hastaliğinizi meyve ile tedavi edin

Yazın başladığı şu günlerde hanımlar ve beyler zayıflama telaşında. Zayıflamada yeni bir yöntem domates suyu diyet. Bakalım uygulanış şekli nasılmış.

DİYETİN UYGULANIŞI

Kalkar kalkmaz 1 bardak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ekleyip için.
Bir saat sonra 1 bardak domates suyu.
Bir saat sonra 1 adet haşlanmış patates .
Bir saat sonra yarım bardak domates suyu, 4 tane kiraz Bir saat sonra 1 dilim karpuz.
Bir saat sonra 1 bardak domates suyu.
Bir saat sonra 1 tas sarmısaklı az tuzlu cacık.
Bir saat sonra bir bardak domates suyu.
Bir saat sonra bir bardak suya 4 çorba kaşığı limon suyu ekleyip için.
Bir saat sonra bir haşlanmış patates .
Bir saat sonra 18 adet kiraz.
Bir saat sonra 1 küçük kase light yoğurt.
Bir saat sonra 1 dilim karpuz ve 30 gr. tuzsuz beyaz peynir
Pazartesi, Mayıs 4th, 2009 at 20:45
Etiketler:
Henüz Yorum Yapılmamış

ADET DÜZENLEYİCİ BİTKİ KÜRLERi

Bitkilerden hazırlanan adet düzenleyici kürlermizin hazırlanışı ve kullanımı aşağıda yer almaktadır.
1. KÜR

GEREKEN MALZEMELER :

Beşparmak Otu Kökü Civan Perçemi Çoban Çantası Saplı Meşe Kabuğu Su
Hazırlanışı: Bütün malzemelerden birer çay bardağı alınarak bir kaba konur ve karıştırılır. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra içilir
2.KÜR
GEREKEN MALZEMELER :

Bal Hardal Tohumu Nane Su Yabani Kereviz
Hazırlanışı: Bir çay bardağı toz haline getirilmiş hardal tohumu ve nane bir tutam yabani kereviz alınarak bir kaba konur. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra bal ile beraber içilir.
Pazartesi, Mayıs 4th, 2009 at 20:30
Etiketler:
Henüz Yorum Yapılmamış


HERBALİST TARKAN GÜVELOĞLUNDAN SEDEF HASTALIĞINA BİTKİSEL ÇÖZÜM

Sedef hastalığı çok yaygın bir cilt hastalığı olmasına rağmen kesin çözümü bulunamamış bir hastalık. Sedef hastalığı genellikle hassas, herşeyi kendine dert edinen ve tüm sıkıntılarını içine atan kişilerde görülen bir hastalık. Tüm dünyada sedef hastalığıyla ilgili olarak araştırmalar sürerken Herbalist Tarkan Güveloğlu tam bir devrim yarattı ve sedef hastalığına iyi gelecek bitkisel bir formül buldu.
Herbalist Tarkan Güveloğlu na sık sorulan sorular:

Soru: Doktorlar tarafından sedef lezyonlarının iyileşse bile birkaç gün veya birkaç hafta sonra tekrar çıkabileceği belirtiliyor, siz bu konuda ne diyorsunuz? Cevap: Doktorunuzun dediği doğrudur. Doktorunuzun önerdiği klasik kremler ve losyonlarla iyileşse bile maalesef tekrar çıkıyor. Doktorlar görevini doğru bir şekilde yapıp, doğru teşhis koydukları halde reçetesine yazabileceği etkili bir ilaç olmadığı için maalesef çaresiz kalmaktadır. Klasik kremleri yazmaktadır. Her zaman söylediğim gibi sedef hastalığı ciltte oluşan bir hastalık olmasına rağmen sinirsel kökenli bir hastalıktır. O yüzden tedavisi sadece dıştan olamaz. Önerdiğim tedavi şeklinde asıl etkiyi yapan maddeler içilmesi gereken saf bitki özleridir. Bu şekilde iyileşme kalıcı olmaktadır.
Soru: Biz daha önce de birçok bitki çayı, macun, aloe vera vs. kullandık, balıklı göller dahil birçok kaplıcaya gittik hiçbir netice alamadık. Paramızı ve umudumuzu kaybettik. Yine aynı duruma düşmekten korkuyoruz. Cevap: Sedef hastalığı elbette birkaç bitki çayı ve macun gibi karışımlarla iyileşemez. O kadar kolay bir hastalık değildir. Bu tedavinin farkı damla halinde içilerek kullanılan saf bitki özleri olmasıdır. Dünyada bir örneği yoktur. Uzun yıllar yapılmış çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmış bize ait bir buluştur. Daha önce bana başvuran birçok sedefli hasta da zaten sizin gibi bitkiler dahil her yöntemi denemiş ve fayda görememiş insanlar idi. Sitede örneklerini okuduğunu ve resimlerini gördüğünüz gibi iyileştiler. Üstelik o gördüğünüz kişiler fayda gören yüzlerce insandan sadece birkaç tanesidir.
Soru: Önerdiğiniz tedavi şeklinin herhangi bir zararı var mı? Cevap: Endişenizde haklısınız. Halk arasında söylendiği gibi doğal olan her madde zararsız değildir. Bilinçsiz kullanıldığında birçok bitki zararlı hale gelebilir. Fakat sedef hastalığında önerdiğim terkip kişiye özel hazırlandığı için herhangi bir zararı kesinlikle olmamaktadır. Kişinin yaşına ve başka bir hastalığı (tansiyon, şeker vs) olup olmadığına göre o kişiye uygun terkip hazırlanmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir zararı olmamaktadır. Çocuklar bile kullanabilmektedir. Sadece tedbir amacı ile hamilelerin kullanmasını uygun görmüyorum.
Soru: Tedavi süresi ne kadar sürmektedir? Cevap: Tedavi süresi 2 aylık dönemler halinde en fazla 6 ay sürmektedir. 8 aya uzadığı çok nadiren görülmektedir. Teşekkür maillerinde de okuduğunuz gibi bazı kişilerde ilk 2 ayda tamamen iyileşme görüldüğü gibi bazılarında da 4 veya 6 ay sürmektedir. Ortalama iyileşme süreci 4 aydır.

SEDEF HASTALARINA TARKAN GÜVELOĞLUNDAN PERHİZ ÖNERİSİ

Gördüğümüz kadarıyla çay, kahve, sigara, alkol, kola, ağır yağlı yiyecekler, hayvansal yağlar, acı, turşu, kırmızı etler sedefin artmasına sebep olmaktadır. Bu saydığımız yiyecekler sinir sistemini aşırı uyarıcı etkiye sahip ve karaciğeri yoran maddelerdir. Sedef bir karaciğer rahatsızlığı değildir. Fakat karaciğeri yoran yiyecekler bu rahatsızlığın artmasına sebep olmaktadır.
KAYNAK :

AYAK BAKIMI

Bütün gün vücudumuzun ve bizim yükümüzü çeken ayaklarımıza hakettiği ilgi ve alakayı gösteriyor muyuz? hiç düşündünüz mü ? Bence maalesef ayaklarımıza gereken özeni gösterimiyoruz. Ama kısacık zaman dilimlerinde ayaklarıma bakım yapmak hem bizi çok rahatlatacak hem de sağlık açısından son derece yararlı olacaktır.

YORGUN AYAKLARA

Ayaklar ve bacaklar özellikle yazın gözler önüne serilecekse, bakımlı olmalıdırlar. Ayak banyoları ve masajlarla, göze hoş gelmeyen nasırlar gibi, yorgun ve şiş ayaklar ve bacaklar da tedavi edilebilir. Böyle bir davranış, yalnızca güzellik için değil, sağlık için de iyi sonuçlar verebilir.
İsteyen, her gün ayak banyosu veya ayak masajı yapabilir. Ama haftada en azından bir kere uygulanması gereken bakım şöyle olabilir: Önce canlandırıcı bir ayak banyosu alınabilir, ardından, sertleşmiş deri tabakaları süngertaşı ile alınır. Sonunda da, bitkisel yağlarla rahatlatıcı bir ayak masajı yapılabilir.

