___________________________________________________
_________________________


ZAMANLAR

Geçmiş Zaman III - Past Perfect Tense


Türkçede –di, -miş veya –mişti ekleriyle ifade ettiğimiz zaman için İngilizcede



kullanılan zamanlardan bir diğeri de past perfect tense adı verilen zamandır.



& Bu zamanda had ile birlikte fiillerin üçüncü halleri kullanılır.



They had arrived the office by 10. – 10’ dan önce ofise vardılar.



& Olumsuz yaparken had’ den sonra not (hadn’t) kullanılır.



I hadn’t meant to tell you this. – Sana bunu söylemek istememiştim.



& Sorularda had cümlenin başına getirilir.



Had that coutry formerly invaded the other? – O ülke eskiden diğerine saldırmış mıydı?



Nerelerde kullanıyoruz?



Geçmişte olan iki olaydan önce yapılan için kullanılır:


They had listened to each other and then they solved the problem. – Birbirlerini dinlediler ve sonra problemi çözdüler.



After/Before – Sonra/Önce kelimeleriyle birlikte:


After I had mixed the cake I put it in the oven. – Keki karıştırdıktan sonra fırına koydum.



Before you asked, Elif had asked the same question. – Sen sormadan önce Elif aynı soruyu sordu.



When/By the time – duğu zaman:


My mom had already prepared the dinner when I arrived home. – Eve vardığımda annem akşam yemeğini hazırlamıştı.





The exam had started by the time Erdal got to class. – Erdal sınıfa geldiğinde sınav başlamıştı.



Tasarlamak ve ummak eylemlerinin beklendiği gibi gerçekleşmediğini göstermek için kullanılır:


I had hoped/intended/expected to take a vacation this summer, but I had to change my plans. – Bu yaz tatil yapmayı ummuştum ama planlarımı değiştirmek zorunda kaldım.



Past Continuous Tense - Geçmiş Zaman ( –yordu )
Türkçede -yordu ekiyle ifade ettiğimiz geçmiş zaman için İngilizcede past continuous tense adı verilen zamanı kullanırız.



& was-were ile birlikte fiillerin –ing eki almasıyla oluşturulan zamandır. You,We,They özneleri için were; I, She,He,It özneleri için ise was kullanılır.



They were waiting. – Bekliyorlardı.



She was crying. – Ağlıyordu.



& Olumsuz yaparken was ve were’ den sonra not (wasn’t-weren’t) kullanılır.



I wasn’t expecting this. – Bunu beklemiyordum.



They weren’t helping. - Yardım etmiyorlardı.



& Sorularda was ve werecümlenin başına getirilir.



Were you reading a book? – Kitap okuyor muydun?



Wasn’t the baby sleeping? – Bebek uyumuyor muydu?



Nerelerde kullanıyoruz?



Geçmişte devam eden bir olayı belirtmek için:


I was studying at 9 a.m. yesterday. – Dün sabah saat 9’ da çalışıyordum.



They were rehearsing between 10 to 12. - 10 ile 12 arası prova yapıyorlardı.




–ken anlamını veren as,when, while bağlaçlarıyla geçmişte aynı anda gerçekleşen olaylarda bahsederken:


While I was cooking, my brother was preparing the table. – Ben yemek pişiriyorken kardeşim sofrayı hazırlıyordu.




Geçmiş zaman kullanarak bir hikaye anlatırken olayların arka planını anlatmak veya olayların geçtiği anı netleştirmek için:


We were waiting in the hospital. It was raining heavily... - Hastanede bekliyorduk. Şiddetli yağmur yağıyordu...




Başka bir olay tarafından kesilmiş bir olayı ya da aksiyonu tanımlarken:


I was studying when my sister came in. – Kız kardeşim geldiğinde ders çalışıyordum.




Wonder ile çok nazikçe birşey rica etmek için:


I was wondering if you could help me for a while. – Bür süreliğine bana yardım edip edemeyeceğinizi merak ediyordum.



Bu zamanla birlikte kullanılan zaman zarfları şunlardır:



* While-As-When



While we were doing the shopping, they were cleaning the house. – Biz alışveriş yaparken onlar evi temizliyorlardı.



* At this time yesterday/last week/last year: Dün/geçen hafta/geçen yıl bu zaman



At this time yesterday we were swimming together. – Dün bu zamanlar beraber yüzüyorduk.



Geçmiş Zaman II – Present Perfect Tense


Türkçede –di, -miş veya –mişti ekleriyle ifade edebildiğimiz zaman için İngilizcede kullanılan zamanlardan bir diğeri de present perfect tense adı verilen zamandır.



Have-has ile birlikte fiillerin üçüncü hallerinin kullanıldığı zamandır. Fiillerin çoğunun üçüncü hallerinin sonlarına –ed ekinin eklenmesiyle oluşturulur. I,You,We,They özneleri için have; She,He,It özneleri için ise has kullanılır.



They have solved the problem. – Problemi çözdüler.



She has found her wallet. – Cüzdanını buldu.



& Olumsuz yaparken have ve has’ den sonra not (haven’t-hasn’t) kullanılır.



I haven’t spoken to her. – Onunla konuşmadım.



My friend hasn’t given my pencil back. – Arkadaşım kalemimi geri vermedi.



& Sorularda have ve has cümlenin başına getirilir.



Have you asked him? – Ona sordun mu?



Hasn’t she seen the present? – Hediyeyi görmedi mi?







Nerelerde kullanıyoruz?



1. Ne zaman olduğunu belirtmediğimiz geçmiş zaman için kullanılır:



We have bought a new house. – Yeni bir ev aldık.



2. Henüz biten olaylarda, olayların sonucunu veya etkisini hala gördüğümüz durumlarda:



She has cleaned the house. The house is clean now. – O, evi temizledi. Ev şimdi temiz.



3. Geçmişte başlayıp hala devam eden olaylarda:



We have known each other for ten years. – Birbirimizi on yıldır tanıyoruz.



4. Geçmişte tamamlanmış olayları zamanları ile birlikte söylerken



We met yesterday. – Dün buluştuk.



Bu zamanla birlikte kullanılan zaman zarfları şunlardır:



* Just – Henüz, şimdi



I have just called him. – Onu şimdi aradım.



* Already – zaten, çoktan



They have already prepared the packets. – Paketleri çoktan hazırladılar.



* Yet – henüz (olumsuz anlamda)



You haven’t finished your homework yet. – Henüz ödevini bitirmedin.



* Never (olumlu cümlelerle kullanılır) Ever (olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır) – Hiç



Have you ever thought of changing your job? – Hiç işini değiştirmeyi düşündün mü?



I have never seen such a boring game. – Hiç böyle sıkıcı bir oyun görmedim.



