Harika Canlılar - Akdeniz Fokları

Yaşam Alanı



Üzerinde yapılaşma olmayan, insanların kolay ulaşamadığı ya da insan etkinliklerinden uzak kalmış, tercihen üreme ve/veya barınma işlevleri gören kıyı mağara ve kovuklarına sahip; sessiz ve tenha kayalık sahilleri yaşama alanı olarak seçen Akdeniz fokları, bu alanların bozulmasından doğrudan etkilenmektedir.
Öte yandan bu tanımdan yola çıkarak Akdeniz foklarının farklı yapıda sahilleri (örneğin kumsal kıyılar ve kıyı yerleşim bölgeleri) kullanmadığı sonucuna varılamaz. Akdeniz fokunun özellikle beslenmek için ıssız kayalık sahillerin dışına çıkarak dolaşım alanını genişlettiğini, kumluk, çakıllık kıyılar ve nehir ağızlarına da uğradığı bilinmektedir. Ancak, Akdeniz fokunun birincil yaşam alanı ıssız ve yapılaşmamış kayalık kıyılardır. Büyük bir deniz memelisi olduğundan dar yaşam alanları içinde barınamaz. Tür ancak, makul büyüklükte ve uygun kıyı alanlarının olması durumunda varlığını sürdürebilir ve güvenle yavrulayabilir.Bazende yavrularını ölu dogururlar.

Dış Görünümü



İri bir deniz memelisi olan Akdeniz fokunun boyu 2-3 metre, ağırlığı 200-300 kilogram arasında değişmektedir. Erginlerin vücudunu 0.5 cm'yi geçmeyen kısa ve sert kıllar kaplar. Su üstünde görüldüğünde en belirgin özellikleri iri kafaları, uzun bıyıkları ve kömür gibi siyah gözleridir. Ergin dişi ile erkekler arasında belirgin bir boy ve kilo farkı yoktur ancak karakteristik renk ayrımları mevcuttur. Karada yatarken vücudun iriliği ve tombul görünümü göze çarpar. Vücudun her iki yanında ön yüzgeçleri (ön üyeler) ve arkada ise iki parça halinde arka yüzgeçleri (arka üyeler) yer alır.
Erkek: Siyaha yakın koyu kahverenginde olup karın bölgesinde belirgin bir beyaz leke vardır.
Dişi: Açık kahverengi veya gri tonlarda olup karın altları da boyundan kuyruğa kadar sırta göre daha açık hatta beyaza yakın renktedir. Ayrıca üstte bel bölgesinde çiftleşme sırasında erkeklerin neden olduğu tırnak izleri bulunur.
Yavru: Doğduğunda boyu yaklaşık 80-90 cm, ağırlığı yaklaşık 20 kilogramdır. Karın bölgesinde istisnasız görülen bariz bir beyaz leke haricinde tüm vücudu havlu gibi 1-1.5 cm uzunluğunda parlak siyah kıllarla kaplıdır. Yavru, anne ve babanın da sahip olduğu bıyıklarla doğar. Yaklaşık iki aylıkken kürkünü değiştirmeye başlar ve bir-iki ay içinde uzun siyah kılların yerini kısa ve parlak gri olanlar alır.'


