FARKLI BİLİNÇ HALLERİ


--------------------------------------------------------------------------------

Bilinç Normalden Sapınca
Farklı Bilinç Halleri (FBH-altered states of conciousness), gündelik yaşantının ve normal olarak adlandırılabilecek algı-bilinç akardengesinin (hemostasis) ve her zaman yaşanan bilincin haricinde varılabilecek bilinç hallerini anlatmak için kullanılan genel bir terimdir. "Farklı bilinç halleri" (FBH) terimi, uyku, rüya görme hali (REM), hipnotik bilinç hali, ekstazi (vecd), meditasyonla ve Yoga ile varılan bilinç halleri, uyarıcı maddelerle varılan bilinç halleri (yüksek doz kafein, metamfetamin, marijuana vb.), anestetik ve nöronol inhibitör maddelerle varılan bilinç halleri (pentotal, fenobarbital, halotan benzodiazepinler vb), duyusal yoksunlukla varılan bilinç halleri, halüsinojenlerle varılan bilinç halleri (LSD 25, psilosibin, meskalin, PCP, MDMA vb) ve henüz keşfedilmemiş tüm bilinç hallerini kapsayan çok geniş bir terimdir. Bu konuda yapılan araştırmalar 1950-1980 arasında yoğunlaşmış ve temel bazı prensipler bu dönemlerde ortaya konmuştur (1, 2, 3, 4, 5, 6); ama daha sonra keşfedilen beyin hakkındaki nörofarmakoloji bulgularından sonra konu daha ziyade devletlerin ve istihbarat örgütlerinin gizli denetimi altında sürdürmüştür (7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14). Farklı Bilinç Halleri'nin araştırılması oldukça tehlikeli bir konudur; bu konuda yapılmış ve yapılacak olan buluşlar, insan beyni hakkındaki yeni olasılıkları gözler önüne sereceği gibi insanlara çok tehlikeli bir gelecek de sunabilir. Önemli olan bu bilginin kim tarafından ne amaçla kullanılacağı, objektif ve demokrasiye bağlı bilim insanları tarafından kontrol edilip edilemeyeceğidir.

Farklı bilinç halleri

Öncelikle normal bilinci ve uyanıklığı oluşturan koşulları ele almakta fayda var. Normal bilinç EEG'nin alfa veya beta ritminde olduğu (ya da EEG'nin 8-23 Hz arasında olduğu), tüm algıların dengelenmiş ve korteksin (beyin kabuğu) filtresinden geçirmiş olduğu bir bilinç halidir. Beyin belli bir anda temelde beş tip algıyı değerlendirir:

1) Dışarıdan gelen uyarı (ekternal stimulus, ses, renk ve 5 duyu ile ilgili olabilir).

2) Proprioseptif stimulus (örneğin vücut postürü ile ilgili veya eklemlerden, kaslardan gelen), motor stimulus ve buna verilen kas cevabı (kaslarda kuvvet veya gerginlik artışı/azalışı).

3) Somato-sensoriyal stimulus (yani vücudun kendi içinden gelen bir uyarı, örneğin bir diş ağrısı veya kaşıntı).

4) Bilinçli iç stimulus, yani beynin ayırdında olduğu ve düşüncenin içinden gelen uyarı.

5) Bilinçsiz iç stimulus, yani emosyanel (duygusal) ve psikolojik stimulus (hem korteksten gelen, hem de içgüdülerin merkezi olan limbik sistemlerden, bilinç dışından gelen tüm uyarılar bütünü).

Beyin tüm uyarıları bir filtre mekanizmasından geçirerek, toplam bir algı düzeyi çıkarır; bu algı düzeyinin altındaki uyarılar bilince intikal etmez: "eşik altı algı olarak" kalırlar. Tüm sensoriyal-motor input (sensoriyal: duygusal, motor: kas aktivitesi ile ilgili, input: alınan, işlenen, bilgi), aslında beynin kendi kendisine, olağan normal hayatı sürdürebilmek için oluşturduğu bir hemostasis (akardenge) mekanizmasından başka bir şey değildir. "Ben ve kişilik", "normal bilinç hali" denilince, veya günlük hayatta isimleri ile bildiğimiz kişilerin davranışları deyince, bu alışılmış, beynin süzgecinden geçirdiği ve ortalama olarak ortaya koyduğu algılar/motor-sensoriyal input ve bunlara karşı kişinin gösterdiği tepkiler bütünü ele alınır. FBH'nde ise hem "ben ve kişilik", hem uyarılara verilen yanıt, hem de bilinen normal bilinç hali değişebilir. Hatta bazı ilaçların ve yöntemlerin etkisi altında, irade denilen "normal bilince" ait fonksiyon tamamen kalkabilir, ileri düzeydeki FBH'nde ise kişi artık aynı kişi olmayabilir, bambaşka bir yapı kendini gösterebilir. Örneğin LSD-25 (lysergic acid diethyl amide) etkisinde pek çok bilinç dışı, arkaik, kolektif bilinç dışına ait motif ön plana çıkabilir, ya da hipnoz etkisi altında -aynı rüyalarda olduğu gibi- kişi bambaşka birisini oynayabilir, çoğul kişilik (multiple personality) geliştirebilir.

Beyin ve vücut, parasempatik ve sempatik sistemler denen iki sinir sisteminin etkisi altındadır. Sempatik sistem uyanıklığı ve dış dünyadan gelebilecek tehlikelere karşı insanın karşı koyma gücünü sağlar. Bir tehlike karşısında bilincin açılması, beyindeki noradrenerjik (bir katekolamin nörotransmitter) nöronların aktivasyonu ile gerçekleşir (örneğin locus coerules, noradrenalin salgılayan nöronlar açısından çok zengindir, aşırı aktivasyonu panik reaksiyona neden olur); bu sırada da sürrenal bezinden kana adrenalin isimli hormon salgılanır. Uyanıklığı sağlayan nöradrenalin olduğu kadar, özellikle beyin sapındaki raphe çekirdeklerindeki serotoninerjik nöronlar tarafından salgılanan serotonindir de. Ayrıca bu dengenin kurulmasında dopamin, GABA, enderfinler ve diğer nörotransmitterlerin de rolü vardır. Genelde "amin" yapısındaki nörotransmitterler, vücutta yüksek enerji üretime yol açan ve ergotropik olarak isimlendirilen bu sistemi aktive ederler. Bilinçteki elektriksel ve elektro-kimyasal statuslar (status: durum, hal), bilinç halleri, bellek hep bu nörotransmitterlerin farklı dengelerdeki etkileşimi ile ortaya çıkar! Kimyasal maddelerle veya dışarıdan verilen uyarılarla bu dengeleri değiştirmek mümkündür.

Parasempatik sistem ise daha ziyade vücudun dinlenme ve gevşeme sırasında etkili olan sistemidir, salgı bezleri ve sindirim sistemi parasempatik sistemin kontrolü altındadır. Trofotropik olarak isimlendirilen bu sistemin aktivasyonunda vücudun ürettiği enerji azalır. Beyinde özellikle asetil kolin isimli nörotransmitter, parasempatik nöronlardan salgılanır. Dinlenme durumlarında ve uyku sırasında parasempatik sistem daha hakimdir. Son görüşlere göre beden ve zihin birbirinden ayrılamaz. "Beden-zihin" kavramını ortaya koyan Prof. Alen Hobson'a göre uyku sırasında beyin FBH'ne girer, rüyalar bir çeşit halüsinasyondur ve her bilinç halinin karşılık geldiği bir elektro-kimyasal "beden-zihin" durumu mevcuttur (15, 16). Beden-zihin, bilincin bir anlamda tüm vücuda ve vücut fonksiyonlarına yayıldığını, bir böbrek üstü bezinin veya karaciğerin de en az beyin kadar bilincin yapısında etkili olduğunu ortaya koymaktadır; aynı kuvantum fiziğindeki birleştirilmiş alanlar teorisi gibi artık vücut fizyolojisi ile beyin birleştirilmektedir. Beden-zihin kavramı maddeden ve vücuttan ayrı, bilinci ve beyni şekilleyen "ruh" gibi bir aksiyomu da reddetmektedir. Çünkü oksijen ve glikozun olmadığı yerde nöronların oluşturduğu aksiyon potansiyelleri, nörotransmitter iletimi, dolayısıyla da bilinç olamaz . Örneğin LTP (Long term potentiation: uzun süreli güçlendirme) denen bir elektrofizyolojik olgu, belirli uyarılar sonucunda beyindeki nöronların sonraki benzer uyarılara verdiği elektrofizyolojik ve nörokimyasal mekanizmasıdır (son 20 yılda açığa çıkmıştır). Oksijen, glikozun veya yeterli sodyum ve potasyum konsantrasyonunun olmadığı yerde LTP de gerçekleşemez. Yani öğrenme ve bellek de olamaz; bu nedenle maddenin ötesindeki bir ruhun belleğinden de söz edilemez.

Farklı bilinç hali oluşturan durumlar

Yukarıda saydığımız normal bilinç halini oluşturan somato-sensoryal, sensoryal-motor vb. inputların değiştiği durumlarda FBH oluşabilir. FBH'ni aslında hepimiz bilmekteyiz; örneğin sarhoşluk, uyku, rüya görme hep FBH'dirler. Ama sistematize etmek gerekirse, FBH şu koşullarda oluşur (18):

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 551
favori
like
share
MyNiceWorld Tarih: 28.12.2005 00:40
EMEKLERİNE SAĞLIK PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER
HERKESE SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM
:cubuk:
ByStranqe Tarih: 07.12.2004 13:05
ßilGi İçin Te$ekkürler......