1) Dışarıdan gelen uyarıların azaldığı durumlarda: Dış uyarıların azaldığı, sensoryal-motor inputun minumuma indiği durumlarda, tekrarlayan monoton uyarıların varlığında FBH oluşur. Uzun süreli bir yere kapatılma durumlarında, (19); denizdeki uzun süreli stimulus yoksunluğunda (20); yükseklere çıkan jet pilotlarında (21); uyku bozukluklarında, uzun süren uykusuzlukta; duyusal yoksunluk deneylerinde (5, 6) FBH oluşur. Duyusal Yoksunluk Deneyleri, dış uyaranın minumuma indirildiği en ideal deneysel FBH koşullarıdır (5, 6). Denek, isotonik (kanla aynı osmotik basınca sahip) su içeren bir tanka girer. EKG (kalpten, elektrokardiyografi), EMG (kastan, elektromyografi), EEG (beyinden elektroensefolagrafi) kayıtlarıyla dış dünyaya bağlıdır. Vücut bu tankın içinde, karanlıkta, hiç bir ses, uyarı, görüntü olmadan yüzer; süre en az 8 saat-2 gün arasında değişir. John Lily, bu deneyleri bizzat gerçekleştirmiş, duyusal yoksunlukla birlikte LSD gibi halüsinojen maddeleri de denemiştir (5, 6). Duyusal yoksunluk tek başına bir süre sonra zaten halüsinojen etkiye sahiptir.

2) Dışarıdan gelen uyarının arttığı, motor veya duygusal aktivitenin arttığı durumlarda: Telkine açılmış bilinç halinde (22); beyin yıkama durumlarında; dinî veya mistik amaçlarda gelişen vecd (ekstazi) hallerinde; şamanik trans hallerinde, dinsel seromonilerde (23, 24); ateşte yürüyenlerin girdiği trans halinde (25); şeytana tapan (satanist) kültlerin ayinlerinde ve ritüellerindeki trans hallerinde (26); aşırı uzun süren cinsel ilişki veya uzatılmış orgazm (status orgasmus) halinde (27) FBH görülür. Ayrıca iç dinamiklerden kaynaklanan amnezilerde (hafıza kaybı), travmatik nevrozda, depersonalizasyonda, panik ataklarda, histeri konversiyonunda, psikozda, şizofrenik reaksiyonlarda FBH görülür.

3) Aşırı uyarılmışlık, aşırı zihinsel aktivite: Uzun süren problem çözme durumlarında, buluş ekstazisi durumlarında; karizmatik bir konuşmacıyı inanmış ve etkilenmiş olarak dinlerken; metronomu veya stroboskobu uzun süre izlerken FBH oluşabilir. Örneğin pek çok kişi üniversite sınavı gibi beynin aktif olduğu bir sınavdan sonra, zihinlerinin değiştiğini algılamıştır; bu aşırı zihinsel aktivitelerin yaklaşık 2-5 gün durmaksızın sürmesi FBH'ne yol açabilir.

4) Dikkatin azalması, uzun süreli uyanık relaksasyon durumlarında: Bu grupta ele alınan durumlar meditasyon, Yoga gibi aktivitelerde gelişen FBH'dir. Konsantrasyon meditasyonu, Zazen, mantra meditasyonu, Yoga hep birbirinden farklı tekniklerdir ve farklı bilinç hallerine yol açar. Örneğin Japonya'daki Zen merkezlerinde (Zendo) Budist rahipler, sabah 5'ten akşam 10'a kadar durmadan zen meditasyonu yaparlar. Zen meditasyonu sadece insanın gözleri yarı açık, önündeki bir noktaya konsantre olarak, nefes alış verişlerini dinlemesi (sayması) ve başka hiçbir şey düşünmemeye çalışılmasından ibarettir. Günler, aylar hatta yıllar sürer. Sonuçta varılan bilinç halinde, dünyadaki bazı gerçeklerin daha farklı ve daha doğru, özüne vararak kavrandığı iddia edilmektedir (Satori, samadri, nirvana, kozmik bilinç terimleri ile açıklanan durum). Bu bilinç hallerinde halüsinojenlerle varılan bazı bilinç hallerinin kavrandığına dair bulgular ve iddialar vardır.

5) Somato-psikolojik faktörlerin etkisi altında: Bunlar vücudun kimyası veya psikolojisindeki değişimler, patolojiler sonucunda yaşanan FBH'dir. Hipoglisemi (kan şekerinin azalması); uzun süren oruç; hiperglisemi; dehidratasyon (vücudun su yitirmesi ); tiroid veya adrenal bezleri fonksiyon değişimleri; narkolepsi (kendiliğinden kontrolsüz olarak uykuya düşmek); temporal lob epilepsi nöbetleri (de ja vu); epilepsi (sara) veya migren öncesi görülen auralar (kısa süreli uyanıklığın yitirildiği veya yitirilmeden yaşanan ön bilinç hali) FBH oluşturabilir.

6) Normal fizyolojik koşullar altında: Uyku ve rüya görme hali (REM uykusu) normal koşullarda yaşanabilecek FBH oluşturabilir.

