Kameralardan ürkmeyen ve karşısında bal gibi “Domuz Gribi Aşısı” olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ; “ Başbakanımızda aşı olacak” dedikten bir saat sonra, Başbakan’dan açıklama geldi; “Aşı olmayı düşünmüyorum” yanıtıyla, yeni bir gündem daha yarattı!.. Yeni gündeminiz hayırlı ve uğurlu olsun!.. Ne de olsa şu günlerde oldukça ihtiyacımız vardı!…
Hem “Domuz Gribi Aşısı” mubah mıdır?
Sol koldan mı, yoksa sağ koldan mı, yapılması daha uygundur?
İçindeki civanın zararı nedir?
Alın size her yönüyle bir sürü sorular…
Okullar ve toplu araçlar mikroplardan arındı.
Artık korkmayın, aklandık, paklandık!...
“Domuz Gribi Mikrobu”ndan arındık!..
Bu arada, ölenlerin sayısı 15’e yükseldi…

Cem Karaca, “Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım!.. Yeter ki, ıslak, ıslak bakma öyle…” diye devam şarkıdaki gibi yağmurlar ıslatıyor kâğıtların üstünü…
Her yer karanlık,
Kimse yok mu?
Fenerim nerde?
Alın size gündemi değiştirebilecek ıslak imzaları, açılımları, Fener ve Ergenekon davalarını bile unutturacak bir konu daha!..
“ G D O “ Buda neymiş demeyin!.. “ Gayri Dayanamam Osman’ım” hiç değil.. Domatesi erik, patlıcanı kabak niyetine yediğiniz değişikliklerden yani, “ Genetiği Değiştirilmiş Organizma”lardan bahsediyoruz.
Gelecekte artık, “Bana hiçbir şey olmaz” “ Ben eski toprağım, domuz gribi, genetik değişikliği bana vız gelir” demeyin. Merak etmeyin, bu laflar zaten tarihin derin sayfalarında, tozlu arşivlerde yerini kısa zamanda çoktan alacak.
26 Ekim tarihinde insanlığın sağlığını tehdit edecek “GDO Yönetmeliği” ülkemizde yürürlüğe resmen girdi.
Doğayla oynadık, Derelerimizi ıslah yerine, üstlerini doldurup, yerleşim alanı açtık. Sera gazlarını gökyüzüne salıp, ozan tabakasını deldik. Arsa uğruna, dünyanın ciğerleri güzelim ormanları yaktık. Ya şimdi?
Birçok can vererek, sel felaketleriyle boğuşup duruyoruz.
Ürünlerin genetiği ile oynuyoruz. Sonuç; sağlıksız bir nesil…
Kimler sevinecek?
Tabii ki ilaç sektörleri…
Daha bunlar ne ki? Allah uzun ömür verirse, hep birlikte neler göreceğiz neler!...
GDO ürünlerinin üzerinde uyarı yazıları olacakmış!..
Ne de olsa, okur-yazar toplumuyuz. Gözlüklerimizi taktık mı, küçücük yazıları bir okuruz, bir okuruz ki sormayın gitsin!... Cırtlat kartları koy sepete… Bize, hiçbir şey olmaz. Ne ADIS, ne radyasyonlu çay, nede kuş gribi ve tavuk eti… Hem bizlerin, rahatça yememiz için, nice bakan ve başbakanlar çay içip, tavuk etini fedakârca yemediler mi?
Adamlar cin gibi. Para uğruna neler yapacaklarını şaşırdılar. Canlıların genetiği ile oynamaktan zevk alıyorlar…
Evrim geçiriyoruz. Dünya değişiyor. Fareden civciv, kargadan buzağı, yakında da, “Genetiği Değiştirilmiş İnsan” modeli çıkartırlarsa hiç şaşırmayın!... Düşünsenize, makine gibi kitap okuyan, bilime önem veren, karşısındakine saygılı, iyimser, mutlu, refah, dünya malında gözü olmayan, dürüst, hak yemeyen, yardımsever, kurallara uyan, iyi bir tüketici ve üretici olan bir insan modeli.
Bize de, ne gider değil mi?
Ya aksi durum?
Kulaklar omuzlara gelmiş, gözler eşek gibi iri ve güzel!.. Omuzlarımızda kanatlar, bir bakmışsınız gökyüzünde uçuyoruz. Hatta ayaklar, çıta gibi hızlı, sizi ne polis yakalar, ne de jandarma!... Koş koşabildiğin kadar…
İşte size,hayvanlaşan insan!...
Aman kendinize dikkat edin… Gerçi aramızda daha genetiği bozulmamış hayvanlar var ama nemelazım, sizler yine de genetiğinize çok dikkat edin!...

Sağlıcakla kalın…



Ertuğrul Erdoğan
04 Kasım 2009/Bursa

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 449
favori
like
share