Coğrafi yönden Kilis yöresi olarak adlandırılabilecek olan bu saha, batısında yer alan Hatay – Kahramanmaraş oluğu içerisindeki İslahiye ovasından Kurt Dağlarıyla ayrılmaktadır. Güneyde Suriye sınırı yakınında kuzey, güney yönlü olan bu dağlık kuşak daha kuzeyde kuzeydoğu, güneybatı yönünü almakta ve kuzeybatıdan sınırlandırılmaktadır.

Güney ucunda, Türkiye – Suriye sınırının üzerinde geçtiği Darmik Dağı’ndan başlayarak kuzeye doğru Hazil, Karruca, Kartal, Büyük Arabdede, ve Sof Dağları ile devam eden kuşağın yükseltisi 1250 m civarındadır. Kütlenin en yüksek noktasını teşkil eden Sof dağı ise 1496 m yüksekliktedir.

Güneydoğu Torosların ön sıralarını oluşturan bu dağlık kuşağın yapısını tortularla karışık halde bulunan serpantinler ve yer yer bazaltlar meydana getirir. Örneğin Darmik, Büyük İkiz, ve Karlıca dağları bazaltik konilerdir.

Böylece bu dağları Amanos dağları kadar belirgin olmamakla birlikte bir horst olarak değerlendirebilmek mümkündür.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1508
favori
like
share
mmisirlioglu Tarih: 17.01.2010 09:52
Mehmet MISIRLIOĞLU
İnşaat Mühendisi

Balikli Köyünün Dünü ve Bugünü;

Türklerin her ne kadar Anadolu’ya gelişleri 1071 Malazgirt savaşı ile geldiği belirtilse de Türkler, Anadolu’ya Ortasyada ki Türk kavimlerinin göçü ile geldiği çoğu Bizans, Rus ve Arap tarihçilerince doğrulanmaktadır. Bunlardan J. Marqart, başlıca Arap El- birûnî, Muhammed el- Avfî ve Ermeni Mattheos Urhajec, Mervezinin 1120 sıralarında yazdığı Tabâ’i El-hayavan adlı eserden anlaşılmaktadır.
Macar Türkoloğu Prof. Dr. Laszlo RASONYI’nin “TUNA KÖPRÜLERİ” (Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara-1984) adlı eserinde sayfa 1 de “Hunlar, M.S. 350 tarihinde sonra Alanları yenip Hazar denizi bölgesinin büyük kısmını kendilerine bağladıktan sonra, Güneye doğru ilerlemiş ve bugünkü Türkiye arazisini istila etmişlerdir. Edessa (Bugünkü Urfa) Piskoposu Efrahim onlar hakında: Bunlar Yecüc ve Mecüc’ün süvarileridir; atları üstünde fırtına gibi uçuyorlar, karşılarında hiç kimse duramıyor” diye yazmıştır. Yine Tuna Köprüleri adlı kitap da sayfa 23 de “M.S. 679’da Bizanslılar bir Türk kavmi olan Ogurları (onogurlar) Aşağı-Tunadan geri püskürtmek istediklerinde, imparator IV. Konstantin yenilmiş ve yıllık vergi ödemeye mecbur olmuştu. Türkler; M.S. 717 de Bizansı kuşatan Araplara karşı Bizansa yardım etmişlerdir.” diye yazmaktadır. Buradanda anlaşılıyor ki Türkler bu tarihlerde Anadolu’da bulunmuşlardır.
Müslümanların bölgeye Hazreti Ömer zamanında geldiği ve bazı zeyrat yerlerini incelediğimizde mezar ve türbelerden anlamaktayız.
Türkler Anadolu’ya Müslümanlığın yayılışı ile Abbasiler zamanında Abbasi ordusunda asker olarak Müslümanlığın yayılışı hizmetinde ve Bizanslılarla savaşmak ve uç kuvveti olarak Tarsus'a kadar gelmişlerdir.
Osman Turan'ın "Selçuklular Zamanında Türkiye" (Turan Neşriyat Yurdu, İstanbul, 1971, s. 19) ve Ali Sevim'in "Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi" isimli kitaplarında (TTK Yayınları, Ankara, 1989, s. 57 ve 58) Birinci kaynağa göre Tuğtekin isimli bir komutan Malazgirt'ten 7 yıl önce yani 1064 yılında, Antakya'ya gelerek buralar hakkında Alparslan'a bilgi veriyor. İkinci kaynağa göre ise Alparslan'ın Fırat'ı geçmesi ve Nehrülcevaz'da (Nizip'te ?) konaklaması hakkındadır.
Esasen Azaz ismi Türk sesli uyuma göre Türkçe bir kelimeye uymaktadır. Büyük bir ihtimalle Oğuz anlamına gelen Uz'un çoğuludur. Bu durumda Türklerin Abbasiler zamanında tıpkı Tarsus'ta olduğu gibi; gerektiğinde savunma ve saldırılar düzenleyen tertipli bir küçük ordu ve uç kuvvet olarak bu bölgeye yerleştirildiklerini düşünmek gerekiyor.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi 2004 sayı 35 hakemli dergisinde Metin Akis’in “Tahrir defterlerine göre 16. yüzyılda Kilis Sancağındaki Aşiretlerin İdareleri, Nüfusları ve Yaşam Tarzları” adlı makalesinde sayfa 19’da “Musabegli Taifesi” diye yazısında;
“Kilis iline bağlı Musabeğli kazası bu taifeden dolayı bu adı almıştır. 1536’da 140 bennak, 33 mücered, 1570’de 573hane, 213 mücerred, 282 nennak, 876 nefer kayıtları mevcuttur. 1590 ‘da ise 574 hane ve 172 mücerredleri vardı.” diye belirtmektedir.
Tarih kitaplarını incelediğimizde Tarih hep Padişah, Kral ve İmparatorun etrafında gelişen ve ülkeleri bu çerçevede incelediğini görürüz. Bunun için aşiretlerin ve taifelerin nerede ve nasıl geldiğini araştırmak biraz daha güçleşmektedir.
Musabeyli İlçesinin köyleri incelendiğinde çoğu 18.’inci yüzyıl içersinde yerleşme yoğunluğu bulunmaktadır. Her köyün çeşitli yerlerde geldiği görülmektedir. Köylerimizin şivesine baktığımızda şiveleri birbirinden farklı ama 18.’inci yüzyılda bu yana köylerimizin şiveleri harmanlaşmış durumdadır. Örneğin Balikli köyü ile Balikli köyüne en yakın yerleşim yeri olan Hüseyinoğlu köyü ile şimdiki Musabeyli ilçesi (eski adı Murathüyügü kısaca çevre köylerde Hüyük diye söylenir) şiveleri farklıdır. Buradan da anlaşıldığı gibi Musabeyli köylerini kuran ailelerin değişik yörelerde geldiğini göstermektedir.

