KERATOKONJONKTİVİTİS SİCCA (KURU GÖZ)


Kornea ve konjonktivanın yetersiz ıslanması ile ortaya çıkan enfeksiyöz olmayan keratokonjonktivitdir. Menapozdaki hormonal değişiklikler sonucu kadınlar erkeklerden daha çok etkilenir.



Etyoloji:

Lakrimal bez sekresyonunun azalması: Sjögren sendromu , romatoid artrit, lupus eritomatosus gibi sistemik otoimmun bağ dokusu hastalıklarında gelişir
Konjonktivada skatrizasyon gelişmesine neden olan olaylar: Trahom sekeli, kimyasal (özellikle alkali) yanıklar, A vitamini eksikliği,oküler skatrisyel pemphigus, Stevens Johnson sendromu konjonktivadaki yardımcı gözyaşı bezlerinde harabiyet ile kuru göz gelişimine neden olur.
Semptomlar: Hastalar yanma, batma, kızarıklık ve kuruluk hissinden yakınırlar. Kuruyan epitel hücrelerindeki sinir uçlarının uyarılması sonucu, refleks arkın uyarılması ile zaman zaman hipersekresyonlarda ortaya çıkabilir. İlerlemiş dönemlerde ise kornea epitelinin düzensizleşmesine bağlı olarak bu semptomlara görme bozuklukları da eklenir.

Hastalığın ileri safhalarında korneada mukus iplikcikleri etrafına sarılmış epitel hücrelerinin oluşturduğu flamanlar gelişir. Flamanlar gözde aşırı irritasyon ve batmaya neden olur. Sonuçta korneada epitel erozyonları, ülserler, keratinizasyon ve korneada neovaskülarizasyon gibi yapısal değişiklikler gelişebilir

Tedavi:

Semptomatiktir. Etyolojinin çeşitliliği karşısında nedene yönelik bir tedavi yapmak mümkün değildir.

1. Suni gözyaşı damla ve pomadları (Viskotears, Tears Naturel, Protogent gibi). İhtiyaç duyulan sıklıkta kullanılır.

2. Terapötik kontakt lensler. Hidrofilik oldukları için kornea üzerinde ıslak tampon vazifesi görürler.

3. Punktumların tıkanması veya koterizasyonu.

4. Hastalara gözlerinin kurumasını önlemek için havalandırma sistemlerinin önünde durmaktan kaçınmaları, güneş gözlükleri öner

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6239
favori
like
share
MyNiceWorld Tarih: 26.12.2005 00:44
EMEKLERİNE SAĞLIK PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER HERKESE SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM :cubuk:
SU-PERISI Tarih: 25.12.2005 16:28
yararlı bilgileriniz için teşekkürler, ellerine sağlık
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:13
RETİNİTİS PİGMENTOSA (TAVUK KARASI HASTALIĞI)


Kalıtımsal retina hastalıklarının başında gelen bu hastalığın ilaçla veya cerrahi yöntemle tedavisi günümüz koşullarında mümkün değildir.

Daha çok akraba evliliği sonucu doğan kişilerde görülür.

Retinitis pigmentosa, fotoreseptör ve retina pigment epiteline ait genlerdeki mutasyonların bu hücrelerin fonksiyon kaybı ve apoptozis yoluyla ölümüne yol açtığı kalıtsal dejeneratif bir retinal hastalıktır
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:10
MAKULA DEJENERASYONU (SARI NOKTA HASTALIĞI)



Halk arasında Sarı Nokta Hastalığı yada Yaşa Bağlı Görme Kaycı olarak da isimlendirilen Makula dejeneresansı gözün görme merkezinin tahribata uğramasıdır. Görme zamanla kademeli olarak azalır ve merkez karanlık bir odacık haline gelir. Merkez çevresindeki retina sağlam olduğundan körlük olmaz ancak görme azalır. Daha önce hastalığı durduracak yada tedavi edecek hiçbir yöntem olmadığı halde uzun yıllardır devam eden çalışmalar neticesinde 2000 yılından itibaren bu hastalık Fotodinamik Tedavi adı verilen yöntemle tedavi edilmeye başlanmıştır.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu

Görme merkezinde (makula) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır.
Bağlı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfusundaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde %15 lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözdebirden görülme sıklığı artar.

Hastalığa yol açtığı düşünülen çeşitli etkenler

Kalıtım, güneşin ultraviyolet etkisi, vitamin eksikliği, aşırı kilo alımı, damar sertliği, sigara, küçük tansiyondaki yükseklik, kalp büyümesi, şişmanlık, açık renkli gözler&

Hastalığın tipleri&

" Kuru tip

Retina tabakaları altına lipid (yağlı) materyal birikmesiyle oluşur. Daha yavaş ilerler ve uzun sürede görme azalmasına yol açar.

" Yaş tip

Hasta bölgede oluşan bozuk kılcal damarların retinaya doğru ilerlemesiyle oluşur. Bu tip, ani görme kaybına yol açabilir. Kuru tipe oranla daha azdır fakat %80 oranında görme kaybına neden olur. Özellikle hastanın bir gözünde zar oluşumu varsa, diğer göz de tehlikededir ( bir yıl içinde %22 oranında diğer gözde hastalık başlar )

Belirtileri

Hastalarda bazen belirti vermeyebilir, fakat ilk etapta rastlanan belirtileri aşağıda sıralanmıştır.

" Çarpık görme,
" Küçük görme,
" Bakılan alanda koyu bir leke görme gibi...

Her iki tip birbirinden anjiografik muayene ile ayırt edilir.
Kol damarlarından girilir ve verilen bir boya ( fluorescein ) gözde dolaşırken, 10 dakika süreyle gözün fotoğrafları çekilerek, bozuk kılcal damarların varlığı araştırılır.
Bazı durumlarda bu teknikle yeterli bilgi elde edilemeyebilir ve indosiyan yeşil anjiografi adını alan ve yeşil bir boyayla yapılan ikinci bir anjio gerekebilir.
Bazı hastaların muayenesinde yaş tipten şüpheleniliyorsa ve atipik bir görünüm varsa iki anjiografinin aynı anda yapılması gerekebilir.

