Çocuk sahip olunacak bir eşya değildir. Çocuğun annesi ya da babası olunabilir ama sahibi değil. Sahiplenme kavramı eşyalarla aramızdaki ilişkiyi tanımlar. İnsanlarla aramızdaki ilişkiyi tanımlamak için sahiplenme sözcüğü kullandığında bunun karşılığı sadece “efendi-köle” ilişkisidir. Anne ve babanın görevi koruyuculuk ve rehberlik etmek olmalıdır, fazlası değil.

İlk bakışta, “bir ebeveynin çocuğu üzerinde hâkimiyetinin ne gibi bir zararı olabilir?” şeklinde düşünmek mümkün. Bu, anne-babaya çocuğu yönlendirmede sağlıklı bir yol gibi gözükebilir. İlişki; sahiplik ilişkisiyse çocuk kendine güvenen, özsaygısı yüksek bir birey olamayacaktır. Bu demektir ki, anne-baba onun sağlıklı gelişiminin önünde ciddi bir engel oluşturabilir.

Çocuk yetişkinlere karşı dengeyi gözeten siz olun!
İnsanların olaylara ve ilişkilere yönelik tutumlarında üç temel yaklaşımdan söz edilebilir. Anne-baba tutumu, yetişkin tutumu ve çocuk tutumu…

İnsanın yetişkin olduğu halde çocuk tarafını koruyabilmesi önemlidir. Çünkü çocuk yaşama daha merakla ve araştırmacı ruhla yaklaşır. Daha saf ve yaratıcıdır. Ancak ikili ilişkilerde ve daha önemlisi bir kriz durumunda, çiftler karşılarında yetişkin davranışı görmek ister.

Mantıksal muhakeme yapabilmek, sorumluluk üstlenebilmek, çözüme yönelik uzlaşmacı, katılımcı, paylaşımcı yaklaşımlar sergilemek hayati olabilir. Ebeveyn tutumu ise korumacı, öğretici, yol gösterici tavrı ifade eder. Evliliğin fedakârlık gerektiren anlarında bu yaklaşım gerekli olsa da, abartılı tutumlar sonraki süreçlerde kişilere zarar getirir. Sürekli ebeveyn tutumu içindeki birey, yorgun düşmekte ve kızgınlık yaşamaktayken sorumluluk alması engellenen taraf dışarıda kalıyor olmaktan, gelişememekten dolayı kızgınlık yaşayabilir. Kadınlar, erkeklerin “büyümeyen çocuklar” olarak kaldıklarından yakınırken kontrol kaygıları, mükemmeliyetçi beklentileriyle erkeğin uzaklaşmasına sebep olabilir. Bu tutumlarda dengeyi yakalayabilmek sağlıklı bir evliliğin gereğidir.


alıntı

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 311
favori
like
share