………..…../ selâm aşka. aşka vedâ.
su yanacak toprak havaya karışacak.



-A-

âh!
elif... elif... elif'im!
ateş aldım isminden
toprağım kırmızı'ya u/yandı
harâretim aşk ilinden
toprağım kırmızı'ya bo/yandı
soğuktu hava
serin gözyaşlarım yüreğine da/yandı

bir seldi
dudaklarımı ummâna hasret bırakan
sen bir dağbaşında
el değmemiş gül goncası
bense gözlerine vurgun
sana ulaşmak için dağları aşan
bir garibim işte bir deli âşık
sen umarsız/lık göğünde bembeyaz bulutsun
hadi, ıslat beni aşkınla
silkele üstümden şu aşksızlık kirini
şu tozu toprağı ellerinle temizle

sen; gönül sarayıma sultan
sen; he'ye(canım/a) heye/can katan


-H-

-âh mine'l aşk
işte inleyişim;
ve mine'l garaib-
gariplikten. sana çok âşığım
işte bundandır
gözyaşlarımı tutamayışım

o siyah gözlerin sâhibi sendin
derdime dermânım derdim
bir şimşek gibi çarptın ufuklarıma
çehrene esir düştüğü an gözlerim
pervâsız; yığıldım karanlıklara

âh! sen yürü ateşe ahsenin oradadır
âh benimdir âh senin, âh bizimdir. ahsenim
halvet sokaklarına adım düştü. derdim sen
-söyleyemedim-


-M-

senin hat'tındı tezhibe can veren -ruh-
şimdi hangi harf ellerinde hangi desen
hangi minyatür ellerin/de sen
mim ve kaf, hatt-ı imâd; muhakkak
çâre-yi ebrû eder. meşknâmede yine sen

kalemin muhtevâsı dergâhında selam mı
şemsine hayran rûmî âhında inlesin / yokluğunda
gayrı ney'e üflesin
bir yalana bir hırka hakîkata can versin
…………./ vuslat arzusuyla
elemine azap düşmüş gördün mü Mevlânâ'yı
………..…......./ huzûra üftâde kıldı Mevlâ nây-ı

icâzım huruf-u mukattâ
bir muammâ mezara kadar yoldaştır bana
bir âyet sirâyet edince sûre'tten sîrete
arşın nefesine değince kuruyan kabza
esrârında kaybolsun / irâde-i cüz'iyye
eûzu billah.


-İ-

seni ilk gördüğüm andı. yaş/anmış adını
şehrâzat. titriyorum karşında. âzad et beni
esre idi. yıkılacak kent. şehr-i yâr dedim
cezbede idim. gül/yüzünü göremedim /
Bâbil kuyusunda eremedim sabâhına
sevdâ kumaşı keder gam acı atlasında

Ağrı'm/da efsâ/nendir gölgen haber getirir
ben göre-Mem dâveti kalbindeki hikmeti
ceylan mağarada misâfir. su'dan yaraya i-Zin
sen sert toprağın çocuğu
bu ko(r) kuyla yoğruldum
misk ve anber

yargılanan Arzu mu Kamber niçin yerilir
Hızır gelir. batar gemi. ölü balık dirilir

ölü yıkayan kadın mı. cariye'nin saçında
muskası/nda mercan duâsı iştiyâkına.
Azrâ mı gül-i rânâ hissinin kıvâm-ına
Hümâ uyansın uykusundan
yansın mektuplara

Hürmüz, bir yazı yazılmış adına. Gül bağında
zâlim şah. taşbayır döşek. Isfahan yolunda
Hüsnâ değil/mi
bereket yok isminde vebal yüklü kelime
bu ihtiyar memleket kaç hikâyeye mestâne
ziyâde olsun.


-N-

nun. kaleme ve yazdıklarına andolsun. ki
kamer menzilinde süreyyâ idin
hayâl deminde bir perî gördüm
şakağıma kurşun düştü şandır dedim
bir deprem ülkesinde şânım perî
perî şânım. san/sın nas. perîşânım!

nun. kaleme ve yazdıklarına andolsun. ki
kamer menzilinde mücellâ idin
zühre seni anar sadece seni kıskanırdı
semâda sendin manzur sırf sanaydı nazar
döküldü sedef sendin inci. dilenci ben.
bendim zemin. sendin benden dökülen.

saltanat burcunda ah/ter'im
âhûdur efkârıma vesile. bahânemsin/ dilberim
hânem ecram oldu esbabı sen.
-söyleyemedim-


