Çoğu sıkıntı yaratan bu değişimlerin bir bölümü doğumla birlikte kendiliğinden ortadan kaybolur. Bir kısmı içinse uzman yardım almak gerekir. İşte hamilelik döneminde anne adaylarının vücutlarında olup bitenler.

Hamile kalmadan önce vücudunuzdaki çeşitli gelişmelerden ve değişikliklerden sadece siz sorumluydunuz. Ama karnınızda bir başka canlıyı barındırmaya başladığınız andan itibaren, vücudunuza hükmetme şansınız giderek azalıyor. Yaşayacağınız değişikliklerin tek sorumlusu siz olmuyorsunuz. Anne rahminde küçücük bir nokta gibi görünen cenin büyüdükçe, sizin de vücudunuz bundan etkilenecek.

Hamilelik döneminde sizi zorlayacak bazı gelişmeler kaçınılmaz... Örneğin sabah bulantıları sizi canınızdan bezdirecektir. Daha önce sindirim sorunu yaşamadıysanız, aniden ortaya çıkan bulantı ve kusma sorunu, canınızı sıkabilir. Ayrıca nefes darlığı, bacaklarda şişme ve tabii kilo alımı, hamilelik döneminde vücudunuzda görülecek geçici değişikliklerden... Bunları hamileliğin yan etkileri olarak nitelendirebilirsiniz. Çünkü doğumdan birkaç hafta sonra söz konusu sıkıntıların büyük bölümü kendiliğinden yok olur.

Doğum sırasında yaşanan sıkıntılar sonrasında ise hemoroid problemiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. İdrar kaçırma ve kabızlık da sizi zorlayacak olası sorunlardandır. Fazla kilo kabusundan kurtulmanın yoluysa, genellikle doktor kontrolünde diyet ve egzersizden geçer.

Tatil kabusu; kırık ve çıkıklar

Bayram döneminde hastanelerin acil servislerinde ciddi bir yoğunluk yaşanır. Öncelikle de ortopedi bölümlerinde... Tatilcileri, özellikle çocukları bekleyen tehlikelerin başında kırık ve çıkıklar gelmektedir çünkü... Ama unutmayalım, alçının da yarattığı bazı sorunlar var. Örneğin, alçı yapıldıktan sonra birkaç gün ağrılardan şikayet edilmesi kaçınılmaz.

Çocuğun sıkıntısını hafifletmek için bir ağrı kesici hap kullanabilirsiniz. Ama sakın ola çocuğa aspirin yutturmaya kalkışmayın.

Ayrıca bir süre sonra alçının altında kalan bölgede kaşıntı başlayabilir. Bu durumda saç kurutucunuzla çocuğun alçılı koluna ya da bacağına biraz soğuk hava verin. Eğer alçının altında kalan deride morarma, beyazlaşma gibi bir renk değişimi söz konusuysa, alçının kolu veya bacağı fazla sıktığı anlaşılır.

Unutulmaması gereken en önemli konu ise travma sonucu oluşmuş kırık ve çıkığa vakit kaybetmeden müdahale edilmesi, bir ortopedi uzmanına başvurulması... Çünkü kırıkların tedavisinde gecikme olursa, ameliyat gündeme gelir ve sorun daha da ciddileşebilir.

Susama karşı alerjik olabilirsiniz

Doğal besinlerin değerini yeni yeni anlamaya başlıyoruz. Belki de birkaç yıl öncesine kadar üzerine basıp geçtiğimiz otların ölümcül hastalıklara şifa olduklarını duymak, hepimizi şaşırtıyor. İşte size minik bir örnek daha...

Çöreklerin, ekmeklerin, simitlerin vazgeçilmez tadı ve süsü susamlar, gıda sanayiinin gözdesi olmak üzere... Susam ayrıca kozmetik sektöründe ve hatta evcil hayvanlar için hazırlanan mamalarda da kullanılıyor. Evet susamın kullanım alanı gerçekten geniş. Ancak bu minik tohumlar, insanlarda alerjiye neden olan besinler listesinde dördüncü sırada yer alıyor. Susamın öyle küçücük olması sizi aldatmasın, susam alerjisi dünyada en yaygın alerji türlerinden biri... Bu nedenle susamlı yiyeceklerle karnınızı doyurmaya hazırlanırken iyi düşünün.