AYAK BANYOSU

2 bardak ılık süt, 2 yemek kaşığı bal, 5 damla lavanta yağı, 2 damla nane yağı iyice karıştırılır. Bu temel ayak banyosu karışımı, gereğine göre başka bitki yağları veya bitki çayları ile zenginleştirilebilir. Sonunda hepsi, sıcak banyo suyuna (en fazla 37 derece) eklenir ve ayaklar 10 dakika boyunca bu suda bekletilir, süre sonunda iyice kurulanır ve kalın çorap giyilir.
-Ayak banyosu, yorgun ayaklar için
Temel banyo karışımı, 2 damla portakal yağı, 3’er damla lavanta ve biberiye yağı, sıcak banyo suyu.
-Ayak banyosu, şiş ayaklar için
Temel banyo karışımı, 3’er damla lavanta yağı ve ardıç yağı, 2 damla nane yağı ve sıcak banyo suyu.
-Ayak banyosu, ağrıyan ayaklar için
Temel banyo karışımı, 3’er damla adaçayı yağı ve bergamot yağı, 2 damla ardıç yağı ve sıcak banyo suyu.
-Masaj yağı, ağrıyan ve terleyen ayaklar için
¼ bardak susam yağı veya ayçiçeği yağı, sıcak su banyosunda (benmarin) ısıtılır ve içine 5 damla oğulotu(melisa) yağı eklenir. Yağ karışımı masajla ayaklara yedirilir.
-Ayak ve bacaklardaki varis ağrıları, sert ve çatlak topuklar için
Aynısafa merhemi, sık sık yapılan hafif masajlarla deriye iyice emdirilir. Gerginlikler ortadan kalkar, ağrılar sona erer ve sert yüzeyler kadife gibi yumuşarAyrıca, ince kıyılmış aynısafa çiçek yaprağı 1 ölçü ve zeytinyağı 5 ölçü olarak, ağzı iyice kapanabilen bir cam şişede veya kavanozda 2 hafta boyunca bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre sonunda tülbentten geçirilerek süzülür ve posa da iyice sıkılır. Elde edilen aynısafa yağı, eşit oranda kantaron yağı ile karıştırılır. Bu karışım da ayak ve bacaklardaki varis ağrılarına karşı hafif masajlarda kullanılır.

