2000 yazında Viale Manfredo Fanti'de Fatih Terim'in hemen yanında oturan Giancarlo Antognoni, Fiorentina'nın yeni teknik direktörünü Floransa halkına tanıtırken "Terim'i alarak hala büyük bir takım olduğumuzu gösterdik." diyordu. Aynı saatlerde, Fiorentina taraftarları, yıllar önce Roberto Baggio'yu Juventus'a satan Vittorio Cecchi Gori'ye karşı şimdi de Gabriel Batistuta'yı sattığı için protestolar yapıyordu. Fiorentina'lılar şehirde Gori'ye ait ne varsa yakıp yıkarken aniden ortaya çıkan bu Türk, beraberinde Floransa'ya uzun zaman önce unutulan özgüveni de getirmişti. Batigol yerine Euro 2000'de Belçika ve Hollanda'da parlayan Portekizli Nuno Gomes getirilmişti.

Imparatorre

Terim'in Floransa'ya getirdiği sıcak rüzgar kendini hemen hissettirmişti. Mor menekşeler oynadıkları güzel futbolla taraflı tarafsız herkesi büyülüyor, Fatih Terim şehrin yeni ikonu oluyordu. Türkiye'de kendine takılan isim orada da kabul görüyordu : İmparator.

Sezon ortasına doğru Vittorio Cecchi Gori ile Fatih Terim arasındaki anlaşmazlık hakkında yayınlanan haberler yalanlanırken Gori, Baggio ve Batistuta'dan sonra, şehirde ismi kendinden önce telaffuz edilmeye başlanan bir başka ismin kellesini almak için hazırlanıyordu.

Ocak'ın 13'ünde Milan'a karşı Artemio Franchi'de alınan 4-0'lık galibiyetin ardından arda arda kaybedilen puanlar Gori'ye istediği kozu vermiğti. Terim'in asi karakterine dayanamayan Gori, 2-2'lik Brescia beraberliğinin ardından soyunma odasına iniyor, Fatih Terim ve Giancarlo Antognoni de dahil olmak üzere tüm teknik heyeti ve futbolcuları azarlıyordu. Kendini kentin sahibi sanan bu adamın küstah tavırları karşısında Fatih Terim çareyi, sezon sonunda takımdan ayrılacağını açıklamakta buluyordu. Takımın bayrak isimlerinden Di Livio, şehrin yas havasına büründüğü bugünlerde, Fiorentina'lı futbolcular olarak bundan sonra bütün eforlarını Terim'i takımda tutmak için harcayacaklarını beyan ediyordu.


Seni Unutmadık Terim!

Yeni kontrat imzalamayı reddeden Terim'i ilk fırsatta takımdan kovmayı kafasına koyan Gori, planını uygulama fırsatını 1-0'lık Napoli mağlubiyetinin ardından buluyordu. Fatih Terim, Fiorentina için bir efsane olan Giancarlo Antognoni ile beraber takımdan atılıyordu.

Cecchi Gori'ye duyulan öfke muazzamdı. Heryerde protesto gösterileri düzenleniyor, Fatih Terim'in adı Artemio Franchi'nin içinde, dışında, tüm şehirde yankılanıyordu. Yıllar boyunca kulübün tüm ikonlarını para için satan Gori'ye duyulan nefretin dışavurumu olmuştu Terim. Sezon içerisinde üçüncülüğe kadar yükselen Fiorentina, Terim'siz devam ettiği ikinci yarıda kendine orta sıralarda yer buluyordu. Terim'in çıkardığı Coppa Italia finalinde şampiyon olan Fiorentina'da taraftarlar açttıkları pankartla herşeyi anlatıyordu : "Seni Unutmadık Terim!"


Bir Dönemin Sonu

2001 / 2002 sezonunda Fatih Terim Milan'ın yolunu tutarken Fiorentina, çareyi o dönemde Lazio'da Sven Goran Eriksson'un yardımcılığını yapan Roberto Mancini'yi takımın başına getirmekte buluyordu.

Bir sezon önce Roma'ya giden Batistuta'nyn ardından Manuel Rui Costa da Fiorentina'dan ayrılıyor, Terim'in Milan'ının yolunu tutuyordu. Vittorio Cecchi Gori'nin beceriksiz yönetimi sonucunda Fiorentina ekonomik krize giriyor, yeni oyuncu almak bir yana, mevcut kadrosundaki futbolcuların paralarını ödemekte dahi zorlanıyordu. Endüstriyel futbol bu kez mor menekşeleri sindirmeye hazırlanıyordu.

Mancini yönetiminde sezonu alt sıralarda tamamlayan Fiorentina Serie B'ye düşüyor, o gün Floransa halkı tarafından "kara gün" olarak adlandırılıyordu. Yaz aylarında İtalyan Futbol Federasyonu'nun aldığı kararla Serie A ve B'de oynamak isteyen takımların banka borcunun bulunmaması gerektiği söyleniyor, bir anlamda ekonomik krizin eşiğinde olan Fiorentina için daha kötü günlerin başladığı ilan ediliyordu.

Batigol ve Rui Costa'nın ardından Toldo da Inter'e satılıyor, ancak banka borçları kapatılamıyordu. Terim'i göndermesinin ardından Floransa'dan milletvekili adayı dahi olamayan Gori, takımın borçlarını kapatmak için sahibi olduğu tiyatro binasını dahi satmayı deniyor, ancak, banka borçlarının kapatılması için gerekli olan sürede yeterli parayı bulamıyordu. Yeni kurallar gereği iki lig alta düşürülmesi gereken Fiorentina, bir önceki sezonda Serie B'ye düştüğü için, 2002 / 2003 sezonunda kendine ancak Serie C2'de yer buluyor, kulüp iflasını açıklıyor, Gori'nin AC Fiorentina'sı kapanıyor, ACF Fiorentina adıyla 2002'de tekrar kuruluyordu. Rönesans ile Avrupa'yı aydınlatan kent sonsuz karanlığa gömülüyor, kışın en soğuk günlerinde bile güneşin kaybolmadığı Floransa semalarında gün batıyordu.




Küllerinden Doğan Menekşeler

İtalyan 4. ligi Serie C2'ye düşürüldükten sonra Angelo Di Livio Fiorentina'yı Serie A'da görmeden futbolu bırakmayacağına Floransa halkı huzurunda yemin ediyor, bir anlamda Floransalıların tutkusuna tercüman oluyordu. 2002 / 2003 sezonunda Fiorentina, Serie C2'de şampiyon oluyor ve Serie A'ya çıkan basamaklardan ilkini tırmanmış oluyordu.

2003 / 2004 sezonunda Serie B'de bir çok takım tıpkı Fiorentina gibi ekonomik krizle boğuşarak Serie C1'e ve Serie C2'ye düşürülürken federasyon, bu büyük takıma olan vefa borcunu ödüyor ve Serie B'de doğan kontenjan boşluğunu, taraftarı fazla olan büyük bir camia olduğu gerekçesiyle Fiorentina'yla dolduruyordu. Bir çok kulüp buna tepki gösterse de gerçek değişmiyor, 2003 / 2004 sezonunda Fiorentina tekrar Serie A'ya dönmek için Serie B'de mücadele ediyordu.

"Ayakkabı Kralı" Diego Della Valle tarafından satın alınan kulüp, ikinci rönesansını yaşıyordu. Della Valle onursal başkan ve takımın sahibi olarak takıma gerekli finansal desteği sağlıyor, ve bugünün Fiorentina'sının temellerini atıyordu. İster tesadüf olsun, ister kaderin bir cilvesi, 2004 / 2005 sezonununda Serie A'nın 20 takımla oynanmasına karar veriliyor; Serie B'yi 6. sırada bitiren Fiorentina normal şartlar altında tekrar Serie B'de mücadele edecekken 2004 yazında Serie A'ya çıkmak için Perugia'yla play off oynama hakkı kazanıyordu. Artemio Franchi'de 0-0 biten maç bir çok taraftar için hayal kırıklığı olsa da, Perugia'daki maç 1-0 kazanılıyor, Fiorentina mucizevi bir şekilde Serie A'ya dönüyordu. Tanrı bile bu güzelliğin geri planda kalmasına dayanamamıştı. Fiorentina anka kuşu misali küllerinden doğuyordu.

