2000’Lİ YILLARDA


Genetiği Değiştirilmiş Yaşam...
Aslında ‘Genetiği Değiştirilmiş Yaşam’dan söz etmek gerekiyor.
Eğer ‘Zihinsel Genetik Değişimi’ yapılmazsa genetiği çarpıtılmış domatesi de yediremezler.
‘Zihinsel Genetik Değişimi’, öncelikle çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik bir beyin yıkama bombardımanıdır.
Çocuklarımıza, bildiğimiz DOĞAL SU olan maddenin ‘içecek’ olduğu unutturuldu.
Çocuklarımız, ‘içecek’ deyince ‘kola’yı, ‘boyalı gazozlar’ı biliyor.
Gençlerimize ‘kültür’ sözcüğünün anlamı ‘internette arkadaş bulma’, ‘cep telefonuyla muhabbet’ olarak aktarıldı.
‘Genetiği Değiştirilmiş Yaşam’, işte budur.
İnsanlar duyarsızlaştırıldı.
İnsanlara çıkarlarıyla varolduğu öğretildi.
En büyük değerin para olduğu beyinlere kazındı.
Değerlerin DNA’sı değiştirildi.
İnsanlara Genetiği Değiştirilmiş Yaşam’da şunlar aktarıldı:
- Çıkarının olmadığı her şeye boşver.
- Kendin olmaya değil, başkalarının görmek istediği gibi olmaya bak!
- Zaman sana uymaz, sen zamana uy!
- Her şey satılıktır, sen de. Yeter ki fiyatını bul!
- Güçlülerin yanında dur, onlar gibi yap, güçlü görün.
- Haklıya aldırma, güçlüye bak.
İşte, yeni küresel kültürün değiştirdiği yaşam ilkeleri bunlar oldu.
***
Öfkeli kocaların eşlerine ‘kocalarının yemeğine dilimlenmiş eşek dili’ karıştırması önerilirdi. Böylece, eşek dilini yiyen kocanın eşek gibi uysal olacağına inanılırdı.
Denenmiş midir, ne sonuç alınmıştır bilemem.
Ama ortada olup bitene bakınca insanlara karışık moleküller katılmış besinler yedirildiğinden kuşkulanıyorum.
Koyun beyni molekülleri katılmış yiyecekler.
Yiyenlere koyunların uysallığını vermek amaçlanmış olabilir mi?
Kuş beyni özellikleri katılmış yiyecekler.
Kolayca yemlenen, önüne konanı gagalayan insanlar yaratır mı?
Bukalemun pigmenti katılmış içecekler.
Rengârenk içecekleri içip dururken değişip duran insanlar olamaz mı?
GDO’lar. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar.
Sadece domatesler mi, sadece mısır şekeri mi?
Sadece yediklerimiz içtiklerimiz mi?
Kapalı kapılar arkasında sıkılan eller, sıvazlanan sırtlar ne oluyor?
Onlarla neleri yalayıp yuttuğumuzdan haberimiz oluyor mu?
***
DNA’sı değiştirilmiş eğitimi ne yapalım?
Darwin’in reddedilmesini nereye koyalım?
Bilimin dışlandığı bir yaşamın nereye gittiğini nasıl görmezden gelelim?
Genetiği Bozulmuş Demokrasi’yi nasıl sindirelim?
Biz gerçekten de koyun beynini yalayıp yutmuşuz.
Kuzukulağı.
Sarısabır otu.
Genetiği Bozulmuş Yaşam bize kabul ettirilmek isteniyor.
Dayatılıyor.
Her alan kuşatılıyor.
Asıl sorun budur.
Karşı çıkmak zorunda olduğumuz kuşatma budur.
Çareyi elbette biz bulacağız.
Unutmayalım. Yarın 10 Kasım.
Atamızla buluşuyoruz.
Çaremizi de hep birlikte buluyoruz...

ERDAL ATABEK

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 476
favori
like
share