7) Beyin ve vücut kimyasının değişimine bağlı olarak: Uyarıcı maddeler, halüsinojen ve psikedelik (psychedelic) maddeler, uyuşturucular, anestezikler, alkol, uyku ilaçları FBH oluştururlar. Özellikle uyarıcı maddeler ve halüsinojenlerle ulaşılan FBH beynin pek çok ilginç özelliğini ortaya koymuştur.

Farklı Bilinç Halleri'nde, tüm özellikler birbirine benzer biçimde değişmese de, genelde görülen değişiklikleri ele alacağız. Bir FBH bir diğerinden çok faklı olacağı gibi, belirtilecek tüm özellikleri taşımayabilir de. Örneğin meditasyonla varılan bilinç hali, duyusal yoksunluktan veya LSD, meskalin, psilosibin gibi halüsinojenlerle varılan bilinç hallerinden çok farklı olabilir; hipnoz ile varılan FBH ise hepsinden değişiktir. Kültürel etkiler, kişinin FBH'nden beklediği, kişisel motivasyonlar ve en önemlisi kişinin geçmişi ve psikolojik yapısı aynı yöntemle varılan FBH'nin bile birbirinden farklı olmasına neden olur. FBH'nin her şeyden önce bilmsel olarak incelenmesi çok zordur, çünkü deterministik (aynı koşullarda aynı sonuçları doğuran) bir yapı teşkil etmezler. FBH kişiden kişiye, toplumdan topluma ve zamandan zamana öylesine farklılıklar gösterirler ki, FBH'ndeki subjektive (öznelik) yüzünden bunların bilimsel olarak incelenip, incelenemeyeceği bile tartışma götürmektedir. Bu amaçlarla öyle ilginç müzik ve ses kayıtları piyasaya çıkmıştır ki, bunlarda bile uyaran aynı olduğu halde kişide oluşan FBH değişiktir.
Düşüncede değişimler

Hemen tüm FBH'nde konsantrasyon, dikkat, yakın ve uzun süreli bellek, yargılama, yaratıcılık, çağrışım, sonuç çıkarma ve problem çözme yeteneği değişir. Çoğunlukla çok farklı zamanlara ait anılar bilinç yüzeyine çıkarken, arkaik ve bilinç dışı motifler günlük hayatın görülen hatırlanan motiflerinin ve öğelerinin yerini alırlar. Bazı FBH'nde çocukluk, doğum anlarına kadar gidilip, o anlara ait, o zamanki arkaik bilinçte kalan duygulanımlar tekrar yaşanabilir. (bkz, resim 1, resimde doğum anı stresi ile ilgili korkuların ve bilinç halinin dile getirildiğine dikkat ediniz) . Neden ve sonuç ilişkisi daha bulanıklaşır, hatta bazen ambivalans (zıd iki düşünceyi aynı anda savunma) gelişebilir. Bilindiği üzere bu, şizofreni ve psikotik reaksiyonun bir özelliğidir. Ama bu psikolojik etkiler FBH'in yöntemine göre değişir. Uyarıcılarla ulaşılan farklı bilinç halinde (metamfetamin gibi, 10-30 mg) bilinç çok berraktır, herhangi bir gerçekten kopukluk, ambivalans ve neden-sonuç ilişkisi bozukluğu yoktur. Problem çözme ve öğrenme yeteneği hızlanır. Yalnız, bilinç akıldan geçmekte olan düşünceleri takip edemez hele gelir, çağrışım ve yaratıcılık çok artar. Bellek şu ana bağlıdır, zaman algısı bozulmamıştır ama geçmişe ait pek çok gerekli gereksiz anıyı hatırlamaktan dolayı zihin bir süre sonra yorulur. Yüksek doz uyarıcılarda (100 mg metamfatamin) çok güçlü şüphecilik (paranoya) gelişir, kişi en ilgisiz düşünce parçaları arasında bile ilişkiler kurmaya, anlamlar aramaya başlar; kişide zaten bir psikoz alt yapısı varsa bu ortaya çıkar.

Hafif halüsinojen olan uyarıcılarda [THC (tetra-hidro-cannabinoly), MDMA (metilen-dioksi-metamfetamin), MDA (3-4 metilen-dioksi-amfetamin) gibi] neden-sonuç ilişkisi bir miktarda bozulabilir. Çağrışımlar artar. STF [Serenity, Tranquility, Peaca; DOM (2.5 dimetoksi-4 metilamfetamin)] isimli uyarıcıda ise, MDMA'de olduğu gibi barış ve huzur hissi çok fazladır. Bu maddenin etkisinde insan kendisini evrenle ve çevresi ile son derece uyum içinde hissedebilir. Garip bir ironiyle gerek MDA gerekse MDMA, kimyasal savaş için sentezlenmişlerdir; ama kişiye inanılmaz bir barış hali verirler. Maryland'deki kimyasal savaş araştırma merkezi olan Adgewood Arsenal'da bu psikoaktif maddelerin raflardaki gizli kod adı EA-1299 (MDA) ve EA-1475 (MDMA)'dır. Bu etkilerinden dolayı, istihbarat örgütleri bu maddeleri kendi askerlerine vermek yerine düşman saflarındaki askerin yiyeceğine karıştırmayı düşünmüştür. MDMA, 1980'li yıllarda depresyon tedavi amacıyla kullanılmıştır.

