Dışarı çıkaran af içeri de almaz mı?
Rümeysa Gülsüm Bozkurt
09 Kasım 2009 Pazartesi 19:49

Bir yumruk yükseliyor göğe gönlümün meydanından ve soruyor koltukların vicdanına; ‘siz hiç değişmez misiniz?’.

Kaç yürek eskitti bu koltuklar? Saymaya kalkıyor ama beceremiyor ve bırakıyor bu işi ehline. Tıpkı eli nasır yüreği kor tutmuş toprağımın kızının çeyiz sandığını tamamlarmışçasına elindeki zarfı ahşap kutuya bıraktığı gibi. Bırakıyor bırakmasına ama düşünmeden de edemiyor; bu vicdana bunca vakit dayanabilen oldu mu başka diye. O koltuklar ki ya oturanın yüreğini vicdanının askeri yaptı, ya da teslim olmayanı türlü oyunlarla üzerinden attı.

Düşünüyor, bulamıyor ve soruyor o meskenlerin şimdiki sahiplerine; ‘nedir bu işin sırrı?’ Verdiğiniz sözler mi? İmanlı yürekleriniz mi? Kasımpaşa ruhunuz mu? Sıfır problem düsturlu dış politikanız mı? Gül yüzünüz mü? Rahle-i tedrisinden geçtiğiniz medrese mi? Başörtülü eşleriniz mi? Çıkardıklarınızın yerine giydiğiniz manşetlerine isimlerinizin yazıldığı size özgü gömlekler mi? Yoksa toplumsal dönüşüm mü?

Haddim olmayarak E şıkkı hepsi diyorum. Ama bir yerlerde takılıp düşüyorum. Verilen sözler, üniversite için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuran başörtülü eşler birer taş olup ayağıma dolanıyor. Yerden kafamı şöyle bir kaldırıp bakıyorum ve elimden tutacak özgür ve artık hakkı söyleyen bir Türkiye arıyorum kahverengi gözlerimle… Beklediğim bir yardım mı, acıma mı, şefkat mi, destek mi bilmiyorum… Belki hepsi belki hiçbiri… Bi gayret kalkıyorum ayağa tek başıma. Devam ediyorum yoluma. Ama ne kadar dikkatli yürüsem de muhakkak takılıyor bir yerlere ya ayağım, ya örtüm… Bazen de nereden atıldığını bilmediğim taşlar yüzünden ruhum morarıyor. Bazısının acısı not dökümünü elime aldığımda, bazısınınki de ses dalgaları kulak zarıma ilk çarptığı anda çıkıyor.

En son gözlerime değen iki haber gazeteyi tuttuğum ellerimi acıttı. Kanser hastası Güler Zere ve beraberinde 3 kişi Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından affedilmiş ve tahliye olmuştu. Öte yandan artık kaçıncısının yapıldığını bilmediğim bir özgürlük eylemi ile başörtüsü yasağı mağdurları hatırlanmış, hatırlatılmıştı.

Cumhurbaşkanlığı makamının imzaladığı ‘af’ Güler Zere’nin hapishaneden çıkması için gerekli ve yeterince geç kalınmış bir ‘af’tı. Peki Güler Zere’yi dışarı çıkaran ‘af’ başörtülü öğrencilerin üniversite kapılarından içeri girmeleri için ’yeterince’den fazla geç kalmadı mı?

Sorularımı koltukların vicdanına değil oturanların yüreklerine soruyorum…

…ve yumruğum havada bekliyorum…

haber5 ten alıntı...

YORUMSUZ...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 498
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 10.11.2009 10:51
GÜLER ZERE KİMDİR ?

Malatya 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanarak hakkında müebbet hapis cezası verilen Zere'nin 1993 yılında Tunceli'nin Çemişkezek ilçesinde 2 vatandaşın öldürülmesi, 1 emniyet bekçisinin şehit edilmesi, Hozat ilçesinde askeri konvoya ve jandarma karakoluna silahlı saldırı düzenlenmesi olayında aktif görev aldığı belirlendi.

Terör örgütü üyesi olmak ve eylemlere katıldığı gerekçesiyle yargılanan Zere'nin, 1994 yılında da Tunceli'nin Pertek ilçesinde 3 askerin şehit edilmesi, 7 vatandaşın öldürülmesi, Ulukaya köyünün yakılması ile 2 silahlı çatışma olaylarında bulunduğu da tespit edildi.

Zere'nin yakalandığı yıl 1vatandaşın öldürülmesi, 5 kişinin kaçırılması, Hozat İlçe Jandarma Komutanlığı'na saldırı düzenlenmesi olaylarına da katıldığı belirlendi. Cezasının infazının ertelenmesi konusunda hakkında çeşitli kampanyalar düzenlenen Zere, 1995 yılında Tunceli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyon sonucu yakalandı.