Parkinson hastalığı nedir - parkinson hastalığına yol açan sebepler - parkinson hastalığının belirtileri - parkinson tedavisiParkinson hastalığı, beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi (dejenerasyon) sonucu ortaya çıkan bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılıyor. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderiyor. Beyinde yeterli dopamin yapılmazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkıyor. Parkinson hastalığı ölümcül olmayan, yaşam beklentisini kısaltmayan ve felce yol açmayan bir hastalıktır.

Parkinson hastalığına yol açan nedir?
Beyinde dopamin hücrelerinin niçin hasara uğradığı henüz bilinmiyor. Konuyla ilgili yoğun bilimsel araştırmalar sürüyor. Hastalığın ortaya çıkmasında yaşlanma süreci zemininde olası kalıtsal ve çevresel faktörlerin beraberce rol oynadığı sanılıyor. Bulaşıcı olmadığı gibi beyin damarlarındaki kireçlenmeye de bağlı gelişmiyor.


Parkinson hastalığı kalıtsal mı?
Bu konuda şimdiye kadar yapılan çok sayıdaki araştırmada; hastalığın yüzde 5 gibi düşük oranda kalıtımla ilişkisi olduğu gösterildi.


Tanı nasıl konuluyor?
Parkinson hastalığı tanısına varmak için özel bir laboratuar ya da röntgen tetkiki mevcut değil. Hekim, hasta veya ailesinden aldığı ayrıntılı bilgi ve muayene bulgularına dayanarak tanı koyuyor. Deneyimli bir nörolog için tanı koymak güç değil. Ancak Parkinson hastalığı tanısını koymadan önce onu taklit edebilen diğer nedenleri dışlamak gerekiyor. Bilinen ve değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalıklar Parkinson hastalığıyla benzer belirtileri gösterdiği için, bazen tanıda karışıklığa yol açabiliyor. Örneğin, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, çeşitli zehirlenmeler, beynin tümoral veya damar hastalıkları gibi dopamin hücrelerini etkileyen her türlü süreç, Parkinson hastalığına benzer tablolara yol açabiliyor.

Parkinson hastalığının belirtileri nelerdir?
Hastalık belirtileri oldukça yavaş gelişiyor. Bazen erken bulgular çok silik olabiliyor. Öyle ki aylarca veya yıllarca farkedilmeyebiliyor. Söz konusu belirtilerin ortaya çıkmasında belli bir sıra olmadığı gibi, her hastada belirtilerin çeşitleri ve hastalığın ilerleme hızı farklıdır. Başlangıçta sıklıkla bir beden yarısında veya yalnızca bir uzuvda ortaya çıkan belirtiler, zaman içinde tipik olarak iki yanlı tutulmaya yol açıyor.


Başlıca belirti ve bulgular şunlardır:
· İstirahat halinde uzuvlarda titreme
· Hareketlerde yavaşlama
· Bir veya daha fazla uzuvda sertlik
· Yürürken kolları sallamama, konuşurken yüz ifadesinde donukluk ve eşlik eden doğal el hareketlerinin kaybı
· Yavaş, küçük adımlarla veya ayak sürüyerek yürüme
· Vücut duruşunun öne eğik şekil alması
· Yumuşak ve alçak sesle, monoton konuşma
· El yazısında küçülme ve yazının okunaksız olması
· Ağızdan salya sızması, yutkunma güçlüğü
· Halsizlik, yorgunluk
· Ruhsal çöküntü hali (depresyon), nedensiz sıkıntılar
· Kabızlık, aşırı terleme, tansiyon düşmesi
· Ağrı, kas spazmları
Titreme, Parkinson hastalarının yaklaşık olarak yüzde 80'inde oluyor. Genellikle ellerde dinlenme halindeyken ortaya çıkıyor, heyecan ve stresle şiddeti artıyor. Ellerin dışında; kollar, ayaklar, çene ve dudakta da titreme olabiliyor. Ancak her titremesi olan kişi Parkinson hastası değildir. Titreme başka birçok hastalıkta da ortaya çıkabileceği gibi, normal insanlarda heyecanlanınca özellikle ellerde görülebiliyor. Hareketlerdeki yavaşlık çok belirgin olduğu zaman hastalar günlük işlerinde zorluk çekebiliyor ve yakınlarının yardımına gereksinim duyabiliyor.



Parkinson hastalığı tedavi edilebilir mi?
Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavi henüz bulunamadı. Ancak hastaların günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen belirtilerin tedavisi önemli ölçüde mümkün. Dolayısıyla hastanın yaşam kalitesi yükseltilebiliyor. İlaçlar kadar egzersizler, psikoterapi, düzgün beslenme ve düzenli yaşam koşullarının da önemi açıktır.


