Beyin yıkama ile ilgili bazı yöntemlerin de FBH yaratacağı bilinmektedir. Örneğin satanist ve şamanist ritüeller, dini-mistik törenler, vecd-catharsis-trans halleri hep insanlarda FBH yaratır; ama bunların mekanizması henüz bilinmemektedir. Bu bilinç hallerinde düşünce bütünlüğü, neden sonuç ilişkisi, tutarlılık bozulur, kişi savunma mekanizmasından, bilinç dışı motiflerin ve de en önemlisi ruhani liderin (guru, şeyh, kült lideri ) etkisi altına girer. Mistik trans halinde bilinç öylesine değişir ki, ağrı algısı ve günlük yaşanmakta olan kişilik bile kaybolabilir; örneğin trans halindeki kişi ağrı duymadan sağına soluna şiş batırabilir, ateş üzerinde (korlaşmış kömür) yürüyebilir. İnsan beyninin oto-hipnotik özellikleri, dini-mistik trans hali ile ve uzun süren inzivayla, ibadetle aktive edilebilir; veya MDA, ibogain gibi insana mistik bir deneyim yaşatacak ilaçlarla bunu sağlamak veya güçlendirmek mümkündür. Hiç kuşkusuz ki dinsel, mistik ve doğaüstü faktörlerle oluşturulan FBH en mükemmel beyin yıkama yöntemlerinden birisidir. İnsanların bu vecd-trans halinde tanrıyla, peygamberlerle, melekler, cinler veya bedensiz uzaylı yaratıklarla konuşup, binbir çeşit halüsinasyonlar ve illüzyon görmeleri ve bunların gerçek olduğuna, kendilerinin seçilmiş olduğuna, bu dünyada bir misyonları olduğuna tüm hayatları boyunca inanmaları içten bile değildir; bu sayede insanlara yaptırılması çok zor herşey (cinayet, işkence, hırsızlık vb.) yaptırılabilir. Dinsel ve mistik FBH insan beyninin piskolotik ve halüsinasyon görmeye uygun yapısını başarıyla ortaya çıkarırlar. Bu nedenle istihbarat örgütleri böyle alt kültürler, kültler ve dinsel trans törenleri yaşayan gruplarla çok ilgilenmişlerdir. Söylenen hedef parapiskoloji ve ESP (ESP: Duyular dışı idrak, Extra Sensory Perception) ile ilgili araştırmalar yapmaktadır, ama asıl hedef kitlelerin, küçük veya büyük grupların ideolojik kontrolü ve bireysel zihin kontrolüdür.

Narkotik analjezikler (uyuşturucu morfin ve eroin) ile alkol ise merkezi sinir sistemini baskılayarak bir FBH oluştururlar. Alkol ve eroin güçlü fizyolojik ve piskolojik bağımlılık yaparlar. Eroin çok güçlü bir sedesyon (sakinlik) verir, ağrıya verilen subjektif yanıtı yok eder; eroin etkisinde kişi hiçbir şeyi umursamaz (42), tüm dünyadaki dertlerden kurtulur, apatikleşir. Düşüncede bütünlük kaybolmaz, halüsinasyon pek gelişmez (yoksunluk sendromu dışında), neden-sonuç ilişkisi pek kaybolmaz. Alkolde ise neden-sonuç ilişkisi, motor koordinasyon bozulur; inhibisyonlar (psikolojik engelleme) ortadan kalkar, bilinç dışındaki tüm motifler ortaya çıkar. Alkol iyi bir konuşturma aracıdır. Alkol yoksunluğunda halüsinasyonlar gelişebilir.

