Ancak, tecrübenin sinir hücreleri ile ilişkisi olduğu için sadece beyinde tecrübe oluştuğu söylenemez veya tecrübe sadece beyin tarafından yaratılan hayali, gerçek olmayan bir aktivite olarak tanımlanamaz.

Şimdi bir düşünün bakalım bir elmalı pay aldığımızda ne oluyor.Beynin koku bölgesi tarçın ve meyvenin aromasını tanır, kayda geçer. Somatosensoryal korteks dil ve dudaklarda hissedilen o kıtır kıtır parça ile ilgili işlemlere geçer ve tükürük salgısı başlatır.

Vizüel korteks; görünüşü kayıt eder ve tanır. Ayrıca geçmişte ki elmalı payların hatırlanması (büyükannenin mutfağında, köşedeki fırından vs) asosiasyon (bağlantı kurma/ilişkilendirme) korteksini aktivite eder. Şayet çok vakti varsa bir nöron bilimcisi çok zaman alsa da beyindeki elmalı pay isimli bir PET Scan oluşturabilir. Fakat bu payın gerçekliğini engelleyemez.

Newberg'e göre spiritüel tecrübeler sonucunda beyinde oluşan nörolojik değişimlerin bizzat beyin tarafından meydana getirildiğini tesbit etmeye veyahut bunların bir spirütüel gerçeğin algılanması olduğunu tesbite imkan yoktur.

Diğer bir deyişle beynin dini bir tecrübe sırasında ne yaptığını görmek bize bizzat din hakkında bir şey anlatmaz (özellikle tanrının varmı yokmu olduğu hakkında).

Esasında yukarıda anlatılan elmalı pay tecrübesinde rol alan beyin bölgeleri dinsel tecrübeleride yaratırlar.

Bir haçın ya da gümüşle taçlanmış bir Tevratın görüntüsünün dini bir hayranlık duygusu uyandırması beyindeki visual-association bölgesi/ görüntü-ilişkilendirme bölgesine bağlıdır. Bu bölge gözün gördüklerini yorumlar, bu görüntülerle duygular ve anılar arasında ve de bu imajlarla ilgili olarak daha önceden beynin öğrendiği duygu ve anılar arasında da bağlantı kurar.

Dua ya da meditasyon sırasında ortaya çıkan görüntülerde (vizyonlarda) bu ilişki bölgesinde oluşturulmaktadır.

Temporal lobun elektrikle sitimülasyonu (uyarılması) vizyonu oluşturur. Bu loblar başın her iki yanında bulunurlar ve beyindeki lisan, kavramsal düşünme ve ilişkilendirme devrelerine ev sahipliği yaparlar.

Temporal lob epilepsisinde bu bölgedeki anormal aktivite patlamaları vizyonu aşırılığa götürür.

Bazı çalışmalarda temporal lob epilespsisi ile dindarlık arasındaki bağlantıda şüpheler ortaya atıldıysa da diğerleri bu durumun son derece kuvvetli Joan of Arc (Jandark) tipi dinsel görüntüler ve seslere sebep olduğunu söylemişlerdir.

Yeni kitabı "Uyanık Yatmak/Lying Awake " ta yazar Mark Saltzman; manastıra kapanmış bir rahibenin hikayesini anlatmıştır. Yıllar boyunca Tanrının varlığını gerçekten hissedemeyen rahibe daha sonra vizyonlar görmeye başlamıştır. Buna sebep de temporal lob epilepsisidir. Rahibe, John of the Cross ameliyat olup olmama konusunda kendisi ile mücadele etmektedir, çünkü bu ameliyat onu büyük ihtimalle tedavi edecek fakat vizyonunu da sona erdirecektir.

Dostoyevski,Saint Paul, Avillı Saint Teresa , Proust ve diğerlerinde de, ruhsal konularla ilgilenmek şeklinde bir takıntı (obsesyon) yaratan temporal lob epilepsisi olduğu düşünülmektedir.