-E-

ilk kimdi mülke hâkim
bu ihtişam nereden bu çalım kimin
hisse mi karınca rütbesinde sürüsünün
Âsaf getirsin tahtı
Sebe'ye sâhiptir Melike Melik Melike'ye

âna zam durdu
zaman'ın namaz'ında durduruldu. an
vakt-ikindi. kıyamdadır Süleyman

ahsenü'l kasas
kement yok hevâsına nefse mağlup Züleyhâ
tende haram hevesler Yûsuf'tan murâd ister
avluda, başı yerde, kanat çırpar Züleyhâ
Yûsuf, yüzünde hayâ leke sürme masala!
gönülde esir dert sînede sığmayan sır
gayrı kır/ılsın güvercinlerin kanatları

bıçak sırtı imtihan
adı kandır kan/adı sıcacıktı aktı kan
Züleyhâ
sırrı yut tutkun yasak şehvete vurgun dilin
Yûsuf
hazır tut meftûn bırak izzete vurgun dilin

Züleyhâ -çek yüzünü- ateş almış yüreğin
Züleyhâ -çek yüzünü-
………......./ göz'ün kanlı yaralıdır yüreğin

unut sırrı Mısır'da âşık mısın Züleyhâ!


-L-

hecelerin sırtından lâ'l düşmüş dudağına
gül seyrinde bahçede boyun bükmüş. bülbül'ün
bîçâre. kurum karası kaşların nezdinde
kadeh kadeh şarap mıydı içtiğim
şerbet sanıp. düşkündüm zehrine mey/hânede
öyle harâbe öyle neşe içinde
müptelâ makâmında. demhânelerde
letâfet.

hançer-i gamzendendir nehirlerin zehirli
takvimlerin rengi yok sihirlidir mâtemi
mahkumlara sorsan siy-âhın gizemini
havâî'dir. her şey mübah. şehirlidir bedevî

bir deliydi Ferhat sütûnlar delindi
…….....…./ deliyken Ferhat ne Şîrîn'di
bağrı yanmış yiğit misin. kays çölünde
niçin içine akıyor yaşların. Leyl-ü nehar
naz'a dâir zan'nî felâketlere gebesin
büyülenmişsin. âvâresin.


-A-

kurudu sarm/aşık
yakıldı keten yaprağı şiir ve mektup
dumanı kime hangi kuytuda
................./ hangi uykuya nasıl sinecek
bir garibim yüzümde yas elimde asâ
arzı çatlatan hicran. sus/ar'ım.
ağrım sus(kunluğum) kıyâmet sabâhına
nakış nakış esâret.
yedi dağın tepesinde ayn lâle ve dere


-Ş-

yorgun sûretimde bitmeyen farazî hayâl
zehirli sarmaşıklar
muktedir fırtınaların son yedeği
göç eden kuşlar
koskoca bir hayâli götürdüler. uykusuz
yargıç'lar kalem kırdı soğuk bulvar âhında!

her hayra âbâd'ım var ama kınama
gayrı sınama kahrımı
şem yandı gecelerce hiç durdu mu pervâne
ki rakîb/imdi mağlub'um ağyar'a.
........................................../ ki gâlibim aslında
ki “biz tekkeye hiç eğri odun getirmedik”
rahlemizde Hüsn-ü Aşk

kirpiklerinde kıyâmet âcizdir mendil
“biz aşk ehliyiz akıl ehli değil”


-K-

kırıntılarımla beslenir zamâne âşıkları
metânet kaybetti celbini
............................/ kırıldı derviş kaşıkları
karanlığı ilhâmın sondur bu mukâbele
son celsede son karar el/vedâ'ya galebe

yerlerin ve göklerin
ikisi arasında kalanların ardına
bir ağıt bır/akalım (ölümsüz) zam/âna

elif'im
seni muttasıl sancılarla sonsuzluğa çekerim
emânetim
sevgilim
sen-sin ben-im



..//.

Âh benimdir âh senin, âh bizimdir. ahsenim
Halvet sokaklarına adım düştü. derdim sen
-söyleyemedim-

Müptelâ makâmında acı âşığa yârdı
İhtimâl durağında; sustur bakışlarını
Neylesin âşıkın âh! sensizliğin nârıyla
Eylül'ün siyâhıydı. kandı. gözyaşı vardı
Lisânım çıkmazlarda! ânı imtihan sardı!

Âşıkınım belâlım. hüznüm belâ-yı aşktan
Şem yandı gecelerce hiç durdu mu pervâne
Kağıt bitti kelâmım; yalnız benim divâne.

Semih Yücel Yücetürk

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 372
favori
like
share