Bir yaprağın kımıldamasından daha basit bir işin, bir fiilin dahi meydana gelebilmesi için kâinatın Sahibinin dilemesi gerekir. Hiçbir şey, Onun emri dışında oluşamaz. Herşeyin Onun dilemesiyle teşekkülüne meşîet-i İlâhî denir. Bu husus bir çok âyet-i kerîmede işlenir. Birisinin meâlinin bir parçası şöyledir: Allah dilediğini yapar. (Bakara, 253 Enâm 35) Âyette ise, Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma! diye ferman edilir.

Madem o dilemedikçe biz dileyemeyiz; öyle ise kader ile Onun dilediği gibi yaratmasıyla hür irâdeyi nasıl birleştireceğiz? Diğer bir ifâdeyle, Onun dilemesi dışında hiçbir şey oluşmuyorsa, bu insanın hür irâdesiyle çelişmiyor mu? Elbetteki hayır! Hiç şüphesiz her bir şeyin meydana gelebilmesi, Allahın iradesi, dileği ve rızası ile olur. Çünkü, irâde ve iş yapma cihetinde varlıklar içinde en ileri seviyede olan insanoğlunun bile Allah dilemezse eli-kolu kalkmaz, ağzı açılmaz ve midesi çalışmaz; çalışamaz! Yiyeceği, ağzımıza attıktan sonraki karanlık yollarda, birçok işlem merkezinde gördüğü istihaleleri, hazım ve bir çok karmaşık işlemlerden geçiremezdik. Zaten pekçok organımızın enteresan ve muhteşem faaliyetlerinden habersiziz. Bu demektir ki, irademizin, isteğimizin geçerli olduğu işlerde bile, yüzde doksan dokuz onda dokuzunun daha azından bile haberdar değiliz. Öyle ise, bütün bu kanunlar, faaliyetler, işlevler Onun dilemesiyle olmaktadır.

Cenâb-ı Hak, insana hür irâde vermiştir. İnsan ister, talep eder, arzular, meyleder; Hâlık-ı kâinat yaratır. Kul istese de, Cenâb-ı Hak istemezse o iş olmaz. Meselâ, asansöre binip, yukarı ve aşağı katlara inmek gibidir. Kul asansöre biner. Asansörü indirip, çıkarmak kendi isteği ve gücü ile değildir. Eğer asansör çalışmazsa, kul inip-çıkamaz. Onun işi, sadece düğmeye dokunmakla meyletmektir.

Öyle ise, ister irademiz, ister irademiz dışında olan bütün fiil ve hareketlerimiz, Allah dilemedikçe biz dileyemeyiz. Gücümüz, aklımız, irademiz çok cüzî, hattâ vehmî, kıyas-ı vahid yani ölçü birimi gibi aslında olmayıp var kabul edilirken, nasıl dileyebiliriz ki? İrademiz de böyledir, isteğimiz de böyledir, imân da böyledir: Kul ister, Cenâb-ı Hak yaratır ve imân nûrunu kalbine ilka eder. Ancak, irademizin geçerli olduğu işlerde bizim dilememizi Kendi dilemesine bağlamıştır. Diğer taraftan, pek çok âyette de, Cenâb-ı Hak, kulunu serbest bıraktığını beyan buyurmuştur. Zaten serbest olmazsak, imtihanın, peygamber göndermenin, günah-sevabın, Cennet ve Cehennemin ne gereği olur?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 434
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 21.05.2007 10:46
allah razı olsun
by_ufuk Tarih: 10.03.2006 00:02
[COLOR=burlywood]Sunmuş olsuğun güzel ve faydalı bilgilerin için çok sağol
Allah (c.c) razı olsun
corleoni Tarih: 08.03.2006 18:23
paylaşım için sağol kardes
aakay Tarih: 05.03.2006 17:17
helal kardes
DeliMavi Tarih: 16.02.2006 08:01
tesekkurler elıne emegıne saglık allah senden razı olsun
serhatbey_066 Tarih: 15.02.2006 16:26
allah (c.c) razı olsun bu güzel bilgilerinden dolayı
Turania Tarih: 14.02.2006 13:06
allah razı olsun emeğin için tesekkurler