BALİKLİ KÖYÜ

Balikli köyününün bugünkü yaşayan ailelerinin Balikli Köyüne yerleşimleri 18 yüzyıl içerisinde olmuştur. Balikli köyü, Musabeyli ilçesine 3,0 km mesafede ve Musabeyli’ye en yakın olan köy durumundadır.
Balikli köyünü çevresinde bulunan mıntıka adları bakımında incelediğimizde;
Güneyinde Çevlik sırtı, Eminlik, Künhâter koruluğu, (Bu korulukta Cin deresi, Köşker kayaları yer almaktadır.) Güney batısında; Kel tepe Sakızlı, Saçaklı ve Keânyûrî (Nurinin kaynağı) yer alır. Güney doğusunda; Kavaklı, Çaltılı, bulunmaktadır. Batısında; zeyrat tepe, Kireçocağı, Âllîgin Köyü harabesi, Karataş, Kuskus deresi bulunur ki bu derede krom madeni bulunur. Kuzeyinde; Yusufkiye, Buzlar deresi, kamışlı deresi yer alır. Kuzey Doğusunda; Uyluk tepe ki bu tepede Ünlü Türk ozanı Karacaoğlan’ın yaşadığı söylenen Zobular köyü (Irak Kerkük şehrinde Türkmenlerde Zobular diye bir aşiret bulunmaktadır.) harabesi yer alır. Doğusunda; Hânerik, Alonon kıracı sırtı, Deliçay bulunur. Bu çay üzerinde Balıklı göleti yer almaktadır.
Çevresindeki pınar ve suların ismi olarak;
Bağpınarı, Körpınar. Keânyûrĭ (Nuri’nin Kaynağı), Oğlak pınarı, Hanerik pınarı, Kanne (Bu ad yörede; doğrudan yer zeminde yani toprakta çıkıp ufak çukurda birikinti oluşturarak arık şeklinde akan suya verilen addır.) Ayrıca bugün köyün içme suyu Yusufkiye denilen mevkideki menba suyunda karşılanmaktadır.

Balikli Köyünün Kuruluşu:

Balikli köyünün güneyinde beşyüzmetre kadar mesafede mezarlar ve her mezarda üç dört insan iskeletlerine rastlanılmaktadır. Ayrıca taş yığınlarının ve bir su membasında oluşu bu civarda eski bir yerleşim yeri olduğunu düşündürmektedir. Ayrıca köyün batısında zeyrat tepe denen yerde mezar bulunmaktadır. Bu tepeye köylüler eskiden beri zeyrat adını vermişler ancak bu tepedeki mezarın kime ait olduğu bilinmemektedir. Diğer taraftan köyün mıntıka adlarında Künăhter, Keănyûrĭ, Hânerik gibi isimlerin Türkçe kökenli kelimeler de değildir. Baliğ kelimesi buluğ çağına ermiş, erinleşmek, erişmek, bulmak anlamına gelmektedir. Balikli anlamı Baliğ kelimesinden türetildiği gibi Köye ilk yerleşenler Malatya’nın Balyanlı aşiretinden gelmiş olduğunda Balikli adını almış olabilir mi? Kazakistan’da Eski bir yerleşim yerinin adı Balik olarak geçmektedir. Ayrıca Kuzey Irak'ta MUSUL civarından BALİKLİ AŞİRETİ diye bir aşiret bulunmaktadır. Acaba bu aşiret ile akrabalığı var mı? Şu anda neden Balikli denildiğini açık olarak bilen yoktur. Ancak Kilis’in köylerinden; Balikli, Beşenli, Merdenli, Haskenli, Pertikli gibi sonu (li) ile biten köylerin başlarındaki kökler esas geldikleri yerleri belirtebilir.
Köyü ilk kuran aile Malatya’nın Balyanlı aşiretinden gelerek Ali göçeri ve Ali Hanlar (Alkanlar) daha sonra Kilis’in Mağaracık köyüne karakeçili aşiretinden gelmiş daha sonralarda Mısırlılar lakabını almış aile yerleşirler.