Halüsinojenlerde, düşüncede temel bozukluklar olsa ve neden-sonuç ilişkisi bozulmaya başlasa da, kişi rüya veya hipnozda olduğu gibi tutarsız düşüncelere sahip değildir. Hipnozda kişi telkinle son derece mantıksız, çocukça düşünebilir hale getirilebilir ve bilincin kontrolü yoktur. Ama LSD ile varılan FBH'de (100-200 mikrogram) bilincin kontrolü tamamen herşeye hakimdir; hatta "LSD yolculuğunu" bizzat bilincin kendisi yönetir. LSD'nin etkileri burada anlatılamayacak kadar çok çeşitli ve fazladır. Meskalin kaktüs kökenli ve psilosibin ise mantar kökenli halüsinojenlerdir. İbogain ise iboga bitkisinin köklerinden çıkartılır. Bu halüsinojenlerin hepsi birbirinden çok farklı bir bilinç haline yol açarlar. Bu doğa kökenli halüsinojenler hep bazı alt kültürlerin "gerçeği bulmak, ermek" için kullandıkları maddelerdir. Meskalin uzun süre Orta ve Güney Amerika kültürleri tarafından; psilosibin ve marijuna ise yüzyıllardır, tüm şaman, pagan, cadı ve satanist kültürleri tarafından kullanılmıştır. İbogain de mistik törenlerde meskalin ve psikolin gibi "düşünceyi değiştirmek, farklı boyutları algılamak, doğa ötesi güçlerle temas kurmak, gerçeği keşfetmek" için Afrika kültürleri tarafından kullanılmıştır. Dinlerin ve mitosların ortaya çıkışında da doğanın insana sunduğu halüsijenlerin (otlar, mantarlar, kaktüsler) gördürdüğü sanrıların büyük rolü olduğu düşünülmektedir

Meditasyon ve Yoga ile varılan bilinç halinde düşüncel yapıda ve irdeleme yeteneğinde herhangi bir bozukluk olmaz; neden-sonuç ilişkisi korunur. Zazen bilinçte bir açıklığa ve berraklığa bile neden olabilir. Uzun süreli Yoga ve meditasyon sırasında ise halüsinasyonlar ve vizyonlar (vision) algılanabilir.

Duyusal Yoksunlukla (sensory deprivation) girilen FBH ise çok ilginçtir. Bilinç bir süre sonra normal neden-sonuç ilişkisini kaybetmeye, zaman algısını yitirmeye, halüsinasyonlar görmeye başlar. Düşüncede bütünlük bozulur.

Uyku ve rüyada ise beynin çağrışımla ilgili işlevlerinin arttığı görülür, mantık zinciri ve neden sonuç ilişkisi rüyalarda bazen korunabildiği halde, genellikle bozulur. Bir kişi aynı anda bir çok kişi olabildiği gibi, neden-sonuç ilişkileri de algısal distorsiyonlarla birlikte ortadan kalkar; zaten rüyaların uyku sırasında görülen halüsinasyonlar olduğu, ama bu halüsinasyonların bilgi organizasyonu, gereksiz bilgileri unutma, RNA sentezi, uzun süreli hafızanın yerleşmesi, günlük psikolojik sorunların halledilmesi açısından çok önemli olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca rüya görme sırasında yapılan buluşlar da çok önemlidir. Kekula'nın benzenin altıgen (hexagon) yapısını bulması, Mendelyev'in peryodik tabloyu bulması, Jon von Newman'nın bilgisayarların temelini atan buluşlarını yapması, Norbert Weiner'in radarı bulması, Einstein'in rölativite kuramı ile ilgili bazı gerçekleri formülize etmesi, Tesla'nın bazı buluşları hep rüya sırasında gerçekleşmiştir. Ayrıca bu örnekler hatırlanabilen rüyaları ele almaktadır. Rüyada görülüp de unutulan ama günlük hayatta ortaya çıkması olası diğer buluşlara hiç değinmiyoruz. REM uykusu engellendiğinde insanlarda yine halüsinasyonlar ve düşünce hataları ortaya çıkar. Yapılan çalışmalar yüz saat civarında uykusuz kalan kişilerde akut psikoz, yoğun depresyon, regresyon (geçmişe gitme), çocuksu ve arkaik motiflerle düşünme, mantıksızlık, emosyonel (duygulanım) bozukluk, neden-sonuç ilişkilerinde ve bellekte bozukluklar, problem çözme yeteneğinde hatalar, süreli ağlama veya gülme davranışı ortaya çıktığını ortaya koyar.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 934
favori
like
share
MyNiceWorld Tarih: 28.12.2005 00:41
EMEKLERİNE SAĞLIK PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER
HERKESE SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM
:cubuk:
ByStranqe Tarih: 07.12.2004 12:59
ßilGi İçin Te$ekkürler......