Tedavi

Bu şekilde yaş tipe özgü bir zar oluşumu saptandığında, görme kaybını önlemek için lazer tedavisi ile zarı yok etmek gereklidir.
Zarın bulunduğu yere göre farklı lazerler kullanılmaktadır:
Görme merkezinden uzak olan bölgede kullanılan lazerler ışık koaglasyonu yöntemiyle zarı tümüyle yok eder. Görme alanında koyu bir leke şeklinde iz bırakabileceği için, bu teknik görme merkezindeki zarlarda uygulanmaz.
Son yıllarda, çok özel bir boya maddesi verilerek, yalnızca kılcal damarları etkileyen ve altındaki retina hücrelerinde tahribat yapmayan farkı bir lazer tedavisi foto dinamik tedavi ( PDT ) uygulanmaktadır. Tedavi sonrasında zarın kapandığı anjio ile kontrol edilir, gereken durumlarda 3 ay sonra PDT tekrarlanır. Bu teknikle %60 a varan başarı sağlanmakta, en azından görme kaybı önlenebilmektedir.

Bu bölgede oluşan zarların cerrahi olarak da çıkartılması veya retinanın sağlam bölgelerinin merkeze kaydırılarak görme sağlanmaya çalışılması gözümüzde gelişmekte olan yöntemlerdir.

Bu hastalıkta ne kadar erken tanı konur ve hasta takibe alınırsa, görme kaybı o derece iyi bir şekilde önlenebilmektedir.

Yaş tipte, oluşan zarlar ne kadar küçükse başarı oranı okadar artmaktadır.
Kuru tipte, hasta takibe alınmakta ve genel sağlık açısından tavsiyelerde bulunularak önlemler alınabilmektedir. Ayrıca günümüzde yeni gelişen özel ilaçlarla, en azından hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilmektedir.
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:09
RETİNA DEKOLMANI (ayrılması)



Retina dekolmanı her yıl 10.000 de 1 kişide gözlenen,görmeyi ciddi şekilde tehdit eden bir göz problemidir.Orta yaş ve üzerinde daha sık olmak üzere her yaşta ortaya çıkabilir.Acil olarak tedavi edilmezse,kısmi veya tam görme kaybına neden olabilir.

Sebep ve belirtiler:

Retina dekolmanı, retina sinir tabakasının altındaki pigment epitelin tabakasından ayrılmasıdır. Çoğunlukla retinada oluşan yırtık veya delikler yüzünden, bu iki tabakanın arasına sıvı sızmasıyla gelişir.Ensık,gözün uzamasına bağlı olan yüksek miyopilerde gözlenir.Retina tabakası gözün ön-arka çapı arttıkça gerilir ve üzerindeki gerilme alanı incelmeye ve bozulmaya başlar.Bazı ailesel veya dejeneratif hastalıklarda ve bazı enfeksiyonlarda da retina çevresinde yer yer incelme ve bozulmalar oluşabilir.Bu arada aynı sebeplerle vitreus dokusu da bozulmaya başlar,jel kıvamı değişir ve yavaş yavaş retinadan ayrılır.Bu ayrılmaya vitreus dekolmanı denir.Bu arada büzülen ve yer yer opaklaşan vitreus dokusu gözün içinde görme aksından geçtikçe,kişi tarafından gözün uçuşan sinek veya sis perdesi olarak algılanır.

Retina çevresindeki incelmiş, bozulmuş sahaların varlığında, büzülen vitreus retinadan ayrılırken,retinada çekintiler oluşur.Bu çekintiler nadiren sağlıklı retinaya sahip kişilerde de gelişebilir.Retinada çekintiler hasta tarafından ışık çakmaları,flash patlamaları gibi algılanır.Bu ışık çakmaları bazen kısa süreli olabilir,bazende günlerce sürebilir.Bazı hastalarda ise hiç hissedilmeyebilir.

Vitreusun büzülmesi sonucu retina tabakasında oluşan bu çekintiler,incelmişve yapısı bozulmuş olan retina çeperindeki sahalarda yırtılmalara ve delinmelere sebep olabilir.Yırtılan retina tabakasından bir damar geçiyorsa ,bazen bu damarda koparak göz içinde bir miktar kanamaya sebep olabilir.Bu durum hasta tarafından kurum yağıyormuşgibi algılanır.Retinada yırtık veya delik oluşmuşsa vitreus içindeki sıvı bu yırtıkların içinden geçerek,retina sinir tabakasının altında yapışmış olduğu pigment tabakasından ayırır.Bu durum retina dekolmanı olarak adlandırılır.Dekole olan(altındaki dokudan ayrılan)retina bölgesinin görme fonksiyonu kalmaz ve hasta tarafından o bölgenin tam aksinde bulanıklık,kara leke veya perde hissişeklinde görüntü kaybı hissedilir.Retina dekolmanı bazen bir bölgede sınırlı kalabilir,ama çoğunlukla ilerleyicidir.

Makula(gözün görme merkezi)dekole olunca merkezi görme kaybolur. Uzun süreli dekolmanlarda göz içi dengeler bozulur ve göz küresi küçülmeye başlar.Göze gelen künt veya delici darbeler,ani dekolman sebebi olabilirler.Diabet ve bazı dejeneratif hastalıklarda vitreusta retinayı çeken bantlar oluşarak traksiyona bağlı dekolmanlar gelişebilir.Bunların yanında dekolman bazı enfeksiyon,tümörlerde ve özellikle hamilelikte ortaya çıkan tansiyon krizlerinde,gözde hiç yırtık olmadanda gelişebilir.

Teşhis:

Retina çevresindeki ince bozulmuş olan sahaları,buralardaki delik,yırtıkları ve dekole bölgeleri tesbit etmek için göz bebekleri damlalar ile genişletilir.Göz hekimi çeşitli mercekler kullanarak muayene mikroskobuyla gözün içini çepeçevre inceler.Bunun sonucunda göz içindeki yırtık veya dekolmanı tesbit edilmiş olur.Gerekirse göz ultrasonografisi yapılır.


Tedavi:

Yırtık veya delikler, retinada dekolman gelişmemişse argon laserle tedavi edilirler. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar laser ile kontrol altına alınabilir.

Argon laserle yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir.Bir damla ile göz uyuşturulur.Daha sonra mercekler yardımıyla hasta oturur durumdayken,muayene mikroskobuyla yırtık,delik ve dejenere sahaların etrafı 2-3 sıra laser ile çepeçevre kapatılır.Argon laser uygulandığı bölgede bir yanık oluşturarak,retina sinir tabakasını altındaki pigment tabakasına yapıştırır ve böylece içinden sıvı sızması önlenir.Laser tedavisi o an problemli olan bölge için yapılmış olur.Günün birinde aynı gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine göz içi dekolman tehlikesiyle karşılaşabilir.Bu yüzden retinasında problem çıkmış hastalar sık sık göz dibi muayenesinden geçirilirler.Retina dekolmanı gelişen hastalarda tek tedavi cerrahi müdehaledir.

