Televizyonun çocukları olumsuz etkilememesi için, ailelerinin gözetiminde bilinçli bir program uygulanmalıdır.

Kültür oluşturma ve toplumsallaşma sürecinde, televizyonun tek yönlü iletişim boyutu ile çocuğun gelişim sürecini, etkilediğini görmekteyiz. Televizyon aracılığıyla iletişim televizyondan çocuğa doğru gerçekleşir. Bu tek yönlü iletişimde çocuk televizyona soru soramaz, karşı çıkamaz, anlamadıklarının açıklamasını isteyemez.

Farklı ailelerden dolayısıyla ekonomik sosyal-psikolojik kültürel yapıları ve bireysel özellikleri farklı çocukların televizyondan aldıkları ve bundan etkilenme şiddetleri değişkenlik göstermektedir. Bir çocuğun yaşı, televizyonda hangi programları seyrettiği, ne kadar süre televizyonun önünde kaldığı, kimlerle birlikte bu etkileşimi paylaştığı gibi pek çok etken, televizyon çocuk etkileşiminde değişken faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocuğu denetimsiz olarak televizyona maruz bıraktığımızda karşımıza çıkan sonuçlar düşündürücüdür.

Örneğin bazı araştırmalara göre, Amerikadaki evlerde yüzde 90 aile televizyon başında hergün 7 saat 44 dakika vakit geçiriyor. Fransa da çocukların yüzde 30'u her gün en az 3 saat 28 dakika televizyon izliyor, iki yaşında televizyonu açıp kapatabiliyorlar. Beş yaşına kadar bir çocuk 5 bin saat televizyon seyrediyor. Bu süre bir yetişkinin dört yıllık üniversiteyi bitirmek için harcadığı süreye eşit. Çocuklar orta öğrenimleri süresince, 12 bin saat okulda, 15 bin saatide televizyon önünde geçirmekteler. Televizyon izleme süresi üzerine elde edilen başka bir çarpıcı veride de 2 ila 12 yaşları arasındaki çocukların haftada 25 saat televizyon izlediği ve liseden mezun olana kadar okulda geçen 4 bin saatten fazla yaklaşık 15 bin saatini televizyon önünde geçireceğini saptamaktadır. Bu seyir sırasında çocuk yaklaşık 8 bin cinayet, çok sayıda soygun, tecavüz, bombalama,kavga ve sekse tanık olmakta ve çocukları hedefleyen avcı reklamlara hedef oluşturmaktadır.

Araştırmacılara göre televizyon çocukların fiziksel gelişimlerini etkiler, düşünme, konuşma becerileri, okuma alışkanlıkları, kimlik duygusu ve davranışları ile hayalgüçleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Burada önemle üzerinde durulan çocukların bilişsel ve dil gelişimlerinin televizyondan direkt etkilenmekte olduğudur. Konuşmasını bilmeden televizyona bakan çocuk, okumayı öğrenmek için fazla çaba göstermemekte, zihinsel imgeleme yaratıcılığını azaltmaktadır. Dikkatin sürekliliği üzerinde bozucu etkisi olduğu belirlenen televizyon, çocukların gelişmekte olan dikkatini yoğunlaştırma sürelerini ve beyinsel işlevlerini tembelliğe alıştırmaktadır.

Bu olumsuz sonuçlarının karşıtı olarak televizyon izlemenin çocukta dil gelişimini arttırdığı kelime haznesi geliştirdiği, belli bilgileri kazandırdığı, küreselleşmeyi oluşturduğu gibi çocuk gelişimindeki olumlu etkileri ile birlikte televizyonun çocuklar tarafından çok sevilen bir eğlence aracı olarakta görüldüğünü belirten çalışmalar karşımıza çıkmaktadır.

Televizyonun çocukların üzerinde düşünme, konuşma becerileri, kimlik gelişimleri okuma alışkanlıkları, hayal gücü gelişimi ve hatta fiziksel gelişimleri üzerindeki bazen olumlu bazen olumsuz olan etkileri bilinmekle birlikte; ailelere bu alanlarda önemli görevler düşmektedir. Burada önemli olan çocuğa hiç televizyon seyrettirmemek değil, televizyon üzerinde bir kontrol mekanizması kazanarak, televizyonu çocuğun gelişimine olumlu katkılar getirecek şekilde kullanabilmektir. Ailelerin çocukların izledikleri programların içeriklerini ve sürelerini kontrol edebilmeleri önemlidir.

Bu bildiri ile üzerinde önemle durulmak istenilen nokta çocukların televizyondan ne oranda etkilendikleri değil, ailelerin televizyonun çocuklarını ne oranda etkilemesine izin vermesi gerekliliğinin vurgusudur. Çocukların bu alanda nasıl bir kontrole ihtiyaçları olduğu ve ailerin neler yapması gerektiği bu gözden geçirme makalesiyle tartışmaya sunulmaktadır.

Neden televizyon izleme alışkanlığı kontrol altına alınmalıdır?

Pek çok etkisi olduğu bilinmekle birlikte televizyonun gelişmekte olan çocuk beyni için taşıdığı olumsuz etki çocukların televizyon izleme alışkanlıklarının kontrol edilmesi gereğini ortaya koyan en önemli etkendir. Çocuklar için iki boyutlu sanal bir dünyaya bakmaları, üç boyutlu gerçek dünyayı-yaşamı algılamalarından daha kolaydır. Televizyondaki akan görüntüler aslında çocuğun inşa ettiği üç boyutlu algı sistemini bozarak konsantrasyon ve dikkat dağınıklığı oluşmasına zemin hazırlamaktadır

Çocukların dikkatlerini toparlayabilme süreleri kısadır. Televizyonda görülen bombardıman şeklinde hızlı geçen şeyler (Örn: fragmanlar, reklamlar) çocuğun hızlı geçişler yapmasına ve yapılanmamış yanlış malzemeler almasına neden olur. Böylece dikkat süreklilik kazanmak yerine parçalanır ve kaybolur. Çocuk içsel olarak anlamlar kuramadığı için birşeyler inşa edememeye başlar. Böylece televizyona teslim olan çocuk dikkatini toparlayamaz ve gerçek yaşamdaki katılımcılıktan, televizyon karşısında pasif izleyici haline geçer.

Beyin araştırmacıları, aşırı televizyon seyretmenin beyin bağlantılarını engellediğini ileri sürmektedirler. Bir yetişkinin beyniyle aynı yapıda olmayan çocuk beyni gerekli bağlantıları oluşturamadığı için kopuk ve kesik dikkat aralıkları geliştirir. Eğer günde 2-4 saatten fazla televizyon seyrederse beyin fonksiyonları uyuşarak bağlantılar tembelleşir ve televizyonun uyuşturucu etkisi ile beyin tek bir konuda odaklaşamayarak konudan konuya atlar hale gelir ve dikkat sürekliliğini kaybeder.

Kaynak: Popüler Bilim

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 873
favori
like
share
ZeuS Tarih: 09.11.2005 11:42
MİLLETİN GOZU HEP TV DE
ozturk Tarih: 08.11.2005 16:01