1880 yılı civarında köye gelip çadırlarda yaşamış ve köylülerin göçer adını verdikleri aileler köyde 1945 yılına kadar yaşamışlar. Bu aileler daha sonra civar köylere ve Gaziantep, Kilis ve İslâhiye gibi yerlere göç etmişler.

Diğer taraftan şu anda Balikli köyüne zamanla gelip yerleşmiş ve köy nüfus kütüğünde kaydı olup, fakat şu anda köyde ikamet etmeyen sülaleler şunlardır. Akar, Arzık, Atmaca, Dağ, Dağlı, Demir, Kaya, Gezici, Gür, Kankılıç, Karan, Karlı, Karataş, Korkmaz, Mori, Polat, Yiğit, Çabuk, Çelik, Çoban, Şahan, Şahin, Çağatay, Karaca, Boz, Korkmaz, Kaya, Demir, Yılbaşı, Şenel, olmak üzere otuz sülaledir. Balikli’ye gelip yerleşmiş ve nüfusunu Balikli’ye aldırmamış uzun seneler Balikli’de yaşamış fakat çocukları daha sonra göçmüş olan Yılbaşı, Karaca, Boz, Bostancı sülaleleri bulunmaktadır. Şu anda köyde yaşayan sulaleler; Mısırlılar, Ali Göçeriler, Kelosmanlar, Battalcıklar, Delihorular, Haydolar, Alihanlar, Vay Hasenler, Köşkerler, Deliboranlardır ki bu sulalerin bile büyük çoğunluğu köy dışına göç etmişlerdir. (Köyde yaşayanların yirmi katı dışarıdan yaşamaktadır ki bugün köyde yaşayan nüfus 138 kişi olduğuna göre köyden dışarı göçenlerin nüfusu 2650 civarındadır.)
Balikli köyünden, Kilis ve büyük çoğunluğu Gaziantep’e (Gaziantep’te yaklaşık 150 hane bulunmaktadır.) Mersin, İzmir, İstanbul, Ankara İslâhiye, Kırıkhan, Tekirdağ gibi şehirlere göç etmişler. Arazinin verimli olmayışı ve iş imkânsızlık gibi nedenler ile Köyden göçler 1970’li yıllardan başlayarak hızlanmış ve yeni yetişen nesil köyde kalmayı da pek istememektedirler.

Eskiden köyün nahırı (Büyük baş hayvanlarının otlakıyeden sürü olarak otlatılmasına nahır denirdi) ve davarı sürüleri vardı. İlkbahar sonunda ve yaz mevsimine girer iken bu sürüler sabahleyin otlatılmak (buna köyde sürüyü yaymak da denir) için dağa götürülür ve öğleden önce (Köyde bu vakitte Kuşluk vakti denir.) sürüler köye getirilir, öğleden sonra sürü tekrar dağa götürülürdü. Evlerin; at, eşek, inek ve davar sürüleri yazın avuşun içinde etrafı çit ile kaplı ve ağıl denen yerlerde kışın ise evin ahırında sabah akşam barındırılırdı. 1970 yılında sonra çoban bulma sıkıntısı olduğunda, nahır ve davar azalarak ortada kalktı.

Köyde su dağıtım şebekesi mevcut olup, bundan önce su gereksinimi, köyün kastelinde (Çeşmesinde) temin edilirdi ki o zamanlar köyde her evin bir bahçesi olurdu ve her ev bahçesinde sebzesini yetiştirirdi. Evlerde su borulu şekilde kullanılmaya başladıktan sonra sular bol akıtılmaya başlayınca hem evlerde sivrisinekler çoğaldı hem de köyün bahçelerine yetecek yeterli su bulma sıkıntısı başladı. Köylü su ihtiyacını çeşmeden temin eder iken bahçelere suyun ölçülü dağıtımı; her evin bahçe büyüklüğüne göre, belli saat ve ölçüde yapılırdı. Köylü kendi arasında anlaşarak köyün içinde bir kişiyi ücreti karşılığında sucu olarak görevlendirirdi. Bu sucu; köydeki bahçe sahiplerinin bahçelerini sulamak için kendi paylarına düşen su saati kadar süreyi ve sırayı organize ederdi. Köylüde kendi paylarına kadar verilen su saati karşılığında; daha önce köylü tarafından belirlenen birim saate düşen ücrete göre sucuya ücretlerini verirlerdi.
Köyün yolu 1996 yılı öncesinden asfaltlanmış fakat her yıl bakım gerektirmektedir. Köyün %96’sı okuryazardır. Balikli köyünün İlçeye uzaklığı 3km’dir. Köyün ürün çeşitleri Zeytin, üzüm, buğday’dır. Fakat mercimek, nohut, küncü(susam), kavun, karpuz da yetiştirilir. Eskiden Kilis’e özgü bal kavunu yetiştirilirdi fakat nakliye esnasında çabuk ezildiği ve tarladan pazara gider iken iki gün içinde olgunlaşarak çürüdüğü için zamanla ekilmemeye başlandı. Son senelerde köyde fıstık ağacı yetiştirilmeye başlandı. Köylü kendi arasında bir kişiyi ücreti karşılığında mantara bekçisi olarak görevlendirirdi.