Cerrahi tipleri çeşitlilik gösterse bile yırtıkların kapatılması ve çekintilerin azaltılması prensibine dayanır. Dekolmanlı gözlerde cerrahi genel anestezi altında yapılır. Önce yırtıklar dondurularak kapatılır, çekintileri azaltmak için gözün durumuna göre, yırtık bölgesine veya gözün etrafına çepeçevre slikon konarak yırtık bölgesinde çökertme oluşturulur.Dekolman bölgesindeki sıvı alınarak dekolmanın yatışması hızlandırılır.Bu durumlarda,gözün içine genleşen gaz konulurve dekolman yatıştıktan sonra yırtık çevresi laserle kapatılabilir.

Dev yırtıklı dekolmanlarda ve vitrenin yapı değiştirip retinayı bantlarla çektiği durumlarda ( diabet, travma, enfeksiyon v.b. ) vitrektomi denilen özel bir ameliyat tekniğiyle tüm vitreus göz içinden temizlenerek retinanın çekilmesi ve gerilmesi önlenir.Dekolmanın tam düzelmediği hastalarda ikinci üçüncü müdaheleler gerekebilir.
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:08
RETİNA HASTALIKLARI

Retina nedir?

Retina görmemizi sağlayan ışığa duyarlı hücreleri (kon ve rodlar)ile sinir liflerini içeren bir tabakadır. Retina adını verdiğimiz ağ tabakası tıpkı bir duvar kağıdı gibi göz küresinin arka duvarını kaplar.Retina milyonlarca görme hücresinden oluşur.Retinayı oluşturan bu hücreler sinir lifleriyle görüntüleri görme sinirine ulaştırırlar.Görme siniri 1,5 milyon sinir lifi içerir ve adeta elektronik bir kablo gibi görüntüyü beyne iletir.Başka bir benzetmeyle retinayı sinemada üzerine film görüntüsünün düştüğü beyazperdeye benzetebiliriz.Bu perdedeki herhangi bir bozukluk nasıl filmin bozuk izlenmesine sebep oluyorsa retinadaki bozukluklarda görüntünün beyne yanlış iletilmesine hatta hiç iletilmemesine neden olur.

Retina hastalıkları nelerdir?

*Şeker hastalığına bağlı bozukluklar,
*Retina dekolmanı,
*Retina içi ve altı kanamalar,
*Retina altında sıvı birikmesi,
*Retinanın damarsal hastalıkları,
*Doğumsal ve herediter hastalıklar,
*Yaşa bağlı makula hastalıkları(YBMD),
*Retina tümörleridir.


Retina hastalıklarında olası belirtiler nelerdir?


" Ani veya yavaş görme azalması,
" Işık çakmaları,
" Sinek uçuşmaları,göz önünde dolaşan cisimler,görüşün perdelenmesi
" Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı,
" Görüş alanında karanlık bölgeler


Tedavi yöntemleri nelerdir?


Bozukluğun tipine göre ,tıbbi tedavi,lazer tedavisi ve cerrahi tedavi şeklindedir. Erken teşhis tedavinin ilk basamağıdır,bu nedenle göz check-upında standart göz muayenesine ek olarak yapılması gereken muayeneler ;


" Ekzoftalmometre ile kontrol,
" Derinlik hissi muayenesi ,
" Renk görme muayenesi ,
" Korneal topografi ,
" Konfrontasyon testi,
" Göz ultrasonografisi ,
" Biometri,
" Pakimetri,
" Göz yaşı testi: Schiermer testive Florescein kırılma testi, Kontrast duyarlılık testi.
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:07
GLOKOM ( GÖZ TANSİYONU )


GLOKOM SİZE GELMEDEN SİZ ONA GİDİN !

Belirti vermeyen sinsi bir hastalık olup erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir.

Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Bu hasarın karakteristik özellikleri ve görme üzerine etkileri vardır. Bu hasarın başta gelen nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir, ancak görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zaafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınç yükselmeksizin de hasar gelişebilir.

Glokom (Göz Tansiyonu) nedir?

Glokom, sıklıkla göz içi basıncının yükselmesi ve buna bağlı olarak görme sinirinin hasara uğramasıdır. Göz içinde sürekli bulunan ve bazı kanallarla dışarı atılan göz sıvısı vardır. Bu sıvı; göz merceği ve saydam tabakanın beslenmesini sağlar. Bu üretilen sıvı dışarı atılamadığında göz içi basıncı artar ve görme siniri hücreleri hasara uğrar. Bu döngü sonucunda kalıcı görme kaybı ortaya çıkar. Az sayıda olguda ise; göziçi basıncı yükselmeksizin, görme sinirinin direnci düşer ve benzer görme siniri hasarı oluşur.


Glokomun sebepleri&

Göz içine berrak göz sıvısı salgılanır ve daha sonra göz dışına emilir. Deponun çıkışı tıkanırsa su depoda birikir ve basınç artar.



Glokom (Göz Tansiyonu) nedir?

Glokom, sıklıkla göz içi basıncının yükselmesi ve buna bağlı olarak görme sinirinin hasara uğramasıdır. Göz içinde sürekli bulunan ve bazı kanallarla dışarı atılan göz sıvısı vardır. Bu sıvı; göz merceği ve saydam tabakanın beslenmesini sağlar. Bu üretilen sıvı dışarı atılamadığında göz içi basıncı artar ve görme siniri hücreleri hasara uğrar. Bu döngü sonucunda kalıcı görme kaybı ortaya çıkar. Az sayıda olguda ise; göziçi basıncı yükselmeksizin, görme sinirinin direnci düşer ve benzer görme siniri hasarı oluşur.



Glokomun belirtileri&

" Sabahları belirginleşen baş ağrılar,
" Zaman zaman bulanık görme,
" Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi,
" Televizyon izlerken göz etrafında ağrı,


Glokom çeşitleri&

*Açık açılı glokom:

En sık görülen glokom tipidir. Toplumun yaklaşık %1'inde ve daha çok 40 yaşın üzerinde görülür. Erken dönemde hiç bir belirti vermez. Göz içi basıncı yavaşça yükseldiği için belirtiler yavaş bir şekilde başlar, kornea başlangıçta bulanmaz, ağrı hissedilmez. Görme yavaş yavaş kaybedildiği için geç dönemlere kadar hasta bunun farkına varmayabilir. Görme kaybının farkına varıldığı zaman da hasar kalıcı hale gelmiştir.
Açık açılı glokomda, gözün drenaj bölgesi olan trabeküler ağda henüz tam çözemediğimiz bir direnç oluşturmaktadır. Bu, kronik bir hastalıktır. Kalıtsal olma ihtimali vardır. Günümüzde kesin tedavisi yoktur, fakat eldeki imkanlarla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir. İlaçların ömür boyu kullanılması gerekebilir.

