Karadeniz Düğünleri nasil olur - Karadeniz Düğünleri hakkinda bilgiler


Türk dünyasının pek çok yöresinde görüldüğü gibi, Doğu Karadeniz Bölgesi
düğünlerinde de, damat ve gelinin, düğünden bir müddet sonra kız evini ziyaret etmeleri çok
yaygın bir gelenektir. Gelin, bu ziyareti yapıncaya kadar kendisini baba evinin bir kızı gibi
görmektedir. Kız, enişte ile birlikte baba evinde bir misafir gibi ağırlanıp yolcu edildikten
sonra, artık bir anlamda evinin baba evi değil kocasının evi olduğunu da öğrenmiş olacaktır.
Bölgede “yedi”, “yedileme”, “el öpme” ve “ayak dönmesi” gibi isimler verilen bu
gelenek içerisinde, eniştenin temsili olarak ayağından tavana asılması hadisesi de oldukça ilgi
çekicidir. Yörede sadece bu gelenek ile ilgili söylenen türküler mevcuttur.
Bildiride; Doğu Karadeniz Bölgesinde halen yaşamaya devam eden bu gelenek ve
gelenek dairesinde söylenen türküler sırasıyla değerlendirilecek; daha sonra da söz konusu
gelenek, Türkiye ve Türk dünyasındaki benzerleriyle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya
gayret edilecektir.
II. Karadeniz Bölgesindeki Uygulamalar
Ahmet Caferoğlu Caferoğlu, Trabzon’un Sürmene ilçesinden yaptığı derlemelerde
“Enişdeyi Asma Manisi”ni kaydetmiş, fakat gelenek hakkında bilgi vermemiştir:
“Enişdeyi asdiler
Kuru gülgen dalinden
Kaynanasi pilmiyor
Enişdenin halinden
Bu pizim enişdenin
Kaynanasi yok midur
Kaynanasi yoğusa
Kaynatasi yok midur
Kaynatasi yoğusa

“Rit”ler, insanların bazı simgesel anlamlar yüklemek hususunda anlaştıkları
geleneksel uygulamalardır. Düğünler, “kategorik olarak geçiş ritleri içinde”
değerlendirilmektedir (Emiroğlu 2003: 244). Nermin Erdentuğ, “Türkiye’nin Karadeniz
Bölgesi Evlenme Görenekleri ve Törenlerinin Etnolojik İncelenmesi” adlı makalesinde, Hint-
Avrupa ve Sami kültürlerinde olduğu gibi Türkiye köylerindeki düğün törenlerinin de çok
zengin olduğunu ifade etmiştir. Karadeniz’deki düğün öncesindeki törenler ve düğünlerde
verilen ziyafetlerin çiftlerin birleşmelerinin ilânı amaçlı olduğunu belirtmiştir. Dünyadaki
diğer kültürlerde yemek verilme geleneği sadece düğün esnasında olmaktadır. Erdentuğ aynı
makalede düğünlerde uygulana gelen birçok âdetin “eşlere refah, bolluk, saadet sağlamak”
amaçlı olduğunu da belirtmektedir (Erdentuğ 1974: 377). Yine aynı makalede sadece damada,
sadece geline veya eşlerin her ikisine birden uygulanan dövme, asma, yumruklama, ağlatama
gibi eylemlerin çifti “kötü ruhlardan korumak” yani zürriyetine engel olmamak için olduğu
ifade edilmiştir (Erdentuğ 1974: 380). Erdentuğ bu gibi uygulamaların yanı sıra düğünlerde
bağırma, silâh atma ritüellerinin de bu kapsamda olduğunu söylemiş ve bu uygulamaların
“sembolik savaş unsurları” taşıdığını belirtmiştir (Erdentuğ 1974: 382).
Abdülkadir İnan, “bütün Türk düğünlerinde kız ve güvey tarafları arasında,
symbolique olarak ‘savaş’ ve sonra da ‘barış’ yapıldığını[n] müşahede ve tespit edil[diğini]”
kaydetmektedir (İnan 1974: 346). Savaş ve barış sembollerinin “kaos”tan “kozmos”a geçişi
temsil ettiği de söylenebilir: Her iki eş de evlenmeden önceki hayatlarını geride bırakıp yeni
bir hayata başlamanın telâşı ve karmaşası içerisindedir. Burada karmaşa “kaos”u, yeni hayat
yani evlilik ise “kozmos”u işaret etmektedir. Savaşlardan sonra barışın yani huzurun olması,
düğün öncesinde uygulanan “sembolik savaş unsurları”ndan sonra iyi, mutlu ve bereketli
hayatın başlaması isteğiyle benzetilerek düğünlerde uygulana gelen bir âdete dönüşmüştür.
Türk dünyasında kız ve güvey tarafları arasında ‘düğün’lerin önce ‘savaş’la başlaması
ve daha sonra ise ‘barış’la sonuçlanması dikkat çekicidir. Kazaklara ait “kiyev örlükten
ötmes” [=Güvey, tavandaki kiriş hizasından öteye geçemez] atalar sözünde geçen “örlük”
(kiriş) ifadesi dikkat çekicidir. Çünkü kız evinde damatlar genellikle tavandaki ‘kiriş’e
asılmaktadır. Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesinde, eniştenin tavana ‘sembolik’ bir tarzda
asılması geleneğinin, türkü/manileri de söylenerek ‘şaka’ maksatlı olarak olsa da devam
ettirilmesinin oldukça önemli olduğu söylenebilir. Çünkü, bu âdet Kazak ve Başkurtlar gibi
“ata yurt”ta yaşamaya devam eden Türkler arasında yaşamaya devam ettiği gibi, yer yer “ana
yurt”ta yaşayan Türkler arasında da yaşatılmaya devam etmektedir. Bu durum da Türk
kültürünün “bütüncül”lüğünü ifade bakımından önemli olsa gerektir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5419
favori
like
share
Asi Çaykaralı61 Tarih: 12.11.2009 13:38
paylaşim için tesekkürler