken kişiliğine değil de davranışına yönelik olduğunu vurgulayın. “ne kadar yaramaz bir çocuksun” yerine “şu davranışın hiç hoş değil, beni kızdırdın” diyebilirsiniz. Kişiliğine yönelik yaptığınız eleştiri veya övgüyü sahiplenen çocuk hep bu etikete uygun davranmaya başlayabilir.


Kavga sırasında neler yapacağız?

• Kavgalarda hakem rolü oynamayın. Öncelikle bir süre kavgayı izleyin, sorunlarını çözebilceklerine dair ona/onlaragüvendiğinizi anlatın ve olay şiddet boyutuna taşınıyorsa müdahele edin.

• Dikkati sorun çıkarana yöneltip mağdur olarak düşündüğünüz kişiyi korumaya çalışmayın. Olayı her iki ağızdan( yaşları uygunsa) da dinleyip değerlendirin ve birbirlerinin duygularını- yakınmalarını karşılıklı olarak dinlemelerini sağlayın.

• Kavgayı kim başlattı sorusundan kaçınmaya gayret edin.

• Unutmayın ki, çocuklar kavga yoluyla deneyim kazanırlar. Kavga sırasında seçenekler sunabilir, kuralları açık ve net olarak ortaya koyabilirsiniz. Kavgayı engelleyemezsiniz, ancak kavga sırasındaki kural ihlallerini durdurabilirsiniz.

• Çocuklarınızı iyi geçinme konusunda yüreklendirebilirsiniz.

Çocuklarınızla ve eşinizle sağlıklı ve pozitif iletişim kurarak onlara model olabilirsiniz, onlara duygularını- kendilerini nasıl ifade edebileceklerini öğretebilirsiniz. Kardeş sevgisi konusunda vereceğiniz öğütler onların birbirlerini sevmelerini sağlamayabilir. Aralarında gelişebilecek sevgi, onlara yeteri kadar güvenip, her tüürlü duygularını yaşamalarına ve dışa vurmalarına olanak tanıdığımız ölçüde gelişecektir.

Kardeş çatışmasına engel olmanın tek yolu tek çocuk sahibi olmaktır. Ancak unutmayalım ki; kardeş sahibi olmak çocuğa küçük yaştan paylaşmayı, hırs ve kıskançlıkla yüz yüze gelmeyi ve bireyselliği öğreten en önemli olaylardan biridir. Ayrıca da kardeşlerimiz hayatta en çok sevdiğimiz kişilerden biri değil midir?

Psikiyatr Uzman Özlem Mestçioğlu