Çömçeli Gelin Oyunu;

Köyde çocukların oyun olarak, saklambaç, bildirimbiç, Çadırımeşek, Mulo, körebe, çömçeli gelin oyunlar oynanır. Bunlarda çömçeli gelin oyunu şöyle oynanmaktadır;
Bunlar da çömçeli gelin oyunu şöyle oynanmaktadır.
Kurak geçen ilkbahar aylarında, yaşları 7 ile12 arasındaki köyün çocukları akşam vakti bir araya toplanarak köy çocukları bir sopanın ucuna çiçek, çaput parçaları ile birbirine bağlayarak süsleme ile bir gelin yaparlar. Çocuklar hep bir ağızdan çömçeli gelin ne ister;

Çömçeli gelin çöm ister,
Bir kaşıkçık yağ ister,
Yağ olmazsa bal olsun,
Yağmurumuz bol olsun,
Teknede hamur,
Tarlada çamur,
Ver Allah’ım ver,
Bir sel ile yağmur.

Köyün evleri tek, tek dolaşılır. Evlerden yağ, bulgur, tuz, biber vb. toplanır. Ev sahibi çömçeli gelini taşıyan çocuğa bir maşrapa su döker. Bütün çocuklar bağrışarak gülüşerek kaçışırlar. Daha sonra bir evde toplanarak erzakları bir evde yemek yaptırarak yerler.

Böylelikle yağmur yağma dileği olmuş olur.

Kapı taşlama: Bir evin erkek bebeği doğduğu vakit; köyün bekâr gençleri (genellik ile 12–20 yaş arası) erkek bebeğin olduğu eve gelirler (buna köyde kapı taşlama derler) Evin kapısını taşlarlar. Daha sonra evin sürüsünde en iyi koç ya da keçiyi alıp götürerek aldıkları koç veya keçiyi kesip yerler. Daha sonra yaşları 6–12 arası küçük çocuklar gelerek evin kapısını taşlarlar bu defada çocuklara şeker ya da bozuk para verilir.

Ali Göçeri Ailesi: Köye ilk yerleşim; Malatya’nın Balyanlı aşiretinden Ali adından iki kişi 1830 yılında gelmişler. Balikli köyünün kuzeybatısında şimdiki köyün altı yüz metre uzaklıktaki Yusufkiye’nin biraz yukarısında bir kaynak suyunun bulunduğu yere yerleşmişler. Burası kış aylarında çok çamur olması nedeni ile daha sonrada şimdiki Balikli köyünün bulunduğu yere göç etmişler. Bugün bu aile GÜLTEKİN soyadını taşımaktadır. Bu ailenin çoğunluğu Kilis, Gaziantep’e göç etmişler.

Ali Han Ailesi: Ali Göçeri ile birlikte Malatya’nın Balyanlı aşiretinden gelen ikinci Ali’dir. (Bu aileden çoğalanlar şu anda ŞAHAN, DOĞAN, ŞAHİN, POLAT soyadını taşımaktalar.) Şimdiki köyün olduğu yere yerleşmişler. Balikli köyünden geçmekte olan bir askeri birlik, Balikli köyünden konaklamış ve Ali bunlara ikramda bulunarak ağırlamış. Askeri birlik köyden ayrılırken Ali’nin bu misafirperverliğinden çok memnun olmuş ve birliğin komutanı Ali’ye teşekkür eder ve bundan sonra senin adın Ali Han olsun der. Bundan sonra bu aileden olanlara Ali Hanlar derler. Bu ailenin çoğunluğu Gaziantep’e yerleşmişler.