Oldukça yaygın bir şekilde yaşanan tanrının sesinin duyulması olayınında temporal lobun elektriksel aktivitesi ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Bu insanın içinden gelen sözleri yanlış yorumlayıp kendinin dışındaki bir şeye atfettiğinde ortaya çıkar (iç konuşma: kafanın içindeki küçük sestir ki insan bunu kendinin yarattığını bilir)

Bu tecrübeler süresinde beynin Broca Alanı (Konuşma üretiminden sorumlu alan) açılır. Bir çoğumuz buna, kendi iç sesimizin konuşması diyebiliriz. İngilteredeki Manchester Üniversitesinden psikolog Richard Bentall Anormal Tecrübelerin Varyasyonları adlı kitabında duyusal bilgi akışı engellendiğinde (meditasyon veya dua sırasında olduğu gibi) insanların içte şekillenen, yaratılan düşüncelerinin bir dış kaynak tarafından meydana getirildiğini düşündüklerini belirtmektedir.

Spiritüel tecrübeler herkesin ulaşabileceği bir şeymidir?

Yeni, güçlü görünteleme teknikleri ve oyuncaklarıyla donanmış olmalarına rağmen, nörolojistler hala bu konularda yetersiz ipucuna sahiptir. 1960'dan beri yapılan sayısız araştırmada soru sorulan deneklerin %30-40'ının ifadesi göstermiştirki; Herkes hayatında bir veya iki defa çok güçlü, sanki kendisini kendi benliğinden dışarı çıkaran ruhsal bir kuvvete çok yakın hissetme olayını yaşamıştır.

Gallup anketleri 1990'da; Amerikan yetişkinlerinin %53'ünün içlerinde "ani dinsel uyanış" yaşadığını bulmuştur.

Psikologlar genelde bu şekilde mistik tecrübelere açık olan insanların aynı zamanda yeni tecrübelere de açık olduğuna inanırlar.

Bu kişiler çoğunlukla yaratıcı, icat edici ve anket formunda sorulan suallere verilen cevaplardan anlaşıldığı üzere çok çeşitli konularla ilgili ve biraz da karışıklığı seven yapıdadırlar.

Wulffa göre hepimiz ruhsal tecrübeleri yönlendiren beyin akımlarına sahip olduğumuza göre büyük olasılıkla birçok insanın bu tip tecrübeleri yaşama kapasitesi vardır. Fakat aynı zamanda bu olasılığı kapatmakta mümkündür.

Mantıklı, kontrollü ve fanteziye kapalı isen büyük olasılıkla bu deneyimlere karşıda dirençlisindir.

Beyin görüntüleme çalışmaları spiritüel olmayan kişilerin bile dini törenlerden, ayinlerden ne şekilde etkilendiklerini tesbit etmede oldukça yardımcı olmuşlardır.

Devamlı davul çalma, dans etme, büyü yaparken kullanılan sözlerin devamlı tekrarı, bunların hepsi de dikkati tek ve yoğun bir duyusal uyarıcı üzerinde yoğunlaştırır aynı zamanda son derece güçlü duygusal tepkiler yaratırlar. Bu karışım beynin uyarılma sistemini (aynen yoğun korku durumlarında olduğu gibi) en güçlü bir şekilde harekete geçirir. Böylece, beynin dengeyi sağlamakla görevli olan yapısı hippocampus frene basar. Hippocampus nöronlar arasındaki sinyal akışını engeller, bu da tıpkı bir trafik polisini trafiğin yoğun olduğu yollara girmesini engellemesine benzer.

Sonuçta beynin bazı bölgeleri buna meditasyon ve dua sırasında sessizleşenlerde dahil- nöronlardan gelen verilerden yoksun kalırlar.

Nöroteoloji en büyük etkisini bizim bilinç hakkındaki düşüncelerimizle ilgili olarak yapabilir, ki bu konu şu anda nöro bilimin en büyük esrarıdır.

Mistik tecrübelerde zihindeki bilgiler adeta solar, duyusal farkındalık sanki yok olur ve siz sadece saf bilinç ile kalırsınız diyor New york Hunter Yüksek Okulunda mukayeseli din hocası olan Robert K. Foreman. Ona göre Bilinç hiçbir objeye ihtiyaç duymaz ve duyusal aktiviteler sonucu ortaya çıkan bir yan ürün değildir.

Beyinlerimizdeki devreler/akımlar mı tanrıyı yaratıyor yoksa tanrımı bizim beyin devrelerimizi yarattı sorusunun cevabı ise tamamen imana/inanca bağlı bir mesele olarak kalacaktır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 614
favori
like
share
ByStranqe Tarih: 07.12.2004 13:06
ßilGi İçin Te$ekkürler......