* So far/Up to now – şimdiye kadar



The best student in our class has read five books so far. – Sınıfımızdaki en iyi öğrenci şu ana kadar beş kitap okudu.



* This week/month/year… - bu hafta/ay/yıl , today - bugün



Have you seen Metin this week? – Bu hafta Metin’ i gördün mü?



* Once/twice/three times/several times… - bir kere/iki kere/üç kere,birkaç kere



You have told this four times. – Bunu dört kere söyledin.






I haven’t seen my best teacher for years.- Yıllardır en iyi öğretmenimi görmedim.



How long have you owned a computer? – Ne kadar zamandır bir bilgisayara sahipsin?

posted 05 Ağustos 2007 Pazar 08:04 by admin | 0 Yorum

Şimdiki Zaman II - Present Perfect Continuous Tense
ŞİMDİKİ ZAMAN II

(PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE)

Anadilimizde fiillerin sonuna –yor eki getirerek oluşturduğunuz zaman İngilizce’de iki farklı zamanla ifade edilebilmektedir. Olayın belli bir zamandır devam ettiğini söylemek istediğimizde bu çalışmada gördüğünüz zamanı kullanırız. Ne kadar zaman önce başladığı, ne kadar zamandır devam ettiğinin bir önemi yoktur. 5 dakika öncede olabilir, yıllar önce de.



* Yapısına baktığımızda:



cümle başına özne (işi yapan kişi/şey),

sonrasında “have been-has been”

ve fiillerimize –ing takısı getirilerek oluşturulan bir zamandır.



* Nerelerde kullanırız?



1. bir süredir veya bir zamandan beridir devam eden işlerle:

I have been teaching English since 1995. – 1995’ten beri İngilizce öğretiyorum.

People have been talking about the President for a year. - İnsanlar bir yıldır Cumhurbaşkanı hakkında konuşuyorlar.



2. yakın bir zamanda biten ama etkisini hala görebildiğimiz işlerde

They are wet now. They have been walking in the rain. – Onlar ıslanmışlar. Yağmurda yürüyorlardı. (Şu anda yürümeleri bitmiş ama bunun sonucunu görebiliyoruz.)



3. öfke, rahatsızlık, eleştiri veya açıklamalarda:

Haven’t you been listening to me? – Beni dinlemiyor musun?



4. zamanı vurgulamak istediğimiz durumlarda since, for ve how long kelimeleriyle:



SINCE: olayın başlangıç anını vermek için since kelimesini kullanırız. I have been working since morning. – Sabahtan beri çalışıyorum.

FOR: olayın ne kadar zamandır devam ettiğini belirtmek içinse for kelimesini kullanırız. They have been preparing the packets for three hours. – Üç saattir paketleri hazırlıyorlar.

HOW LONG: olayın ne kadar zamandır sürdüğünü sormak için ne kadar zamandır anlamına gelen how long kullanılır. How long have you been living in Istanbul? – Ne kadar zamandır İstanbul’ da yaşıyorsun.



* Şimdiki zamanda (II) cümle kurmak:



Olumlu cümle kuruluşu özneden sonra have been-has been ve fiillere –ing eki getirilerek oluşturulur.



I have been calling you since morning. – Sabahtan beri seni arıyorum.

She has been evaluating the results. - Sonuçları değerlendiriyor.

My friend has been playing tennis for two years. –Arkadaşım iki yıldır tenis oynuyor.

Olumsuz cümle kuruluşunda ise have ve has yardımcılarından sonra “not”gelir. Not kelime olarak kullanılabildiği gibi have ve has yardımcılarına n’t olarak eklenebilir. Have not-haven’t, has not- hasn’t

My roommate hasn’t been joining the classes for a week. – Oda arkadaşım bir haftadır derslere katılmıyor.

The students haven’t been coming to school for two days. – İki gündür öğrenciler okula gelmiyorlar.

You haven’t been trying to understand me since we argued. – Tartıştığımızdan beri beni anlamaya çalışmıyorsun.

Soru sorarken yardımcılarımız cümle başına gelir. Olumsuz soru sorduğumuzda ise yardımcımızı not ile birlikte kullanırız.

Have you been waiting here for so long? – Uzun zamandır burada bekliyor musun?

Has your cat sleeping since morning? – Kedin sabahtan beri uyuyor mu?

How long have you been standing in this queue? – Bu kuyrukta ne kadar zamandır ayakta duruyorsun?

How long has the customer been staying in the hotel? – Müşteri ne kadar zamandır otelde kalıyor?



* Bazı fiiller –ing takısı almazlar bu nedenle bu fiillerin şu anda yapıldığını söylemek için present perfect tense adı verilen zamanı kullanırız. Bu fiillerin çoğu –ing takısı aldıklarında farklı anlama gelir:



1-İstem dışı duyu fiilleri:see, hear, smell, taste, notice

I have not noticed the flowers since I came here. – Geldiğimden beri çiçekleri fark etmedim.

2-Duygu ve düşünceleri ifade eden fiiller: love, like, adore, want, wish, desire, believe, hate, loathe, fear

I have liked him for two years. – İki yıldır ondan hoşlanıyorum.

3-Sahiplik bildiren fiiller: own, posses, belong, owe

It has belonged to me for years. – Yıllardır bana ait.

4-Diğer fiiller: know, understand, expect, forget, remember, trust, realize, agree, mean, perceive,seem/appear, want, need, suppose

We have know each other since we were children. – Çocukluğumuzdan beri birbirimizi tanırız.



posted 18 Mayıs 2007 Cuma 21:07 by admin | 1 Yorum

Geçmiş Zaman I - Simple Past Tense
GEÇMİŞ ZAMAN I– SIMPLE PAST TENSE



Türkçede –di, -miş veya –mişti ekleriyle ifade edebildiğimiz zaman için İngilizcede kullanılan zamanlardan birisi de simple past tense adı verilen zamandır.



& Fiillerin ikinci hallerinin kullanıldığı zamandır. Fiillerin çoğunun ikinci halleri sonlarına –ed ekinin eklenmesiyle oluşturulur.



I cleaned my room last Tuesday. – Odamı geçen Salı temizledim.



Ancak düzensiz adını verdiğimiz fiillerde yaygın olarak kullanılır.



She went Bursa yesterday. – Dün Bursa’ ya gitti. : Burada gördüğümüz went, go fiilinin ikinci halidir.



& Olumsuz yaparken didn’t kullanılır. Did aslında do fiilinin ikinci halidir. Did kullandığımız durumlarda fiiller birinci hallerinde kullanılırlar.



I didn’t mean it. – Onu kastetmedim. : Burada da gördüğünüz üzere did olduğu için cümlemizde mean: anlamına gelmek fiilini birinci hali ile kullandık.