Geri Dönüş : Kabus mu? Zirve mi?

Emiliano Mondenico yönetiminde Serie A'ya başlayan Fiorentina, Maresca, Miccoli, Ariatti gibi klas oyuncuları kadrosuna katmasına rağmen sezona iyi bir başlangıç yapamıyor, özellikle deplasmandaki kötü formuyla Serie A'da kendine ancak son sıralarda yer bulabiliyordu. Sezon ortasında Mondenico'yla yollarını ayıran Viola, ofansif kadro yapısına rağmen, Dino Zoff gibi defansif bir hocayı takımın başına getirerek büyük bir hata yapıyordu. Kötü gidiş durdurulamıyor, Fiorentina tekrar Serie B'ye doğru yelken açıyordu. Son haftaya kadar Serie B'ye düşme tehlikesi yaşayan Fiorentina, 38. haftada Brescia'yı 3-0'la geçerken mavi beyazlıları bir alt lige gönderiyor, Serie A'da bir sezon daha oynamaya hak kazanyyordu.

Prandelli Grande, ToniGol!

Yeni sezonda geçen seneki sorunları yaşamak istemeyen Fiorentina, Miccoli, Maresca, Nakata ve Ariatti'nin takımdan ayrılmasına rağmen Pancaro, Jorgensen, Pazzini, Montolivo, Ujfailusi, Bojinov, Frey ve Luca Toni gibi önemli transferlere imza atıyor; takımın başına da ofansif futbolu ve karizmatik kişiliğiyle ünlü Cesare Prandelli'yi getiriyordu. Floransa'da ikinci bir Terim vakası yaşanıyordu, oynattığı futbolla beğeni toplayan Prandelli, yeni Fiorentina'yı dünya futboluna sunuyordu.


Bugün : Fiorentina ve Scudetto

Luca Toni Seria A'da attığı 16 golle gol krallığında zirvede bulunuyor. Palermo'dan alınan bu büyük adam, Roberto Baggio ve Gabriel Batistuta'nın kramponlarını ayağına geçirmiş görünüyor. Şimdiden taraftarın kalbinde ciddi bir yer edinen Luca Toni, şampiyonluk mücadelesi veren takımının en büyük kozu.

Cesare Prandelli sezon başında oynattığı hücum futboluyla görsel bir şölen veriyordu ancak biraz geç de olsa, çizmede hücum oynayarak yenilmeyecek, yenilmeden de şampiyon olunmayacak takımlar olduğunu farketti. Milan karşısında alınan galibiyet taraftarları Scudetto için ümitlendirdi ancak Artemio Franchi'de Juventus'a karşı alınan yenilgi şampiyonluğun en azından bu sezon için pek mümkün olmadığını gösterdi.

Şampiyon olsun ya da olmasın Fiorentina özellikle Artemio Franchi'de oynadığı futbolla herkesi büyülüyor. Stefano Fiore'nin İtalyan futboluna yeniden kazandırılışı, Luca Toni'nin 2006 öncesi İtalya'nın en büyük yıldız adayı olarak ortaya çıkması Fiorentina'yı izlemeyi cazip kılan onlarca sebepten bir kaçı..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 494
favori
like
share
puslukurt Tarih: 24.12.2005 22:41
Luca Toni'yi büyük bir hayranlık ile izliyorum ve dünya kupasında ne kadar büyük bir golcü olacağını göreceğiz.
Bu güzel paylaşım için teşekkürler kurtjara.. :23: