BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM

ES SELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAHI VE BERAKATUH

Arkadaslar bu konu hakkinda cok genis bir ara$tirmam oldu, bunlarin neticesini sizler ile paylasmak istiyorum, in$a allah faydali olacaktir.
Alakanizdan dolayi tesekkür eder cezakallahu hayran derim :5:
Öncelikle genel bilgi vermek istiyorum


SAKAL DÎNEN GEREKLİDİR...


Hamd, Alemlerin Rabbi Allaha mahsustur. Salâtü Selâm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.

Allahu Teala şöyle buyurdu:

Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allahtan korkun. Çünkü Allahın azabı çetindir. (Haşr, 59/7)

Kim Allaha ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır. (Nisa, 4/14).

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

Şeytan artık bu topraklar üzerinde kendisine tapılmasından ümidini kesmiştir. Fakat bunun dışında sizin önemsemediğiniz bazı şeylerde ona itaatiniz onu memnun eder. Bundan kaçının. Muhakkak ki ben size iki şey bıraktım ki bunlara sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz. Bunlar Allahın Kitabı ve Peygamberinin Sünnetidir.[1]

Bu ayet ve hadisler bize şunu ifade ediyor. Müslüman gerek akaid gerek feraiz gerekse dua ve zikirde ve bütün işlerinde Allahın Kitabı ve Peygamberin Sünnetine sarılmadıkça gerçek bir müslüman olamaz. Bunun zahiren ve batınen, tam bir teslimiyet, gönül hoşnutluğu ve ihlas üzere olması gerekir. Şöyle ki; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sözlerini yeryüzündeki tüm insanların sözlerine tercih eder. Büyük küçük ayrımı yapmadan İslamın tüm emirlerine sarılmaya çalışır. Zira İslam parçalanamaz bir bütündür. Hak bölünme kabul etmez. İslamda orta bir çözüm yoktur. Bazılarınca küçük görünen bir bir takım emirler şeriatin nazarında büyüktür.

Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki, Allah katında çok büyük (bir suç)tur. (Nur, 24/15)

Bilindiği gibi, bugün bir çok müslüman sakal tıraşı hastalığına müptela durumdadırlar. Kültür işgalinin etkisi ile müslümanlar başta sakal tıraşı olmak üzere bir çok gayri İslami adet ve davranışları benimsemiş bulunuyorlar. İslam ümmetinin aydınlık tarihinde böyle bir şey görülmemiştir. Müslümanların hidayet önderi imamlarından sakalını kesen tek bir fert dahi yoktur. Bu sapık adet bize, ülkemizi işgal eden kafirlerden veya aramızdan kafirlerin ülkelerine gidip, salih geçmişlerinin yolundan yüz çevirip kendilerini tamamen onlara benzeterek, kendilerine müminlerin yolundan başka yollar seçen kimseler vasıtasıyla girmiştir.

Allahu Teâlânın müslüman kardeşlerimizi faydalandırması ümidiyle burada sakalın İslam daki yerini açıklamaya çalışacağız.[2]



Sözlükte Ve Şeriatte Sakalın Ölçüsü:


Sakal: Yanaklar ve çene arasında çıkan kılların ismidir.

Bıyık dışında, çene, iki çene kemiği altı, iki yanak ve boynun iki yanında biten tüm yüz kılları sakaldır.

Sakal bırakmanın hükmü: Sakal bırakmak akıl baliğ bütün müslüman erkeklere farzdır. Bunu, bırakılmasını emrederek, kesilmesini veya bir kabzadan fazlasının kısaltılmasını yasaklayarak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem farz olduğunu bildirmiştir. [3]



Sakal Bırakılması Hakkında Hadisler:


Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Bıyıkları kısaltın, sakalları bırakın.[4]

Bıyıklarınızı iyice kısaltıp, sakallarınızı bırakın[5]

Mecusilere muhâlefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kesin[6]

Müşriklere muhhalefet edin sakallarınızı çoğaltın, bıyıklarınızı azaltın [7]

On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın uzatılması, misvak, istinşak (Burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, intikhasul-mâ (yani istinca yapmak). [8]

İbn Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:

Bıyıkları kısaltın, sakalları olduğu gibi bırakın.[9]

Hadis metinlerinde geçen Evfû, Veffirû Efu ve Ercû gibi tüm kelimeler aynı anlamı ifade ederler. Yani sakalın kendi hali üzerine bırakılması anlamına gelir.

* İfa demek sakalın hiç kesilmeden uzaması ve çoğalması için kendi haline bırakılması demektir. Evfu, Efu anlamındadır. Yani sakalın kısaltılmaksızın, kendi hali üzere olduğu gibi bırakılması anlamındadır.