*Normal basınçlı glokom:

Düşük basınçlı glokom olarak da bilinir. Normal GİB'na rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı vardır. Bu kişilerde görme sinirinde bir dolaşım bozukluğu söz konusu olduğu için GİB'nın daha aşağılara çekilmesi gerekir.
Bir de bu durumun tam tersi vardır. GİB yüksek olmasına rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı görülmez. Buna da göz hipertansiyonu denir ve tedavi gerektirmez. Ancak ileride glokoma dönüşebileceği için takip gerekir.

*Açı kapanması glokomu:

Kalıtsal olabilir ve aynı ailenin farklı bireylerinde aynı anda görülebilir. Asyalılarda ve hipermetroplarda daha sıktır. Bu kişilerde ön kamara normal kişilere göre daha sığdır. Kornea ve iris arasında trabeküler ağın bulunduğu açı dardır. Yaşlandıkça da lensin büyümesine bağlı olarak bu açı daha da daralır ve GİB yükselir.
Açı tamamen kapandığında ise akut glokom meydana gelir.
Akut glokomda GİB aniden yükselir. Hasta çok ağrı hisseder, hatta bulantı ve kusma olabilir. Göz kızarır, kornea bulanıklaşır. Hasta ışık çevresinde haleler görür ve görme azalır. Bu, acil bir durumdur. Tedavi geciktirilirse görüş kaybedilir. Trabeküler ağ sıkarlaşarak hastalık kronik hale geçebilir ve bu durumun tedavisi daha da zordur.

*Pigmenter glokom:

Bir açık açılı glokom şeklidir. Erkeklerde daha sık görülür. Genellikle 20-30 yaşlarında başlar. Miyoplarda daha sıktır. Bu kişilerde iris lense yakın olup hareketi esnasında göze renk veren pigment aköze dökülür ve trabeküler ağı tıkar. Böylece GİB yükselir.

*Eksfoliasyon sendromu:

İleri yaşlarda bazı kişilerde lens üzerinde saç kepeği gibi bir materyal birikir. İrisin hareketiyle bu materyal yerinden ayrılarak pigmentle birlikte drenaj kanallarını tıkar.

*Neovasküler glokom:

Çok ağır bir glokom şeklidir. Gözün sinir tabakasında şeker hastalığına bağlı tutulum, damar tıkanıklığı veya herhangi bir şekilde beslenmesini engelleyen bir durum olduğunda iriste anormal damarlar gelişir ve bunlar ilerleyerek açıyı örterler.

*Yaralanma sonrası oluşan glokom:

Göze darbe alınması, kimyasal yanıklar veya delici yaralanmalar akut veya kronik glokoma yol açabilir. Sebebi genellikle drenaj sisteminin bozulmasıyla ilgilidir. Bu nedenle göz yaralanması geçiren kişilerin belli aralıklarla kontrolden geçmesi gerekir.

*Konjenital glokom:

Doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay içinde gözde belirgin bir büyüme, sulanma ve bulanıklaşma ile kendini belli eder. Erken cerrahi tedavi yapılmazsa körlükle sonlanır.

*Çocuklarda görülen glokom:

Bebeklerde görülen göz tansiyonudur. Bu hastalığı da ikiye ayırabiliriz: Bir doğuştan göz tansiyonlu bebek, ki bu bebeklerin doğduğunun ilk günü iri gözleri vardır ve gözlerinin renkli kısımları kocamandır. Saydam tabakanın su toplamasından dolayı; gözleri gri olarak gözükür. Işıktan rahatsız olur, şiddetli yaşarmaları olur. Bir de doğduktan sonraki zaman içerisinde bu hastalığa yakalananlar vardır. Bebekler anne karnındayken, (gözün içerisinde su imal edilmeye başlandığı dönemlerde), gözün sıvı çıkan filtre sistemi bir zarla kapalıdır. O zarın üzerinde doğuma doğru delikçikler oluşur. O delikçiklerden sıvı, dışarı çıkmaya başlar. Bebek anne karnında gelişimini tamamlarken, gözün sıvı çıkan filtre sistemi yeterince gelişmeyebilir ve göz tansiyonu teşekkül eder. En sık rastlananı doğuştan olandır. Bunların içinde de en tehlikeli grup gözünün rengi grimsi olmayıp, göz tansiyonu çok yüksek olmayıp da sadece gözleri iri olan bebeklerdir. Çünkü bu bebeklere teşhis geç konur. Bunun için ailelerin gözleri iri olan, ışığa bakamayan ve şiddetli yaşarmaları olan çocuklarını, mutlaka bir göz doktoruna götürmeleri gerekir. Bebeklerde görülen göz tansiyonu hastalığının tedavisi, gözün sıvı çıkış kanalları gelişmediği için, ameliyattır. Bebeklerin göz tansiyonunun tedavisi güçtür. Onun için ne kadar erken teşhis edilirse o kadar iyi.


Glokom riskini artıran faktörler nelerdir? " 35 yaşının üzerinde olması,

" Ailede glokom öyküsünün olması (genetik yatkınlık)
" Sigara kullanılması,
" Şeker hastalığının olması,
" Şiddetli kansızlık veya şok geçirmiş olması,
" Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu),
" Yüksek Miyopi,
" Yüksek Hipermetropi,
" Migren,
" Uzun süreli kortizon tedavisinin alınması,
" Göz yaralanması geçirilmiş olması,
" Zenci ırkından olması,

Bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.


Glokom hastalığı nasıl teşhis edilir?

" Glokomun en iyi tespit yöntemi düzenli göz muayenelerine gitmektir.
" Göziçi basıncının ölçülmesi
" Optik sinir hasarının değerlendirilmesi
" Görme alanı testi
" Gözün drenaj açısından incelenmesi (Gonyoskopi)

Göz tansiyonu teşhisi koymak çok kolay değildir. Çünkü herkes için normal olan bir göz tansiyonu değeri yok. İki kişinin göz tansiyon seviyesi aynıdır. Ama birinin görme siniri o tansiyona dayanırken, diğerinin ki dayanamıyordur. Çok uzun yıllar glokom hastalığının; göz tansiyonunun 22 mm/cıvanın üstünde olması halinde gerçekleştiği düşünülüyordu. Sonra 22 mm/civanın altında olup, görme siniri hasara uğrayan hastaların olduğu saptandı. Buradan yola çıkarak glokom hastalığı için basıncın yükselmesinin şart olmadığı, bazı olgularda basınç yükselmeksizin, görme sinirinin direncinin düşmesiyle de hasarın oluşabileceği görüldü. Bu ikinci gruba normal basınçlı glokom adı verildi. Glokom hastalarının dörtte birinde oluşan bu durum; en çok dolaşım sisteminde problem yaşayan hastalarda görülüyor. Mesela koroner kalp hastalarının bir grubunda, migreni bulunanlarda, elleri soğuk olanlarda ve uykuda geçici nefes durmaları yaşayanlarda (Uyku apne sendromu) daha sık görülür. Bunun dışında göziçi basıncı 22mm/civanın üzerinde olup normal olan nadir olgular da vardır.
Glokom teşhisinde esas nokta, buradan da anlaşıldığı gibi göz tansiyonunun kaç olduğundan ziyade görme sinirinin o basınca dayanıp dayanamadığıdır. Dolayısıyla teşhiste görme sinirinin hasarını belirlemek önemlidir. Burada da en önemli nokta görme sinirindeki hasarın belirlenebilen en erken dönemde saptanmasıdır. Bunun için bugün Dünya Göz Hastanesinde, görme alanı dışında modern teknolojinin ürünü olan görme siniri tomografisi, sinir lifi analizi yapan cihazlar gibi çok sayıda ileri teknoloji ürünü makineler bulunmaktadır.



"Görme Alanlı"


HRT
Optik sinir başı analizi yapar


OCT
Makula ve optik sinir ölçümleri yapar

Glokom teşhisinde kullanılan yöntemler&

Göz tansiyonunun takibinde ve görme sinirinde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ileri teknoloji ürünü tetkik cihazları kullanılmaktadır. Bu cihazların verilerini yorumlayan Glokom uzmanı hekimlerimiz hastanın tedavisini planlarlar. Bunlar; görme sinirindeki hasardan dolayı görme kaybının miktarını gösteren görme alanı, görme siniri ve sinir lifi analizi yapan OCT (optik sinir tomografisi), HRT (sinir lifi analizi) cihazlarıdır ve glokomun teşhis ve tedavisinin planlamasında büyük önem taşırlar.




Glokomun tedavisi nasıl yapılır?

Glokomun tedavisinde başlıca üç yol mevcuttur.

" İlaç tedavisi
" Cerrahi tedavi
" Laser tedavisi

*İlaç tedavisi

Öncelikle hastanın göz tansiyonunu, ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak düşürürsünüz. İkisi için de ilaçlar var. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır.

Olgular bunun için çeşitli yöntemler uygulamaktadır. Muhtemelen en iyi yollardan biri, bir aynanın karşısına oturmak ve alt göz kapağını aşağıya doğru çekerek, göz ile kapak arasındaki boşluğa bir damla koymaktır. Daha sonra kapaklar bir dakika süre ile kapatılmalıdır. Bunun nedeni göz pınarına giden ve oradan genel dolaşıma geçecek olan damla miktarını azaltmaktır. Buna ilave olarak, parmakla iç kapak bileşkesinin iç tarafındaki gözyaşı yolları üzerine basarak uygulanan damlanın kan konsantrasyonu düşürülebilir. Bunun etkin olarak yapılabilmesi için tam olarak nereye basmak gerektiği göz doktoruna sorulmalıdır.

*Cerrahi Tedavi&


Ameliyatla, gözün beyaz kısmında bir tane delik açıyorsunuz. Dışardan görünmeyecek kadar küçük olan bu delikle, gözün içerisindeki fazla sıvıyı, oradan tahliye ediyorsunuz

Ameliyat olan hastalarda ise çoğunlukla tedavileri kesilmekle birlikte, bu tüm hastalarda mümkün olmamaktadır. Glokom hastalarının belirli aralıklarla göz tansiyonlarının ölçülmesi, görme sinirlerinin değerlendirilmesi ve görme alanlarının incelenmesi gerekir. Belirli aralıklarla, olguların bir kısmında, özellikle başlangıç dönemindekilerde sinir lifi kalınlık ölçümleri ve görme siniri tomografisi yapılmalıdır. Göz tansiyonu tedavisinde herhangi bir özel gıda veya vitaminin yararlı olduğuna dair kanıt elde edilmemiştir.

*Laser tedavisi

Göz tansiyonu tedavisinde laser ışını çeşitli amaçlarla kullanılabilir. İlk olarak; akut glokom krizi tedavisinde ve diğer gözün krize girmesinin engellenmesinde kullanılır. Gecikmeden uygulandığında bu yöntem çok başarılıdır. İkinci olarak kronik glokom olgularında, göz içinde yapılan sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için, süzgeç benzeri dışakım kanallarına uygulanır. Ancak bu yöntemin etkinliği (laser trabekuloplasti) kişiden kişiye değişir. Çoğunlukla hasta damlalarını kullanmaya devam etmekle birlikte sayı ve sıklıkları azaltılabilir. Laser tedavisi ile yeterli basınç düşüşü sağlanamazsa cerrahi tedavi gerekebilir. Laserin göz tansiyonu tedavisindeki bir diğer kullanım alanı ise transskleral diyot laser koagulasyondur. Bu yöntemde gözün dış kısmındaki, renkli kısmın çevresindeki beyaz bölgeye laser uygulanır. Amaç, bu kısmın iç tarafında bulunan ve göz suyunu salgılayan siliyer cismin tahrip edilerek göz suyu üretiminin azaltılmasıdır. Özellikle zor olgular olarak bilinen; mükerrer ameliyat geçirmiş, doğuştan glokomlarda, vitreoretinal cerrahi ve göz nakli yapılmış olgularda, görmesini yitirmiş ağrılı gözlerde uygulanır.



Oküler Hipertansiyon

Bazı gözlerde ortalama değerlerin üstünde göziçi basıncı saptanabilir ancak görme alanında hasar saptanmaz. Diğer bir deyişle görme sinirleri normaldir. Bu olgularda göz içi basıncı yeterli derecede yükselmediği sürece tedavi gerekli değildir ancak sıkı bir şekilde takip edilmeleri gerekir.
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:05
[COLOR=tomato]KIRILMA KUSURLARI VE TEDAVİSİ


GÖZ NASIL GÖRÜR?

Göz bir fotoğraf makinası gibidir. Göz kapakları diafram görevini görür, yani açıldığı anda ışık gözün içine ulaşır ve görüntü oluşur. Gözün renkli kısmı olan iris gözün içine ulaşan ışığın miktarını ayarlar. Gözün saydam ön camı yani kornea ve gözün içindeki lens ise nesnelerden gelen ışınları kırarak sinir tabakası üzerine odaklanmasını sağlarlar. Bu sinir tabakasına retina denilir, ince bir zar şeklinde gözün arka yüzeyini örter ve fotoğraf filmi gibi ışığa duyarlıdır. Işık retinaya ulaştığında bir resim alınır. Daha sonra bu resimle ilgili mesaj görme siniri aracılığı ile beyne iletilir. İşte o zaman gerçekten görmüş oluruz. Normal bir görüş için bu yapıların hepsinin birlikte sağlıklı olarak çalışması gerekir.

