Son zamanlarda, Müslüman-Türk düşmanlığı ve "Bizans'ın yeniden ihyası" propagandasına kendini kaptıran çevrelerden gelse gerek; "İstanbul'un fethedileceğine dair, hadîs olarak Hz. Peygamber (S.A.V.)den nakledilen sözün, uydurma olduğu ve Fâtih'in, müstemlekecilik hareketine, dinî bir hava vermeye çalışması neticesi, sırf barbarlığını kamufle etmek için, Hz. Peygamber (S.A.V.)e atfen böyle bir hadîsi uydurduğu veya uydurttuğu ve İstanbul'un fethinin dini bir hüviyeti olmadığı, zaman zaman söylenmektedir. Bunlar tamamen asılsız sözlerdir, art niyetlidir.

& yılını idrak ettiğimiz bugünlerde değerlerinden kopmuş fetihle işgal arasındaki farktan habersiz bazı sözde aydınlar bu fetihten rahatsız olmaya başladılar. Eskiden şekilsel de olsa kutlamalara ev sahipliği yapanlar bugün batılı dostlarını(!) incitmemek adına İstanbulun fethine olabildiğince yüzeysel yaklaşıyorlar. Kutlamalar ise ancak birkaç programla sınırlı. Falanca takımın şampiyonluğu, AB uyum yasaları, IMFnin bilmem kaçıncı gözden geçirme haberleriyle dolu gazetelerimizde fetihle alakalı en küçük bir hazırlık ve kutlama haberi bile göze çarpmıyor. Cesur Yürek filmindeki İskoçyalıyı yere göğe sığdıramayan medyamız Ulubatlı Hasanı çoktan unutmuş görünüyor.

Bildiğiniz gibi Arapça bir kelime olan "Fetih", açmak demektir. Peki İstanbul´un Fethi ile açılan nedir? Fethi işgal yani; askeri bir zafer olmaktan ayıran nedir?

Fetih bir yeri ve orda yaşayanları; bulundukları derin ve karanlık kuyulardan hak ve hakikate çıkarmaktır. Aydınlığa, huzura, adalete ve insanlık imkanlarına kavuşturmaktır. İstanbulun fethi ile de karanlık zalim emperyalist, köleci, ahlaksız, cahil toplum sistemi gitmiş; hürriyet, adalet, birlik, ahlak ve gelişmeyi sağlayan bir sistem gelmiştir. Bunun yanında kana susayan barbarların zaferleri ise, insanlığa hep felâket getirmiştir. İşte İskenderin istilâları, işte Moğolların beldeler yıkan, ocaklar söndüren işgalleri ve işte Timurun zaferleri!

İstanbulun fethi ile birlikte yıllardır; zulüm, ahlaksızlık ve soygunculuğun pençesinde inleyen insanlara huzur, adalet ve mutluluk yolu açılmış oldu. İstanbula giren Osmanlı askerleri çiçeklerle karşılanmış ve halk her türlü çirkinliğin sembolü haline gelen Latin serpuşu yerine İslamın adaletinin simgesi olan Türk sarığını büyük bir açık gönüllülükle kabullenmişti.

Fatih şehre giren ordusuna söylediği: Zinhar çocukları, din adamlarını, sizinle savaşmayan ihtiyarları öldürmeyin. Kadınlara dokunmayın. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin size lâyık gördüğü şerefin ehli olasınız sözleri bir fatihle işgalci arasındaki en açık göstergedir. Bununla da kalmayan Fatih, Tıpkı Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin, Mekkenin fethinden sonra, "Bize ne ceza verecek?" diye bekleşen halka "Bu gün kınama günü değil, hepiniz hürsünüz!" demesi ve kutlu beldenin valiliğini biraz önce kendisine diş bileyen Attâb İbn Eside vermesi gibi, İstanbulun fethinden sonra halka; her hususta serbest olduklarını, isterlerse camilerin duvarına bitişik kilise yapabileceklerini ilân etmiş olması Onun yolunda yürüdüğünü ispat ediyordu.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5913
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 21.05.2007 10:42
allah razı olsun
corleoni Tarih: 10.03.2006 01:12
işte bizim atalarımız böyle merhametliydi
smerkya Tarih: 10.03.2006 00:19
hersey olabilir... :18:
by_ufuk Tarih: 10.03.2006 00:13
[COLOR=burlywood]Sunmuş olsuğun güzel ve faydalı bilgilerin için çok sağol
Allah (c.c) razı olsun
serhatbey_066 Tarih: 15.02.2006 16:36
bilgi için tesekkurler arkadasım
Turania Tarih: 14.02.2006 12:45
bilgi için tesekkurler arkadasım
serko Tarih: 12.02.2006 21:18
ulubatlı hasanı medyamis unutmus olabilir ama biz unutmadik!!!!
biligi icin tesekürler arkadasim