Beş duyudaki değişimler, halüsinasyonlar ve algının distorsiyonu FBH'nin büyük çoğunluğu beş duyu algısını ve bilincin bunlar üzerindeki yorumunu değiştirir. Yüksek doz uyarıcılarla (metamfetamin) beş duyuda değişim olabilir, renkler ve sesler daha keskin algınabilir. Bu ilaçların halüsinasyona yol açan çok aşırı dozlarında ise renk halüsinasyonları başta olmak üzere, cisimlerde distorsiyonlar (eğilme bükülme) görülebilir. THC ve MDMA gibi uyarıcılarda halüsinasyonlar görme sıklığı daha fazladır. THC'de bilinç dışına ait çeşitli baskılanmış motifler, imajlar ortaya çıkar. MDMA ise çevreyi ve doğayı daha barışçı, uyum içindeymiş gibi algılamaya neden olur. Renkler, sesler, tadlar ve dokunuş duygusu keskinleşir. Bilincin algıları filtreleme yeteneği de değişeceği için bu maddelerin etkisinde bilincin oto-kontrolü büyük ölçüde kalkar. Güçlü halüsinojenler olan LSD, MDA, STP (DOM), psilosibin, PCP (phencylidine) meskalin, ibogain, algılanmakta olan herşeyin distorsiyona uğramasına, renklerin ve seslerin değişmesine, renklerin ses, seslerin de renk olarak algılanmasına neden olurlar, sesleri duyma eşiği çok düşebilir (bkz. resim 1 ve 2). Bu ilaçlar insanlarda çeşitli sanrıların (halüsinasyon) ortaya çıkmasına neden olur. Bu sanrılar bilincin kendi isteğiyle değiştirdiği imajlar olabildiği gibi, algılanan distorsiyona uğramış dış dünyaya da ait olabilir. Örneğin LSD etkisinde gözlerini kapayan birisi bir çizgi film görmeye başlayabilir, ama gözlerini açtığında yine kendini bu çizgi filmin devamında veya içinde bulabilir, dış dünyada algıladıkları bu filmin bir parçasıymış gibi örülebilir; veya gözlerini açınca bambaşka bir filmin içine girdiğini görebilir.

LSD etkisinde tüm yüzeylerde yoğun bir dalgalanma, insan yüzeylerinde şekilerde ise şekil, biçim, derinlik, boyut değiştirme görülür. Meskalin ise daha ziyade renklerle ilgili değişimlerde etkilidir; tüm dünyayı yeşilin tonlarında gören bir denek, bir klakson sesiyle tüm dünyayı kırmızının tonlarında görmeye başlayabilir. Kaleidoskopik görüntüler, danseden renk cümbüşleri, duyguların-düşüncelerin şekil ve renklere dönüşmesi bu psikedelik maddelerin ortak özelliğidir. MDA, Meskalin, ibogain ve psilosibin, LSD'den daha güçlü bir mistik halüsinasyon yaratır; bu ilaçlarla bir kült içinde, yeterli ön hazırlıkla insanları transa sokmak ve istenilen amaçlar doğrultusunda kullanmak mümkündür. İbogain, biliçli rüya görme hali yaratabilir. Halüsinojenler, tüm bilinci ve kişiliği bir çırpıda etkileyebilecek ve değiştirebilecek ilaçlar oldukları, çok farklı amaçlarda kullanabilecekleri için çok tehlikelidir.

Hipnozla insanlarda algı değişimleri, distorsiyonlar yaratmak, kontrollü halüsinasyonlar gördürmek çok kolaydır. İnsanlar olmayan kişilerle konuşabilir, olmayan cisimleri algılayabilir; bunları da uyandıktan sonra çok net hatırlayabilirler. Hipnoz ve hipnozla varılabilen FBH halen gizemini korumaktadır. Hipnozla insana istemediği bir şeyin yaptırılamayacağı ise, hipnozu kâr amaçları için kullanan psikiyatrlar ve araştırmacılar tarafından "insanları hipnozun zararsızlığına inandırmak için" atılmış kuyruklu bir yalandır. Hipnoz altında kişiye içinde bulunduğu ortam öyle bir biçimde algılatılabilir, telkin öylesine usta bir biçimde verilebilir ki, kişi belirli bir işaretle istenen zamanda kayıtsız şartsız söyleneni yapar. Candy Jones isimli mankenin, yaklaşık 10 yıl boyunca CIA tarafından çift kişilikle yaşatıldığına ait kitaplar bile yazılmıştır. Uzun süreli meditasyon, yoksunluk deneyleri ve Yoga ile algılarda distorsiyonlar ve halüsinasyonlar gelişmektedir. Meditasyonun, Batı kültürüne ve zihniyetine pazarlanmış bir biçimi olan Transandantal Meditasyonu yapanlar ise, ileri derecedeki kurslarda, "görünmez olduklarını, uçtuklarını, duvarlardan geçtiklerini" iddia ekmektedirler. Bu iddialar Transandantal Meditasyonun algı distorsiyonlarına ve halüsinasyona neden olduğunun en bariz kanıtıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 859
favori
like
share
MyNiceWorld Tarih: 28.12.2005 00:42
EMEKLERİNE SAĞLIK PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER
HERKESE SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM
:cubuk:
ByStranqe Tarih: 07.12.2004 12:57
ßilGi İçin Te$ekkürler......