KIRILMA KUSURLARI

Normal bir gözde nesnelerden gelen ışık ışınları retina üzerindeki tek bir noktada odaklanır ve net görüntü sağlanır. Böyle bir göze emetrop göz denir. Işık ışınları retinanın önüne veya arkasına düşecek olursa ya da noktasal değil de çizgisel olarak odaklanacak olursa bulanık görme meydana gelir. Bulanık görme meydana getiren kırılma kusurları dört ana başlık altında incelenir:

1. Miyopi (Yakın görüş)

Miyopik bir gözün ön-arka uzunluğu ya da korneasının kırıcılığı normal bir gözden daha fazladır ve nesnelerin görüntüsü retinanın önünde oluşur. Dolayısıyla yakındaki nesneler uzaktakilerden daha iyi görülür. Miyopi, toplumda en çok görülen kırılma kusurudur. İki şekilde olur: Basit miyopi, yaşın ilerlemesi ile artar ve büyüme durduğunda durur. Patolojik miyopide ise kusurun artışı ile birlikte gözün sinir tabakasında da görme potansiyelini azaltan değişikler meydana gelir. Bu durumda ne kadar iyi bir tashih yapılırsa yapılsın görme istenen düzeye çıkarılamayabilir. Miyopinin belirtileri şunlardır:
· Uzaktaki cisimleri bulanık görme.
· Kaşları çatarak ve gözleri kısarak bakma.
· Yüksek numaralı kusuru olanlarda yakında da görme bozukluğu olacağı için okunacak materyal göze yaklaştırılır.
· Baş ve göz ağrısı.
Miyopinin tedavisinde görüntüyü daha geri iletecek yani retina üzerine düşürecek yöntemler uygulanır.

2. Hipermetropi (Uzak görüş)

Bu durumda gözün ön-arka uzunluğu ya da korneasının kırıcılığı normal bir gözden daha azdır ve nesnelerin görüntüsü retinanın arkasında oluşur. Böylece uzaktaki nesneler yakındakilerden daha iyi görülür. Çocuklarda daha sık görülen bu kusur yaşın ilerlemesiyle azalır ve bazen tamamen kaybolabilir. Hipermetropinin belirtileri şunlardır:
· Yakın görme bozukluğu.
· Baş ve göz ağrısı.
· Okumaya karşı ilgisizlik.
· İçe şaşılık.
Tedavisinde görüntüyü önde kalan retinanın üzerine çeken yöntemler kullanılır.

3. Astigmatizma (Çarpık görüş)

Normal bir gözde korneanın ön yüzü futbol topundan alınmış bir kesit gibidir. Astigmatlarda ise bu yüzey bir beyzbol topundan alınmış kesit gibidir. Bu nedenle görüntülerden gelen ışınlar tek bir noktada odaklanamaz. Böylece görüntüde çarpıklık ve bulanıklık meydana gelir. Belirtileri şunlardır:

· Yakın ve uzak görüşte bulanıklık.
· Erken oluşan göz yorgunluğu.
· Kaşların çatılması ve gözlerin kısılması.
· Baş ve göz ağrısı.
Tedavisinde tashih edici yöntemler olan gözlük ve kontakt lens ya da kusuru gideren lazer ve cerrahi gibi yöntemler kullanılır.

4. Presbiyopi (Yaşlı görüşü)

Normalde insan gözündeki lens uyum yaparak yakındaki nesnelerin görüntüsünü retinaya düşürür. Kişi yaşlandıkça lens bu yeteneğini kaybeder ve yakın görüşü zorlaşır. Yaşlanmayla birlikte gözün yakına uyum yapma yeteneğindeki fizyolojik azalmaya presbiyopi denir.
Lens proteinlerinde zamanla lens liflerinin esnekliğini azaltan veya lensi sertleştiren değişiklikler olur. Göz uyum yapmaya kalktığında lensi yerinde tutan asıcı bağlardaki kasılmaya rağmen lens eğriliğinde daha az bir değişme meydana gelir.
Lensin uyum yapması kırma gücünü artırmasıyla mümkündür. Bu yaşa göre değişir ve kırılma kusurlarının düzeltilmesinde önem taşır. Uyum yapma yeteneği azalan kişi yakında bulunan nesneleri görmede zorlanır. Presbiyopi herkeste aynı yaşta başlamaz. Presbiyopiye ait belirtilerin ortaya çıkışını etkileyen faktörler arasında kişinin yaşadığı ülke, sosyal durumu, çalışma şartları ve gözünde mevcut olan diğer kırılma kusurlarının varlığı sayılabilir. Presbiyopi aşağıdaki belirtilerle ortaya çıkar:
· Yakındaki nesneleri odaklayamadığı için bulanık görür, yazıları karıştırabilir, okurken bazı harf veya kelimeleri atlayabilir, sayısal işlemlerde yanılgı olabilir.
· Yakında meydana gelen bulanık görmeden dolayı hasta okuduğu materyali daha uzakta tutmaya başlar. Uyum yeteneği azaldıkça bu mesafe artar ve zamanla kol mesafesi netleştirmeye yetmez ya da fazla uzaklaştırmadan dolayı bu sefer de harfler küçüleceği için görmede zorlanmaya başlar.
· Yakın mesafeden yapacağı işler için daha fazla aydınlatmaya ihtiyaç hisseder. Aydınlık ortam göz bebeğini küçülterek kusurları azaltır ve görüşü netleştirir.
· Yakın mesafeden yapılan işlerde normal kişilere göre daha erken bir yorgunluk meydana gelir.

KIRILMA KUSURLARININ DÜZELTİLMESİ İÇİN KULLANILAN YÖNTEMLER

Gözlükler

Kırılma kusurlarının düzeltilmesinde geçmişte olduğu kadar günümüzde de sık kullanılan bir yöntemdir. Pratik ve hesaplı oluşu en büyük avantajlarıdır. Piyasada çok değişik gözlük camları bulunmakla birlikte temel olarak organik ve inorganik olmak üzere iki sınıf altında toplanabilirler. Organik camlar ince ve hafif olup daha estetik çerçevelerle kullanılabilme özelliğine sahiptir, ancak yüzeyi kolayca çizilebilir. Bu durumda görme kalitesi bozulur. İnorganik camlar biraz daha ağır ve kalındır, zor çizilir, belli bir şiddetin üzerindeki darbelerde kırılabilir. Gözlükler özellikle düşük numaralı kusurların düzeltilmesinde tercih edilir. Numara arttıkça kalınlığı artar. Kalınlık artınca görüntü kalitesi de düşer.

Kontakt lensler

Uygun takılıp titizlikle kullanıldığında genellikle bir sorun çıkmaz. Görüntü kalitesi itibariyle gözlüklerden daha iyi sonuç verir. Kontakt lenslerin de çok çeşitleri olmakla birlikte iki ana başlık altında toplanabilir: Bunlar gaz geçirgen sert lensler (yarı yumuşak lensler) ve yumuşak lenslerdir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan lensler yumuşak lenslerdir. Zira bunlar gözde kolay tolere edilirler. Gaz geçirgen sert lensler ise kullanımlarının zor olmasına rağmen bazı yüksek astigmatlarda ve keratokonus gibi gözlük ve yumuşak kontakt lensin fayda sağlamadığı hastalarda tercih edilirler. Kontakt lenslerle ve kullanımı ile ilgili daha detaylı bilgi için ilgili bölüme bakınız.

KIRILMA KUSURLARININ TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN YÖNTEMLER

Cerrahi

Gözlerdeki numara ilerlemesini durdurmak için küçük yaşlarda skleroplasti denilen bir ameliyat yapılabilir. Bu ameliyatta göz yüzeyini örten konjunktiva isimli yapı kaldırılarak geriye doğru dura mater grefti denilen özel materyaller konulur ya da sklerozan materyaller enjekte edilir. Bu girişimler her ne kadar yüzde yüz başarılı olmasa da bazı gözlerde iyi sonuçlar alınabilmektedir. Muadil girişimlerin olmaması nedeniyle denenebilir.

Kornea ve lens üzerinde yapılan girişimlerle kırılma kusurunun kalıcı tedavisi sağlanır. Bunlardan günümüzde kullanılan ancak nadiren tercih edilen yöntemler radyal keratotomi, astigmatik keratotomi, göz içi lens uygulaması ve korneaya halka uygulamasıdır. Keratotomide korneaya derin kesiler yapılarak miyopi veya miyopik astigmatizmanın tedavisi sağlanmaktadır. Miyoplarda korneaya at arabası tekeri gibi, astigmatlarda ise kornea çevresine yay şeklinde ya da düz bir çizgi şeklinde derin kesiler yapılar. Gözdeki kusurun miktarına göre bu kesilerin derinliği, uzunluğu ve görme eksenine yakınlığı belli cetveller yardımıyla hesaplanır. Sonuçları iyi olmakla birlikte ekzimer lazerle elde edilen sonuçlar kadar tatmin edici değildir.
Göz içi lens uygulaması lazerle düzeltilemeyecek kadar yüksek numaralara sahip gözlerde tercih edilen bir yöntemdir. Korneaya halka uygulamasında özel bir yöntemle kornea çevresine bir oluk açılır. Bu oluğun içinden saydam bir halka parçası geçirilerek korneanın düzleşmesi, dolayısıyla miyopinin tedavisi amaçlanır. Başka cerrahi yöntemler de mevcuttur. Bunlar keratomilozis, epikeratofaki ve keratoplasti olarak sayılabilir, ancak lazerin çıkışı ile bu tekniklerin kırılma kusurlarının tedavisinde kullanılışı maziye gömülmüştür.

Lazer

Günümüzde kırılma kusurlarının tedavisi için en çok kullanılan yöntemdir. Göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan pek çok lazer çeşidi vardır. Kırılma kusurlarının tedavisinde kullanılan lazer ekzimer lazerdir. Ekzimer lazer, 192 nm dalga boyuna sahip bir lazer olup uygulama esnasında organik reaksiyonlarla korneanın belli bölümlerini incelterek etkisini gösterir. Hastanın ve gözdeki kusurun durumuna göre değişik uygulama şekilleri vardır. Uygulamalar bilgisayar denetiminde otomatik olarak yapılır.

Ekzimer lazerle ilgili daha detaylı bilgi için ilgili bölüme bakınız. Kırılma kusurlarının tedavisinde kullanılan başka lazerler de vardır. Hatta termal yöntemlerle hipermetropinin tedavisi yapılabilmektedir. Fakat yaygın kullanımları söz konusu değildir.
__________________
doktoruydu Tarih: 25.12.2005 15:00
ŞAŞILIK


Şaşılık nedir?

Şaşılık, gözlerin paralelliğinin bozulduğu ve farklı yönlere baktığı bir görsel kusurdur. Bir göz düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Kayma daimi olabilir ya da ara ara ortaya çıkar. Bazen kayan göz düz bakıp diğeri kayma yapabilir. Şaşılık, çocuklar arasında sık görülen bir durumdur. Hayatın ileri dönemlerinde de meydana gelebilir. Kadın ve erkekler arasındaki dağılımı eşittir. Aynı ailede geçiş özelliği gösterebilir. Buna rağmen pekçok şaşılıklı kişide, şaşılığı olan akraba tespit edilemeyebilir.

Gözler birlikte nasıl çalışır?

Normal görmede heriki göz aynı noktaya bakar. Daha sonra beyin bu iki resmi birleştirerek üç-boyutlu bir görüntü oluşturur. Bu üç boyutlu görüntü bize derinlik algısı kazandırır. Bir gözde kayma olursa beyne iki farklı resim gönderilir. Küçük bir çocukta beyin, kayan gözden gelen görüntüyü ihmal eder ve sadece normal, iyi gören gözden gelen görüntüyü algılar. Böylece çocuk derinlik algısını kaybetmiş olur. Erişkin hastalarda şaşılık meydana geldiğinde genellikle çift görme ortaya çıkar. Çünki beyin heriki gözden gelen görüntüleri görmeye alışmıştır ve kayan gözden gelen görüntüyü ihmal edemez.