Mısırlılar Ailesi: Köye üçüncü olarak gelen aile Oğuzların Kayı boyunda Karakeçili aşiretinde Mustafa adında bir Bey Kilis’in şimdiki Suriye sınırında bulunan Mağaracık köyünü 1700 yılları içinden kurar. bu aile şimdiki MAĞARACIK-HAPSİNO-ALYANLI VE NERDENLİ KÖYTLERİNİ KAPSAYAN ARAZİLERE sahip olurlar. (Bu ailenin Mağaracık köyünde kalanları ERTÜRK, YALÇIN soyadını taşımaktadır.) Oğullarından birinin adını Hüseyin koyar. İkinci Hüseyin’in oğullarından Ali askerde kalır ve Mısır’da görevine devam eder. Orada kaymakam ve Vali görevine kadar yükselir. Mısır’da bir deprem olunca Ali’nin yedi çocuğu eşi ve evdeki hizmetçileri depremde ölür. Ali daha sonra Halep’te bir süre kaldıktan sonra emekli olarak Köyü Mağaracık’a gelir. Geldiğinde babası ölmüş kardeşleri köyü satmış ve yoksul bir duruma düşmüşler. Köye gelir gelmez mallarını satın alan kişilere satın aldıkları bedelin iki katını ödeyerek arazilerini satın almış ve kardeşleri arasından yeniden paylaşmışlar. Şimdiki Âlyenli köyündeki araziler kardeşi Hacı İbrahim (Hacı İbrahim Ağadan olanlar bugün DEDEAĞA soyadını taşımaktalar) ağaya düşer. Hacı İbrahim Ağanın Dede adında bir oğlu olur. Dede daha sonra Kilis’e yerleşmiş ve Kilis’e yerleştiği zaman, Köyden şehre gidip gelen vasıtalar olmadığında Köyden şehre gidenler Dede’nin evinde kalır. Dede evine gelen misafirleri çok iyi bir şekilde ağırlar çevresine ve yoksullara yardım etmekten haz duyan bir insandır. Dede Ağadan çoğalanlara da Dede Ağalar ismi verilir. Kilis’te şimdiki sabah pazarının altında Dede Ağanın adıyla bir sokak mevcuttur.
Mağaracık ve Habsino köylerindeki araziler Ali Ağa ile diğer kardeşleri Osman ve Hüseyin’e düşer. Ali Ağanın çocukları ve eşi depremden öldüğü için Balikli köyünde Ali Göçer’inin amcası kızı Zeynep ile evlenmiş. Ali Ağa daha sonra Balikli köyünden arazi alarak Balikli köyüne 1850 yılında yerleşmiş.
Balikli köyünde Ali Ağaya Mısırlı lakabı verilir. Mısırlı Ali Ağanın Zeynep hanımda Halil ve İsmail adında iki çocuğu olmuş. Halil ve İsmail’e Mısırlılar denmeye başlamışlar. Bu ailede Mısırlılar adını almış olur. (Mısırlılar ailesi; önce Halil ağadan olanlar ŞANAL ve İsmail Ağanın oğlu Boz Ahmet Ağa ve oğulları Süleyman Bey ile Cemal Beyler KORKMAZ soyadını alırlar, ancak Boz Ahmet Ağa ile Halil Ağanın torunları daha sonra MISIRLIOĞLU soyadını almışlar. Böylece Hüseyin Ağadan çoğalanlar MISIRLIOĞLU, KORKMAZ, YALÇIN, ERTÜRK ve DEDEAĞA soyadlarını taşımaktalar.) Mısırlılar ailesinde Halil ve İsmail Ağalar yaşadıkları dönem içinde çevrelerinden iyi bir kantarma (İki katlı ev anlamına geliyor) yaptırmışlar, Halil Ağa doğu ve Güneydoğudan satın aldığı Küçükbaş hayvanları İskenderun, Antakya ve Halep’e götürerek hayvan ticareti ile uğraşmış, İsmail Ağa Mağaracık ve Balikli’deki arazilerinden çiftçilik ile uğraşmışlar. Bu iki kardeş yaptırdıkları kantarmada yaşamları boyu birlik ve dirlik içinde yaşayarak, yaşadıkları dönem içinde ekonomik ve değer yargıları ile dönemin güçlü bir ailesini oluşturmuşlar. Bu ailenin çoğunluğu Mağaracık köyü, Kilis, İstanbul, Gaziantep, Ankara’ya göçmüşler.

Deliboran Ailesi: Ali Göçeri ve Ali Hanın Balikli’ye yerleşmesinden sonra Musabeyli’nin Oluklu mevkiinde yerleşik olan Deliboran ve Battalcık ailesi köye çağrılır ve onlarda Balikli köyüne yerleşirler. Bu ailede DELİBORAN ve UZUN, AKAR, ÇABUK soyadını taşımaktalar. Bu ailenin çoğunluğu İskenderun, İstanbul, Gaziantep’e göçmüşler.

Battalcık ailesi: Bu aile BAĞIRAN soyadını taşımaktadır. Bu ailede Zobular köyünden gelmiştir.
Bu gün için Köyde arazi durumuna bakıldığında Ali Hanlar, Deli Boranlar, Battalcıkların arazileri aynı parçadan bölünmüş olduğu görülmektedir. Diğer taraftan Ali Göçeri ve Mısırlılar ailesinin arazileri de aynı parçalardan bölündüğü gözlenmektedir. Kız alıp vermeden dolayı Mısırlılar ailesi Ali Göçeri aileleri akraba durumundadır.

Ahmetçikler Ailesi: Köye daha sonra 1880 yılında sonra sırası ile Ahmetçikler gelir. Ahmetçikler ailesi Kilis’in Elbeyli tarafında geldiği sanılmaktadır. ( Bu ailede DEMİR ve KAYA soyadını taşımaktadır.)

Karabacaklar Ailesi: Bu aile ise DAĞ soyadını taşımaktadır. Bu aile köyden göç etmiştir. Ailenin üyeleri Gaziantep ve Almanya'an yaşamaktadırlar.

Kel Osmanlar Ailesi: Ali oğlu Kel Osman; Halep Türkmenlerinden olup, önce Musabeyli’nin Zengül (Dorucak) ve daha sonra Siptoruz (Kurtaran) köyüne daha sonrada Balikli’ye gelip yerleşirler. (Bu aile ÇELİK ve ÖZÇELİK soyadını taşımaktadır.) Bu ailenin çoğu üyeleri Gaziantep ve Mersin’e taşınmışlar.

Karlılar ailesi: Karlı ailesi Balikli’ye 1900 yılının başında geldiği sanılmaktadır.

Köşkerler Ailesi: Köşkerler ailesi Kilis’ten gelmiş. Bu aile şu anda BOSTANCI soyadını taşımaktalar.

Deliboran Ailesi: Ali Göçeri ve Ali Hanın Balikli’ye yerleşmesinden sonra Musabeyli’nin Oluklu mevkiinde yerleşik olan Deliboran ve Battalcık ailesi köye çağrılır ve onlarda Balikli köyüne yerleşirler. Bu ailede DELİBORAN ve UZUN, AKAR, ÇABUK soyadını taşımaktalar. Bu ailenin çoğunluğu İskenderun, İstanbul, Gaziantep’e göçmüşler.

Vay Hasan Ailesi: Musabeyli’nin Kocalar köyünde gelip yerleşirler. Bu ailede şu anda ASLAN soyadını taşımaktalar.

Acerler Ailesi: 1900 yılında Acer(Acar) Hasan ve akrabaları Musabeyli’nin Şimdiki Boğazkerim köyünün bulunduğu yerden göç ederek Uyluk tepesinin doğusunda Zobular köyüne (Bu köy şu anda harabe durumundadır. Ünlü halk Şairinin doğup büyüdüğü köy) yerleşirler. Zobular’dan sonra Aşğıbademli köyüne ve oradan da Acer (Acar) Hasan Zobular’dan sonra Balikli köyüne gelip yerleşirler. (Bu aile ŞENEL soyadını taşımaktadır.) Diğer akrabaları ise Haskenli (Zeytinbağı ) Köyüne yerleşirler.
Bu ailenin üyeleri Gaziantep ve Kilis’e göçmüşler.

Bu ğun Irak Kerkük şehrinde de Zobular ailesi bulunmaktadır. Diger taraftan Zobular köyü Karacaoğlan’ın doğduğu köy olarak da rivayet edilmektedir.

Karaca Ailesi: Bu ailede Ali onbeş yaşında 1930 yılında, Balikli köyü civarında bulunan Vırıklar köyünden gelmişler. Bu aile üyeleri Kilis ve Hassa’ya yerleşmişler.

Boz Ailesi: Bu ailede Boz Hasen(Hasan) Musabeyli’nin Gemrik köyünden 1940 yılında gelerek Balikli’ye yerleşmişler. Şu anda köyde bu ailede olanlar yoktur. Gaziantep’e göç etmişler.

Haydolar Ailesi: Bazeni denilen yerde Balikli’ye gelmişler. Bu ailede halen Balikli’den yaşayan Hüseyin İspir; Ankara Haymana tarafından geldiklerini söylemektedir. (Bu aile şu anda İSPİR soyadını taşımaktadır.) Bu ailenin çoğunluğu Gaziantep ve İslâhiye’ye göçetmişler.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yani 1930’lu yılların başında köyde eğitime ilk örnek olanlar; Mısırlılar ve Karlı ailesi olmuştur. O zamanlar köyde okul olmadığı için Kilis’te okuyanlar arasında Mısırlılar ailesinden Cemal, Süleyman, Kemal, Ali Rıza ve kız kardeşlerinden Didar ayrıca Karlı ailesinden Nusret ve daha sonra da Ünal bulunmaktaydı.
Özellikle cumhuriyetin ilk döneminde ve köy gibi yerlerde bir kız çocuğunun okula gönderilmesi büyük bir olaydı.

Daha sonra Köyün içindeki kastelin (Çeşme) önünde Köyde bir derslik ve iki adet lojman bulunmaktadır. Ancak köyün ögerncileri toplu taşımacılk ile köy dışında okumaktalar. Köyde Sağlık evi veya sağlık ocağı yoktur. Mera olarak köyün Künhâter koruluğu ve kuzey doğusunda çamlık ile kuzey batısında Musabeyli ilçe merkezi ile birlikte Dağın Başı denen meşe ağaçları ile kaplı bir alan mevcuttur. Köyün %96’sı okuryazardır. İlçeye uzaklığı 3km’dir. Köyün ürün çeşitleri Zeytin, bağ, buğday’dır. Fakat mercimek, nohut, küncü(susam) da yetiştirmektedir.

Balikli köyünde cami 1955 toprak dam olarak yapılmış. Fakat bu cami köy için küçük geldiği gibi bakımsızlıktan yıkılmıştır. Yıkılan bu caminin yeri köy meydanı olarak kullanılmaktadır. Köyün yolu 1996 yılı öncesinden asfaltlanmış fakat her yıl bakın gerektirmektedir. Köyde kanalizasyon şebekesi yoktur.