* Kisranın Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gönderdiği iki elçinin ikisi de sakallarını kesmiş, bıyıklarını ise uzatmışlardı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna gelen bu adamların yüzlerine bakmak istemedi ve onlara
Yazıklar olsun, size bunu kim emretti? diye çıkıştı. Onlar da

Bize bunu Rabbimiz (yani Kisra) emretti dediler. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Fakat Rabbim bana sakalımı uzatmamı ve bıyığımı kısaltmamı emretti.[10]

Allahu Ekber! Vah! O sakalını kesen müslüman, işin büyüklüğüne baksın ki; acaba Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun yüzüne bakmaktan eza duyarsa ne hissedecek? Hatta yüzünü şöyle diyerek ondan çevirirse ne cevap verecek?

Yazıklar olsun! Sana bunu kim emretti?! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ashabına emrettiği her şeyi öncelikle kendisi yerine getirirdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem uzun ve gür sakallı idi. [11]



Sakal Tıraşının Haram Olduğuna Dair Deliller:


1) Allahın yarattığını değiştirme: Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:

Allahın yaratışında değişme yoktur. (Rum, 30/30)

Yani Allahın yaratışında ve sizi yarattığı şekilde değişiklik yoktur. Allahu Teâlâ İblisin şöyle dediğini naklediyor:

Şüphesiz onlara emredeceğim de Allahın yarattığını değiştirecekler. (Nisa, 4/99).

Bu nas açıkça, şerî bir izin olmaksızın, Allahın yarattığını değiştirmenin, şeytanın emrine itaat olduğunu göstermektedir. Sakal tıraşının Şeytanın sevdiği ve emrettiği bir yaratılışı bozma eylemi olduğunda hiç kuşku yoktur.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Kendilerini güzelleştirmek için dövme yapan ve yaptıran, yüzden kıl alan (kaşlarını incelttiren), dişlerinin seyrekleştirmek için dişlerinin arasını yontturan kadınlara Allah lanet etmiştir. Allahın yaratmış olduğu şekli bozanlara da lanet etmiştir.[12]

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün bu davranışları Allahın yaratmış olduğu şekli bozmak olarak kabul etmiştir. Sakal tıraşının da güzellik için işlenilen bir yaratılışı bozma eylemi olduğunda şüphe yoktur. Ve bu davranış da, yaratılışı bozmaya yönelik diğer davranışlar ile, laneti gerektiren illette müşterektir. Sakal tıraşı Allahın yarattığına itiraz demektir. Zira Allahu Teâlâ insanı en mükemmel surette yaratmıştır. Allah azze ve celle şöyle buyurdu:

Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. (Tegabun, 64/3)

Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. (İsra, 17/70)

Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tin, 95/4)

Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allahın sanatıdır. (Neml, 27/88)

Şüphesiz sakalın kesilip atılması bu büyük nimeti inkar anlamına gelir.

2) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin emrine muhalefet: Yukarıda örnek verdiğimiz hadislerde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem açıkça sakalın uzatılmasını emretmiş ve kesilmesini yasaklamıştır. Emir ise, emredilen şeyin yapılmasını gerektirir. Emre uyan sevap, uymayan ceza görür. Usulü fıkıhta emir, karine ile lafzın zahiri anlamının kast edilmediğinin anlaşılması hali hariç, vücub ifade eder. Burada ise tüm karineler vücubu tekid etmektedir. Bütün bunlardan sakal tıraşının Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin açık ve kesin emrine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:

Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. (Ahzab, 33/36).

Artık kim Allaha ve Rasulüne karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır. (Cinn, 72/23).

3) Kafirlere benzemek: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birçok sahih hadisinde Mecusilere muhalefet edin... Müşriklere muhalefet edin... ve Ehli kitaba muhalefet edin... buyurmuştur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sakal tıraşının müşriklerin adeti olduğunu ve müslümanların onlara muhalefet etmelerini ve benzememeleri gerektiğini bildirmiştir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu.

Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o, onlardandır.[13]

Sakal tıraşı bugün çoğu kafir miletlerin şiarı olmuştur. Bu çirkin adet bize onlardan geçmiştir. Efendimiz şöyle buyurdu: Başkasının sünneti ile amel eden bizden değildir[14]

4) Kadınlara benzemek: Açık bir gerçektir ki Allahın erkekleri kadınlardan ayırdığı en önemli şeylerden biri sakaldır. Bunun tıraş edilmesi de erkeklerle kadınlar arasında ileri derecede benzerlik meydana getirir. Erkeklerden kadınlara benzemeye çalışanlar ise, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin diliyle lanetlenmişlerdir.

