Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz,
işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı.
Arabasının patlayan lastiği
onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş,
elektrikli testeresi iflas etmiş
ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı reddetmişti.
Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu.
Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti.
Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu,
dalların uçlarına her iki eliyle dokundu.
Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti.
Yanık yüzü tebessümle kaplandı,
iki küçük çocuğunu kucakladı
ve eşine kocaman bir öpücük verdi.

Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde;
ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı
ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.
"O, benim dert ağacım," dedi.
"Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor,
ama şundan eminim ki o sorunlar evime,
eşime ve çocuklarıma ait değil.
Bunun için bu sorunları
her akşam eve girerken o ağaca asıyorum.

Sabahları tekrar onları oradan alıyorum.
Ama komik olan ne biliyor musunuz?
Ertesi sabah onları almaya gittiğimde,
astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum."

Öfkeyle geçen her dakikanız,
mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 395
favori
like
share
casper Tarih: 25.01.2006 00:39
ah ahhh keşke tüm sıkıntılarımızı evimizin kapısının dışında birayakkabı gibi çıkararark girebilsek yuvamıza
memoli_07 Tarih: 23.01.2006 17:19
ellerine sağlık...
serhatbey_066 Tarih: 22.01.2006 23:46
evet katılıyorum arkadasım işte günlük streslerden dolayı cıkan bazı olayların verdiği acı günler
mozaik Tarih: 22.01.2006 17:37
cok güzel bir hikaye... malesef günlük hayatin stresi ister istemez eve de geliyor. keske bizimde öyle bir agacimiz olsa.
sevgiler....