İstiklal savaşında Balikli köyünde Kuvayi Milliye katılım olarak;
Musabeyli den ileri gelen ağalardan, Balikli Köyünden Ali Göçeri ailesinden Hasan Ağa, Mısırlılar ailesinde Ökkeş ağa (MISIRLIOĞLU) Karbeyaz köyünden Ahmet Ağa,(ÇELEBİ) Murathüyüğü köyünden Ahmet Ağa Kuvayi Milliyenin önden gelen isimlerindeydi.
Yine çoğumuzun bilmediği, belgelere yansımamış olan ancak Balikli köyünde, aynı olayda hem babası Hasan Ağa ile kocası Ökkeş Ağayı şehit veren her anlatışında olayın tazeliğini yaşayan ve gözleri yaşlarla dolan Şavo ninenin anlattıkları; “Ermeniler sabaha karşı, Karbeyaz köyünün etrafını kuşatırlar. Sabah namazı için abdest almak için evinden çıkarak çeşmeye giden Ahmet ağa ile oğlu Selim’i Ermeniler etkisiz hale getirerek esir alırlar. Ahmet Ağanın evinin önünde daha önce toprağa gömdüğü altın paralarını elinden alırlar, sonra da Havranın oğlu Mehmet’in (Mamiş’in) evine gelirler. Mehmet ve oğlu İsmail Ermenilere silah ile karşılık verirler. (Ermenilerin silahlarından çıkan mermilerin izi halen şu anda Feruz’un oturduğu evde mevcuttur.) Ermenilerin baskısı ve işkencesi ile Ahmet Ağa ve oğlu Selim zulme dayanamayarak Mehmet’in (Mamiş’in) teslimini sağlar. Silah seslerinin çevre köyde duyulması üzerine, Karbeyaz’a 1,5km mesafede olan Yuva başı (Arzap) köyünden Hüseyin Mesmes, Karbeyaz’ın yardımına gelirken, Hüseyin’in karbeyaz’a bir km yaklaşınca Ermenilerin kurşunları ile öldürülür. Karbeyaz’ın Ermeniler tarafından basılması haberini alan Balikli köyünden Hasan Ağa Köyün içine ve çevre köylere haber gönderir. “ Karbeyaz köyünü gâvur eşkiyaları basmış, eli silah tutan herkes atına binip gelsin, eğer hasta olup da gelemeyecek olanlar, silahlarını göndersin” diye haber gönderir. Balikli köyünden Ali Göçeri ailesinden Hasan Ağa, Hasan Ağanın damadı ve Mısırlılar ailesinden Ökkeş Ağa, Deli boran ailesinden İbrahim, Küçük Ahmet, Ali Bekir, Ali Han ailesinden Kör Hüseyin, battalcıklar ailesinden Topal Ökkeş Hüseyinoğlu köyünden Kara Fakı ailesinden Arif Ağa Karbeyaz’ın yardımına giderler. Bu birlik Karbeyaz’ın yardımına giderken Ermenilerle Üçpınar köyü civarında karşılaşırlar. Ermeniler Osmanlı askeri elbisesi giymişler. Ermenileri Osmanlı askerinin elbisesi giymiş olarak görünce Hasan Ağa ve beraberindeki birlik, Milis kuvvetlerinin Karbeyaz’ın yardımına gelerek Karbeyaz’ı kurtarmış olacağını düşünerek rahatlarlar. Ermeniler kendi dilleri kadar Türkçe yi de güzel konuştuklarından Hasan Ağa ve beraberindekilere nereye gittiklerini sorarlar. Hasan Ağa da Ermenilerin Karbeyaz köyünü bastığı haberini aldıklarını ve Karbeyaz’ın yardımına gittiklerini söyler. Ermeniler gelen birliği gafil avladıklarından, Hasan Ağayı, Mısırlılar ailesinden Ökkeş Ağayı, Kör Hüseyin, İbrahim, Küçük Ahmet’i Arif Ağayı şehit ederler. Ali Bekir ve Topal Ökkeş kaçarak kurtulurlar. Bu katliamdan sonra Ermeniler Balikli köyünün karşısından Sağır’ın bağından Balikli köyüne silahlı tacizde bulunurlar. Şehitler develere yüklenerek Balikli köyüne getirilirler.