Erkeklerden kadınlara benzemeye çalışanlar lanetlenmişlerdir[15]

Eğer sakal tıraşı kadınlara benzemek değilse, kadınlara benzemek ya ne ile olur?! Sakalın erkekler için birçok faydaları vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Süstür, vakardır, heybettir ve kadın ile erkek arasındaki farktır.

5) Fıtrata aykırılık: Allahu Teâlâ şöyle buyurdu

(Rasûlum!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allahın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler. (Rum, 30/30)

Fıtrat: Yani sünnet. Yani Allahın insanları yarattığı saf, temiz hal. İnsanlar buna eğilim duyarlar, buna aykırı şeylerden kaçınma eğilimi üzerine yaratılmışlardır. İnsan fıtrattan gelen bu hasletleri terk ettiği takdirde, insanlığından bir şey kalmaz. Sakal Peygamberlerin seçtikleri ve şeriatlerin üzerinde müttefik oldukları eski bir sünnet ve fıtrattan gelen bir haslettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hulefai Raşidin, Sahabe ve Tabiinin tamamı uzun sakallı idiler.

Sakal tıraşı; israf, vakit kaybı ve günahı açığa vurmaktır: Sakal tıraşı için jilet, tıraş sabunu ve saire şeylere masraf yapılmaktadır ki bu da Allahın bize emanet olarak verdiği malı uygun olmayan işlerde harcamaktır. Yarın Allah, kıyamet gününde bunun hesabını soracaktır. Bu iş için harcanan paranın fazla bir şey olmadığı söylenemez. Zira Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. (Zilzâl, 99/9)

Aynı şekilde müslümanın vakti de çok kıymetlidir. Böylesi haram işler ile zayi edilmemesi gerekir. Sakal tıraşı açıkça günah işlemek ve bunu herkese göstermektir. Günahını izhar edenlerin günahları affolunmayacaktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Bütün ümmetim affolunur, ancak günahlarını açıktan işleyenler hariç. [16]



İmamların Sakal Tıraşı Konusundaki Sözleri:


Bütün fakihler sakal tıraşının haram olduğunu belirtmişlerdir. İbn Hazm Meratibul İcmaa da şöyle diyor: Sakal tıraşının caiz olmayan çirkin bir davranış olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Yüz, Allahın yaratıcılık kudretinin ileri derecede ifadesini bulduğu bir organdır. Dolayısıyla bu organa saygı duyulması ve korunması gerekir; çirkinleştirilmesi veya ihanete uğratılması değil! Abdullah b. Yezid el-Ensarî radiyallahu anhüden Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yağma ve ibret amacıyla organların kesilmesini yasakladı.[17]

* İbn Teymiyye İhtiyaratul-İlmiyye de şöyle der: Sahih hadislerde belirtildiği üzere sakal tıraşı haramdır. Kimse mübah görmemiştir.

* Hanefilerden İbn Abidin Reddül-Muhtar da şöyle der: Erkeğin sakalını kesmesi haramdır.
* İmamı Şafi de el-Ümm de sakalı tıraşın haram olduğunu belirtmiştir.

* Malikilerden de el-Adevi, İmam Malikden, sakal tıraşının mecusilerin işlerinden olduğunu nakletmiştir. İbn Abdilber de Temhid de sakal tıraşının haram olduğunu ve bunu ancak kadınlara benzeyen kadınsı erkeklerin yaptığını belirtmiştir.

Çağımızda, önder imamların yolundan giden birçok büyük alim de sakalı kesmenin haram olduğu görüşünde birleşmişlerdir.[18]



Sakal Kısaltılabilir mi?


Alimler bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Elbette bu ihtilafın ayrıntılarının yeri bu kısa risale değildir. Fakat sözlü ve fiili hadisler ışığında en tercihe şayan görüş, sakalı kısaltmanın caiz olmadığıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemın şemailinden biri de sakalı çok idi[19] Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem uzun sakallı idi.[20] Enes b. Malik radıyallahu anh Onu anlatırken Sakalı şuradan şuraya kadar doldurmuştu dedi ve ellerini boynunun iki yarısında dolaştırdı.[21] Sahabe radıyallahu anhüm Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin öğle ve ikindi namazlarında Kuran okuduğunu, sakalının kıpırdamasından anlıyorlardı. [22]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemı sevdiklerini söyleyip de onun görüntüsünü ve ona benzemeyi sevmeyenlere ne demeli; Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:

