İnsanın bazen bilerek bazen de bilmeyerek ölüme atladığı bir uçurumdur.o kendini bu uçuruma bilerek atanlardan.o kendini farklı arayışlar, farklı heyecanlar içinde bulma çabasıyla kıvranan bir insan.hayatın monotonluğundan, sıkıcılığından bir nebze kopmaya çalışan bir insan.

Sıcak bir yaz akşamı yine çok sıkılmış, işten güçten bıkmış iett otobüslerinin o kulak yırtan sesleri arasında evinin yolunu tutmuştu.evdeki rutin işlerini halletmiş tam televizyon karşısında vakit öldürmek üzereyken, o çok istediği özlemle düşlediği değişikliği vaad edecek olan arkadaşından telefon geldi.telefondaki ses biraz titrek ama sert bir tondaydı.ne var ne yok muhabbetlerinin ardından, oğlum eğlenmek istiyorsan bakkalın önüne gel, koparıcam seni koparıcaaam dedi.bunun üzerine babasının arabasını alıp bakkalın yolunu tuttu.mekana geldiğinde ise onu üç arkadaşı karşıladı ve hemen arabaya bindiler.sorgu sual sormadan çek bizi çamlıca ya dediler.ne olup bittiğini anlamadan kendini çamlıca nın karanlık fakat manzaralı bir köşesinde buldu.mehmet arka koltuktan manzara nasıl hocam dedi ve eliyle cebindeki küçük poşetle kağıtçıkları çıkarmaya çalıştı.o andan itibaren kendi aralarında o gizemli ve argo dille anlaşılmaz bir şekilde konuşmaya başladılar.oysa ne olup bittiğini hala anlamaya çalışıyordu.az sonra arkadaki elemanlar hummalı bir şekilde çalışmaya başladılar.el hareketlerini takip etmekte zorlanıyordu ve olan bitene bir anlam vermeye çalışıyordu.ki az sonra arka koltuktan o pis ve ince kokulu dumanlar yükselmeye başladı.

Her şey çek bi fırt cümlesiyle başladı.bir daha bir daha bu sefer daha derin çek diye devam eden bu ölüm senfonisinin daha ne kadar süreceğinden habersizce kendini uçurumun eşiğine getirdi.

Artık aradan altı ay geçmişti.müptelası olmuştu bu pisliğin.dahası fazlasını istemeye başlamıştı.evde, sokakta hatta işyerinde bile hiç çekinmeden kuytu bir köşede işini görür kıvama gelmişti.bu istek engel tanımıyordu onun için.her an her yerde içebilir kendi tabiriyle kafasını güzel edebilirdi.dünya umurun damıydı sanki.dünya umurunda değil ama bir kişi sadece bir kişi umurundaydı.sevgilisi, yine kendi tabirince minik serçesi.aynı işyerindeydiler.aşkları burada bu bina çatısı altında başlamıştı.ve bir gün bu binanın çatısı üzerinde yeniden ve daha sıkı filizleneceğini kim bilebilirdiki.saat öğleden sonra üçü gösteriyordu.yine canı çok sıkılmıştı.ve altı aylık yeni dostu onu hiç rahat bırakmıyordu.derken bürodan ayrıldı ve altı katlı iş hanının teras biçimli çatısına çıktı.hava soğuktu.üzerinde kabanıyla bir köşeye oturdu.ve bir hışımla sardı.ardından kendini soğuk esen rüzgarın uğultusuna bıraktı.bir rüyamıydı bu yoksa.bir anda sevgilisinin sesi, sevgilisinin tatlı gülümsemeleri kulağında çınlamaya başladı.sanki içini okşuyordu bu gülücükler.sanki uyan artık diyordu bu sesler.az sonra bir el belirdi elinin üstünde.bu minik serçesinin eliydi ve uyan diyordu.o an göz kapaklarını açtı ve yerde uzanmış halde buldu kendini.minik serçeside olan bitenden habersizce sakin bir şekilde gülümsüyordu.evet.cigaranın etkisiyle yerde bayılakalmıştı.minik serçesi kaldırdı onu elleriyle, gülümsemesiyle.o an kalktı ve etrafına bakındı.yerde az önceki alemden kalan kalıntılar uçuşuyordu.kızın bundan haberi bile yoktu.birde kendince azarlamaya başlamazmı.üç saattir seni arıyoruz.patron deliye döndü.çabuk aşağıya inelim.olduğu yerden kalktı, şöyle bir gökyüzüne baktı.birde sevgilisine, minik serçesine.daha sonra sım sıkı sarılıp bir daha yapmayacağım dedi.minik serçesi olan bitene bir anlam veremedi.durumu hiç bozmadan, sevgilisine açıklama yapmadan aşağıya indiler ve o günden sonra bir daha hiç yapmadı..

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 405
favori
like
share
byoutlaw Tarih: 20.12.2007 23:03
saol guzel paylasım
ZeuS Tarih: 12.11.2005 11:41
ELLERİNE SAĞLIK
lmpoSslbLe Tarih: 11.11.2005 20:59
Hobaaaaa
ßeßeq Bu Ne ya..Resim Tüylerimi Ürpertti ıyyhh
tşKler janIm
sosyete guzeli Tarih: 10.11.2005 22:18
ellerini saglik arkadasim
Numberone Tarih: 10.11.2005 20:11
Oy Oy eLLerine saqLıK bebeim