Kadında haya hissiyle([65]) korunan namus mefhumu, bir cihette şöyle ifade edilebilir:

Kadın vücudunda erkeklerin hissiyatına hoş gelen bütün uzuv ve cesedinin şer'î ölçüde ve haya hissinin neticesi olarak örtünmesiyle, erkeklerin kadına karşı olan hissî alâkasının uyandırılmamasıdır. Binaenaleyh, kadının bil'ihtiyar([66]) ºer'î ölçüde örtmediği uzvu ile erkeğin hissî alâkasını çektiği nisbette, namus mefhumu da o nisbette kadında gerilemiş olur ki, bunun ileri derecesine Kur'an lisanında teberrüc([67]) denir. (Ahzab Suresi 33:33) Osmanlıcada tekeşşüf([68]) ve tebezzül([69]) gibi kelimeler de aynı manayı ifade eder. Bu hal devam ettikçe alışkanlık neticesinde haya hissini kaybederek, kadınlarda açılma umumi bir âdet halini alır ve cemiyette de milli ahlâk zedelenir. Milli ahlâkın bozulduğu bir cemiyette her türlü kötülük yayılır. Git gide anarşizme inkılab eder.

Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:

«Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan taife-i nisaiye([70]) ve onların fitnesi olduğu, hadisin rivayetlerinden anlaşılıyor. Evet nasıl ki tarihlerde eski zamanlarda "Amazonlar"([71]) namında gayet silahşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor. Aynen öyle de: Bu zamanda zendeka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebesinde nefs-i emmarenin planiyle, şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi, yarım çıplak hanımlardır ki; açık bacağıyla, dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar. Nikah yolunu kapamağa, fuhuşhane yolunu genişlettirmeğe çalışarak, çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve ruhlarını kebair([72]) ile yaralıyorlar. Belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar. Bir kaç sene namahrem hevesatına göstermenin tam cezası olarak; o bıçaklı bacaklar Cehennem'in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada emniyet ve sadakatı kaybettiği için, hilkaten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç olduğu münasib kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına bela bulur. Hatta bu halin neticesi olarak, o âhirzamanda, bazı yerlerde nikaha rağbetsizlik ve riayetsizlik yüzünden, kırk kadına bir erkek nezaret edecek derecede ehemmiyetsiz, sahipsiz, kıymetsiz bir surete gireceği, hadisin rivayetinden anlaşılıyor.» (Gençlik Rehberi sh: 23)

«Rivayette var ki, "fitne-i âhirzaman o kadar dehºetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş,([73]) azab-ı kabirden sonra 'min fitneti'l mesihi'd deccal... min fitneti ahiri'z zaman'([74]) vird-i ümmet([75]) olmuº.

Allahu a'lem bissavab,([76]) bunun bir te'vili([77]) ºudur ki: O fitneler nefisleri kendine çeker, meftun eder. Insanlar ihtiyarlariyla, belki zevkle irtikab ederler. Meselâ: Rusya'da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler ve kadın kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar. Ve fıtraten cemalperest([78]) erkekler dahi nefsine mağlub olup, o ateşe sarhoşane bir sürur ile([79]) düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları([80]) ve kebairleri ve bid'aları,([81]) birer cazibedarlık ile, pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa cebr-i mutlak([82]) ile olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.» (Şualar 584)

«Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama "Mesih"([83]) namı verildiği gibi her iki([84]) deccala dahi "Mesih" namı verilmiş ve bütün rivayetlerde 'min fitneti'l mesihi'd deccal... min fitneti'l mesihi'd deccal' denilmiº. Bunun hikmeti ve te'vili nedir?

Elcevap: Allahu a'lem, bunun hikmeti ºudur ki: Nasil ki emr-i Ilâhî ile Isa Aleyhisselâm, ºeriati Mûseviyede([85]) bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal,([86]) şeytanın iğvâsı([87]) ve hükmüyle şeriatı İseviyenin([88]) ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e([89]) zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan "Süfyan"([90]) dahi, ºeriat-i Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kisim ahkâmini nefis ve ºeytanin desiseleriyle kaldirmaya çaliºarak, hayat-i beºeriyenin maddî ve mânevî rabitalarini bozarak, serkeº ve sarhoº ve sersem nefisleri baºiboº birakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-i müteaffine([91]) batakliginda birbirine saldirmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-i istibdat([92]) bir hürriyet vermek ile dehºetli bir anarºistlige meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet ºiddetli bir istibdattan baºka zapt altina alinamaz.» (ªualar sh: 593)

Resul-i Ekrem (A.S.M.) «Nakl-i sahih-i kat'i ile ferman etmiº ki: 'iza meºevûl mütaytâü ve hademethüm benatü farise verrûmi...ilh.'([93]) deyip "Ne vakit size Fars ve Rum kızları hizmet etti; o vakit belanız, fitneniz içinize girecek, harbiniz dahilî olacak, şerirleriniz başa geçip, hayırlılar ve iyilerinize musallat olacaklar!" haber vermiº. Otuz sene sonra, haber verdigi gibi çikmiº.» (Mektubat sh: 107)

Ayet ve hadisler, umum zamanlara bakan ders ve ikazlari verirler.

Bu rivayette dikkat çekilen, kadin - erkek ihtilâti yani beraberce ayni mahallerde arayi ayirmadan bulunmanin fecî neticeleri gösterilmiº oluyor. Asrimizda ise, bu durum en dehºetli ºekliyle tahrik olunmuº ve milleti istila etmesine kapilar açilmiºtir.

Müslüman ailelerin bu afetten uzak durma gayretinde olmalari zarurîdir.

Evet, bilhassa âhirzaman fitnesinde kadinlarin cemiyete çikip, erkekler arasinda kariºik bulunmalarinin mahzurlarini anlatan Bediüzzaman Hazretleri bir eserinde veciz bir ifadeyle ºöyle der:

«Kadinlar yuvalarindan çikip beºeri

yoldan çikarmiº; yuvalarina dönmeli

(HAªIYE)

Mimsiz medeniyet,([94]) taife-i nisâyi yuvalardan uçurmuº, hürmetleri de kirmiº, mebzul metâi([95]) yapmiº. ªer'-i İslâm([96]) onları

Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayatı âilede. Temizlik ziynetleri.

Haşmetleri([97]) hüsn-ü hulk,([98]) lütf-u cemâli([99]) ismet,([100]) hüsnü kemâli([101]) şefkat, eğlencesi evlâdı. Bunca esbab-ı ifsat,([102]) demir sebat kararı

Lâzımdır, tâ dayansın. Bir meclis-i ihvanda([103]) güzel karı girdikçe, riyâ ile rekabet, haset ile hodgâmlık([104]) depretir damarları.

Yatmış olan hevesat birden bire uyanır. Taife-i nisâda serbestî inkişafı, sebep olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birden bire inkişafı.

Şu medenî beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu suretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin([105]) rolleri pek azîmdir. Hem müthiştir tesiri.HAŞİYE

Memnu heykel,([106]) suretler, ya zulm-ü mütehaccir,([107]) ya mütecessid riyâ,([108]) ya müncemid hevestir.([109]) Ya tılsımdır; celb eder o habis ervahları.» (Sözler sh: 727)

Bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor:

Resulullah (A.S.M.): Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne, bir imtihan vesilesi bırakmadım.» [110]

«Nitekim "Kadınlar şeytanın ağlarıdır" denilmiºtir. ªeytanlar (ifsad cereyanlari) baºka tarik([111]) ile aldatamadiklarini, en ziyade kadinla aldatir.([112])» (Elmalili Tefsiri sh: 1471)

Kur'ân ve hadîs lisanında "ºeytan" kelimesinden, makamına göre, münafıkâne ifsad eden insî şeytan([113]) ve münafıklar dahi kasdedilir.

Ezcümle bir tefsirde (Kur'ân, Bakara suresi 14.) âyetinde geçen "ºeyatînihim" ifadesi açıklanırken deniliyor ki:

«Bu âyette insan şeytanları olduğunda müfessirînin ihtilafı görülmüyor.» (Elmalılı Tefsiri sh: 238) Yani müfessirler ittifak etmişlerdir.

Bir başka rivayette de şu ifadeler var:

«Hazret-i Peygamber (A.S.M.) Ebuzer'e (R.A.): 'İns ve cin şeytanlarından taavvüz ettin mi? (Allah'a sığınmak duasını okudun mu?) buyurmuştu. Ebuzer: İnsin de şeytanları var mıdır? dedim.

 Evet onlar cin ºeytanlarindan daha ºerlidir.» (Elmalili Tefsiri sh: 2029) buyurdu.

Bediüzzaman Hazretleri böyle ºerirlere atfen Yahudî kiz ve kadinlarinin sefahet-i beºeriyede ve bilhassa âhirzaman fitnesinde oynadiklari rolü kanun-u küllîsiyle ifade eden ºu âyeti nazara verir:

«'yüzebbihune ebnaeküm ve yestehyüne nisaeküm'([114]) Benî İsrail'in oğullarının kesilip kadın ve kızlarını hayatta bırakmak, bir Firavun zamanında yapılan bir hadise ünvanıyla, Yahudi milletinin ekser memleketlerde her asırda maruz olduğu müteaddit katliamları, kadın ve kızları hayat-ı beşeriye-i sefihânede oynadıkları rolü ifade eder.» (Sözler sh: 402)

Bir hadis mealinde de şöyle buyuruluyor:

«İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki: Onların endişeleri mideleri olacak, şerefleri de meta-ı dünya([115]) olacak ve kıbleleri de kadınları olacak ve dinleri de dirhem ve dinarları (paraları) olacak. Bunlar mahlukatın en şerlileridir ve Allah katında onların hiç nasibleri yoktur.» (Keşf-ül Hafa hadis: 3270) (Ramuz-ül Ehadîs sh: 504)

Âhirzaman fitnesinde bozulan insanların garib hallerini haber verip ikaz eden bir rivayet de şöyledir:

«Sizden sonra öyle insanlar gelecek ki, türlü ve zevkli yemekler yiyecek, renkli ve rahat binitlere binecek, rengârenk ve güzel kadınlarla evlenecek, kat kat ve nefis kumaşlar giyecektir. Onların bir mideleri var ki az ile doymaz, onların bir istekleri var ki çoğa da kanaat etmez. dünyaya bağlanmışlar, Akşam-sabah düşündükleri ve taptıkları dünyalıktır. Onu, Allahü Teâla'nın dışında ilâh ve Rablerinden başka rab kabul ederler. Bütün çabaları dünya içindir. Yalnız hevâ ve heveslerinin peşinde koşarlar. Abdullah'ın oğlu Muhammed'in kat'î sözü ºudur ki; sizin veya onlarin peºinden, sizden sonra veya onlardan da sonra gelenlerden o güne yetiºenler, bunlara selâm vermesin, hastalarini ziyaret etmesin, cenazelerine gitmesin ve büyüklerine hürmet göstermesinler. Zira bunlari yapanlar, Islâmiyet'in yıkılmasına yardım etmiş olurlar.»([116]) (İhya-i Ulum-üd Din ci:3,. sh:516)

Âhirzaman fitnesine karşı teyakkuz ve ibret için dikkat çekici olan böyle rivayetler, bozuk cemiyetlerde aşılanan sefih hayattan uzak durmayı ders verir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 541
favori
like
share
alisisman61 Tarih: 18.01.2006 00:55
Eüzü billahi mineşşeytan ves siyaseti ve fitnetin nisa