Beden dilimiz bizi ele veriyor
Bu aralar ‘beden dili’ fazlasıyla popüler. Neden mi? Çünkü beden dilini bilen insanlar artık konuşmaya gerek kalmadan karşısındakinin neler hissettiğini anlayabiliyor. Tabii eğer karşısındaki de beden dili uzmanı değilse.
Çekoslovak yazar Milan Kundera diyor ki: “Hareketlerimiz bizi kullanır. Biz onların araçları, kuklaları somutlaşmış durumlarıyız”. Kısa bir an için bile olsa farkında olmadan yaptığımız ufacık bir hareket, gizlemeye çalıştığımız duygularımızı ortaya çıkarabilir. Yani sözlerimiz yalan söyleyebilir ama hareketlerimiz asla. Yeni tanıştığımız bir karşı cins eğer beden dilinden anlayan biriyse inanın ona karşı ne hissettiğinizi hemen anlayacaktır. Veya dün neden okula gitmediğinizi açıklamaya çalıştığınız müdürünüz konu hakkında az da olsa bilgi sahibiyse, boşuna konuşmanızın bir anlamı yok, o her şeyin farkındadır zaten. Hatta tarih dersinin ortasında ciddi ciddi ders dinliyor gibi görünürken, diğer taraftan aklınız hafta sonu gideceğiniz partideyse, hiç şansınız yok, beden dilini çözmüş olan öğretmeninizin ilk soru soracağı kurban sizsiniz demektir.
Peki, beden dilini nasıl çözeceğiz?
Önce birkaç basit örnek verelim;
Son derece sıkıcı bir ortamdasınız. Evde oturmak istediğiniz halde diyelim ki sevgilinizin zoruyla bir partiye katıldınız. Zaten onun gözü de hiç tanımadığınız arkadaşlarından başkasını görmüyor. Eğer ne kadar sıkıldığınızı etraftakilere göstermek istemiyorsanız elinizdeki bardağı sakın sımsıkı kavramayın. Fakat gelin görün ki, bir rakibiniz de sevgilinizin gözlerinin içine bakarak konuşurken diğer taraftan saçlarıyla oynuyorsa (tabi kızlar için geçerli), işte bu tehlikeli bir durum. Ama eğer siz de kalkıp sevgilinizin tişörtünün üzerindeki hayali ipliği almaya kalkışırsanız veya herhangi bir fiziksel temasta bulunursanız bu sevgilinizle birlikte etraftaki herkesi son derece rahatsız eden ve sizi de küçük düşüren bir hareket olacaktır. Yapılacak en iyi şey, sakin olmak ve kendinize yakın bulduğunuz insanlarla iletişim kurmaya çalışmak.
Belki şimdi değil ama günün birinde mutlaka siz de iş görüşmelerine gitmek zorunda kalacaksınız. Üstelik çok da uzun bir zaman sonra değil. Şimdiden tedbir almakta fayda var. Haydi, bir örnek de buna bulalım. Diyelim ki çok istediğiniz bir iş için görüşmeye gittiniz fakat heyecandan kalbiniz duracak. Bunu önlemek mümkün değil ama karşımızdakine belli etmemek için elimizden geleni yapabiliriz. İçeri girdiğinizde kapıya en yakın koltuğa oturursanız ‘ben burada bulunmaktan çok tedirginim’ mesajı verirsiniz. Uygun koltuğu bulduğunuzda ise kenarına ilişmeyip mutlaka sırtınızı rahatça yaslayacak şekilde oturun. Fakat tedirginliğimi gizleyeceğim diye bacak bacak üstüne atarsanız veya ayaklarınızı uzatırsanız tamamen geri teper ve laubali insan görüntüsü verirsiniz. Konuşurken elinizi de kullanmak karşınızdaki insanın her zaman ilgisini çeker, tabii abartmamak koşuluyla. Dinlerken de koltuktan hafifçe öne doğru eğilmek işinize yarayabilir. Ama eğer karşınızdaki, dirseklerini masasına ellerini piramit şeklinde tutarak dayamışsa durum kötüye gidiyor demektir. Sakın panikleyip kulağınızı veya ensenizi kaşımaya kalkmayın, bunun anlamı ‘mesajınızı aldım, ben de zaten söylediğim şeylerden o kadar emin değilim’dir. Olabildiğince sakin olup söylediklerinizi daha iyi ifade etmeye çalışmak iyi bir çözüm olabilir.
Uzmanlar, beden dilinin ta mağara döneminden günümüze kadar uzandığını söylüyor. Öyleyse yaptığımız pek çok hareket içgüdüsel. Kendimize özgü mimiklerimizi ve davranışlarımızı tamamen ayrı kefede tutmamız gerekiyor, çünkü onlar bizi biz yapan özelliklerimiz. Ama eğer beden dili ilgimizi çekiyorsa canımız sıkıldığında etrafa bakarak ve birkaç detaya dikkat ederek kendi kendimize iyi vakit geçirebiliriz.
Konuşma sırasında sürekli olarak elinin tersini konuştuğu kişiye doğru tutan birinin karşısındakinden sakladığı bir şeyler var demektir.
Dinleyenin elini çenesine götürmesi onun karar aşamasında olduğunu gösterir.
Herhangi bir toplulukta koltuğun ucuna oturmak ‘her an gitmeye hazırım’ mesajıyla birlikte tedirginliği de gösterir.
El sıkışırken parmaklarının ucunu uzatarak hafif bir şekilde karşısındakinin elini tutan kişiler genellikle özgüveni olmayan insanlardır.
Ayrıca özgüveni zayıf insanların bir yerlere tutunma veya temas halinde olma ihtiyaçları da çok fazladır.
Kollarını göğsünde kenetleyen insanlar bulundukları ortamdan veya karşısındakinden fena halde sıkıldıklarını, rahatsız olduklarını gösterirler.
Bacaklarını diz kapağından kırarak geriye çeken ve sandalyenin altında tutan kişiler genellikle içine kapanık insanlardır.
Ellerin ensede kenetlenip arkaya yaslanılarak oturulması ‘burda benim borum öter’ mesajını gönderir.
Yalan söyleyen insanların elini yüzünde, genellikle de kulağında ve ensesinde gezdirme hareketleri gereksiz bir şekilde artar, gözbebeklerinin büyümesi de yine aynı anlamı doğrular.
Kızların saçlarıyla, kısa saçlı olanlarınsa takılarıyla oynamaları flört etmek istedikleri mesajını verebilir, aman dikkat.
Dinlediği konuya ilgi duyan kişiler çoğunlukla ellerini yumruk şeklinde ve fakat işaret parmakları açık olarak yanaklarına dayarlar.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3100
favori
like
share
hacibekirli Tarih: 10.01.2010 00:08
bence de beden dili çok önemli ancak. bunu abartmamak gerekiyor. doğal akışın dışına çok fazla çıkılması yapmacık. haraketlerin anlaşılmasından başka bir işe yaramaz
ziki Tarih: 06.01.2010 21:44
etKiLi bir siLah gerçekTen...ama pekçokLarı kuLLanMasıNı biLmiyor....=)
keskin30 Tarih: 06.01.2010 21:31
tesekkürler
bedendiline gerek yok ben adami gözünden anlarim:85: