Yaşamak! İnanmak! Kaçmamak!

Dilara yine o gün evden gergin bir şekilde çıkmıştı. Sınavına çalışamamıştı. Çünkü geceden sabahlamıştı ders çalışacağım diye ama çalışmamıştı. O gerginlikle telefonunu almayı unutmuş ancak fazla vakti olmadığı için geri dönüp alamamıştı. Sancılı bir otobüs yolculuğundan sonra okul’a adımını atabilmişti. Bir çift gözde onu takip ediyordu ancak Dilara nin bundan hiç haberi yoktu. Beklenildiği gibi sınavı kötü geçti ve daha da gerginleşti dilara O hışımla kantinciyle tartıştı, hocasına kızdı, arkadaşlarına çemkirdi… Çok daraldığını hissederek okul da kalmanın daha kötü sonuçlara varacağını anladı ve hafif yağmurlu Samsun sokaklarına kendini koyuverdi. Sakin ve kısa adımlarla yürüyor, hızlı nefes alıyordu. Yüzü asık ve düşünceli bir hali vardı. Öyle ki her geçişte selam verdiği Ahmet amcayı bile es geçmişti. Karanlığa giden bir başlangıç mıydı bu yoksa sonun başlangıcı mı kimse bilmiyordu…

Göz önünde bunlar yaşanırken diğer planda iki göz baştan beri yaptığı şeyi yapıyor ve kendi halinde dolaşan bu kızı dikkatlice izliyordu. Belki zayıf bir an belki de yeri ve zamanı kolluyordu hamle yapmak için. Büfeden bir adet su ile naneli şeker aldı, şemsiyesini açıp yoluna devam etti bu iki gözün sahibi. Önünde ki izleri kaybetmek istemiyordu. Vakit kaybetmeden harekete geçmek zorundaydı. Çünkü kız evine yaklaşıyordu. Sonra kız birden banka oturdu o soğukta. İşte tam fırsat dedi içten o iki göz. Yanına yanaştı ve…

—Bir sorun mu var bayan, bu soğukta burada otur muşsunuz?

Dilara kızgın ve bitmiş yüzünü çevirmeden ve adama bakmadan…

—Bir şey’im yok ve sizi ilgilendirmez… dedi.

—Özür dilerim sadece yardımcı olmak istemiştim…

Dedi ve hızlı adımlarla kızgın bir şekilde uzaklaştı oradan. Çok sinirlenmişti ve kendine hâkim olamıyordu artık. Biraz daha yürüdükten sonra park’ın en ıssız ve sakin yerinde ağaçların orda beklemeye başladı. Onu görüyordu ama o göremiyordu o iki göz’ü…


Dilara ani bir kalkışla yoluna devam etme kararı aldı ileride ki tehlikeden habersizce. Yağmurdan elinde ki çantası iyice ağırlaşmıştı ve halsizlikten vücudunu götüremiyordu bile. Çevresinde ki her şey anlamsız, her şey çirkin geliyordu gözüne. Normalde bir insanı incitemezken demin yaptığı kabalığı kısa süreli düşündü. Ama etkilememişti bile hissiyatsızlığı, hissizleşmişti çünkü. Bu düşüncelerle tepe’ye doğru bir iki adım daha atmışken önünde bir karaltı belirdi, kim olduğunu anlayamadan sırtına bıçağı yemişti. Biranda gözleri karardı ve hissiyatta ki hissizliği fizikene bürünmüştü.. Sona geldiğini düşündü, nefesi sıklaştı, üşümeye başladı. Akan kanlarını görüyordu. Ve ondan uzaklaşan ayak sesleri duyuyordu. Bitiyordu ışığı. Sırtında ki bıçağın soğukluğu daha belirginleşti ve dünya artık yok oluyordu gözlerinden. O ayak seslerinin sahibi uzaklaşmadan "Dur" diye bildi gözleriyle Dilara Şapkasını çıkaran o iki göz’ün suretini görmüştü Ve…

—Neden? Diye sorabildi sadece

Suret gülümseyerek…

—Her şey bu hüzünlü bedende ki sevimsiz palyaço için. İyiler arasında kötülük dolu bir ibareyim. Aklım duru ve bu duruluk zihnimi karmakarışık yapıyor. Her köşem neden ve niçinlerle dolu. Karanlık ve ıslak sokaklarlarda gözü kör, kalbi kör, bedeni kör bu küstaha şikâyetname hazırlamakta ruhum. Sen bana “Neden?” diye mi soruyorsun? Bir nedeni yok. Bu nedensizlik nedenim ve nefes alışverişlerin sonlanmasını izlemektir keyfim.

Şapkasını tekrar kafasına geçirip gitti o sureti karanlık, hissi belirsiz kişi. Adımları sakin, ıslak sokaklarda kayboldu gölgesi…


Dilara , anlamsız gözlerle ifade edilen sözleri acı ile dinledikten sonra son bir nefes daha verdi ve çırpında çaresizce. Kulakları çınladı, uzaktan sesler işitiyordu ve gitgide işliyordu içine. Derinden gelen “Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin! Vel Hamdü Lillahi Rabbil Âlemin!” selasını gözüne düşen bir damla yaşla karşıladı. Ve kıpırdamadı bir daha…

Ölümü getiren sebeplerin çeşitliliği sonucu değiştirmez asla. Yaşamak! İnanmak! Kaçmamak! Mutlu yaşa, Yaratanına inan ve ölümden kaçma. O, mutlak seni bulacaktır…

Yavuz TANRIVERDİ

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 276
favori
like
share
diyardiyarben Tarih: 12.11.2009 22:23
cok güzel tesekkürler