Davranışı



Akdeniz foku, ürkek ve diğer yüzgeçayaklı türlerine göre daha az sosyal bir canlıdır.Ülkemiz kıyılarında da yaşayan doğu Akdeniz bireyleri genelde tek tek dolaşırlar ve nadiren birlikte görülürler. Araştırmacıların Türkiye'de zaman zaman 2 ile 4 arasında foku birlikte gözlediği hatta bu sayının çok ender olmakla birlikte 7-8'e kadar çıktığı da bilinmektedir. Birçok özelliği gibi davranışları hakkında da tam bilgi mevcut değildir. Akdeniz foklarının bazı dönemlerde bir araya geldiği ve sonra tekrar dağıldıkları konusunda varsayımlar mevcuttur. Ergin erkek bireyler genelde bir bölge belirler ve yaşantısını burada sürdürürler.
Dişiler erkeğe göre daha gezgin olmakla birlikte, yavrulama döneminde üreme mağarası ve civarını terk etmezler. Genç fok bireyleri ise yetişme dönemlerinde uzak bölgelere gidebilirler. Dişi Akdeniz foklarının çiftleşmek için uzun uzaklıkları katederek erkek fokların yanına geldiği ve daha sonra erkeğin bölgesinden ayrıldığı tahmin edilmektedir. Dişi Akdeniz foku 10-11 aylık hamilelik döneminden sonra, her sene ya da 2 senede, bir yavru doğurur. Bu nedenle, Akdeniz foku üreme hızı düşük, yavru sayısı az bir canlıdır. Doğum, insanların uğramadığı (veya ulaşamadığı) ve içinde hava olan bir kıyı mağarasının en ucunda, dalgaların kolay ulaşamayacağı bir çakıl plaj veya kayalık platform üzerinde olur. Anne, yavruyu yaklaşık 4 ay boyunca kendi sütü ile mağara içinde karada emzirir. Akdeniz foku, yavrusunu doğurmak ve büyütmek için mutlaka karaya (ve özellikle kıyı mağaralarına) muhtaçtır.


Dağılımı ve sayısı



Akdeniz fokları 20. yüzyılın başına kadar tüm Akdeniz kıyıları ile doğu Büyük Okyanus kıyılarında Portekiz'den Batı Afrika sahillerindeki Senegal'e kadar 1000'lerle ifade edilen bir nüfusa sahip olarak serbestçe yaşamlarını sürdürüyordu. Ancak aşırı avlanma, yaşam alanları kaybı ve deniz ekosisteminin bozulması nedeniyle türün dünya dağılımı daraldı ve nüfusu hızla azaldı. Akdeniz foku bugün dünyada sadece Türkiye, Yunanistan, Fas, Moritanya ve Madeira Adaları'nda yaşamakta olup toplam nüfusu 450 ile 550 arasında tahmin edilmektedir. Moritanya sahillerindeki Akdeniz fokları gerçek bir fok kolonisi özelliği göstererek birlikte yaşamakta popülasyonu ise insan baskısı nedeniyle birlikte bulunmak yerine çoğu zaman tek tek dolaşma ve yaşama şeklini seçmeye zorlanmışlardır.
Akdeniz foku dünyada birbirinden kopuk 2 ana bölgede yaşamaktadır:
1. Büyük Okyanus (Moritanya kıyıları, Madeira Adaları ve Fas)
2. Akdeniz (Yunanistan, Türkiye ve Batı Akdeniz)

Türün en büyük popülasyonu Ege Denizi'ndedir. Dolayısı ile Akdeniz fokunun Akdeniz'de soyunu sürdürebilmesi ve ekosistemde varlığını koruyabilmesi esas olarak 2 ülkenin elindedir: Türkiye ve Yunanistan.
Bir dünya mirası olan Akdeniz fokunun korunmasında Türkiye önemli bir ülke konumundadır. Türkiye'de yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda bireysel tanımlama yolu ile 31-44 arasında Akdeniz foku bireyi tanımlanmış olup, kıyılarımızda 100'den az fok yaşadığı tahmin edilmektedir ki dünyadaki fok popülasyonunun 450-550 olduğu gözönünde bulundurulduğunda bu sayı önemli bir yer tutmaktadır.
Akdeniz foku dağılımı kıyı boyunca süreklilik yerine belirli bölgelerde yoğunlaşma özelliği göstermektedir.


Türkiye kıyılarında foklar,



1. Marmara Denizi'nde; Marmara Adaları ve Mola Adaları ile Biga Yarımadası kuzey sahillerinde
2. Ege'de; Gelibolu Yarımadası'nın Ege kıyıları ile Behramkale arasında ve Yeni Foça ile Datça arasında
3. Akdeniz'de; Datça ile Kemer arasında, Alanya ile Taşucu arasında ve Hatay Samandağ ile Suriye sınırı arasında kalan sahillerde var olma mücadelesi vermektedir.

Türün korunma derecesine bağlı olarak kıyılarımızda Akdeniz foku ölümleri olduğu gibi, yavrulama ve çoğalma da gözlenmektedir. Sayılarının azalma nedeni ise avcıların onları zamansız avlamasıdır.


AKDENİZ FOKUNUN BAZI ÖZELLİKLERİ



*Akdeniz fokunun yavrusu insana en kolay alışan tür. Çünkü Akdeniz en eski yerleşim yeri Belki de insanın ilk gördüğü fok.

*Neşeli bir hayvan degildir.Yalnızlığına düşkün, gizemlidir.Ozgürlüğüna ise çok bağlı.Yunusu köpeğe foku kediye benzetebiliriz, mesafelidir.Dişi foklar daha ürkektir.

*Erkekleri bir bölgeye yerleşip dominant (baskın ve güçlü) hale geçene kadar, serseri hayat sürer. Dominant olunca belli bir yaşam alanı belirler. Bu bölgeye başka erkek giremez.Ta ki ölene ya da bir başka erkek kovana dek. Yalıkavak'ta Suşa adındaki fokun yerinde önceden başka bir erkek vardı .

*Dişiler geniş alanda beslenir. Bir dalar kilometrelerce öteden çıkar. Erkek ve yavru foklar ise bazen saatlerce bazen günlerce aynı noktadan aynı yere dalıp çıkarak avlanabilir. Yavruların cahilliğinden,erkeklerin kendine güveninden kaynaklanır.

*Mersin civarında yavrular iki aylıkken mağaradan çıkarken, Izmir körfezindekiler dört ay boyunca burnunu uzatmayabilir.

*Üreme zamanlarını kontrol edebiliyorlar.İzmir Körfezinda doğum Eylül sonları oysa Mersin'de Ağustos ortası. Çünkü İzmir körfezi insanların yoğun olduğu bir bölge ve Eylşül'de okullar kapanıp , yazlıkçılar dönünce foklarda rahat rahat doğurur.


AKDENİZ FOKU NEDEN KORUNMALIDIR



Üzerinde yaşadığımız gezegende korunması gereken türlerden biride Akdeniz Foku’dur.

Akdeniz Foku (monachus-monachus)dünyanın en nadir 12 memelisinden biri olup ,hala kıyılarımızda gözlenebilen ve muhtemelen Türkiye’nin de en nadir memelisi durumundadır.Tüm dünyada toplam 400’ü geçmeyen bu canlının,Türkiye kıyılarındaki toplam popilasyonu ,kesin sayılar verilmemekle birlikte 100’den azdır.Akdeniz Foku 20.yüzyılın başı ve ortalarında İspanya,Fransa,Lübnan,İsrail ve Mısır gibi turizmde ileri ,Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde tamamen yok olmuştur.Yaşayan Akdeniz Fokları ise,iki ana fakat birbirinden uzak gruplara ayrılmıştır.
Bunlardan birisi Batı Afrika kolonisi(Moritanya ve Batı Sahra kıyıları)diğeri ise ,Ege denizinde Yunan adaları ve Türkiye kıyılarıdır.Böylesine nadir bir canlıyı korumak gezegenimiz Dünyayı korumak insanı korumak demektir.
Çünkü Akdeniz Fok’unun yaşam ortamı bulamaması yok olması halinde ,yine bir memeli olan insanın da giderek yok olması acı bir gerçektir.
Gezegenimizi bu şekilde bilinçsizce harcamaya devam edersek ,tüm canlıların yok olması için az bir süre kaldığı da herkes tarafından bilinmektedir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 471
favori
like
share