Sezon başladığında çok yetenekli çok iyi oyuncular, yıldız futbolcu arkadaşlarımız Galatasaray'dan ayrılmış ve Avrupa'ya gitmişlerdi. Onların hepsi ile gurur duyuyorum. Oynasalar da oynamasalar da hepsi birer futbol yıldızı.. Türk insanını, Türk halkını Türk futbolcusunu çok iyi temsil ediyorlar.
Sezona ciddi anlamda kan kaybetmiş, tecrübeli yıldız oyuncularından mahrum bir Galatasaray'a kimse şans tanımıyordu. Ligde ilk üçe zor gireceğimiz, şampiyonlar liginde ise ön elemeyi bile geçemeyeceğimiz şeklinde yazılıp çiziliyor, yorumlar yapılıyordu.


ESKİ VE TECRÜBELİ FUTBOLCULAR OLARAK DAHA DA HIRSLANDIK

Bütün bu ağır önyargılı ve futbol bilgisinden yoksun eleştiriler özelikle eski ve tecrübeli futbolcular olarak bizi Arif, Suat, Ergun, Hasan, Hakan Ünsal (Kamp dönemi) ve beni daha da hırslandırdı.. O zaman "Bu eleştirilere şampiyon olup cevap vereceğiz" diye yemin ettik.. Bazılarının düşüncelerini ve kalemlerini değiştirme noktasında iyice hırslandık.
İşin üstesinden geleceğimizi biliyorduk. Her zamanki gibi yeni gelen arkadaşlarımıza kucak açtık. Onların uyum devrelerini çabuklaştırmak için elimizden geleni yaptık. Onlar Galatasaray'ın menfaatleri için transfer edilmişlerdi. Bunun için bu formayı giymişlerdi. Onları bu takımın hedefleri ve büyüklüğü konusunda sürekli motive etmek durumundaydık.


LUCESCU'NUN BAŞARISI DÜNYAYA ÖRNEK OLMALI

Bu arada hem transferler noktasında hem teknik heyet ve yönetim kademelerinden bizim dışımızda bir takım olaylar gelişiyordu. Bütün bunlara kulak tıkıyor kendi aramızda bu konuları hiç konuşmuyor ve tartışmıyorduk. Buna izin vermiyorduk. Bunlarla ilgilenmenin ya da konuşmanın konsantrasyonumuzu bozacağını biliyorduk. Tecrübeli futbolcular olarak bizler bütün takımı sürekli oynayacağımız maçlara motive etmeye çalışıyorduk. Çünkü bizim dışımızdaki olaylar öyle ya da böyle çözülecekti. Ama kalıcı olan maçlardaki başarı ve bunun sonuca yansımasıydı. Ancak Hocamız Lucescu'ya yapılan eleştiriler ve onun üzerine acımasızca gidilmesi, hocamızı üzüyor bu da bizi dolaylı olarak etkiliyordu. Ama biz kendisinin ne kadar kaliteli bir hoca, ne kadar mükemmel bir insan olduğunu biliyorduk. O da bunu dosta düşmana ispatladı. Dünyanın neresine giderseniz gidin 8-10 yıldızını kaybetmiş bir takımın gelecek sezonda çok gerilerde kaldığını başarısız olduğunu görürsünüz. Lucescu'nun bu başarısı dünya futboluna örnek teşkil edecek bir başarıdır.

KORKAKLIK DEĞİL, AKIL, SİSTEM VE STRATEJİ...

Biz liderliği ele geçirmiş şampiyonlar liginde ise yolumuza devam ediyorduk ama buna rağmen sürekli eleştiriliyorduk. Eleştirilerin odağında korkak futbol oynadığımız geliyordu. Tabi ki 8-10 yıldızını kaybetmiş bir takım nasıl eski performansını ortaya koyabilirdi. Nasıl pres yapan, agrasif oynayan, hücuma hızlı çıkan ve sürekli gol arayan sistemin, oyun yapısının bütün taşları yerinden oynamıştı. Yeni futbolcuların uyum sorunu yaşadığı bir ortamda eski sistemle oynamak mümkün değildi. Yeni kadroya göre bir sistem oluşturmak, akıl ve stratejiyi ön planda tutmak gerekiyordu. Hocamız Lucescu bunu başarı ile yaptı ve eskiler de yenilerde yeni sisteme uyum noktasında zorlanmadı. Kimseye gücünün üzerinde yük yüklemedi. İddia ediyorum dünyada 8-10 yıldız futbolcusunu kaybetmiş hiç bir takım bizim elde ettiğimiz başarıyı elde edemezdi.

BAZI KESİMLER MENFAATLERİ İCABI GALATASARAY'IN BAŞARISINI İSTEMEDİLER

Türkiye'de bazı kesimler maalesef Galatasaray kulübünün ve futbolcularının başarısını hiç bir zaman istemediler. Galatasaray'ın başarısı kendi menfaatlerine ters düşüyordu.
* Ama sonuç ne olursa olsun, taraftarda futbolseverlerde, özellikle bazı Galatasaray yazarları da haklı olarak Galatasaray'ın karakteristik futbolunu sahada görmek istiyordu. Skordan ziyade takımın "Aslan" karakteriydi aranan. eleştirilerde bu yöndeydi çoğunlukla.
- Herkes onu istiyor ama deminde söylediğim gibi 10 oyuncusu gitmiş bir takımın eski futbol yapısını sahaya yansıtması imkansızdır. Bir uyum devresi gerekir.Hiç bir takım yeni oluşmuş bir takımla Galatasaray'ın agresif ve prese dayalı futbol sistemini gerçekleştiremez.
* Ligin bitimine üç hafta kala Ali Sami Yen 'deki Ankaragücü maçında Galatasaray o özlenen, beklenen futbolu ile eski günlerdeki gibiydi. Agresif oynadı, pres yaptı sürekli gol aradı. Skor 1-0 dı belki ama futbol sarı-kırmızılı renklere gönül verenleri memnun etmişti. Bu nasıl oldu?
-Evet sondan 3. maçımızdı aynı ekip 50 civarı maç oynamıştı. 50 maçta bir arada olan bir takım için bundan sonra bazı düşünceleri sahaya yansıtmak çok daha kolay olacaktı. Ligin sonuna doğru mükemmel bir uyum sağlamıştık. Takımda kim oynarsa oynasın tıpkı eski dönemde olduğu gibi süper oynuyordu. sistem oturmuştu. Ankaragücü maçında ise farklı bir motivasyon ve hırs vardı hepimizde. çünkü geçen seneden kalan bir hesabımızda vardı. Bunun için çok daha hırslıydık bir an önce gole gitmeyi düşünüyorduk. Taraftarımızda bu coşku içindeydi.. Ancak özellikle deplasmanlarda daha garanti daha risksiz oynamak zorundaydık. Yapılacak bir hata yenilecek bir gol şampiyonluk umudumuzu bitirebilirdi.


KARAKTERLİ FUTBOLCU, İSİM FUTBOLCUDAN ÇOK DAHA FAYDALIDIR

Avrupa ve dünya futbolunda her isim olan futbolcunun çok iyi oynayacağı diye bir garanti yok. maalesef bir çok takım bir çok isim futbolcuyu almasına rağmen başarıya ulaşamadı. İsimden önce futbolcunun karakter yapısı önde gelmeli. Elbette hem isim hem de karakter olursa mükemmel olur. Mesala Taffarel, Hagi, Popescu gibi karakteri ve futbolculukları mükemmel isimler Galatasaray ile birlikte Türk Futbol tarihine geçtiler. Bu sezon Victoria, Fleurquin, Perez hatta Mondragon belki birer futbol yıldızı değillerdi ama karakter yapıları ile yıldızlaştılar. Bu bakımdan şanslıydık. Karakterleri ve hırsları ile Galatasaray'a çabuk uyum sağladılar.. Hem kendileri yıldız oldular hem Galatasaray kazandı.
* Devreyi bitirdik peki ikinci yarıya geçelim
-Evet hem lige hem de şampiyonlar ligine iyi bir başlangıç yaptık. İlk devre Fenerbahçe'yi 2-0 yendiğimiz maçta sakatlanmış ve ameliyat olmuştum. Dolayısı ile İstanbul'daki PSV maçında oynayamadım. ama arkadaşlarım mükemmel bir performans gösterdiler. Kelimenin tam anlamı ile "Aslan" gibi oynadılar. Ali Sami Yen cehenneminde büyük taraftarımızın da desteği ile PSV yi 2-0 mağlup ettik.


BİZİ ELEŞTİRENLERİN AĞZI AÇIK KALDI

PSV maçındaki futbolumuz ve aldığımız galibiyet bizim için normaldi. Çünkü inanıyorduk. sadece bu maç için değil hem şampiyonlar ligi hem de Türkiye şampiyonluğu için her an motivasyonumuzu güçlendiriyorduk. İnanıyorduk. Ama bizi eleştirenlerin başarısız olmamızı bekleyenlerin ağızları açık kalmıştı. "Bu takım bunu nasıl başarır" diye hayretler içinde kaldılar. Çünkü bu insanlar Galatasaray'ı ve Galatasaraylılığı tanımıyorlardı. "Bunlar bu başarıyı nasıl elde etiler " diye birbirlerine soruyorlardı.* Avrupa maçlarındaki başarılı karşılaşmalarınızdan sonraki lig maçlarında zorlanmanızı neye bağlıyorsun
- İki günde, üç günde bir maç oynuyorduk. Tecrübeli futbolcular olarak bu tempoyu daha öncede yaşamıştık. Ama yeni gelen arkadaşlar çok büyük maçlardan ve zaferlerden sonra, bütün dünyanın gözü önünde oynadıkları şampiyonlar ligi maçlarından sonra beyin olarak lige dönmekte zorlandılar. Konsantrasyon eksikliği oldu. Bu da takımın gerçek oyununu etkiledi. Bunu da gayet normal karşılamak gerekir. Çünkü Dünyada şampiyonlar liginde başarılı olmuş marka takımlara baktığınız zaman onların da takip eden lig maçlarında istedikleri sonuçları alamadıklarını görürsünüz. Kaldı ki onların kadroları daha oturmuş bizden çok daha zengin.. Yani bu her takımda yaşanması muhtemel bir olay.
* Fatih hoca döneminde hem oturmuş bir kadro vardı hem de Fatih Hoca'nın karakteristik yapısından ve Türk Hoca olmasından kaynaklanan motivasyon avantajı vardı. Bu sezon motivasyon noktasında bir boşluk yaşandığı gerçek. Bu boşlukta herhalde en büyük yük sana düştü. Soyunma odanızdan ve çıkış tünelinde ekranlara yansıyan motive edici hırslandırıcı konuşmaların sık sık dışarıdan da duyuldu..
* Gelelim Şampiyonlar ligi Grubuna.
- (Gülerek) Haah hah haa .. Evet.. Kuralar çekildi. Barcelona, Roma ve Liverpoll ile eşleştik. bu en güçlü gruptu.. Arkadaşlarla kura çekimi biter bitmez konuşuyorduk. Arif "Kaptan bize de bu grup yakışır, biz bu gruptan çıkacağız. Bu gruptan çıktığımızda herkes Galatasaray'ın gücünü bir kez daha görmüş olacak" dedi.Gerçekten de öyle oldu. Mükemmel maçlar çıkarttık. Çeyrek final kapısından döndük.

TARAFTARIMIZI ÜÇ YILDIZLA SEVİNDİRDİK.

Sonuçta belki futbol olarak taraftarımıza bekledikleri oyunu seyrettiremedik, istedikleri Galatasaray olamadık ama şampiyon olup 3. yıldızı göğsümüze takarak taraftarımıza büyük bir coşku yaşattık. Bize inananlar sonuçta güldüler ve taraftarımızla birlikte şampiyonluk sevinci ile birlikte 3. yıldızında gururunu yaşadık

YİNE TARİH YAZDIK!

Taraftarımızın "Gerçekleri tarih yazar, tarihi de Galatasaray" diye bir tezahüratı var. Bu şampiyonluğumuzla bir kez daha tarihe geçtik. Hem 3. yıldızı taktık hem de ilk defa uygulanan Türkiye Süper Ligi'nin ilk şampiyonu olduk.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 475
favori
like
share
puslukurt Tarih: 16.12.2005 18:45
Helal olsun şu büyük kaptana..
cetin_bezirgan Tarih: 16.12.2005 18:04
Helel be Kaptan yine yapmış kaptanlığını ... !!!
FreddyKrueger Tarih: 16.12.2005 17:24
Yıllar geçsede üstünden bu büyük taraftar büyük KAPTANı unutmaz