& Sorularda did veya didn’t kullanırız. Yine did olduğu için fiiller birinci hallerinde kullanılır.



Did you hear the news? – Haberleri duydun mu?

Didn’t she call you last week? – Seni geçen hafta aramadı mı?





Nerelerde kullanıyoruz?



1. Geçmişte tamamlanıp sonlanmış bir olaydan bahsederken:



Our school team beat their school team in volleyball. – Okul takımımız onların okul takımını voleybolda yendi.



2. Ne zaman sorusuyla birlikte geçmiş zaman ifadelerinde:



When did they send this? – Bunu ne zaman gönderdiler?



3. Keşkeler ve hayallerimizle ilgili yapılarda:



I wish you helped me. – Keşke bana yardım etsen.



I’d rather you didn’t offend anybody. – Kimseyi kırmamanı tercih ederim.



4. Geçmişte tamamlanmış olayları zamanları ile birlikte söylerken



We met yesterday. – Dün buluştuk.



Bu zamanla birlikte kullanılan zaman zarfları şunlardır:



* Yesterday-Dün



* Last – Geçen: Last year- Geçen yıl, Last week- Geçen hafta, Last Tuesday - Geçen Salı, Last month – Geçen ay……….



* Ago – Önce : Three hours ago – Üç saat önce, Two days ago - İki gün önce, Five weeks ago – Beş hafta önce……..



* In 1999 – 1999’ da, in September- Eylülde, On Wednesday – Çarşamba günü, At two o’clock – Saat 2’de…….



* The other day – Geçen gün



Gelecek Zaman (Future Tense)
GELECEK ZAMAN



İngilizcede gelecek zaman için 4 farklı yapıyı kullanırız. Bu dört yapı da çalışacağım ifadesini verir.



I will study.
I’m going to study.
I’m studying.
I study


1. I will study.



- konuşma anında karar verdiğimiz zaman



OK I will join you. – Tamam size katılacağım.



- umut, korku, teklif, söz, uyarı, tahmin, rica, yorumlarda kullanılır



I’m afraid I will not help you. – Korkarım size yardım edemeyeceğim.



- kesinliği olmayan durumlarda

She’ll probably buy that dress. – Belki o elbiseyi alacak.



2. I’m going to study.



- yakın gelecekte olacak olaylarda

She’s going to visit us. – O bizi ziyaret edecek.



- planlı olaylarda

We are going to have a party.- Parti vereceğiz.



- kesin olaylarda

They are going to have a baby. – Onların bebeği olacak.



3. I’m studying.



- planlı yakın gelecek için simdiki zaman kullanılır.

She is going to the theatre tonight. – Bu gece tiyatroya gidiyor/gidecek.



4. I study



- bir program dahilinde yapılacak işlerde

I have a rest at 3 p.m.- 15:00’ da dinlenirim/dinleneceğim.

- Otobüs vb araçların tarifelerinde

The bus arrives at 8 a.m. – Otobüs saat 8’ de gelecek.





Zaman zarfları:

Tomorrow - Yarın

Tonight – Bu gece

Next – Gelecek Next week/year/month/Sunday...

In two days – İki gün içerisinde

The day after tomorrow- Yarından sonraki gün

Soon- En kısa zamanda

Later: Sonra



Exercise:



posted 29 Aralık 2006 Cuma 17:48 by admin | 0 Yorum

Geniş Zaman ( Simple Present Tense )
GENİŞ ZAMAN II



Anadilinizde fiillerin sonuna –r eki getirerek oluşturduğunuz zaman İngilizce’de de tek zamanla ifade edilebilmektedir.





* Yapısına baktığımızda:

cümle başına özne (I, you, we, they), cümle başına özne (he, she, it),

sonrasında “fiil” gelir. sonrasında “fiil+s” gelir.





* Nerelerde kullanırız?

Bu zamanı:

Evrensel gerçekler (genel doğrular):
The eart orbits round the sun. – Dünya güneşin etrafında döner.



Alışkanlıklarda (değişmeyen durumlar, sürekli tekrarlanan olaylar):
Most people rest in their homes on Sundays. – Çoğu insan pazar günleri evinde dinlenir.



Duygular & hislerden bahsederken:
I love walking. – Yürümeyi severim.



Gazete başlıklarında:
NATO Assumes Control of Eastern Afghanistan. – Nato Afganistan kontrolünü üsleniyor.



Yer, yön, yemek tarif ederken:


You walk for two hundred metres, then you turn left. – İki yüz metre yürüyeceksin sonra sola döneceksin.



Hikaye, olay, fıkra, spor karşılaşması anlatırken:
Hakan passes the ball to Arda. – Hakan Arda’ ya pas atıyor.



Bir program dahilindeki gelecek zaman için:
The lesson starts at 9:00 a.m. – Ders 9 ‘da başlıyacak.



Geleceğe dair yapılarda bağlaçtan sonra:After, when, before, as soon as, until
I’ll forgive you as soon as you fix tmy computer. – Bilgisayarımı düzeltir düzeltmez seni affedeceğim.





* Hangi zaman zarflarını kullanırız?



100% Always : Her zaman
80 % Usually = Generally = Normally: Genellikle
70 % Often = Frequently : sık sık
60% Sometimes = Occasionally: bazen
30% Seldom = Rarely: nadiren
%0 Never: hiç (olumlu cümle)
% ? Ever: hiç (soru cümlesi-olumsuz cümle)

Every - Her:

every day, morning, afternoon, evening, night, other week, third month, every fourth year

Days and Dates – Günler ve Tarihler:

on Mondays, on the first of every month, on holidays

Parts of days – Günün bölümleri:

(in the) mornings, (in the) afternoons, (in the) evenings, (at) nights

At certain times – Belli zamanlar:

when I get home, when I have a problem, whenever my brother visits me, before I go to bed, before the market opens, after I get up, after the market closes

How frequently - Ne kadar sıklıkla: twice a month, three times a week, monthly
annually





* Geniş zamanda cümle kurmak:



Olumlu cümle kuruluşu özneden sonra fiili getirerek oluşturulur. Eğer öznemiz “O” ise fiilimize –s takısı ekleriz.



They help me. – Bana yardım ederler.

We visit my uncle every weekend. - Her hafta sonu amcamı ziyaret ederiz.

You always listen to me. – Sen hep beni dinlersin.

She plays basketball. – O futbol oynar.

They send a letter. - Mektup gönderirler.



Olumsuz cümle kuruluşunda ise özneden sonra don’t (I, you,we, they) ve doesn’t (she,he, it) gelir ve sonra fiil.



I don’t like coke. – Kola sevmem.

