AB ile birlikte çalışma hayatı, sosyal güvenlik ve sigorta alanında çok şey değişecek. Hamilelik izninde olanlar tam ücret alacaklar. Babaya doğum izni geliyor. Kişi kendisini iftiraya karşı bile sigortalayabilecek.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın müzakere sürecinde iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal diyalog, istihdamda ayrımcılığın önlenmesi, sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemlerinin yeniden yapılanması, Avrupa İstihdam Stratejisi'ne uyum ve sosyal dışlanmayla mücadeleye kadar uzanan geniş sorumluluk alanları bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, en zorlu geçecek alanlardan biri olan sosyal politika ve istihdamın uyum konusunda, "Kendi içimizde tarama başlattık. Teknik bir sıkıntı çekeceğimizi düşünmüyorum. Hem işçi hem de işveren kesimini rahatlatacak önlemler alıyoruz" diyor.

Ancak halen toplu sözleşme hakkı, sendika yöneticisi olmak için Türk vatandaşı olma şartının kaldırılması başta olmak üzere birçok konuda uygulamanın AB standartlarına çekilmesi gerekiyor.

Öte yandan AB ülkelerinin de gündeminde olan ve sosyal güvenlik reformunun bir parçası olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu TBMM'ye sevk edilirken, babaya doğum izni getiren kanun TBMM komisyonlarında kabul edildi.

İşçi sağlığı güvencede

Başesgioğlu'nun verdiği bilgilere göre üç yılık dönemde AB'ye uyum için yapılan düzenlemeler önlemler şöyle:

Toplu işten çıkarmalara karşı tedbirler alındı.
İşverenin ücret ödeme güçlüğüne düşmesi halinde son 3 aylık ücretlerin garanti altına alan Ücret Garanti Fonu kuruldu.
Çalışanların yıllık ücretli izinleri artırıldı. İş yerlerinde de her türlü ayrımcılığa karşı düzenlemeler yapıldı.
Çocuk işçilik yaş sınırı yükseltildi.
Doğum izinleri artırıldı.
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü kuruldu.


Çalışma saati kısalıyor

AB'de çalışanların günlük en az aralıksız 11 saat dinlenme hakları var. Yetişkinler haftada fazla mesai dahil en çok 48 saat çalışabiliyor. Gece çalışanlar, aralıksız 8 saatten fazla çalışamazlar.

Çalışma saatlerini her ülke kendisi düzenliyor. Türkiye'ye de çalışma saatleri konusunda bir talep getirilmiyor. AB ağırlıklı olarak çalışma koşulları üzerinde duruyor. Ancak, AB'de çalışma saatleri genel olarak kısalıyor. Hali hazır AB ortalaması 38.5 saat. Türkiye, yasal olarak 'haftalık 40 saat' uygulaması ile bu ortalamanın 1.5 saat üzerinde. Daha da önemlisi yaygın kayıtsız - kuralsız istihdam nedeni ile haftalık ortalama çalışma saatinin 50 saate kadar çıktığı ileri sürülüyor.

AB, önümüzdeki dönemde, ortak mevzuat ve uygulamalar geliştirdikçe, çalışma saatleri ve koşulları ile ilgili de standartların oturması bekleniyor. Böyle bir durumda, Türkiye, çalışma saatleri en uzun ülkelerden biri olarak, çalışma saatlerini en çok kısıtlamaya gitmesi gereken ülkelerden biri olacak.
Avrupa'da çalışma saatleri 1990'lı yıllardan itibaren düşme eğilimine girdi. 1990 - 2003 yılları arasında, Fransa ve Portekiz'de yüzde 10, Almanya'da yüzde 6 daha az çalıştı. 1970 yılından bu yana çalışma saatleri Fransa'da yüzde 23, Almanya'da ise yüzde 17 kısaldı.


Hamile ücreti AB düzeyine çekilecek

AB direktifleri hamile, loğusa veya emzikli kadının çalışamadığı günlerde kendisine verilecek ödeneğin çalıştığı zamanlarda aldığı ücrete eşit olmasını öngörüyor. Türk mevzuatı ise 1/2 ya da 2/3'ü tutarında ödeme öngörüyor. Bu farkın giderilmesi gerekiyor. Ayrıca sağlık ve güvenliklerini korumak için, hamilelik ve çocuk bakımı sürelerinde kadınların gece işlerinde çalıştırılmaları yasaklanacak.


Geçici işçilere sürekli iş imkânı

AB'ye uyum, sürekli çalışanlar kadar geçici çalışanları da etkileyecek. İşverenler süreli işlerde çalışan işçileri diğer işçiler de açılan sürekli iş pozisyonlarından haberdar edecekler. Türkiye'deki düzenleme, sadece sürekli çalışanları kapsıyor.


İş yerini devreden işçiye haber verecek

İş yeri devirlerinde, devrin öngörüldüğü tarih, devrin nedenleri, çalışanlara olası etkileri devrin gerçekleşimesinden önce çalışana bildirilecek. AB üyesi ülkelerde iş yerini devralan kişinin hak ve yükümlülüklerini önceden bilmemesi çalışanların haklarını ortadan kaldırmıyor. Türkiye'deki iş yeri devralanın hak ve yükümlülüklerinden haberdar olmasını sağlacak düzenlemeler yapılması gerekiyor.


Sendikacıya Türk olma şartı kalkacak

AB'ye uyum çerçevesinde sendikal hak ve özgürlükler alanında da önemli adımlar atılacak. Sendika yöneticisi olabilmek için Türk vatandaşı olma şartı kaldırılacak. Böylece AB'nin temel ilkeleri arasında yer alan emeğin serbest dolaşım ilkesine uyum sağlanacak.


Yüzde 10 şartı aşağı çekilecek

Toplu iş sözleşmesi yapmak için aranan yüzde 10 oranının daha aşağı çekilmesi planlanılyor. Şube genel kurullarından önce yapılan delege seçimlerine yargı yoluyla itiraz edilebilmesinin önü açılacak. Genel kurulların veya seçimlerin iptali istemiyle sınırlandırılmak üzere şubelerin de yargıya başvurabilmesinin ya da şubelere de dava açılabilmesinin yolu açılacak.


AB'li, istediği üye ülkede çalışabiliyor

Mallar, hizmetler ve sermaye gibi iş gücünün serbest dolaşımı da AB'nin temel yapılarından biri. Ancak tam üyelik yolundaki Türkiye, bu konuda kısıtlamalarla karşı karşıya. AB'deki uygulama şöyle:

Bir üye ülke işçisi, bir başka üye ülkede faaliyet gösteren şirketin iş teklifini kabul edip o ülkede çalışabiliyor.
AB vatandaşı bir başka AB ülkesinde iş aramak için 3 aydan 6 aya kadar ikamet hakkına sahip. Bu süre uzatılabiliyor.
Çalışmak için ikamet izni gerekmiyor. Üç aydan fazla kalınınca ikamet belgesi veriliyor.

Başka bir AB ülkesinde çalışan kişi ve ailesi o ülke vatandaşlarının sahip olduğu istihdam, ücret ve çalışma şartları, sendikal haklar, vergi, sosyal güvenlik vb. konularda aynı haklara sahip AB vatandaşı bir başka üye ülkede iş kollarının büyük çoğunluğunda çalışabilir. Ancak, ulusal egemenlik ve kamusal yetkinin kullanılmasına yönelik istihdam hakkı (asker, polis, jandarma, diplomat, bakanlık, merkez bankası ve maliye bakanlığında çalışma hakkı) başka ülke vatandaşlarına tanınmıyor.


AB: Ciddi hak ihlalleri var

İlerleme raporunda, sendikal haklar, sendikalaşma, grev ve toplu pazarlık hakları konusunda 'AB standartları ve ilgili ILO sözleşmeleri'ne tam olarak saygı gösterilmesi isteniyor.

Bu kapsamda sendikal faaliyetleri yasaklayıcı koşulların ortadan kaldırılması, çocuk işçilik problemi konusunda sürdürülen çabaların devamı ve AB mevzuatının aktarılması, iş müfettişliği kurumunun güçlendirilmesi, bir ulusal istihdam stratejisi hazırlanması isteniyor.