Bu gün için Köyde arazi durumuna bakıldığında Ali Hanlar, Deli Boranlar, Battalcıkların arazileri aynı parçadan bölünmüş olduğu görülmektedir. Diğer taraftan Ali Göçeri ve Mısırlılar ailesinin arazileri de aynı parçalardan bölündüğü gözlenmektedir. Kız alıp vermeden dolayı Mısırlılar ailesi Ali Göçeri aileleri akraba durumundadır.
1880 yılı civarında göçebe olarak çadırlarda yerleşik başka aileler yerleşmişler. Bu göçebe aileler köyde 1880 yılından 1945 yılına kadar yaşamışlar daha sonra civar köylere ve Gaziantep, Kilis ve İslâhiye gibi yerlere göç etmişler.
Diğer taraftan Balikli nüfusuna kayıtlı olmayıp babadan oğla Balikli köyünden yaşayan fakat şu anda Balikli’den olmayan KARACA, BOZ aileleri mevcuttur.
Ayrıca şu anda Balikli köyüne zamanla gelip yerleşmiş fakat şu anda köyde ikamet etmeyen aileler; Akar, Arzık, Atmaca, Dağ, Dağlı, Demir, Kaya, Gezici, Gür, Kankılıç, Karan, Karlı, Karataş, Korkmaz, Mori, Polat, Yiğit, Çabuk, Çelik, Çoban, Şahan, Şahin Çağatay Karaca, Boz, Korkmaz, Kaya, Demir olmak üzere yirmi sekiz ailedir. Balikli’ye gelip yerleşmiş ve nüfusunu Balikli’ye aldırmamış uzun seneler yaşamış fakat çocukları daha sonra göçmüş olup Balikli nüfusunda olmayan ailelerde vardır Yılbaşı, Karaca, Boz Bostancı ailesi gibi. Şu anda köyde yaşayan aileler; Mısırlılar, Ali Göçeriler, Kelosman’lar, Battalcıklar, Delihorular, Haydolar, Alihanlar, Vay Hasen’ler, Köşkerler, Deliboran’lardır ki bu ailelerin büyük çoğunluğu köy dışına göç etmişlerdir. Şu anda köyde yaşayan onbir ailenin nüfusu 138 kişi yapmaktadır. Köyde yaşayan ailelerin üyelerinin en az beş katı köyden göçmüşlerdir, buda yaklaşık olarak 610 kişi yapıyor. Köyden tamamen sürale olarak göçmüş olan yirmi sekiz süralenin, her birinin ortalama yirmi üyesi kabulü ile 560 nüfus yapmaktadır. Böylece Balikli köyünden dışarıya göç sayısı toplamı 1 170 kişi yapmaktadır. Bu durumu Kilis İl geneli için düşünemeyiz. Çünkü bu göçlerin az kısmı civar köylere olurken dörtte biri Kilis şehir içine olmuştur. Balikli köyü öncelikle Kilis ve Gaziantep’e daha sonra Mersin, İzmir, İstanbul, Ankara gibi şehirlere göç vermiştir. Arazinin verimli olmayışı ve iş imkânsızlık gibi nedenler ile Köyden göçler 1970’li yıllardan başlayarak hızlanmış ve yeni yetişen nesil köyde kalmayı da pek istememektedirler.
Balikli köyünde cami 1955 yılında toprak dam olarak yapılmış. Caminin arsası Kemal ve Ali Rıza MISIRIOĞLU kardeşler tarafından hibe olarak verilmiştir. Fakat bu cami köy için küçük geldiği gibi bakımsızlıktan yıkılmıştır. Yıkılan bu caminin yeri köy meydanı olarak kullanılmaktadır. Daha sonra Köyün ilkokul arsası, kastelin (Çeşme) arsası ile Ali Rıza MISIRLIOĞLU’NA ait bahçe cami arsası olarak hibe edilmiştir. Caminin minaresi Kilis’li Hacı Cümbüş tarafından Balikli köyüne hibe olarak yaptırmıştır. Köyde bir derslik ve iki adet lojman bulunmaktadır. Okulun arsası da Ali Rıza MISIRLIOĞLU tarafından verilmiştir. Köyde Sağlık evi veya sağlık ocağı yoktur. [url]www.musabeyli.gov.tr[/url] internet sitesine göre köyde ekili arazi 1409 dönüm olup, 26 adet büyükbaş hayvanı, 58 adet küçükbaş hayvanı mevcuttur. Eskiden köyün nahırı (Büyük baş hayvanlarının otlakıyeden sürü olarak otlatılmasına nahır denirdi) mevcuttu. Zaman ile çoban bulma sıkıntısı olduğunda nahır olayı ortada kalktı. Ayrıca küçükbaş hayvanlarının sayısındaki azalmada çoban bulunamayışından kaynaklanmaktadır. Mera olarak köyün Künhâter koruluğu ve kuzey doğusunda çamlık ile kuzey batısında Musabeyli ilçe merkezi ile birlikte Dağın Başı denen mevkide meşe ağaçları ile kaplı bir alan mevcuttur. Köyün yolu 1996 yılı öncesinden asfaltlanmış fakat her yıl bakım gerektirmektedir. Köyün %96’sı okuryazardır. İlçeye uzaklığı 3km’dir. Göyün ürün çeşitleri Zeytin, bağ, buğday’dır. Fakat mercimek, nohut, küncü(susam), kavun, karpuz da yetiştirilir. Eskiden Kilis’e özgü bal kavunu yetiştirilirdi fakat nakliye esnasında çabuk ezildiği ve tarladan pazara gider iken iki gün içinde olgunlaşarak çürüdüğü için zamanla ekilmemeye başlandı. Son senelerde köyde fıstık ağacı yetiştirilmeye başlandı. Balikli köyünden babadan oğla Ahmet GÜLTEKİN ARICILIK yapmaktadır. Yaz aylarında çevresinde bol çiçek çeşitliliğinden dolayı arıcılık yapılmaya elverişlidir. Köyde kanalizasyon şebekesi yoktur. Köyde çocukların oyun olarak, saklambaç, bildiribiç, Çadırımeşek, Mulaharal, körebe, çömçeli gelin oyunu oynanır. Bir evin erkek bebegi doğduğu vakit köyün bekâr gençleri (genellik ile 15–20 yaş arası) erkek bebegin olduğu eve gelirler (buna köyde kapı taşlama derler) Evin sürüsünde en iyi koç ya da keçiyi alarak keser yerler. Daha sonra küçük çocuklar gelerek evin kapısını taşlarlar bu defada çocuklara şeker ya da bozuk para verilir. Köyde her evin bir misafir odası olur. Bu oda misafir geldiği zaman açılır ve yiyeceklerin en iyisi misafire ikram edilir.
MISIRLILARIN KANTARMASI, BALİKLİ KÖYÜNDEN BULUNMAKTA OLUP, MUSABEYLİ İLÇESİ VE KÖYLERİNDEKİ EN ESKİ MİMARI YAPI DURUMUNDADIR. YAPILIŞ TARİHİ 1865

MEHMET MISIRLIOĞLU
İNŞAAT MÜHENDİSİ
MUSABEYLİ-KİLİS