İlaç tedavisi
Parkinson hastalığı, beyinde eksilmiş olan dopamini yerine koyma amacıyla hayat boyu ilaç tedavisi gerektiriyor. Günümüzde hastalığı ortadan kaldıran kesin bir tedavinin henüz bulunmamasına karşın, mevcut ilaçlar belirtileri büyük ölçüde düzeltiyor ve birçok hastanın aktif ve üretken bir şekilde yaşamını sürdürmesini sağlayabiliyor. Böylece Parkinson hastalarının çoğu düzenli tedaviyle uzun yıllar mutlu olarak yaşıyorlar.
İlaç seçiminde; hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, önde gelen belirti ve hastayı en fazla rahatsız eden şikayet gözönüne alınıyor. İlaçlara daima ufak dozlarda başlanılıyor, gerekirse doz yavaş yavaş artırılıyor. Her hastada tedavi seçimi ve dozları farklıdır. Hekim, aynı hastanın tedavisinde uygun ilaç dozlarını buluncaya kadar birçok kez değişiklik yapabiliyor. Parkinson hastalığının uzun süreli bir hastalık olması nedeniyle hastayla hekimin işbirliği yapması şart.


Cerrahi tedavi
Cerrahi girişimler hiçbir zaman Parkinson hastalığında ilk tedavi seçeneği değildir ve hastalığın ilerlemesini durdurmuyor. Hastalık belirtileri ilaç tedavisiyle yeteri kadar kontrol edilemiyorsa cerrahi tedaviye başvurulabiliyor. Cerrahiye aday hastaların nispeten genç yaşta olmaları, hafıza sorunları veya başka hastalıklarının olmaması, fiziksel olarak uygun olmaları şart. Cerrahi girişim sırasında cilde anestezi uygulanıyor ve şuuru açık olan hastanın kafatasına açılan ufak bir delikten hareketi kontrol eden merkeze giriliyor. İki tip ameliyat yapılıyor. Birincide beynin hedef bölgesindeki hücrelerde hasar oluşturuluyor. İkincide hasar yapılmaksızın söz konusu merkeze bir elektrod yerleştiriliyor. Elektrodun ince bir tel uzantısı köprücük kemiği altına yerleştirilen uyarıcı alete (stimülatör) bağlanıyor. Hasta stimülatörü örten cilt üzerine mıknatıs dokundurarak sistemi açıp kapatabiliyor. Hastalık belirtileri hasta stimülatörü açtığı zaman düzeliyor, kapattığı zaman tekrar ortaya çıkıyor.


Egzersiz veya fizik tedavi
Parkinson hastalığı hareketlerde kısıtlanmaya neden olduğu için ilaç tedavisine ek olarak uygulanan egzersizler; baş, gövde ve uzuv eklemlerinin bükülebilirliğini artırıyor, sertleşmiş kasları gevşetiyor, el becerilerinin ve yürümenin iyileştirilmesine yardımcı oluyor ve dik duruşu sağlıyor. Evde yapılan sabah ve akşam 10'ar dakikalık egzersizler, günlük kısa yürüyüşler dolaşıma yararlı olabileceği gibi, kilo almayı da önlüyor. Gerektiğinde bir fizyoterapistin desteğine de başvuruluyor.


Diyet
Parkinson hastalığı belirtilerini düzeltecek özel bir diyet mevcut değil. Düzenli ve dengeli beslenme önem taşıyor. Aşırı derecede kilo almaktan kaçınılması gerekiyor. Kabızlığa karşı lifli besinlerin yenilmesi ve hergün bol su içilmesi yarar sağlıyor. Özel olarak önerilen bir vitamin tedavisi yoktur. İsteniyorsa B6 vitamini dahil her türlü vitamin alınabiliyor.


Parkinson hastalığıyla yaşamak
'Parkinson hastalığı' tanısı almak başlangıçta hayatınızı alt üst edebilir, hatta depresyona girebilirsiniz. Zamanla bütün kronik hastalıklar gibi onunla yaşamayı, hatta mücadele etmeyi öğrenirsiniz, yaşamınızda belki büyük değişikliklere neden olacak yeni kararlar alırsınız. Hastalık hayat boyu tedavi ve bakım gerektirmesi nedeniyle en az sizin kadar ailenizin de psikolojik ve sosyal durumunu olumsuz yönde etkileyebilir. Aileniz günlük yaşamınızda tartışmasız sizin en büyük desteğinizdir.
Ancak hareketleriniz yavaş dahi olsa basit işlerinizde yardım istemeyin, kendi hızınızla iş yapmaya gayret gösterin. Böylece güveniniz artar ve daha aktif olursunuz. Mümkün olduğunca zevk aldığınız uğraşlarınızı sürdürmeye çalışın, hastalığın üstesinden geleceğinize inanın, yaşamdaki güzel şeylerden kendinizi soyutlamayın, toplumdan kaçmadan arkadaşlıklarınızı sürdürün ve yalnız olmadığınıza inanın. Unutmayın, Parkinson hastalığıyla birlikte mutlu ve normale yakın düzeyde bir yaşam sürdürmek elinizde.




alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 455
favori
like
share