We don’t quarrel. –Tartışmayız.

You don’ t understand me. – Beni anlamıyorsun.

She doesn’t read a book. – O kitap okumaz.

They don’t complain. – Şikayet etmezler.





Soru sorarken do (I,you,we,they) ve does (he,she,it) cümle başına gelir ve sonra özne gelir. Olumsuz soru sorduğumuzda ise don’t ve doesn’t ile birlikte kullanırız.



Do you watch TV ? – TV izler misin?

Does she believe you? – O sana inanır mı? (inanıyor mu?)

Do they support you? – Onlar seni desteklerler mi?

Doesn’t Bahar call you? – Bahar seni aramaz mı?

Don’t they visit you? – Onlar seni ziyaret etmezler mi?



Yazım Kuralları :

- y ile biten fiiler –s takısı aldığında –y kalkar yerine –ies gelir.



Fly flies /Cry cries



The babies sometimes cry. – Bebekler bazen ağlarlar.

The baby sometimes cries. – Bebek bazen ağlar.



İstisna: -y harfinden önce sesli harf varsa sadece –s eklenir.

Play plays



- s, -x, -sh, -ch ile biten fillere – es takısı eklenir.

Passes, catches, fixes, pushes

We catch 9 a.m. bus.- Biz 9 otobüsüne yetişiriz.

He cathes 8 a.m. bus. – O sabah 8 otobüsüne yetişir.



posted 05 Ekim 2006 Perşembe 23:36 by admin | 0 Yorum

Zamanlar
İngilizce' de toplam 13 tane zaman vardır. Bunların 4 tanesi İngilizce zamanlar konularında yer almaz. Biz bu bölümde geniş zaman olarak 1, şimdiki zaman olarak 2, gelecek zaman olarak 4 ve geçmiş zaman olarak 6 ayrı yani toplam 13 konu öğreneceğiz.



ŞİMDİKİ ZAMAN I

( PRESENT CONTINUOUS TENSE )



Anadilinizde fiillerin sonuna –yor eki getirerek oluşturduğunuz zaman İngilizce’de iki farklı zamanla ifade edilebilmektedir. İlk olarak İngilizce’de de şimdiki zaman olarak geçen zamanı çalışacağız.


Bu zaman genel olarak şu anda yapılan işlerden bahsederken kullanılır. Şu anda bu yazıyı okuyorsunuz örneğinde olduğu gibi.



* Yapısına baktığımızda:

cümle başına özne (işi yapan kişi/şey),

sonrasında “am-is-are”

ve fiillerimize –ing takısı getirilerek oluşturulan bir zamandır.




* Nerelerde kullanırız?

Bu zamanı:

şuanda yaptığımız işlerden:
I am studying now. – Şu anda çalışıyorum.



şu sıralar yaptığımız işlerden ( konuşma anında yapıyor olmamız gerekmez.)
I am reading Dan Brown. – Dan Brown okuyorum. (konuşma anında yapmıyorum ama bu aralar onun kitabını okuyorum. )



halen devam eden bir eğilimden:
More and more people are becoming vegetarian. – Giderek daha fazla insan vejeteryan oluyor.



yakın ve planlı gelecekten:
I am going to the cinema tonight. – Bu akşam sinemaya gidiyorum



bazen geniş zamandan bahsederken kullanırız:
He’s always telling lies. – O her zaman yalan söyler.



* Hangi zaman zarflarını kullanırız?



Now, at the moment, right now , at present gibi şu anda, şimdi anlamına gelen ifadeleri. Bu ifadeler genellikle cümlenin sonunda kullanılır. Bunların dışında rahatsızlık veya eleştiri belirtmek için always ile de kullanılır.



* Şimdiki zamanda cümle kurmak:



Olumlu cümle kuruluşu özneden sonra am-is-are ve fiillere –ing eki getirilerek oluşturulur.



I am studying now. - Şu anda çalışıyorum.

We are preparing a report. - Rapor hazırlıyoruz.

You are reading now. –Şimdi okuyorsun.

She is playing backgommon. - Tavla oynuyor.

They are cooking at the moment. - Şu anda yemek pişiriyorlar.



Olumsuz cümle kuruluşunda ise am-is-are yardımcılarından sonra “not”gelir. Not kelime olarak kullanılabildiği gibi is ve are yardımcılarına n’t olarak eklenebilir. Is not – isn’t/are not – aren’t



I am not shouting. – Bağırmıyorum.

We are not watching TV. –TV izlemiyoruz.

You are not cleaning the house. – Evi temizlemiyorsun.

She is not reading a book now. – Şu anda kitap okumuyor.

They are not helping at the moment. – Şimdi yardım etmiyorlar.





Soru sorarken yardımcılarımız cümle başına gelir. Olumsuz soru sorduğumuzda ise yardımcımızı not ile birlikte kullanırız.



Are you listening to music now? – Şu anda müzik dinliyor musun?

Is she helping you? – O sana yardım ediyor mu?

Are they playing football? – Futbol oynuyorlar mı?

Isn’t Deniz going out? – Deniz dışarı çıkmıyor mu?

Aren’t they sitting in the office? – Onlar ofiste oturmuyorlar mı?





* Bazı fiiller –ing takısı almazlar bu nedenle bu fiillerin şu anda yapıldığını söylemek için geniş zaman kullanırız. Bu fiillerin çoğu –ing takısı aldıklarında farklı anlama gelir:



1-İstem dışı duyu fiilleri:

see: görmek, hear: duymak, smell: koklamak, taste: tadını almak, notice: fark etmek



2-Duygu ve düşünceleri ifade eden fiiller:

love: sevmek, like: hoşlanmak, adore: hayranlık duymak, want: istemek, wish: arzu etmek, desire: arzulamak, believe:inanmak, hate: nefret etmek, loathe: tiksinmek, fear: korkmak



3-Sahiplik bildiren fiiller:



own: sahip olmak, posses: sahip olmak, belong: ait olmak, owe:borçlu olmak



4-Diğer fiiller:



know:bilmek, understand:anlamak, expect:beklemek, forget:unutmak, remember:hatırlamak, trust: güvenmek, realize:farkına varmak, agree:razı olmak, mean:kastetmek, perceive:algılamak,seem/appear:görünmek, want:istemek,need:ihtiyacı olmak, suppose:farzetmek

Past Perfect Continuous Tense

Bu tense aynı Present Perfect Continuous Tense'de olduğu gibi geçmişte yaşanan ve belirli bir süreci kapsayan eylemleri anlatmak için kullanılır. Fakat bu tense'i kullanmamız için geçmişte yaşanan ve bir süre devam eden eylemin, başka bir eylemden önce yaşanmış olması gerekir.


Yapisi:Özne+had been+v-ing

Olumlu Cümle
I/we/you/they had been learning English.
He/she/it had been learning English.

Olumsuz Cümle
I/we/you/they had not(hadn't) been learning English.
He/she/it had not(hadn't) been learning English.

Soru Cümlesi
Had I/we/you/they been learning English.?
Had he/she/it been learning English?

Olumsuz Soru Cümlesi
Hadn't I/we/you/they been learning English?
Hadn't he/she/it been learning Engilish?

*KULLANIM*
**1- "The past perfect tense" konusunu anlatırken, bir olayın geçmişte belli bir zamanın veya başka olayın öncesinde gerçekleştiğini anlatmak için kullandığımızı belirtmiştik. "The past perfect continuous tense" te gene bir bir olayın veya durumun geçmişteki belli bir zaman veya olaydan önce gerçekleştiğin belirtiyoruz. Farklı olan, sözkonusu olay veya durum geçmişte belirlediğimiz bir zaman veya olay öncesine kadar devam etmiş olmasıdır. Karşılaştırmalı iki örnekle bunu daha iyi anlayabiliriz.

Örnek 1:
I had already seen the film, so I didn't go to the cinema with them( Filmi önceden görmüştüm bu yüzden onlarla sinemaya gitmedim.)

Bu örnekte, past perfect kullanıldı, çünkü konuşan kişinin sinemaya gitmemesinin nedeni, daha önce yapmış olduğu bir şey, filmi önceden görmüş olmasıdır. Burada filmi görme olayı süreklilik arzeden bir durum değildir, o yüzden "past perfect continuous" un kullanılması doğru olmaz.

Örnek 2:
We had been gossiping about Julia when she suddenly enetered the room.
( Julia aniden odaya girdiğinde biz onun dedikodusun yapıyorduk.)

Bu örneği incelediğimizde gene iki olayla karşılaşıyoruz. Birincisi bizim Julia hakkında dedikodu yapmamız ve ikincisi Julianın aniden odaya girmesi. İlk olan olay, yani bizim Julia hakkında dedikodu yapmamız Julia'nın odaya girmesinden önce başlamış ve Julia odaya girene kadar sürekliliğini korumuştur. Bu yüzden bu cümlede, "the past perfect tense" değil "the past perfect continuous tense" uygundur.

Past Perfect Tense ile Kullanılan Zaman İfadeleri;
For,since,how long,before

They had been looking for a house for six months before they found one they liked.
(Beğendikleri bir tane bulmadan önce 6 aydır ev bakıyorlardı)

Dikkat!
Bu tense'in kullanımına ilişkin hatırlanması gereken önemli bir nokta da şudur. Durağan fiiller, yani içinde herhangi bir eylem bulundurmayan fiiller (sahip olmak gibi) Past Perfect Continuous Tense ile kullanılamaz. Cümleye bu tense'in anlamını kazandırmak için Past Perfect Tense kullanılır.

The motorcycle had been belonging to George for years before Tina bought it.YaNLIŞ

The motorcycle had belonged to George for years before Tina bought it.DOĞRU



[url]http://www.main-board.com/ingilizce/131616-simple-present-tense-genis-zaman.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/131614-present-continuous-simdiki-zaman.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/223231-simple-past-tense.html#post3494420[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/131611-past-continuous-tense.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/136467-18-ders-basit-gecmis-zaman-and-8211-simple-past-tense.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/131616-simple-present-tense-genis-zaman.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/136462-16-ders-present-perfect-continous-tense.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/136463-17-ders-present-perfect-tense.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/136447-19-ders-past-perfect-misli-gecmis.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/24953-future-tense-gelecek-zaman.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/224715-future-continuous-tense.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/130628-future-perfect-tense.html[/url]

[url]http://www.main-board.com/ingilizce/224718-future-perfect-continuous-tense.html#post3501788[/url]




[url]http://www.main-board.com/ingilizce/138854-ingilizce-ve-ingilizce-dersler.html#post3337716[/url]


_____________________________________
__________________________________________________________



Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 55056
favori
like
share
MAIN-BOARD Tarih: 24.07.2016 15:06
Tebrikler!
Paylaşımınız haftanın en popüler içerikleri arasında.
Ödüllü Paylaşımlar
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:48
Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’nin kullanıldığı yer aynıdır. Present Perfect Tense, geçmişte bir noktada olmuştur. Present Perfect Continuous Tense ise aynı yerde, fakat sürekli bir durumda olmuştur. Bu iki zamanın kullanımında önce ile ilişkisi düşünülmelidir. Ayrıca bu iki zamana özgü bazı zarf ve edatlar vardır. Aşağıda verilecek olan bu zarf ve edatlar görüldüğünde mutlaka Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’lere gidilmelidir.

Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense Gerektiren Zarf ve Edatlar:

For: ...dır ....den beri
Since: ...den beri
Just: Henüz, yeni, az önce, şimdi.(Çok kısa bir süre önce olan eylemleri anlatır.)
Yet: Daha, henüz.
Already: Halihazırda, .......mış bile
Recently: Son zamanlarda
Lately: Son zamanlarda
Over: Boyunca, .....de, ....da
Ever: Hayatında, hiç, şu ana kadar.
Never: Hayatında, hiç, Şu ana kadar. (Ever’ın olumsuz yapısıdır.)


For and Since

For and Since “.....den beri” anlamına geldiği için konuşma anında geçen olayın öncesi ile ilişkisi kuruluyor. Ayrıca olayın etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu açıklamalar da zaman olarak Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’leri gerektirir.

We have been waiting for you since morning. (Sabahtan beri seni beklemekteyiz.)

I have been smoking for ten years. (10 yıldır sigara içmekteyim)

Birinci cümlede, bekleme eyleminin sadece konuşma anı ile ilgilenilmez. Bekleme eyleminin öncesi ile ilişkisi kurulur ve öncesinin konuşma anına etkisi de belirtilir.
İkinci cümlede, sigara içme eyleminin sadece şu anı ile ilgilenilmez. Konuşma anının on yıl öncesi ile ilişkisi kurulur.

For and Since’in kullanımının karıştırılmaması gerekir. Bunun için şöyle bir ayırım koyabiliriz:

****Zaman ismi varsa: Since
****Zaman miktarı varsa: For kullanılır.

I have smoked for 10 years şeklinde Present Perfect ile de cümleyi kurabiliriz. Çünkü bu iki zaman birbirine eşittir. Bu iki cümlenin anlamı bakımından karışıklık çıkması Türkçe’nin bu iki zaman açısından yetersiz oluşundandır.

Yet

We have not decided yet. (Hala karar vermedik.)

