Ariel Ortega, Marcello Gallardo, Javier Saviola gibi birçok ismi basın Maradona’nın veliahtı olarak atamıştı. Gelin görün ki hepsi yanıldılar. Müzeden çıkarılıp alınan efsane 10 numaralı formayı Maradona’dan sonra ilk kez giyme unvanına erişen Ariel Ortega kayboldu, Gallardo söndü, Saviola da bekleneni veremedi. Fakat yeni birisi çıktı ortaya. Ufak tefekti, çelimsizdi, çocuktu… Lionel Messi’den bahsediyorum. Basının değil bizzat Maradona’nın veliaht ilan ettiği kişiden. Klas hareketlerini izliyoruz, Nou Camp’da estirdiği rüzgardan nasibimizi alıyoruz. Fakat sanırım ders almamız gereken hikayesini ya bilmiyoruz ya da es geçiyoruz.



İşte Messi, işte dert, işte keder ve işte başarı…

Eğer onu Barcelona’nın Arjantin’den bulup çıkardığı ve İspanya’ya getirdiği biri sanıyorsanız, bir masal kahramanı gibi görüyorsanız maalesef yanılıyorsunuz.

Messi ailesi çok fakirdi ve biricik oğulları Lionel hastaydı. Tedavisi ve bakımı için uzman doktorlar gerekiyordu ve dolayısıyla da para. Bu parayı Arjantin’de kazanabilmek onlar için neredeyse imkansızdı. Tek yol İspanya’ya uzanıyordu.

Messi’nin hormonal sorunları vardı. Ergenlik döneminde diğer yaşıtlarının aksine gelişemiyordu, büyüyemiyordu. Ama bu hastalık onun futbol oynamasına engel teşkil etmiyordu. 5 yaşında futbola başladığı ilk kulüp olan Grandoli’de oynadığı futbol dilden dile yayılmıştı. Yeni bir yıldız doğuyordu.

Newells Old Boys onu kadrosuna katmakta gecikmedi. Her Arjantinli efsanenin olduğu gibi onun da yolunun River Plate veya Boca Juniors’tan geçmesi gerekiyordu. River onu buldu ve denemelere çıkardı. Ama vakit gelmişti. Bir an önce İspanya’ya gitmeli ve tedavi olmalıydı. Böyle bir zamanda futbolu arka plana itmesi gerekiyordu ve öyle de oldu.


Messi 13 yaşında İspanya’ya gitti. Tedavi olurken futbolu da ihmal etmedi. İspanya’da çeşitli alt yapılarda kendini geliştirdi, şansını denedi. Bu arada Katalan ekibi Barcelona’nın scoutları (yetenek avcıları) boş durmuyordu. Her zaman ilk önce Messi’nin ismi söylendi onlara. Ve beklenen gelişme oldu Messi Barça’ya geldi. Rezerv Lig’de boy gösterdi. Ancak Messi yetenekleri ile bu lige büyük geldi. Rijkaard’a onun A takıma alınması için rica edildi.

Hollandalı teknik adam önceleri bu düşünceye olumsuz baktı. Rijkaard'a göre onun daha zamana ihtiyacı vardı. 2 -3 hafta geçti ve 18 yaşındayken Barca’nın A takımına alındı. La Liga, Nou Camp onun için bir rüyaydı. Porto ile oynanan hazırlık karşılaşmasında oynayan Messi’ye bizler gibi İspanyollar da yabancıydı. Kimse bilmiyordu hünerlerini… Arjantinli ilk çıktığı Lig maçında oyuna yedek başlamış ve girer girmez topu ağlara göndermişti. Bu, onun efsane Barcelona tarihine adını yazdırmasına yetiyordu. Henüz 17 yaşından 10 ay 7 gün almıştı. Bunun yanında da bir unvan. Barcelona tarihinde gol atan en genç futbolcu…

Artık daha çok çalışması gerekiyor daha fazla özveride bulunması gerekiyordu. Uluslararası arenada da kendini tanıtabilmesi için U-20 yaş altı milli takımı onun için büyük bir şanstı. Yaptı gösterisini, ekranları başında izleyen bizleri şaşırttı, ağzımızı açık bıraktı. Şampiyonada hem gol kralı oldu hem de en değerli oyuncu seçildi.

Gerisini anlatmama gerek yok sanırım. Her hafta onu izliyoruz. Onun hayatında her şey yolunda. Tek bir düşüncesi kaldı o da sorumluluk. Maradona’nın veliahtı olmak, hem de bu sözü ondan duymak tabii ki Messi’de baskı oluşturabilir. O da olsun artık…

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 513
favori
like
share
kurtjara Tarih: 22.11.2005 00:13
İşte büyük bir azim, hastalıktan krallığa
ZeuS Tarih: 21.11.2005 14:33
gercekten cok buyuk bir azım sonucu işhte

geleceğın yıldızı olacak

haber için saol