(Rasûlum!) De ki: Eğer Allahı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin. (Âl-i İmrân: 3/31)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sakalını eninden ve boyundan kısalttığına dair hadis ise, hüccet olmayacak kadar çok zayıftır. Bazıları; Ömer ve oğlu Abdullah radiyallahu anhümaın sözlerine binaen sakalın bir tutamdan fazlasının kesileceğini söylemektedirler. Fakat bu hüküm doğru değildir. Zira sakalın olduğu gibi bırakılmasına dair sahih hadisler bu sözleri çürütmektedir. Sahih sünnetin olduğu yerde sahabe sözü ile amel edilmez. Çünkü kimsenin sünnete aykırı hüküm vermeye yetkisi yoktur. Sahabelerin radıyallahu anhüma görüşleri değil, rivayetleri hüccettir. Ayrıca Ömer ve oğlu radiyallahu anhüma bu sözü, yılın tüm günleri için değil, bayram günleri için demişlerdir. Bu hususta en sağlam söz, sahih hadislerin zahiri ile amel, yani sakalın kısaltılmadan kendi haline salıverilmesidir. Allah daha iyi bilir. Fakat şunu iyi bilmeliyiz ki, sakalın bir tutamdan fazlasının kısaltılması meselesi ictihadi bir konudur ve bu konuda nasihatten öte sakalını bu ölçüde kısalttı diye kimseye baskı uygulanamaz. Bir tutamdan az olacak şekilde kısaltmaya ise, hiçbir delil yoktur. Sakallarını bir tutamdan az olacak şekilde kısaltanların bu hatalarından dolayı hemen Allaha tevbe etmeleri gerekir. Allah kendisine yönelip tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Tamamı idrak edilemeyenin tamamı terk edilemez. Ve az şey hiç yok olandan daha hayırlıdır. Sakalını kısaltan, bu davranışında hatalı olmakla beraber, sakalını tamamen tıraş edenden daha hayırlıdır. Bu konuda halk arasında şöyle bir misal vardır: İnsanların ayıplarında, gücünün yettiğini bile yerine getirmekten kaçınan kimse kadar ayıp görmem Tamamen bırakmayıp gücü yettiği halde sakalını kısaltan gibi... Oysa bu elde olan bir şeydir. Bizden bir şey gerektirmediği gibi bize mal ve zaman tasarruf sağlar.

Ey kavmimiz! Allahın davetçisine icabet edin. (el-Ahkaf, 46/31)

Allah ve Rasulunü seven akıllı müslüman kardeşim! Şu sözün sahibi peygamber sallallahu aleyhi ve sellemine muhalefet etmekten kaçın. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.[23] Sakalını kestiğin zaman kafirlere benzemiş olursun ki bu durumda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemın şu sözüne muhatap kalırsın:

Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o onlardandır.[24]

Ey Allahın kulu, sana şu hadisi de hatırlatmak istiyoruz: Eşas b. Süleym şöyle dedi: Halamdan duydum. Amcasının şöyle dediğini anlattı: Medinede yürürken arkamdan bir insan

İzarını yukarı kaldır, böylesi daha takvâya yakındır. dedi. Birde ne göreyim; O Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem...

Ya Rasulallah, bu uzun bir hırka dedim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem

Ben senin için iyi bir örnek değil miyim? buyurdu. İzarına baktım Dizi ile ayakları arasında bacaklarının yarısında idi.[25]

Ey sakallarını tıraş eden müslüman! Sen bu konuda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellema mazeretler sıralarken, O sana şöyle dediği zaman ne yapacaksın? Ben senin için iyi bir örnek değil miyim?. Daima ahireti düşünüp, fitneler diyarı, geçici dünya hayatına aldanmamak gerekir. Çünkü dünya hayatı gerçekten çok kısadır.

Ahiret hayatı ise ebedidir.

Sözlerimizi bitirirken; Peygamberimiz Muhammede, ailesine ve ashabına salat ve selam ederiz. [26]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Hakim rivayet etmiştir. Sahihtir.

[2] Abdullah Yolcu, Sakal Dinen Gereklidir, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[3] Abdullah Yolcu, Sakal Dinen Gereklidir, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[4] Müslim.

[5] Buhari ve Müslim.

[6] Müslim

[7] Buhari ve Müslim.

[8] Müslim

[9] Müslim.

[10] Hasen bir hadistir. İbn Cerir et-Taberi rivayet etmiştir.

[11] Abdullah Yolcu, Sakal Dinen Gereklidir, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[12] Buhari ve Müslim.

[13] Sahih, Ebu Davud.

[14] Sahibul Camii: 5439.

[15] Buharî.

[16] Abdullah Yolcu, Sakal Dinen Gereklidir, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[17] Buharî.

[18] Abdullah Yolcu, Sakal Dinen Gereklidir, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[19] Müslim.

[20] Sahih, Ahmed.