Yet, konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor. Bu yüzden “yet” görüldüğü yerde Present Perfect Tense düşünülür. Burada karar vermeme öncesinden başlamış, hala karar verilmemiş ve her an karar verilip eylem sonuçlandırılabilir. (Yet olumsuz cümlelerde kullanılır.)

Just

He has just gone out. (Henüz dışarı çıktı.)

Bu cümleden eylemin çok kısa bir süre önce gerçekleştiğini anlıyoruz. Yani dışarı çıkanın merdivenlerde olabileceği, çok uzakta olmadığını anlıyoruz. Bu anlamı katan “just”tır ve bu yüzden Simple Past değil de Present perfect kullanıyoruz. Eğer çok yeni olmayan olaylar aktarılırsa o zaman “just” kullanılmaz.


Already

They have already given up the project. (Onlar projeden vazgeçmişler bile.)

Geçmişte olay belirsiz bir zamanda olduğu için Present perfect kullanılır.

Recently = Lately

I have not met him recently. (Son zamanlarda onunla karşılaşmadım.)

Burada bizi perfecte götüren “Recently”dir. Çünkü şu anda konuşulan eylemin öncesi ile ilişkisini “Recently” kuruyor ve olayın etkisinin hala devam ettiğini anlıyoruz.

Ayrıca bir zarf olan “Recently” den “ly” eki atılırsa, bir sıfat olan “recent” elde edilir. Bu sıfatın isimler önünde kullanılması ile elde edilen sözcük de Present Perfect gerektirir. Örnekleyecek olursak;

In recent years, enflation has been falling down. (Son yıllarda enflasyon düşüyor.)

Ever x Never

Have you ever seen such a novel. No, I have never seen such a novel.
(Hayatında böyle bir roman gördün mü? Hayır, Hayatımda böyle bir roman görmedim.)

Ever and never Present Perfect gerektirir. Çünkü konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor.

*****Over*****

Boyunca, ....de, ....da anlamına gelen “Over”ın iki kullanımı vardır.

1.) Çoğul bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu
konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Present Perfect gerektirir.

Over the past few years, Scientist have developed a new cure.
(Son birkaç yılda bilim adamları yeni bir tedavi geliştirdiler.)

Burada “over” çoğul bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Present Perfect kullanılmıştır. Mantığı da şudur: Geliştirilen tedavi bir noktada olup bitmiş değildir ve etkisi sürmektedir.

2.) Tekil bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu
konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Simple Past gerektirir.

Over the past month, the prices increased by 10 %. (Geçen ayda fiyatlar %10 arttı.)

Burada “over” tekil bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Simple Past gerektirir. Çünkü olay olup bitmiştir.

Başka örnekler verecek olursak;

Over the last meeting, the chairman explained everything(Geçen toplantıda başkan her şeyi açıkladı)

Over the last meetings, the chairman has explained everything.

“Over”ın Diğer Kullanımı

Daha önce de değinildiği gibi “over” ın ...de, ...da anlamına gelen kullanımı da vardır. Peki bunun, aynı anlama gelen “in”, “at” gibi sözcüklerden farkı nedir? “Over”da gizli bir “boyunca” anlamı vardır. Bu yüzden kullanılacak cümlede bir süreğenlik varsa “over”; bir noktada olup bitmişse diğerleri kullanılır.



Örneğin;

Derste söz aldı: “at” kullanılır. (Bir noktada olup bittiği için.)
Derste uyudu: “over” kullanılır. (Bir devamlılık gösterdiği için.)

Simple Present vs Present Continuous

Simple Present, Türkçe’deki Geniş Zamana karşılık gelir. Geçmişte, şu an ve gelecekte olabilecek eylemler, alışkanlık haline gelmiş olan eylemler İngilizce’de bu tense ile ifade edilir.

Present Continuous ise, içinde bulunan anda yapılan, kontrolümüz altındaki eylemleri ifade etmede kullanılır. Her eylemin kontrolü elimizde olmayabilir. Duyu eylemleri gibi.

Believe in: İnanmak
Dare: cesaret etmek
Detest = Loathe: iğrenmek
See: görmek
See off: uğurlamak

I am believing in God diyemeyiz. Ancak, I believe in God diyebiliriz. Çünkü Allah’a inanmak, kontrolümüz altında olan ve istesek hemen inanmayacağımız bir durum değildir.

I am loving my country diyemeyiz. Ancak, I love my country diyebiliriz.

Bütün “Linking Verbs”lerin Continuous formları yoktur. Ancak bu fiiller eğer duyu eylemi anlamında bir anlama sahip değiller ise continuous formda kullanılabilirler. Örneğin; “See”, görmek anlamında continuous formda kullanılamaz. Yani, I am seeing diyemeyiz. Ama “See off” uğurlamak demektir ve continuous formda kullanılabilir. Çünkü “uğurlamak” eylemi, kontrolü elimizde olan bir eylemdir. I am seeing off my friend gibi.

Her continuous formu olmayan fiiller için alternatif simple zamanı kullanılır.

Present Continuous için Simple Continuous

Past Continuous için Simple Past

Perfect Continuous için Present Perfect alternatif olarak kullanılır.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çarşamba 15.12.1999


Future Perfect Yapıları

The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerin her ikisi de aynı yerde kullanılır.


Present Future Perfect Future
X xxxXxxx X

Future Perfect Continuous


Gelecekte belli bir zamanda olacak eylemleri ifade ettiğimizde cümleyi basit Future ile kurarız. Eğer gelecekte belli bir zamanın öncesine vurgu yapılırsa cümle, The Future Perfect Tense veya The Future Perfect Continuous Tense’lerden biri ile kurulur.

Örneğin;

Saat beşte ders başlayacak, Basit Future ile

Beşe kadar ders başlayacak, Future Perfect ile kurulur.

The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense zamanlarının kullanımında dikkati çeken “By” edatı vardır. Bu edat, bir cümlede varsa mutlaka Future Perfect’i işaret eder.

By: ...e kadar
Exceed: aşmak

The population of Turkey will exceed 100 millions in 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılında 100 milyonu aşacak.)

Bu cümlede, gelecekte belli bir noktada gerçekleşecek olaydan söz edildiği için Basit Future kullanılmıştır.

The population of Turkey will have exceeded 100 millions by 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılına kadar 100 milyonu aşmış olacak.)

Görüldüğü gibi “By” edatının olması Futre Perfectli yapı ister. Yani bir cümlede “...e kadar” anlamına gelen “by” edatının varlığı Future Perfectli yapı gerektirir. Peki bu cümlede niçin Future Perfect Continuous değil de Future Perfect kullanılmıştır? Future Perfect kullanılmıştır. Çünkü 100 milyona aşma eylemi sürekli olmayıp; bir anda gerçekleşen bir eylemdir. Bu yüzden continuous kullanılmamıştır. Zamanların kullanımında bu şekilde spesifik özelliklerine de dikkat etmek gerekir.