Göz tembelliği

Çocukluk esnasında heriki göz paralel ise iyi bir görme gelişmesi olur. Beyin, iyi gören gözün görüntüsünü algılar, tembel gözün görüntüsünü ise ihmal eder. Bu durum, şaşılıklı çocukların hemen hemen yarısında görülür. Göz tembelliği tedavisi: Göz tembelliğinin tedavisi 8-10 yaşına kadar yapılmalıdır. Daha sonra tedavisi mümkün olmaz. Birkaç tedavi yöntemi vardır. Bunlardan ilki iyi olan göz kapatılıp tembel gözdeki görme güçlendirilerek yapılan tedavidir. Bir başka tedavi yöntemi özel kliniklerde CAM ismi verilen aletlerle seanslar halinde yapılan tedavidir. Bu tedavi şeklinde çocuk bir aletin başına oturtularak dönen çizgiler üzerinden boyamalar yapması, şekil çizmesi ya da bulmaca çözmesi istenir. En az 20 seanstan oluşur. Üçüncü bir tedavi yöntemi ilaçlardır. Sağlam göze atropin grubu ilaç damlatılarak diğer gözün çalıştırılması esasına dayanır.
Tedavi geciktirilirse göz tembelliği kalıcı hale gelir. Kural olarak, göz tembelliği ne kadar erken tedavi edilirse sonuç o kadar iyi olur. Bunun için çocuklar, bebekliklerinde ve daha sonra senede en az bir defa olmak üzere göz muayenesinden geçirilmelidirler.

Şaşılığın sebepleri

Şaşılığın tam sebebi bilinmemektedir. Her bir gözün dış kısmına yapışarak hareketlerini kontrol eden altı kas mevcuttur. Herbir gözde iki kas, gözü sağa veya sola çeker. Diğer dört kas ise belli açılarda gözü yukarı veya aşağı hareket ettirirler. Gözlerin paralel kalıp belli bir hedefe odaklanabilmeleri için tüm kasların birlikte ve belli bir denge içinde çalışmaları gerekir. Gözlerin birlikte hareket etmesi için de her iki gözdeki kasların uyumlu çalışması gerekir. Göz kaslarını beyin kontrol eder.
· Serebral palsi (doğum esnasında oksijensiz kalıp bayılan çocuklar);
· Down sendromu;
· Hidrosefali;
· Beyin tümörleri gibi problemleri olan çocuklarda şaşılık daha sık görülür.
Katarakt veya göz yaralanmaları da görmeyi bozup şaşılığa neden olabilir.

Şaşılığın belirtileri

Şaşılığın temel belirtisi düz bakmayan bir gözdür. Bazen çocuklar güneşte bir gözlerini kapatır veya gözlerinin ikisini birden kullanmak için başlarını eğerler.


Şaşılık nasıl teşhis edilir?

Şaşılık tanısı göz muayenesi sonucu konur.Tüm çocukların dört yaşına girmeden önce görme muayenesine girmeleri önerilmektedir. Ailede şaşılık veya göz tembelliği hikayesi varsa daha önce de görme test edilebilir. Bebeklerin gözleri genellikle çapraz gibi durur. Küçük çocukların burun kökü geniş ve basık olur, ayrıca gözlerin burun kısmında bir cilt katlantısı bulunur. Bunlar sanki gözlerde çaprazlaşma varmış gibi gösterir. Çocuk büyürken bu yalancı şaşılık durumu kaybolur. Gerçek şaşılığı olan bir çocuğun durumunda düzelme olmaz. Göz hekimi, gerçek ve yalancı şaşılığı ayırt eder.

Şaşılık nasıl tedavi edilir?

Şaşılık tedavisinde amaç:
· Görmeyi korumak;
· Gözleri paralelleştirmek;
· Iki gözle görüşü yani derinliği sağlamaktır.

Tam bir göz muayenesi sonrası göz doktoru uygun tedavi şeklini belirler. Bazı olgularda çocuğunuz için gözlük önerilebilir. Verilen gözlükle kayma tamamen veya kısmen düzelebilir. Bunun dışında gözleri paralelleştirmek ya da katarakt varsa gidermek için cerrahi gerekebilir. Tembel gözü güçlendirmek için sıklıkla sağlıklı gözü kapamak gerekir.


Sık görülen şaşılık tipleri

- İçe kayma (ezotropya): Bebeklerde en sık görülen şaşılık tipidir. Içe kayması olan çocuklar iki gözü birlikte kullanamazlar. Çoğu olguda erken dönemde cerrahi ile gözler paralelleştirilebilir. Içe kaymaya yönelik cerrahi esnasında bir veya iki gözdeki kasların gerilimi ayarlanır. Sıkı olan içteki kaslar yerinden ayrıştırılarak daha geriye alınır. Böylece gözlerin dışa bakışı sağlanır. Bazen dışa baktıran kaslar kısaltılarak gerilimlerinin artırılması ve şaşılığın düzeltilmesi sağlanabilir. Cerrahinin mutlaka kayan göze yapılması gerekmez. Diğer göze yapılan cerrahi de kaymayı düzeltebilir.

- Uyumsal içe kayma: Daha çok iki yaş veya üzerindeki hipermetrop (uzak görüşlü) çocuklarda görülür. Çocuk yakını görmek için gözlerini ayarlayabilir, fakat bu odaklama gayreti (uyum) gözlerin çaprazlaşmasına neden olur. Gözlükler odaklama gayretini azaltarak kaymayı giderirler. Bazen yakın çalışma için bifokal camlar gerekebilir. Gözleri paralelleştirmek için göz damlaları, merhemleri veya prizma denilen özel lensler kullanılabilir.

- Dışa kayma: Birbaşka sık görülen kayma tipidir. Çocuk, uzaktaki nesnelere bakarken meydana gelir. Dışa kayma, özellikle çocuk hayal kurarken, hasta veya yorgunken oluşabilir. Parlak güneş ışığında çocuk bir gözünü kısabilir.

Şaşılık cerrahisi nasıl yapılır?

Hiçbir göz cerrahisinde göz küresi yerinden asla çıkarılmaz. Göz kaslarına ulaşmak için gözü örten beyaz zara küçük bir kesi yapılır. Gözün kayma şekline göre belli kaslar üzerinde girişim yapılır. Cerrahi bir veya heriki göz üzerinde planlanabilir. Çocuklara şaşılık cerrahisi planlandığında genel anestezi gerekir. Lokal anestezi ancak erişkinlerde kullanılabilir. Iyileşme hızlı olur. Hastalar, birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönerler. Cerrahi sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Bazı olgularda sonraki bir dönemde ikinci bir cerrahiye ihtiyaç olabilir.
Sabit şaşılığı olan çocuklarda erken cerrahi daha iyi sonuç verir. Bu nedenle cerrahi gerekiyorsa okul döneminden önce düşünülmelidir. Her cerrahide olduğu gibi göz kaslarının cerrahisi bazı riskleri beraberinde taşır. Bunlar, enfeksiyon, kanama, aşırı skarlaşma ve görme kaybına neden olabilecek diğer nadir sorunlardır. Şaşılık cerrahisi gözlerin paralelleşmesi için genellikle etkin ve güvenilir bir tedavi şeklidir, fakat gözlüklerin veya göz tembelliği tedavisinin yerini alamaz.