[21] Tarihu İbn Asakir.

[22] Buharî.

[23] Buhari ve Müslim.

[24] Ebu Davud-Sahih

[25] Sahih, Şemailu Tirmizî.

[26] Abdullah Yolcu, Sakal Dinen Gereklidir, Guraba Yayınları El Broşürleri.
____________________________________________________________

yine prof. Hayrettin Karaman hoca efendi konu hakkinda sunlari kayd etmektedir

6) Sakal bırakmak:
Rasûlullah (s.a.v.): "Müşriklere muhâlefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın" buyurmuştur.58
Bu ve benzeri hadisler ile tatbikata bakan cumhûr sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır.
Kadı İyâd bunun mekrûh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz ve terkinin haram sayılmaması bu görüşü destekler.59
Bazı muâsır âlimler bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek mübah olduğunu söylemişlerdirbknz. faruk beserin ve diyanetin yazisina). Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir.60




--------------------------------------------------------------------------------

58. Buhârî, K. el-Libâs, 63-34.
59. ibn Hacer, ag. esr. s. 472.
60. el-Helâl ve'l-Haram, s. 81-82; Şerbâsî, Yes'elûnek, c. II, s. 23-25.

____________________________________________________________





keza ayni soruyu ilahiyatci profesör Abdulaziz Bayindir hocaya ilettigimde su cevabi aldim

Sakal konusunda kafam biraz karışık sakal koymak farz vacip v.b görüşler hakim durumda. Bir hadisi şerifte İranlı Mecusiler rasülün yanında iken Allah rasülü onlara niçin bıyıklarının uzun sakallarının kısa olduğunu sorduğu zaman onlar efendimiz böyle emrediyor ifadesini kullanıyor aynı soruyu onlar rasüle sorduğu zaman yani sakkalrıın uzun ve bıyıklarının neden kısa olduğunu sordukları zaman rasül benim efendimde böyle emrediyor ifadesini kullanıyor rasülün efendisi Allah c.c olduüuna göre sakal allahın emri hükmü çıkıyor.Bu konuda biraz bilgi verebilirmisiniz?

Peygamberimiz konuyla ilgili şöyle buyurmuşlardır:
İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Bıyıkları kazıyın, sakalları serbest bırakın."
Sahîheyn'in bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Şu ameller fıtrattandır: Kasık traşı, tırnakların kesilmesi, bıyıkların kesilmesi."
Bir diğer rivâyette: "Müşriklere muhâlefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kesin" denir.
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın uzatılması, misvak, istinşak (burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altını yolmak, etek traşı olmak, istinca yapmak."
Bu hadisler sebebiyle ulemanın bir kısmı sakalı farz görürken, bir kısmı da herkesin sakal bıraktığı, sakalla bıyığın birbirine karıştığı arap toplumunda peygamberimizin bir çeki düzen vermesi şeklinde değerlendirmiş, bunun dinden değil, gelenekten kaynaklanan bir uygulama olduğunu söylemiştir ( bknz.faruk beser). Her iki tarafı da haklı sayabilecek deliller bulunduğundan peygamberimizin sakal bırakmasına bakarak sakalı sünnet saymak da mümkündür. Dolayısıyla hadislere bakın ve kendi tercihiniz yapın.
____________________________________________________________

yine ilahiyat camiasindan prof. Faruk Beser hoca efendinin görüsü

Sakali kazimak harammidir?

Sakalı tıraş etmek bazı alimlere göre mekruh, bazılarına göre tahrimen (harama yakın) mekruh, bazılarına göre ise haramdır. Bu durumda üzerinde ittifak edilen nokta, mazeret yokken sakalı kesmenin en azından mekruh olduğudur. Bilindiği gibi mekruh din dilinde, hoş görülmeyen, ya da olmasa daha iyi olur denen şeylerdir. Bazılarının zannettiği gibi sakal sadece bir örf değildir. Çünkü Hz. Peygamberin (as) öyle fiilleri vardır ki, salt bir insan olarak, ya da o tarihte ve o bölgede yaşadığı için öyle yapmıştır(bknz. diyanetin aciklamasina) . Bunların dinî bir yönleri olmayabilir. Mesela, o bir yerden bir yere gitmek için deveye binmiştir. Ama o zamanda araba ya da uçak bulunsa idi, kuvvetle muhtemeldir ki, onlara binmeyi tercih edecekti. O zamanki insanların giydiği izar ya da rida giymiştir. Başka bir elbise olmuş olsaydı onu da giyebilirdi. Nitekim o, çok farklı yerlerden gelen farklı elbiseleri de giymiştir. İşte onun böyle eylemleri/fiilleri, kendi zamanının örfüne, kültürüne ve alışkanlıklarına bağlı olan eylemleridir. Bunlar salt birer sünnet değillerdir. Ama bunlar en azından şu anlama gelirler ki, bunları yapmak caiz ve meşrudur. Bununla birlikte birisinin, Hz. Peygamber giydiği için entari giymesi, eğer yaşadığı memlekette bu elbise kınanmıyor ya da kadın elbisesini çağrıştırmıyorsa, ona Hz. Peygamberi (sa) izleme sevabı kazandırabilir.