Sınavlarda, The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerle ilgili sorularda bu iki zamanın ikisi de şıklarda verilmez. Çünkü ikisi de aynı yerde kullanılır ve aynı anlama gelir.

By ve Until / Till Arasındaki Kullanım Farkı

By: ...e kadar
Until / Till: ...e kadar

İkisi de “....e kadar” anlamına gelen bu iki edat arasında çok önemli bir kullanım farkı vardır. Eğer konuşma anı ile gelecekte belirtilen zaman arasında eylem sürekli oluyorsa Until / Till kullanılır. Eğer konuşma anından sonra “...e kadar” ifadesinin geçtiği bir noktada eylem oluyorsa “By” kullanılır ve bu da Future Perfectli yapı gerektirir. Bu açıklamayı zaman çizelgesinde gösterecek olursak;

Present Until / till Future Present by Future
XxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxX X X X
Present Saat 10Present Saat 10

Olayın gerçekleştiği nokta

I will study untill 10 o’clock. (Saat ona kadar çalışacağım)

He will have called us by 10 o’clock. (Saat ona kadar bize telefon edecek.)

Birinci cümlede, zaman çizelgesinde de görüldüğü gibi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar çalışma eylemi sürekli yapılacaktır. Burada süreklilik olduğu için “by” artık kullanılamaz; “until” kullanılır.

İkinci cümlede ise, telefon açma eylemi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar sürekli değil de bir noktada gerçekleşecektir. Bu kullanım da “by” edatını gerektirir ve “by” kullanımı da Future Perfect’i işaret eder.

Not: Edatların kullanım özelliğinden dolayı “By” cümlenin başına da gelebilir. Normalde edatların asıl yerleri cümle sonlarıdır. Ama kullanım yerleri değişebilir.

By the end of next month, we will have completed our study.
(Bu ayın sonuna kadar çalışmamızı tamamlamış olacağız.)

Eğer gelecekte yapılacak bir eylemi, öncesi ile ilişki kurarak aktaracaksak tense olarak Future Perfect kullanırız.

By the end of year, I will have been working at D.U. for 15 years.
(Yıl sonuna kadar, Dicle Üniversitesinde 15 yıldır çalışmakta olacağım.)

“For” edatının Farklı Perfect ifadelerindeki Kullanımı

Now, I have been studying for three hours. (The Present Perfect Continuous Tense)
(Şu anda üç saatten beri çalışmaktayım.)

When you phoned, I had been studying for three hours. (The Past Perfect Continuous Tense)(Sen telefon ettiğinde, üç saatten beri çalışmaktaydım.)

By the end of this month, I will have been teaching Engilish for three years. (The Future Perfect Continuous Tense) (Bu ayın sonuna kadar üç yıldır İngilizce öğrenmekte olacağım.)
Not: Sorulan bir soru üzerine “for”un kullanımı yukarıdaki cümleler üzerinde anlatıldı.
Zamanların Kullanımındaki Karışıklıklar

1.) Simple Past – Present Perfect Kullanımı: Bu iki zamanın kullanımında Türkçe’nin yapısından kaynaklanan bazı karışıklıklar vardır. Bu karışıklıkları gidermek için zamanların İngilizce’deki tanımından başlayalım.

Simple Past: Geçmişte, belli bir zamanda olmuş, bitmiş olayları aktarır. Yani Simple Past’ı kullanabilmek için kesinlikle zamanın belli olması ve olayın olmuş - bitmiş olması gerekmektedir. Eğer bu iki şart eksik ise, kesinlikle Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilmelidir.

I saw him three days ago. (Onu, üç gün önce gördüm.)

They signed a peace agreement in 1990. (Onlar, 1990 yılında bir barış antlaşması imzaladılar.)

Görüldüğü gibi birinci cümlede “görme” eylemi oluş-bitmiş ve belli bir zamanda (üç gün önce) olmuştur. Bu nedenle Simple Past kullanılmıştır. İkinci örnek için de aynı açıklama geçerlidir.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:47
Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma

Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.

We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)

Be + V1.....ing olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var, “Perfect” ; ve V2 formda olduğu için de “Past” olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı “Past Perfect Continuous”tur.

Conduct: Yapmak, yürütmek, Beraber götürmek
Ducere: Conduct’un latincesidir. Lider, götürmek gibi anlamı vardır. İngilizcesi “Duce”dir.
Duct: Götürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber Götürmek, yürütmek anlamına gelir.

Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.

She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)

(Burada “for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. İngilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak” der.)

My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)

I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)

He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)

Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)

Struggle for: ...için mücadele etmek

We stadied English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)

At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
İn: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)


Zamanların Kullanıldığı Yerler


Past Perfect Past Present Future
xxxxXxxxx xxxxXxxxx X X

Past Perfect Continuous Past Continuous



Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple
• Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous
• Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect’tir.

Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.

Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.

Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.

Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:

1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.

I saw them last night. (S. Past)

I was sleeping last night at ten o’clock. (Past Continuous)

2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.

I saw him when he entered the room.
S. Past S. Past

3.) İki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.

When you phoned, I was sleeping. (I was sleeping when you phoned.)
S. Past Past Continuous

4.) İki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.

I was reading the newspaper while my wife was watching TV.
Past Continuous Past Continuous
Özet olarak;

a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.
d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.

Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;

Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past’tır.

The lesson had started when I arrived there.
Past Perfect S. Past

Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.

My mother had been serving the table when I arrived home.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)

My mother was serving the table when I arrived home.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)

Türkçe’de “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu” ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır.

My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)

My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)

Thomson’un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:

I saw the man on his knees when I opened the door. I understood that he had been looking
at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)



Past Perfect S. Past Past’ın Sonrası
xxxxXxxxx xxxxXxxxx xxxxXxxxx

Past Perfect Cont. Past Continuous
Türkçe’nin yapısından kaynaklanan “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir. Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir. Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de anlaşıldığı gibi mümkün değildir.

Yukarıdaki zaman çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past’ın sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?

Eğer biz onunla görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;

He said that he had resigned. (O istifa ettiğini söyledi) olurdu.

Eğer biz onunla görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;

He said that he would resign. (O istifa edeceğini söyledi) olur.

Geçmişin sonrası durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman cümlemiz;

He said that he would be working as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak çalışacağını söyledi)

When: .....dığı zaman
While: ....iken. (Bu bağlaç genellikle continuıus’lularla kullanılır.)


PARTİCPLES

Türkçe karşılığı “ortaç, sıfat fiil” demek olan Participles’lar İngilizcede biçimsel olarak üç bölüme ayrılırlar.

Present Participle Past Participle Perfect Participle

Sleeping Slept Having slept
Speaking Spoken Having spoken
Coming Come Having come

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Pazar 12.12.1999

Present Tense’lerin Kullanıldığı Yerler

1.) The Simple Present Tense

2.) The Present Continuous Tense

3.) The Present Perfect Tense

4.) The Present Perfect Continuous Tense



Present Perfect Present Future
xxxxXxxxx X X

Present Perfect Cont.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:47
1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)

İngilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple “Will” ve “Shall” aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;

I shall do speak. (Konuşacağım)
You will do speak

Şeklinde yazılmalıdır. “Do” kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will” ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde “–ecek, acak” anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.

Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen “Will” ve “Shall” görür.

Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların kullanımında da normalde “Do” yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.

PRONOUNS

Pro:...nın yerine, ileriye. Noun: İsim (gramatikal olarak)

Bu yüzden “Pronoun” ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.



Subject Pronouns Object Pronouns
I Me
You You
He Him
She Her
It + VERB + It
We Us
You You
They Them

Subject Pronouns’ lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.

Object Pronouns’lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.

Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.

Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:46
Simple Gruptaki Kısaltmalardan Doğan Zorluklar

Bir fiilin isim hali ile birinci hali aynıdır. Simple Tense’lerde bu durum karışıklığa yol açmaktadır.

• To decrease: Azalmak (verb) To book: Rezerve yapmak (verb)
• The decrease: Azalış (noun) The book: Kitap (noun)

Bu zorluğu gidermek için simple cümlelerde üçüncü tekil şahıslarda temel fiile “s” takısı getirilir. Bu durum isimlerin tekil-çoğulu ile ters ilişkilidir. ”s” takısı kelimenin isim değil; fiil olduğunu gösterir.

This decrease: This tekildir. Decrease’de “s” takısı yok. O zaman bu isimdir diyoruz. (Bu azalış)

This decreases: This tekildir. Decrease’de “s” takısı vardır. O zaman bu fiildir diyoruz. (Bu azalma)

O halde şimdi simple zamanlara gidebiliriz.

1 .) The Simple Present Tense: (Geniş zaman): Ali speaks. (Ali konuşur)

Not: Simple present’te “do” kısaltılır. Eğer düz olumlu cümlede “do” varsa, bu vurgu için kullanılır.

I do believe. (Tabi ki inanıyorum)

2.) The Simple Past Tense (Dili geçmiş zaman)

I did speak. (konuştum)

Did, do’nun ikinci halidir. Simple past tenste yardımcı fiil kısaltılınca, kendisine uygulanan ikinci hale getirme temel fiile uygulanır. Yani temel fiil ikinci halde yazılır. Kısaltılmış şekliyle yazacak olursak;

I spoke şeklinde olur.

Fiillerin ikinci halinin kullanıldığı tek yer Simple Past Tense’ dir. V2 kullanıldığından isim ile karıştırma problemi de kalmıyor.

Eğer bu tense’ de did kullanılsa simple present tense’de olduğu gibi anlamı pekiştirmek içindir. Olumsuz, soru ve olumsuz soru cümlelerinde “did” yardımcı fiili kullanılır. Did’in cümlede olması durumunda temel fiil daima V1 halinde yazılır.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çarşamba 08. 12. 1999
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:45
C) Perfect: (-miş) Have + V3

1.) The Present Perfect Tense: I have spoken. (Konuşmuşum)

2.) The Past Perfect Tense: I had spoken. (Konuşmuştum)

3.) The Future Perfect Tense: I will have spoken. (Konuşmuş olacağım)

B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing

1.) The Present Continuous Tense: I am speaking. (Konuşuyorum)

2.) The Past Continuous Tense: I was speaking. (Konuşuyordum)

3.) The Future Continuous Tense: I will be speaking. (Konuşuyor olacağım)

V1 V2 V3
Be: am, is, are.......was, were...........been

Not: Her zamanda üç yapıyı bir arada gösterip üzerinde farklılığı görmek daha öğreticidir.

Continuous: Devamlı, devam eden.
Progressive: Kademe kademe gelişen.
Present: Şu an, hediye.

Not: Devamlı zamanları continuous ile ifade etmek daha uygundur. Con tinuous’ları anlatırken “Be” fiilleri ve bunların hallerinden bahsetmek verimliliği arttırır.

Not: Bir cümlenin zamanını öğrenebilmek için ilk önce yardımcı fiillere bakılır. Bu bize, bu cümlenin 4’lü gruptan hangisine gideceğimizi gösterir.

The student has been waiting for us.
My father will be repairing his car.
He had seen us.
We will have completed the study.

Not: Perfect’li cümleler tek başlarına bir yargı ile kullanılmaz. Daha iyi anlaşılsın diyebu cümleler verildi. Normalde bu cümleler ingilizcede yoktur veya eksiktir.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:45
TENSES (Zamanlar)

A) Simple: Do + V1

1.) Past (-di)
2.) Present (-ir)
3.) Future (-ecek)

B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing

1.) Past (-yordu)
2.) Present (-yor)
3.) Future (-yor olacak)

C) Perfect: (-miş) Have + V3

1.) Past (-mişti)
2.) Present (-miş)
3.) Future (-miş olacak)

D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing

1.)Past (-mekteydi)
2.)Present (-mekte)
3.)Future (-mekte olacak)

To speak: Konuşmak

***Not: Bir fiilin mastarsız haline (to’suz) o fiilin birinci hali denir.

D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing

1.) The Present Perfect Continuous Tense: I have been speaking. (Konuşmaktayım)0,

0,,,”

2.) The Past Perfect Continuous Tense: I had been speaking. (Konuşmaktaydım)

3.) The Future Perfect Continuous Tense: I will have been speaking (Konuşmakta olacağım)

Not: İngilizcede, zaman ne olursa olsun bir cümlede yapılacak değişikliklerin hepsi
yardımcı fiil üzerinde yapılır.

Not: Formal yazışmalarda kesinlikle kısaltmalar yapılmaz.

Not: İngilizcede bir olayın basit olması demek, continuous olmaması demektir.

Not: Bir olayın perfect olması demek iki olaydan öncekini vurgulamak demektir. Tek başına bir perfect olaya nadiren rastlanır.
turgayşahin Tarih: 13.02.2011 17:18
beat,became,began,bit,cost,cut,did ,drank sözcüklerle cümle kurmama yardım ediniz thank you
sb_turan Tarih: 19.02.2010 22:11
iiiiiiiiiiiiiiii ama heç örnk yokkkkk