Geniz etlerini dikkate alın

Çocuğunuz konuşurken sesi genizden ve boğuk geliyor, sık sık nezle oluyor, geceleri uyurken nefes almakta zorlanıyor... Bu belirtileri sakın umursamazlık etmeyin. Bir kulak burun boğaz uzmanına başvurduğunuz zaman, doktorunuz büyük olasılıkla çocuğunuzun geniz etleri yüzünden sıkıntı çektiğini ve ameliyat edilmesi gerektiğini anlatacaktır. Çünkü geniz etleri, çocuğun zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkiler ve solunum sistemine zarar verir.

Halk arasında burun eti olarak bilinen bu parçacıklar basit bir ameliyatla alınır. Eskiden bu ameliyattan sonra çocuğun soğuk yiyeceklerle beslenmesi ve bol bol dondurma yemesi önerilirdi. Günümüzde ise ameliyat sonrasında çocuğun yumuşak gıdalarla beslenmesi öneriliyor. Ameliyat sonrasında ağrı kesicilerle çocuğun kısa sürede iyileşmesi sağlanıyor.

Herkes uzun yaşamak ister

Tıp dünyası hastalıkların yanı sıra yaşlanmaya karşı da savaş açtı. Bu savaşta kullanılan silahlar, bize hiç de yabancı sayılmaz. Öncelikle vücudunuzu, ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerden yoksun bırakmayacaksınız. Fazla çaba harcamadan ömrünüzü sekiz yıl daha uzatmak elinizde. Bunun için neler yapmanız gerektiğini sıralayalım:

Vitamin hapları kullanın ama miktarı sakın abartmayın.

Dişlerinizi ve diş etlerinizi temiz tutun. Dişleri iple temizlemek sizin sandığınızdan çok daha fazla önem taşır.

Yemeklerinizde mutlaka domates kullanın. Domates suyu, sosu ya da salçası da yeterli olabilir. Kalbinizi korumanız için domatesi yemeklerinizden eksik etmemelisiniz.

Stres hayatınızın bir parçası olmasın. Biraz da sorunlara gülüp geçmeye bakın.

Hayvansal proteinler ve kalbiniz

Bir kafeteryada kendinize şöyle güzel, iştah açıcı bir hamburger ısmarlamadan önce biraz düşünün. Tabağınızdaki o iştah açıcı proteinli besin, hemen o gün değil ama uzun vadede kalbinize zarar verebilir. Yapılan araştırmalar, hayvansal protein ağırlıklı yiyeceklerle beslenenlerin, kalp hastalıklarına yakalanma olasılığının çok fazla olduğunu gözler önüne seriyor. Buna karşılık protein ihtiyacını sebzelerle giderenler için kalp krizi riski çok daha düşük... Bitkisel proteinlerde E vitamini, magnezyum, bakır ve antioksidanların bol miktarda bulunması, bunda önemli rol oynuyor.

Akşamdan kalanlara birkaç tavsiye

Bir önceki akşam alkolü fazla kaçırdınız. Sabah uyandığınızda yaşadığınız şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı gibi sıkıntılar, akşamdan kalma olduğunuzun göstergesidir. Alkolün etkisinden bir an önce kurtulabilmek için suda eriyen C ve B vitaminlerinden almakta yarar var. Çünkü alkol, vücudun C ve B vitamini deposuna zarar verir. Ayrıca güne sıcak bir çorba ve beyaz peynirli kuvvetli bir kahvaltı ile başlamak da size iyi gelecektir. Gün içinde ise bol bol su içmeyi ihmal etmeyin.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 467
favori
like
share
FadiK Tarih: 31.01.2006 23:24
tesekkürler cadikizcim
casper Tarih: 29.01.2006 15:01
teşekkürler