Onun fiillerinin/yapıp ettiklerinin sünnet özelliği kazanabilmesi, şu üç şartı birlikte taşımalarına bağlıdır: 1.Hz. Peygamber ne yaptı, 2.Niçin yaptı, 3.Nasıl yaptı? Mesela, onun kan aldırmış olmasını ele alalım: 1.O kan aldırdı. 2. Niçin kan aldırdı? Zaman zaman boynunda ve ayaklarında ağrılar hissettiği için. 3. Nasıl aldırdı? Bir uzman bularak ve ağrıyan yerlerinden, kendi zamanında bilinen neşterle. İmdi bu sonuca göre, zamanımızda bir kişinin durup dururken, kan aldırmak sünnettir, hadi gel kan aldıralım demiş ve bunu gerçekleştirmiş olması, bir sünnetin yaşanması demek değildir.

Sakala gelince, yukarıda da değindiğimiz gibi, onun sıradan bir örf ve kültür uygulaması olmadığını gösteren pek çok hadisi şerif vardır. Öyleyse onu dinen istenen bir eylem olarak görmek zorunluluğu bulunmaktadır. İşte ihtilaf, bu talebin derecesi konusundadır. Sakal sünnet midir, yoksa farz mıdır? Doğrusu sakal bırakmak en azından sünnettir ve farz diyenlerin bulunduğunu da hesaba katarsak, sıradan bir sünnet te değildir. Bunun delillerini biz başka bir yazımızda vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak burada söyleyebileceğimiz şey şudur: Sakalın, hiçbir sebep yokken kesilmesi doğru değildir. Bu, en azından bir mekruhtur. Ama bununla birlikte şunu da bilmeliyiz ki, İslamın emir ve yasakları arasında bir hiyerarşi ve sıralama vardır. Çünkü İslam iyilikleri kazandırmak, kötülükleri bertaraf etmek, yani defi mazarrât, celb-i manafi için gönderilmiştir. Daha önemli ile, önemli çatıştığında, önemli bırakılıp daha önemli olan yapılır. En iyi ile iyi çatıştığında, iyi bırakılıp en iyi yapılır; en kötü ile kötü çatıştığında en kötüden kurtulmak için kötü yapılır, iyi ile kötü çatıştığında da kötünün yapılmaması tercih edilir. Varsın iyi de yapılmamış olsun. Çünkü kötülüğü önlemek, iyiliği yapmaktan daha önemli ve önceliklidir. (Def-i mazarrat celb-i menâfiden evladır)

Bu durumda sakal bırakmayı iyi bir iş olarak alır ve bırakılması halinde nelerin oluştuğuna, ya da yapıldığına bakarız. Eğer o bırakıldığı için daha önemli bir emir yerine getirilememiş olursa, o takdirde daha iyi olanın tercih edilmesi İslamın maslahat prensibine daha uygundur.

Burada bu kadarını söyleyip, diğer yazdıklarımıza havale ile yetinmek durumundayız.

____________________________________________________________

ayni soru rahmetli prof. Esa`ad Cosan hoca efendiye soruldugunda söyle cevab vermektedir

SAKAL
1. Soru:

--Sakal kesmenin mezheblere göre hükmü nedir.

--Sakal kesmek bütün mezheblere göre haramdır, doğru değildir. Müslümanın böyle sakal kesmesi yoktu, sonradan çıktı bu... Sakalı kesmek, bıyığı kesmek Batı ile tanıştıktan sonra çıktı. Gayrimüslimlere benzemek yönünden uygun değildir.

Sakalı kesmek hilkati tağyirdir, haramdır. Ayet-i kerimede, şeytanın:

(Feleyuğayyirunne halkallah) "Ben şeytan olarak müslümanların sağından, solundan gideceğim, geleceğim; onlara hilkatlerini değiştirteceğim." dediği buyruluyor. Allah buraya sakal koymuş, kökü deride, yâni hilkatimizde var... O halde, bu böyle olacak. Bunu kesmek, hilkati değiştirmek oluyor.

