Cruyff yorumcu olarak bir Türkiye-Hollanda maçına gelmişti. Bursa'da gazetecilerle uzun bir söyleşi yaptı. Gündemin yakıcı konusu yöneticilerle tartışan Sergen'in Beşiktaş'tan uzaklaştırılmasıydı. "Bu futbolcu takımın bir varlığı değil mi?" diye sordu Cruyff, "Satacaksanız bile bunu açıkça ilan etmemeniz, futbolcunun değerini yükseltmeniz gerekir". Ona göre, futbolcu sorunlu olabilirdi ama yeteneği varsa onu takıma yararlı hale getirmek bir yönetim sorunuydu. Yöneticiler, teknik direktörler ne için vardı ki!

'Bizim zamanımızda böyle miydi' diye sahadaki futbolcuları küçümseyecek, haydi açıkça söyleyeyim, kıskanacak değilim. Çünkü ne eski futbolcuyum ne de eski hakem. Beni şaşırtacak, heyecanlandıracak futbolcuları izlemek ayrı bir zevk. Can Bartu için öğrenci harçlığımdan artırıp Fener maçlarına gittiğimi hatırlarım. PAF takımında oynadığından beri Sergen'in takipçisiyim. Ancak tek başına yetenek yeter mi? Futbol sahaları birinci lig ya da A takım göremeden yitip giden sayısız yetenekle dolu. Yeteneğiniz olacak, bu bir. Aklınızı ve yeteneğinizi kullanmayı bileceksiniz, bu iki. Yükselteceğiniz ve onunla yükseleceğiniz, uyumlu bir takımda oynamalısınız, bu üç. Ve bütün bu öğeleri bir araya getirip hedefe yönlendirecek etkin yöneticiler ve teknik adamlar bulunacak takımın başında, bu da dört. İşte sık sık örnek verdiğim Ronaldinho. Paris Saint Germain'de oynadığında top cambazı olarak biliniyordu sadece. Barcelona'da ne oldu? Yukarıdaki dört etmen olumlu bir biçimde bir araya geldi ve sonuç: Ronaldinho yılın futbolcusu. Ne var ki, zaman zaman eleştirdiğim, kimilerine göre 'taktığım' futbolcular da var. Koşullar ne olursa olsun 'kendine oynayan' futbolcular bunlar...

Ailton
Transfer sezonunda gazetelere poz vermeyi takım kurmak sanan Demirören yönetiminin büyük bombasıydı. 'Transfer işte böyle yapılır' diye teknik direktörden habersiz büyük bir bonservis ücreti ödenerek getirildi. Schalke üç kuruşa kurtulmaya razıydı oysa. 'Bundesliga'nın gol kralı' yaftasıyla sunuldu. Ulema da 'Kariyerine diyecek yok' klişesiyle eğildi önünde. Oysa Brezilya milli takımının başına o kadar hoca gelmiş, nedense hiçbiri 'kariyerini' fark etmemişti. Bir yıl önce Werder Bremen'de gol kralı olmuş ama nedense Bremen onu bırakmıştı.
O yılki Bremen nasıl bir takımdı? Ailton'un arkasına, rakibi bıktıran bir güç koymuşlar mıydı? Bunları araştırmaya kimse tenezzül etmedi.
Ailton, futbol takımı özelliğini yitirmiş Beşiktaş'ta rakipler kadar arkadaşlarını izledi. Orta çizgide bekliyor, top takımına geçince elini kaldırıp uzun pas istiyordu. Futbol anlayışı basitti; topu kazanın, bana verin, ben kaleye vurayım. Şimdi elinde 2.5 yılı kalmış garanti sözleşme var. Yönetim alıcı çıkması için dua ediyor. Avrupa'dan bir takıma bedavaya gitse Beşiktaş kazançlı çıkacak. Geride mükemmel bir 'yapılmayacaklar' listesi bırakan Demirören yönetiminin en görkemli işi.


