Kısmetsize Bir Bahane Geç Kalmak - Münevver Saral - Yaşam Hikayeleri

Hep geç kalırdı adam. İşe, eve, yemeğe, çaya, otobüse, motora, uçağa hatta sarı taksilere bile. Ne zaman bir taksiye el kaldırsa; arka koltuğa sultanlar gibi kurulmuş yolcusuyla nazlı nazlı geçerdi önünden taksi. Yolcusuz taksiler dahi; şoförü arkayı işaret ederek vınn diye geçer giderdi, o şaşkın şaşkın bakarken. Ne demekti,şimdi bu ? Bir türlü anlam veremezdi taksicinin bu hareketine.

"Acil işim var"
"Müşteriye gidiyorum"
"Bir sonraki taksi sizi alacaktır"
"İki sonraki..."
"Üç sonraki..."
" Offff, ne bileyim ben. Anlamam ki taksicilerin dilinden" derdi . Derdi de , "kısmette taksiye binememek var " deyip devam ederdi kendisiyle konuşmasına. Ve her seferinde kendisiyle konuşa konuşa, otobüs durağına doğru yol alırdı yavaş yavaş. O kadar kısmetsizdi ki adam; az önce vızır vızır geçen otobüsler, o durağa gelince bekle bekle gelmezdi.

5 dakika
10 dakika
11, 12, 13...

Sonunda gelirdi; o, bekle bekle gelmeyen otobüs. Koltuklar mı ? "Nerede kaldın, özledik(!) " diye avaz avaz bağırırlardı o otobüse binince, sağır edercesine. "Kısmette koltuğa oturamamak var" derdi. Derdi de orta kapıya doğru yol alırdı yavaş yavaş.


Eve gelirdi. Yemek masası toplandı, toplanacak. "Ne yapalım, kaynanan sevmiyor seni" der, arta kalanları önüne sürerlerdi. Yemekten sonra çay isterdi, yanında da o günkü misafirlerin hatırına yapılanlardan. Kekin yanık kısmı, muhallebinin dibi, böreğin yumurta sarısı sürülmemiş dilimleri, patates salatasının soğanları ona ayrılmıştır büyük bir özenle zaten. Yine özenle ona yarılmış; misafirlerden arta kalan, yarım bardak çay eşliğinde "kısmette sevilmeyen damat olmak varmış" der, derdi de başlardı yemeğe yavaş yavaş.


Yolculuğa çıkacak olsa, "daha dur, uçağın kalkmasına çok var, hazırlarım valizimi, elbet bir ara" derdi. Hazırlanırdı da yavaş yavaş. Her zaman tehir edilen uçuş, o uçacağı için mi bilinmez; tam saatinde gerçekleşirdi. Havaalanının kapısından girer girmez, bir anons karşılardı onu. "Sayın.... , bu sizin için yaptığımız son çağrıdır" diye. Valizi elinde, kalırdı sap gibi bankonun önünde, bir an. Biletini alır, bagajını teslim ederdi nihayetinde. "Yolcular gelmeden, uçak kalkmaz ki" der, derdi de son güvenlikten geçerdi yavaş yavaş. Uçağın kapısında; hostes, "olmaz ki, bu kadar da geç kalınmaz ki..." der, güler yüzle (!) karşılardı onu. "Siz geç kalktığınızda ben size karışıyor muyum" der, derdi de gülümserdi hostese (!) ve koltuğuna doğru yol alırdı yavaş yavaş.


Hep geç kalırdı. Çalan kapıya, telefona, uyumaya, uyanmaya, gelmelere, gitmelere, ...yaşamaya!
Bunca geç kalmaya ne denir doğrusu deseniz; "eh hadi hayırlısı" der, derdi de kısmetsizliğini bir türlü aklına getiremezdi adam, nedense.

Münevver Saral

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 294
favori
like
share
HaNıM aGa Tarih: 13.11.2009 15:26
Teşekkürler Sağolasın...Emeğine SAĞLIK....