AB'nin Türkiye'deki mevcut duruma ilişkin tespitleri ise şöyle:

Sendikalaşma, toplu pazarlık ve grev hakkı üzerinde ciddi kısıtlar var. Türkiye ILO standartlarını karşılamada yetersiz.

Sendikaların, toplu iş sözleşmesi bağıtlaması için getirilen, işletmede işçilerin en az yüzde 50, işkolunda en az yüzde 10 temsil şartı kısıtlayıcıdır.

İşçinin sendikaya üye olması güçleştiriliyor. Üyelik için noter koşulu aranıyor.

Senidakalar yasası bazı kamu çalışanlarının üyeliğini engelliyor.

Ciddi sendikal hak ihlali var. En büyük öğretmen sendikası (Eğitim-Sen) hakkında, tüzüğündeki 'ana dilde eğitim' gerekçesi ile kapatılma kararı verildi.

Yasal sınırlamaların sonucu olarak, işletmelerde sınırlı sayıda toplu sözleşme yapılıyor. İşgücünün çok büyük bölümü toplu iş sözleşmeleri tarafından korunmuyor. Özel sektör işletmelerinin çoğunda sosyal diyalog ya sınırlıdır ya da hiç yoktur.

Misafirin bile sigortası olacak

AB ile sigorta sektörü için yeni bir dönem başlayacak. Hem mevzuat, hem de ürünler konusunda değişimler yaşanacak. Yeni yeni hayatımıza giren 'sorumluluk sigortaları'nın kapsamı genişleyecek. Bazı 'zorunlu sorumluluk sigortaları' gelecek.
Doktor hastasına, mali müşavir mükellefine, avukat müvekkiline karşı sorumluluk sigortası yaptıracak. Avrupu Birliği'nde uygulamaya giren 'karalama veya iftiraya uğrama riski'ne karşı bile sigorta olacak.

Sorumsuzluk yok

Şu anda Türkiye'de zorunlu trafik sigortası, tüpgaz zorunlu mali sorumluluk sigortası, tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigortası, özel güvenlik mali sorumluluk sigortası ve elektronik imza sorumluluk sigortası var.

Doktor, avukat, mali müşavir, mimar, mühendis gibi meslek grupları da verdikleri hizmet nedeniyle oluşabilecek hasarlar için sorumluluk sigortası yaptırmak durumunda kalacaklar. Üretim yapan bütün şirketler, ürettikleri ürünün olası zararlarına karşı ürün sorumluluk sigortası yaptıracak.

AB'de zorunlu olmasa bile kişiler, evlerinde üçüncü kişilerin uğrayabilecekleri kazalara karşı da sorumluluk sigortası yaptırıyorlar. Bu sigortalar, eve gelen misafirin, işyerine gelen müşterinin başına bir şey gelmesi halinde devre giriyor. Bu sigortaların yaptırılmaması durumunda açılacak yüksek tazminat davaları söz konusu olabiliyor. Bu uygulamaların Türkiye'ye de gelmesi bekleniyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1175
favori
like
share
ybtx Tarih: 02.12.2005 01:46
saolasin kardeas
PALADAYI Tarih: 27.11.2005 14:55
Paylaşım için sağol ellerine sağlık kardeşim
kara_kule Tarih: 23.11.2005 10:18
Bilgiler için teşekkürler.
İnşallah herşey hayırlı olur
Wish Tarih: 23.11.2005 00:25
tabii güzel uygulamalar, bizimde insanimiza garanti ve rahatlik lazim...ama is ki bu uygulamalar TR'ye gelsin ve geldikden sonra da bu uygulamalar yerine getirilsin...cünkü bunlar bu günden yarina gerceklesebilecek uygulamalar degil, zemin saglam olmali...daha rahat ve güzel günler insanlarimizi bekliyordur insallah...
puslukurt Tarih: 22.11.2005 13:47
Artık Türkiye olarak bir takım şeyleri yakalamamız lazım..
Haber için teşekkürler ustad..