ŞİFALI BİTKİLER HAKKINDA NE KADAR BİLGİMİZ VAR

Doğayı kocaman bir ecza deposu gibi düşünüyorum. Bu ecza deposunda hangi hastalığınız sorununuz varsa çare bulabileceğiniz bir çok alternatif mevcut. Yanlız bu bitkiler alternatif tıp olarak adlandırıldığından ilaç değil yardımcı tedavidir. Doğada bol miktarda bulunan birçok bitki bizlere ilaç niyetine şifa dağıtıyor. Hepimiz az çok biliyoruz veya kulaktan dolma bilgilerle bu bitkiler hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünüyoruz. Peki bu bitklier hakkında daha fazla bilginiz olsun istemez misiniz? İşte bu bitklilerin kullanımı ile ilgili bazı bilgiler.
1) Bitkileri ıhlamur gibi kaynatıp balla tatlandırarak içiniz. Çok uzun süre kaynatmayınız. Sıcak suda akşamdan sabaha kadar bekletin, sıcak-soğuk tavsiyeye göre içiniz.
2) Devamlı kullandığınız marul, soğan, roka, ceviz vs. gıdaların yan etkilerini ve telafilerini gözönünde bulundurun, çok önemlidir.
3) Bitkilerle tedavi, yan etkisini ve telâfisini bilmek çok yönlü ve ucuz tedavi sağlar. Yalnız uzun süre kullanmak gerekebilir.
4) Özsuyu acı olan bitkiler şifalıdır.
5) Özsuyu ekşi olan bitkiler (limon gibi) kabızlık yapıcı ve kan temizleyicidir.
6) Çoğu bitki ve meyvelerin yan etkilerini yine aynı bitkinin kendisinin başka bir bölümü de panzehirdir. Sineğin bir kanadı zehir, diğer kanadı panzehir, fındık sivilce ve kaşıntı yapıyor, yaprağı önlüyor, kayısı ishal yapıyor, çekirdeğinin içi ishali önlüyor.
7)Kayısı, incir, şeftali gibi Meyvelerin hazmı kolaylaştırma etkisi, kuru bitkilerden daha fazladır.
8) Bir bitki içilerek bir hastalığı tedavi ediyorsa, sürülerek de aynı hastalığa faydası vardır. Bir bitki sürülerek bir hastalığı tedavi ediyorsa, yenerek-içerek aynı bitkiyle tedaviyi de uygulamak gerekir. Sarımsak yağı romatizmaya faydalıdır, sarımsak yemek daha çok faydalıdır.Bazı zehirli bitkilerin yenmesi zararlıdır.
9) Nohut, mercimek, fasulye, pirinç, gibi baklagillerin suları iyi bir temizleyicidir. Islatılıp bekletildikten sonra çamaşır makinasına konursa bu sular beyazlatıcı görevi yapar. Sirke çamaşır makinasına yıkama esnasında konursa çamaşırları dezenfekte eder.
10) Eğer bitkiyi kendiniz topladınızsa, mutlaka gölgede kurutun.
11) Çoğu yaş bitkiler kurusundan daha tesirlidir.
12) Kitabı okuyup da, şu hastalığa şu, şu bitki iyi geliyor diye not alıp 10-20 çeşit bitkiyi karıştırıp kafanıza göre terkip yapmayın, çünkü karışım çoğaldıkça, bitkilerin tesir gücü azalıyor ya da kayboluyor. Bitkilere şifayı veren, bitkilerde mevcut olan kimyasal elementlerdir, bunlar birbiriyle fazla tepkimeye girince farklı bir kimyasal bağ oluşuyor.
13) Tedaviyi, iyi bildiğiniz, severek yiyip içtiğiniz, evinizde ve manavda bulunan temel meyve, hububat ve sebzelerle uygulayın. Eğer dikkatlice bunları incelerseniz çoğu hastalıklar şifa olarak, salata olarak yediğimiz bitkilerle tedavi edilebilir, biz size sadece yol gösterdik. Un var, şeker var, helva yapmasını tarif ettik.
14) Bir bitki ya da meyve size dokunuyorsa, çok da seviyorsanız, mutlaka telâfısiyle beraber kullanın. Atin Ölümü arpadan olsun zihniyetinden vazgeçin.

15) Bal, çörek otu, misvak, incir, hurma, sarmısak gibi tıbbı nebevide tavsiye edilen bölümleri iyi okuyun ve yerken “Resûlullah (sav) Efendimiz tavsiye ettiği için yiyorum” diye yiyin. Bunlar, tabiplerin tabibi Efendimiz (sav) tarafından seçilmiş çok yönlü şifa verici, Allah’ın kullarına ihsan ettiği nimetlerdir. Hem şifa, hem gıda, hem sünnet sevabı kazanmak için buyrun afiyet olsun.
16) Her işte olduğu gibi bitkilerle tedavide de “amellerin hayırlısı orta olandır”, “amellerin hayırlısı az ve devamlı olanıdır” hadislerinin ışığı altında az fakat uzun süre kullanımı tercih edin. Ne olacaksa olsun deyip çok kısa sürede çok fazla tedavi uygulamak beden makinasının sistemini bozar. “Kütük gibi kısa ve kalın olmak yerine, ince ve uzun olmak daha iyidir.”
17) Önce hastalığınızın mahrecini, nereden kaynaklandığını iyi tespit edin. Ondan sonra ona uygun bitkiyi deneyip tedaviye devam edin.
18) Batı’da doktorlar tarafından önce bitkisel tedavi tavsiye edildiğini, bir gün tüm dünyada bu sisteme geçileceği gerçeğini aklınızda bulundurun.
19) Bitkilerle ilgili Hadis-i Şeriflere uydurma diyenlere, Resûlullah (sav) Efendimizin melek olmadığını, onun da bedeni olduğunu, yiyip-içtiğini ve irtihal ettiğini hatırlatın.
20) Baldıran gibi zehirli otlardan uzak durun, çocuklarınıza zehirli olduğunu tembih edin, köylerde birçok çocuk bu otu yediğinden ölmüştür. Socrates hakkında verilen idam cezası, baldıran içirilerek infaz edilmiştir.
21) Bazı kitaplarda, Batı’dan direkt tercüme olduğu için bitkilerin alkolde bekletilip içilmesi önerilmektedir. Alkolün çözücü özelliği olduğundan mıdır? Yoksa haramı şifa kabında sunup içirmek için midir bilemiyoruz. “Alkol, bitkinin olan şifasını da alır, içene sarhoşluk kalır.”
22) Allah (cc), şifa verdiği hastalığın sırrını bitkide belirtmiştir. Bu bazısında çok bariz ceviz beyin şeklinde, bazısında rumuzlu, dulavrat otu pıtrağı sakal bölünmesine karşı bazen de tadında, kokusunda veya renginde san olgun salatalık sanlığa karşı hastalığın şifası gizlidir. Rabbim kâinatı zaten Kitabullah olarak yaratmış. Kuran-ı Kerim’de de “Siz, hiç göğe, deveye bakmaz mısınız; nasıl yaratıldı?” diye bize kâinatı ibret nazarıyla incelememiz emredilmiştir. İbrahim (as), Halik-ı Zülcelâli, Kitabullah olan kâinatı incelerken bulmamış mıydı?
23) Bu bağlamda bütün diken familyaları türleri ucu sivri, iğne gibi olduğundan, tıkanıklık çözücü, idrar söktürücü ve özellikle karaciğer tıkanıklıklarını çözücü, karaciğeri güçlendirici diyebiliriz.
24) Özellikle yabani hayvanlar iç güdüleriyle hastalandıklarında kendileri hastalıklarına deva olan otu bulurlar. Yılan, kış uykusundan uyanınca, rezeneye gözlerini sürter. Ehilleşmiş hayvanlarda bu içgüdü körelmiştir. Evcil hayvanın sorumluluğunu da sahibi olan insana yüklemiştir. Yabani hayvanlar takip edilerek otların şifası tespit edilebilir.
25) Keten tohumu, sinirli ot gibi içinde sümüksü madde bulunan bitkiler, ıhlamur, yara, iltihap üzerine etkilidir. Cilt temizleme Özelliğine sahiptir.
26) Bütün ağaç sakızlarının yara iyileştirici özelliği vardır.
27) Bitkilerden yeme-içme, pansuman dışında, aynı şifayı el-ayak şifalı suda yarım-1 saat bekletilerek istifade edilebilir. Çünkü parmak aralarından vücuda sirayet eder.
28) Şifalı bitkilerle hayvan hastalıkları da tedavi edilebilir. Hayvanın sevdikleri lahana-kekik-yonca-kabak, palamut vs. direkt yedirilir. Yemedikleri mürver, civanperçemi vs. yeme karıştırılıp yedirilir.
29) Anne sütünü arttıran anason-mürver-lahana- rezene vs. gıdalar, hayvanın sütünü de arttırır. Süt artırmak için her yola başvuran yem fabrikalarının dikkatine arz olunur. Anason, hayvanda, alışkanlık da yapabilir. Aynı zamanda aroma katar. Hayvanın hazım ve gaz gibi problemlerini de halleder.
30) Bebeklerin tedavisinde, anneye rahatsızlığı gideren gıdalar yedirilir. Anne sütünden çocuğa bu şifa geçer. Meselâ bebelerde sık sık görülen sarılık vakasında anne san salatalık rendesiyle bal karışımını bol bol yer, bebeye de az yedirir. Biz buna şifa içinde şifa metodu ismini uygun gördük.

Kuru meyveler

Sağlık açısından kuru meyveler de son derece önemlidir. Antioksidan kuru meyveler, sinir sistemini korur, enerji verir, kan yapımında mucizeler yaratır.

8 GÜNDE 4 KİLO DİET PROGRAMI
Kısıtlayıcı olmayan ve dengeli bir zayıflama programı.
HSBC Advantage Card ile peşin fiyatına 8 taksit

Beslenmemizde 'ilk beş'

Kışın beslenirken...

Koruyucu besinler

Ramazan'ın ardından hastalanmayın

İlaç gibi besinler

Beslenirken unutulmayacaklar

Bu besinleri tüketin

Beslenmenin altın kuralları

Meyve sebzedeki zenginliği kışa taşıyın

Yaz meyve ve sebzeleri

Meyve suyunu değil meyveyi tercih edin

Hangi meyve neye iyi gelir?

Taze sebze-meyve tüketin güzelleşin

Hastalığınızı meyveyle tedavi edin

Doğal sağlık kaynağınız meyveler

Göz sağlığınız için meyve yiyin

Kuru meyveler, yaş meyvenin içerdikleri yüzde 80-95 oranındaki suyun yüzde 10 - 20 oranlarına düşürülmesi ile elde edilirler.

Bu 'kurutma' işlemi sonrası, C vitamini dışında bütün minerallerin korunduğu kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyelleri ile öncelikle serbest radikallere karşı korurlar. Türk damak tadına en uygun kuru meyveler kayısı, erik ve elmadır. İşte bu 3 kuru meyvenin faydaları:

Kuru kayısı: Besleyici ve potasyum açısından çok zengindir. Sindirim sorunlarına iyi gelir; stresi, kansızlığı önler. İçerdiği A vitamini akne gibi cilt bozukluklarını önler. Büyümeye yardımcıdır, görme fonksiyonlarını güçlendirir, şeker hastalığının gelişimini engeller, bağışıklık sistemini korur. Potasyum başta kalp kasları tüm kasların ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar. Kayısı lifli bir meyvedir. Lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için kanserden korunmada faydalı oldukları saptanmıştır.

Kuru erik: Bol miktarda B1, B2, B3, B6, A, C ve E vitamini içerir. Mürdümeriğinin bağırsakları çalıştırıcı etkisi bilinmektedir. İçerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle, tansiyon, karaciğer, kalp, böbrek ve romatizma hastaları ile tuzsuz rejim yapanlara önerilir. Güçlü antioksidanları ile kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıcı etkisi bulunmaktadır.

Kuru elma: Besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Lifli olduğu için bağırsakları temizler. Karaciğerinden şikâyet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir ve baş ağrılarına iyi gelir. Kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon, portakal, tarçın koyarak çay olarak tüketebilirsiz.

Haftanın besinleri

Pestil: Dut pekmezi, süt, bal, ceviz, fındık ve undan oluşan, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral maddelerini önemli ölçüde içeren bir gıda maddesidir. Özellikle A ve B vitaminleri ve demir yönünden zengindir. Pestilin 100 gramında 293 kcal bulunur. Vücut doku ve hücrelerinin yenilenmesinde, su dengesinin korunmasında, hormon, enzim üretiminde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahiptir. Ayrıca iyi bir enerji kaynağıdır.

Dut: Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1588
favori
like
share
eBRuLy Tarih: 05.12.2005 16:19
tesekkürler
SU-PERISI Tarih: 29.11.2005 08:57
bilgilerin için teşekkürler ellerine sağlık
FadiK Tarih: 28.11.2005 21:33
sagol bilgilerin icin caspercim