Sevdiğimiz erkeğe güvenimiz tamdır. Ancak bazen onu kaybedebileceğimizi düşünürüz. Hatta bu duygu engelleyemediğimiz bir korkuya bile dönüşebilir. Bununla nasıl başa çıkabileceğinizi Eş ve Aile Terapisti Lale Akat sizin için derledi

Sevdiğimiz insanı kaybetme korkusunu herhalde tanımayan yoktur. Kim ister mutluluğundan vazgeçmeyi, yalnız kalmaktan korkmayı, gözyaşı dökmeyi. Zaman zaman böyle bir düşüncenin gelmesi normalde insanı etkilemez. İlişkiye daha motive olmasını sağlar ve yeni enerji verir. Ancak bu korkular güncel yaşantımızı zindana çevirmeye başlamış ise, eşimizle sık sık bu konularda münakaşa ediyorsak, o yokken sürekli onu arama, sorma gereksinimi hissediyorsak, geceleri ter içinde sıkıntı ile uyanıyorsak ve tek düşüncemiz o ise, durum daha 'ciddi' bir hal almış demektir.

Basit duygular korkuya dönüştüğünde

İnsan yaşamında aslında gerekli olan korku artık bir rahatsızlığa dönüşmüştür. Hatta anksiyete dediğimiz bozukluk haline gelmiş olabilir. Kişiliğimizdeki bu bozukluk anne ve babanın yetiştirme tarzı ile ilgili olabilir, çocuklukta yaşamın tehlikeli olduğu, insanlara güvenmemek gerektiğini öğrenmiş olabiliriz. Böylelikle anne ve babaya gerekenin dışında bağımlılık oluşturmaya zorunlu kalmış olabiliriz. Böyle ailelerde çocuğun kendini serbestçe ifade edebilmesi de frenlenmiş olabilir ve korkular çözümlenemez. Daha ileri yaşlarda ciddi korkutucu / acılı olaylar yaşanmış olabilir ve bunların üstesinden gelinmemiş ise ilişkilerde benzer olaylar karşısında aynı güvensizlik ve korku tetiklenebilir.

Yersiz şüpheler evliliğinizi olumsuz etkileyebilir

Bu korkuların sürekliliğini sağlayan faktörlerin başında ise, korktuğumuz için benzeri olaylardan kaçmamız, cesur davranamamamız geliyor. Yani "eşim beni nasıl olsa bırakacak" diye düşünüp karamsar bir ruh haline girip adeta olayı beklemeye koyulmak gibi. Bu şartlar altında çoğu zaman da sonuçta eş hakikaten gidecektir. Korkumuzu, şüphemizi sürekli düşünmek, sık sık tekrar etmek de bu rahatsızlığı inatçı hale sokan faktörlerden biri. Korku sonucu hareketsiz kalmak, konuşamamak, duyguları ifade edememek de bu ruh halini perçinliyor ve maalesef kalıcı hale sokuyor. Özgüven eksikliği kişiyi ister istemez başka birine bağımlı kılabiliyor. "Onsuz ne yaparım?", "Beni bırakıp giderse beni başka kimse sevmeyecektir, o da bıraktığına göre ben besbelli sevilmeye layık biri değilim!" gibi düşünceler çoğumuzu yiyip bitiriyor.

Korkunun nedenleri araştırılmalı

Biliyorsunuz, korku bir duygu ve durup dururken ortaya çıkmıyor. Korkuyu biz algılama ve düşüncelerimizle ortaya çıkarıyoruz. Yani korku bir olayı nasıl algıladığımızla ve o olay hakkında nasıl düşündüğümüzle direkt bağlantılı. Eşinizi kaybetme korkusu sizin yarattığınız bir şey. Eşinize duyduğunuz şüphenin altında hakikaten elle tutulur bir sebep yatıyor da olabilir. Bunu keşfetseniz bile korkuya değil, çözüme gitmeniz gerekecektir. Duyduğunuz korku eşinizle değil, sizin kişiliğinizle ilgili. Ve bilin ki böyle bir krizi yaşamanız mutlaka 'ruhsal büyüme, olgunlaşma' zamanının geldiğinin bir göstergesidir. Kolay mı? Hayır. Ama 'büyümek' hiçbir zaman kolay olmuyor ki! Korkuya en iyi çare, onu kabul etmek, gel bakalım, hoşgeldin, diyebilmek. Sizin olan bir duygudan korkmayın.

Yine de şüpheler ve korkular yaşantınızı zorlaştırıyorsa, mutlaka yapmanız gerekenleri şöyle sıralayabilirim:

1) Yardım alın, bunu tek başına hallederim diye düşünmeyin.

2) En kısa zamanda bu bağımlılığı çözmeye kararlı olun ve yapılacaklar listesinde ilk başa ekleyin.

3) Başkasının hayatını idare etmeyi, değiştirmeyi, kontrol etmeyi bir an önce bırakıp, onun yerine kendinize odaklanın.

4) Kendi problemlerinize, gereksinmelerinize bakın, bunları tanıyın ve önemseyin.

5) Kendi yaşamınızı zenginleştirin; kurs, hobi, yeni gruplar edinin.

6) Mutlaka spor yapmaya çalışın, temiz havada 20 dakikalık bir yürüyüş hem ruh sağlığınızı geliştirecek hem de vücudunuzu sevmenizi, kendinizi beğenmenizi sağlayacaktır.

7) Bir insana 'yapışık' olmaktan vazgeçmek için inatla çaba gösterin. Varlığınızı kimseye bağlı kılmayın.

8) Daha bencil olmaya zorlayın kendinizi.

9) İçinizdeki yalnız kalmaktan korkan çocuk ile kontakt kurun, ona ihtiyacı olan güvenceyi verin, ona mektup yazın, ona kulak verin, onunla birlikte güçlü olun.

10) Koruyucu / kurtarıcı veya kurban / zavallı rollerini oynamaktan vazgeçin.

11) En önemlisi, söyleyin sevdiklerinize neyi istemediğinizi, beğenmediğinizi, bunu yapmaktan korkuyorsanız, sadece deneyin bir kere. Başarı elde etmeye şans verin kendinize.

12) Ve unutmayın, cidden dünyada sizden bir tane daha yok. Kıymetinizi bilin.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 784
favori
like
share
FadiK Tarih: 31.01.2006 23:14
sagolasin cadikizcim
casper Tarih: 29.01.2006 14:58
ben kendi adıma , gerektiğinde yanlızlığın huzursuz ve mutsuz bir beraberlikten daha güzel olduğu düşüncesindeyim.

Ölüm harici ayrılıklardan dolayı herhalde hayatımı cehenneme dönüştürmem.

Beni istemeyeni ve haketmeyeni ben hiç istemem