Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, ağlayan bebeği susturmanın yolunun mikrop yuvası olan yalancı meme (emzik) vermek değil, ağlamaya sebep olan ihtiyacını gidermek olduğunu söyledi.

Yalancı emziğin ağız için mikrop yuvası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, "Emzik alışkanlığı gelişmişse emziğin temiz tutulması gerekir. Yere düşen emzik kaynatılmadan çocuğun ağzına verilmemelidir. Bunun için ağzı kapalı bir kapta yedek emzik bulundurulmalıdır" dedi.

Bazı annelerin yere düşen emziği kendi ağızlarına götürerek temizlediklerini sanıp emziği tekrar bebeğe verdiğine dikkat çeken Küçüködük, bu davranışın son derece yanlış olduğunu vurgularken, "Çünkü anne farkına varmadan bazı mikropları ağzında taşıyor olabilir ve bu durum vücut direnci yeterince gelişmemiş bebeğin hastalanmasına yol açabilir" uyarısında bulundu.

Bebeklere yalancı emzik verilip verilmemesinin tartışılan bir konu olduğuna değinirken, "Ancak prematüre bebeklerde emme refleksi gelişmediği için, emme refleksinin yanında yutma refleksinin de gelişmesi için yalancı memenin verilmesi yararlıdır" diyen Prof. Dr. Küçüködük, şöyle devam etti:

"Emme ihtiyacı en fazla 3-4 ay arasında daha belirgindir. İlk 3 ayda bebekler ellerini ağızlarına götürmeyi beceremezler. Bu nedenle bazı araştırmacılar, emme ihtiyacının en yüksek olduğu aylarda, mama saatlerinden sonra bebeğe yalancı meme verilmesini, ihtiyacın yalancı meme ile karşılanmasını, aksi takdirde bebeğin elini ağzına götürmesi ile ileride bırakılması çok daha zor olan parmak emme alışkanlığının kazanılabileceğini ileri sürmektedir. Bebeğe yalancı meme verilmesi düşünülüyorsa, bu işe bebek parmağını emmeyi öğrenmeden önce başlanılmalıdır. Çünkü bir kez parmak emme alışkanlığı edinilirse bu alışkanlıktan vazgeçemeyecek ve yalancı memeyi kabul etmeyecektir."

Yalancı emzik emen bebeklerin bir hatta iki yaşına kadar bunu bırakmak istemediğine de işaret eden Küçüködük, bu durumda çocuğun emziği bırakması için zorlanmaması gerektiğini vurguladı. Küçüködük, "Çocuk bu alışkanlığı bırakmakta gecikirse kesinlikle zorlanmamalıdır. Memenin kaybolduğu söylenmemeli, kendisi ile alay edilmemelidir. Çocuğun bu alışkanlığı çeşitli oyunlarla yavaş yavaş kaldırılmaya çalışılmalıdır" diye konuştu.



alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 443
favori
like
share