Sağlıklı bir ilişkide çift, hamilelik ve doğumla gelen stres faktörleriyle etkin bir şekilde başa çıkma yollarını kendileri bulur, çözüm yolları üretebilir ve deneye yanıla bunları en uygun hale gelecek şekilde geliştirir. Unutmayın önemli olan değişimlerle, streslerle, tehditler, kısacası sorunlarla karşılaşmak değil, onlarla nasıl başa çıkılacağını bulmaktır.

İnsanların birbirlerini tanımaları zaman içinde yaşanan olay ve durumlarla, kişilerin sorunlara yaklaşım biçimleriyle gerçekleşir. İnsanlar ve ilişkiler sorunları çözerek olgunlaşır, güçlenir. Hiç sorunsuz bir yaşam olmayacağı gibi, evlilik de olmaz. Sorunları zamanında fark edebilmek ve karşılıklı çözüm arayışına girebilmek sabır, güven, zaman ve özene bağlıdır. Her şeyin ötesinde çiftlerin yanındaki insanla birlikte yaşamlarını devam ettirme isteklerinin olması, onunla mutlu olacaklarına inanmaları ve değişimi göze alabilmeleri gerekir.

Bebeğin doğumuyla birlikte hem kadın, hem de erkek için artan ev işleri ve sorumluluklarla birlikte yoğun, yorucu ve stresli günler, uykusuz geceler başlar. Çoğu zaman evin içi kutlamaya gelenler, bebeğin nasıl bakılması ve büyütülmesi gerektiği hakkında bilgi vermeye, kendi deneyimlerini paylaşmaya hazır insanlarla dolup taşar.

Doğum sonrası günlerdeki karmaşanın içinde karı-kocanın birbirlerini görmeye, sohbet etmeye, birbirlerinin hal ve hatırlarını sormaya, önceden keyif aldıkları şeyleri yapabilmeye nadiren fırsatları olur. Kadın ve erkek bu süre zarfında “vakit bulabilirlerse” yaşamlarının, eşlerinin ve evliliklerinin doğumdan önceki hallerine özlem duyarlar. En çok da “bize neler oluyor?” sorgulamaları başlar. Bu sorgulamalar esnasında erkeklerin evlilikleri için endişelenmeye daha fazla fırsatı olur. Kadının erkeğe karşı azalan ilgisinin beklenenden uzun sürmesi halinde erkeklerin eşlerinden, çocuklarından ve ailelerinden uzaklaşmalarına oldukça sık rastlanır. Kadının annelik rolünde kaybolması, kadınlığını unutması, evliliğine gereken özeni göstermekten vazgeçmesi halinde evlilikler geri dönülemeyecek şekilde bozulabilir.

Çağımız bilgi ve iletişim çağı. İnsanlar her konuda bilgi edinmek ve bilgileri çerçevesinde hareket etmeye çalışır. Konu bebek olduğunda bu strateji eksik kalır. Bebeğe sadece bilgiyle değil; duygularınız, sezgileriniz, algılarınızla yaklaşmanız gerekir.

Doğa insanları, çocuklarının ihtiyaçlarını algılamaları, sezmeleri için duygusal ve güdüsel sistemlerle donatmıştır. Bebeğinizle aranızdaki gizli iletişim için bu duygular ve sezgiler önemlidir. Çocuğunuzla ilgili sezgileriniz geliştikçe, çift olarak uyumunuz ve yardımlaşmanız da artacaktır.


alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 310
favori
like
share