Kadınlara vermemiş, erkeğe vermiş. Demek ki, erkek sakallı olacak!.. Hilkate uygun olan bu... Kadınlara benzemek yönünden kesilmesi uygun değildir.

Hadis-i şerifler çok... Diyor ki: "Bıyıkları kısaltınız, sakalı uzatınız!" Sahih hadis-i şerifler vardır bu hususta... Ramuz'da da vardır, başka kitaplarda da vardır.

Ayet de vardır, hadis de vardır. Binâen aleyh, eğer mânisi yoksa, sakal bırakması lâzım bir müslümanın!.. Mâni ne olabilir?.. Polistir, dairesi müsaade etmiyor... Askerdir, dairesi müsaade etmiyor... Öğrencidir, okulda kıyamet kopuyor... Aslında müsaade etmeleri lâzım, ama etmiyorlar. Yâni, antidemokratik...

Ben Almanya'ya gittim, orda polis sakallı idi. Sakallı PTT bakanları vardı o zaman... Sakallı askerleri vardı, generalleri vardı. Bizde askerde iç hizmet nizamnesi denmiş, sakal bıyık kesilecek denmiş. Polisin eskiden bıyığına müsaade ediliyordu, şimdi bıyık da kesilecek denmiş. Ağlıyor bazıları... "Yâhu, ben bıyığımı kesince hoşuma gitmiyor." filân diyor.

Bunlara aslında, işin doğrusu müsaade etmek lâzım!.. Alman sakallı oluyor polis oluyor, asker oluyor, bir şey olmuyor da; bizde de serbest olsa ne olur?.. Burda bir antidemokratiklik var... Yâni, insanın hürriyetine müdahele var... Bırak bıraksın!.. Hem de bir de, dînî bakımdan mahzurlu oluyor kesmesi... O zaman niye bunu dînî bakımdan mahzurlu duruma düşürüyor yönetim?.. Hani lâiklik?.. Hani dilinden düşürmediği lâiklik?.. Hani lâiklik, kimsenin dînî işlerine karışmamaktı?.. Niye karışılıyor?..

____________________________________________________________

ayni soruyu diyanete mail araciligi ile sundum ve $u cevabi aldim

sakali kazimanin hükmünü aciklarmisiniz?
mubah, mekruh, haram?

saygilarimla


Sayın ABDALWAHID
Hz.Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, sakalın bir tutamdan fazlasını tıraş eder ve güzelce bakımını yapardı. Sakal konusunda: "Müşriklere muhalefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın" buyurmuştur.
Peygamber (s.a.v.) Efendimizle Ashab-ı kiramın uygulamalarını ve konuyla ilgili hadis-i şerifleri gözönüne alan İslâm alimlerinin çoğunluğuna göre, müslüman erkeklerin sakal bırakması ve bunun bir tutam miktarda olması; bıyıkların da üst dudağın kenarı görülebilecek şekilde alt taraftan kısaltılması, sünnettir.
Bazı çağdaş İslâm âlimleri ise, sakal bırakmanın bir âdet olduğu kanaatına vararak sakalı tıraş etmenin günah olmayacağı kanaatine varmışlardır. (bkn. faruk beser hocanin yazisina)
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
____________________________________________________________

biraz fazlaca uzun oldugunun farkindayim, ama in$a allah rabbim mükafatinizi verir, neticede yapilan her$ey allah rizasi icindir

sabr ile okudugunuz icin memnun oldum allah razi olsun
olumlu ve olumsuz her türlü ele$tiriye acigim
saygilarimla
vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2624
favori
like
share
kerim hoca Tarih: 23.03.2009 23:13
Sünnete mutlaka uymak Peygamber efendimizin şefaatını gerektirir.Fakat bu kadar radikal olmamak gerekir yani bırakmayanlar dinden çıkmış falan değillerdir.
a-yan Tarih: 19.02.2009 11:50
Müslüman olan erkekler sakalı kesmenin haramlığına dair bu kadar kesin deliller olduğu halde yine çoğu hiç bir özrü olmadığı halde sakallarını kesmeye devam edecekler konami kardeş bizim giydiğimiz pantolon ve ceketlede onlara benzemiş olmuyormuyuz?
KONAMI Tarih: 13.02.2009 23:20
S.A Konun devamnı binanen bu konuyu açıklayım nasibse öncelikle..Olaya en başından bakarsak Rabbim buyuruyorki..

Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının. Haşr : 7

Allahın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır. Ahzâb : 21

Peygambere itaat eden Allaha itaat etmiş olur. Nisa : 80

Kuranı Kerim Peygamberimizin sünneti hakkında böyle buyuruyor.
Şimdi sakal konusuna bakalım..

Rasûlullah ümmetini kılık kıyafet ve dış görünüşleri bakımından müşriklere benzemekten men etmiştir.

Kim bir kavme benzerse, onlardandır. Ebu Davud : Libas 4

hadisiyle de müslümanları uyarmıştır. Özellikle sakal bırakmaları hususunda müminleri uyarmıştır.

On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek sakalı salıvermek misvak ile ağzı, dişleri temizlemek su ile burnu temizlemek tırnakları kesmek kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek necaset yolunu su ile pak eylemektir. Müslim : Tahare 56 - Ebu Davud : Tahare 29

Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın. Böylece Mecusîlere benzemeyin. Buharî : Libas 64 - Müslim : Tahare 54
(Mecusi : Hadisden geçen mecusi Ateşe tapmak olan Zerdüştîlik, Mithraîlik, Zurvaîlik, Manilik ve Mazdekîlik gibi çeşitli fırka ve mezheplerin ortak adıdır.)

Peygamber ve sahabenin sakallarını traş ettiklerine dair hiç bir hadis delil yoktur. Tüm alimlerin kabule ttiği şartlar şunlardır.

1) Peygamber sakal bırakmayı emretmiştir. Emirler mendup veya mübah olduğunu ifade ettiğine dair bir delil bulunmadıkça vucub için olurlar. Sakalları bırakın emri de sakal bırakmanın farz olmasını gerektirir.

2) Aynı şekilde Peygamber müşrik veya mecusilere benzememeyi emretmiştir. Sakalı traş etmek onlara benzemektir. Bu da haramdır.

3) Sakal traşı, Nisa süresinin 119. ayetinde sözü edilen Allahın yarattığı şeyi değiştirmek demektir. Şeytana uyularak yapılân bu hareket de yasaktır.

4) Sakal, erkekleri kadınlardan ayıran bir özelliktir. Sakalını traş eden erkekler kadınlara benzemektedirler. Erkeklerin kadınlara benzemesi de dinen yasaklanmıştır.

Selam Dua İle
M.Kutsi Çil Tarih: 13.02.2009 20:52
Bu yazılanlara göre,Türkiyenin büyük çoğunluğu,sakalını ve bıyığını kestiği için günahkar mı yani?
cankan3 Tarih: 13.02.2009 18:42
ben katilmiyorum:
SAKAL BIRAKMAK İNSANLAR TARAFINDAN KUTSALLAŞTIRILMIŞ DİNİN BİR PARÇASI KILINMIŞ BENZERİ PEK ÇOK İNANÇ VE KABUL GİBİ GELENEKSEL KABULLERE DAYANAN BİR UYGULAMADIR. BIRAKMAK SÜNNET KESMEK İSE FARZ KILINMIŞTIR DİYE UYDURMA BİLGİLER İLE İNSANLAR SAKAL BIRAKMAYA ZORLANMAKTADIRLAR. KURAN'DA İSE SAKAL BIRAKMAK İLE VEYA BUNUN GEREKLİLİĞİ İLE ALAKALI HİÇ BİR İFADE YERALMAMAKTADIR. ESASEN SAKAL BIRAKMAK YADA SAKALI KESMEK DİNSEL BİR KONU DEĞİLDİR. DİLEYEN BIRAKIR DİLEYEN İSE KESER. DİN KIL İLE TÜY İLE UĞRAŞMAYACAK KADAR YÜCE VE MANTIKLIDIR.
a-yan Tarih: 19.01.2009 13:19
Allah gereği şekilde ameli nasip etsin amel etmedikten sonra bilmek ne fayda
G-uNIT-STAR Tarih: 31.01.2007 10:13
Allah razı olsun Kardes
ens_selman Tarih: 16.11.2005 00:51
dediklerinize katiliyorum güzel arastirma ewet peygamber efendimiz gibi olmak sünnettir saçimizi onun taradigi gibi tarasak yine sünnet Allah c.c. bize o kadar sevap almamiz için kolay nedenler sunuyorki inanlar neticesini öldükten sekilde al1cakt1r tekrar tesekkurler emegine sayg1 ve deger verdim ALLAHA EMANET OL HATTAB
Halaskar Tarih: 15.11.2005 23:59
(Rasûlum!) De ki: Eğer Allahı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin. (Âl-i İmrân: 3/31)

Üstadım yazının genelinden okuyup çıkartabildiğim sonuç şudur ki bu ayette sabit olmakla beraber Peygamber efendimiz sakalını uzun bırakmış ve kesmemiştir. Allah-u Teala'nın kelamında resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize buyurduğu üzere ona uymak bizim yegane görevimizdir.

Allah-u Teala mükafatımızı verecektir.

Cezakallahu hayran