Anelka
Arsenal'e ilk geldiği yıllarda Wenger'in oynattığı futbolu ve Anelka'yı izlemek için Highbury'ye giderdim. Onun ve Overmars'ın golleriyle 'Topçular', Newcastle'ı yenip FA Kupasını almıştı.
Anelka'nın Fenerbahçe formasıyla o eski oyununu göstermesi beni sadece sevindirir. Ne var ki Arsenal'den sonra düşüş içinde. Ayrıca futbol kamuoyunun antipatisini kazanmış durumda. Anelka'nın kötü şöhreti bizim ulemanın sandığı gibi somurtkanlığı yüzünden değil. "Gol atınca sevinmiyorum çünkü maç orada bitmiyor" sözleri futbol tarihine geçecek en 'serinkanlı' tavır bence. Anelka'nın esas sabıkası, Real Madrid'e geçerken gösterdiği yasadışı ve ahlakdışı tavır. Arsenal'le sözleşmesi sürerken aç gözlü ağabeylerine uyarak Real'le görüşmüş ve anlaşma imzalamıştı. Gerekçe olarak da Arsene Wenger'in ve takım arkadaşlarının kendisine kötü davrandığını ileri sürmüştü. Arsenal olayı büyüttü.
Anelka'ya ve Real'e ceza geliyordu.
Real inanılmaz bir bonservis ücreti ödeyerek Arsenal'i yatıştırdı.
Sonrası malum. Önce Liverpool ardından Manchester City ondan kurtulmaya çalıştı. Fener'in teklifi, City için piyango oldu.
Anelka o zamandan beri takıma değil, kendisine oynuyor. Kendi adını marka yapıp ürün çıkarmaktan geri durmuyor.
Tek amacının Premier Lig'e geri dönmek olduğunu çok yakınındaki menajerlerden biliyorum. Tek teklif Blackburn'den geldi.
Teklif gelince ya sakat ya da huzursuz. Şampiyonlar Ligi maçlarında öne çıkıyor, orta alandan toplar alıp solo ataklar yapıyor. Lig maçlarında kendini sakınıyor.


Hakan Şükür
Hakan Şükür'ün inançları, yaşantısı beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Ancak 'sorun olan' bir Hakan Şükür görüyorum artık. Şükür, futbolumuzda yerini klasik 'beleşçi' santrfor tipini inkâr ederek yapmıştı. Oradan oraya koşuyor, hücum pres yapıyor, gollerini de hamle üstünlüğünü ele geçirerek atıyordu. Şimdilerde ise bu özelliklerini yitirmiş, demode bir 'pivot santrfor' konumunda. Bütün hamlelerde gecikiyor, topları eziyor. O ileride bekleyince arkadaşları bütün topları şişiriyor. Takım kazanınca başrolde, kaybedince 'Hocanın taktiği yüzünden'. Oysa Cim Bom'un temel sorunu ileride değil, orta alanda.
Şükür, oyundan alındı diye önce Hagi'ye sonra Gerets'e bozulmuştu. Şimdi oyuna sonradan giren 'olgun ağabey' rolünü kabullenmiş görünüyor. Bunu çok önceleri Yunanistan-Türkiye maçında yapması gerekirdi, maçtan önce sahada ısınıp tavır koymak yerine. Ardından ulusal takım üzerindeki iktidar kavgaları ne yazık ki Şükür üzerinden yürütüldü ve sonuç ortada. Ukrayna maçında sudan bir sarı kart gördü, kritik Arnavutluk maçını pas geçti, İsviçre maçlarında oynadı. Şimdi ben de "Hakan Şükür oynadı, Türkiye Almanya'ya gidemedi" mi diyeyim? Demiyorum tabii ama Cim Bom Hakan Şükür'süz oynadığı son maçları ayağa pas yaparak kazanıyor. Bu da 'Hakan Şükür ve Galatasaray düşmanlarının' Cim Bom'a katkısı olsun!
Evet Türkiye'de 2005'in en iyi futbolcusunu bulmak çok güç. Benim en iyilerim fazla şans bulamayan gençler hâlâ. Ama iyi futbolcunun tarifi, iyi olmayanı anlatmaktan geçiyor bazen.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1534
favori
like
share
corleoni Tarih: 08.01.2006 02:59
iyi olan sahada görülür
FreddyKrueger Tarih: 28.12.2005 19:48
Kraldan baskasi yalan :23:

Kesinlikle Ustam

Haber için teşekkürler Usta
puslukurt Tarih: 28.12.2005 18:36
Çok güzel bir paylaşım ellerine sağlık kurtjara..
GS2004 Tarih: 28.12.2005 17:21
Kraldan baskasi yalan :23:

Ellerine saglik kardes