Gönül penceresinden ansızın bakıp geçti... Bir yangının külünü
yeniden yakıp geçti...

Şehrin en kalabalık yerinde ona rastlayabileceğimi nereden
bilebilirdim? Üstelik bu rastlantıyla darmaduman olacağımı
bilseydim, değil aniden bastıran yağmurdan kaçmak, dışarıda üzerime
çığ düşeceğini bilsem kaçmak için o alışveriş merkezine girer
miydim? Ama olan oldu. Onca kalabalığın arasında kader yine gelip
beni vurdu.

Önce benzetiyorum sandım. Sonra başımdan aşağı dökülen kaynar suyla
bir güzel yıkandım. O, bu beklenmedik tesadüfü beklermişçesine,
hatta sanki ben onu yıllardır orada bekletiyormuşum gibi, beni
görünce derin bir oh çekercesine rahat bir gülümsemeyle yanıma
yaklaşırken, ben adeta donakaldım. Aman Allah'ım kimbilir görüntü
olarak da ne salaktım! Durumumu daha iyi kavrayasınız diye filmi
iki gün öncesine sarıp, aramızda geçen diyaloğu kafa sesimle
birlikte aktarayım:

-Oooo... Merhabaa... Napıyosun? (o mutlu mutlu gülümsüyor)
-İ... İyi... yim... Napıyosun burda... Şey yanii... Nasılsın demek
istedimm... (Dumur haldeyim.)
-İyiii... Alışveriş yapıyorum. Güzel bir tesadüf! (Hala aynı
rahatlıkta)
-Kilo mu almışsın sen biraz? (Ne diyeceğini bilemediğimden,
dikkatimi çeken ilk şeye sığınıyorum. İlk çamı da böylelikle
deviriyorum.)
-Biraz evet. Ameliyattan sonra oldu! Sen aynısın gördüğüm
kadarıyla... (Bana jest yapıyor olmalı!)
-Yok ben de aldım biraz. Ama ne ameliyatı ya? Hiç haberim yok...
(Sahiden ne ameliyatı?)
-Fıtık! Aldırdım. (Refakatçisi kimdi acaba?)
-A... Öyle mi? Çok geçmiş olsun. (Gerçekten üzüldüm.)
-Ama iyiyim şimdi. Bir hafta kıpırdamayacaksın demelerine rağmen,
evime yürüyerek geldim. Yakın ya hastane... (Refakatçisi yokmuş
demek!)
-E haber verseydin keşke. Yardım ederdim sana. (Yalan değil,
ederdim.)
-Üzülme, tek başıma hallettim. İyiyim şimdi. Vaktin varsa gel kahve
içelim. (Tek başıma dedi!)
-Şey... Pek vaktim yok ama... (Evet mi demeliyim, hayır mı?)
Hadi hadi... Özlemişim seni. Gel konuşalım biraz. (İçsek mi?)
Peki o zaman birer kahve içelim. (Nedense huzursuz değilim.)

Şimdi bu hikayenin kahramanına isim de istersiniz siz, değil mi?
Sözünü ettiğim kişi, daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi
kalbime yerleşen ve giderken içini talan edilmiş halde bırakan
kiracılardan biri! Kendisi benim nezdimde aslen rahmetli. O yüzden
şaşırdım, e siz şaşırmaz mısınız karşınıza çıksa şimdi bir zombi?

Oturup birer kahve söyledik. Aradan geçen iki yılı değerlendirdik.
İnanın çok tuhaf oluyor. Yani bir zaman önce "en sevdiğim"
dediğiniz adam tam karşınızda oturuyor. Gözlerinizin ta içine bakıp
"Çok güzel görünüyorsun." diyor. Sizin cevabınız ne olurdu bilmem
ama benimkisi "Farkındayım." oluyor! Evet, iki yıl önce aynı
cümleyi söylediğinde bünyemde 2000 kalori eriten adama cevabım
aynen bu oluyor. Allah'tan o espri yaptım sanıyor ve "Daha iyi
gördüm seni ama. Yüzünde değişik bir huzur var." diyor. Ardındansa
"E anlat Yaso... Hayatında neler var?" sorusu geliyor. "Hiiiç. İş
güç hep." diyorum, başka ne diyeceğimi bilemeden. "Hayatında biri
yok mu?" diye pat diye soruveriyor. Susuyorum. O bir soruyla
duvarlarımı yıkmaya çalışırken, ben o an yanaklarımdan tüm vücuduma
yayılan ateşle havale geçireceğimi sanıyorum!

Neyseki imdadıma kafe elemanı yetişiyor. "Başka bir şey arzu eder
miydiniz?" diye soruyor. "Evet ederim. Lütfen beni iki sene
öncesine götür ya da şu an bu soruyu neden duyduğumu söyle bana."
demek geliyor içimden. Kafe elemanı gidiyor, şaka gibi ama o
ısrarla tekrarlıyor: "Anlatsana... Neler yaşadın?" Neler mi
yaşadım? Aslını istersen bıraktığın enkazı yeni ortadan kaldırdım!
O nedenle sen şimdi ne diye karşıma çıktın, hiç anlamadım! Böyle
demedim tabii. "Kamera şakası mı bu?" dedim, "Konuşacağımız başka
konu mu yok?" diye ekledim. "Demek ameliyattan sonra yürüyerek eve
gittin..." diyerek konuyu değiştirdim. "Evet ya... Doktorun verdiği
menü dışında yemek yemek de yasaktı ama ben aşağıdaki kafeden bir
sürü çikolata siparişi verip yedim." dedi. "Hasta bakıcılar
anlamadılar mı peki?" dedim merakla. Hızla cevap vereyim derken,
ağzından kaçırdı sonunda "Refakatçim için istediğimi söyledim!"

Kalakaldı. Hatta donakaldı. Göz gözeydik. O bende yanıt ararken,
şimdi onun özel hayatında idik. Toparlamaya çalışacaktı,
yapamayacağını anladı. Kendine güldü, en başta gerçeği gizlediğine
üzüldü. "Bir refakatçim vardı hastanede. Gece kaldı ama sabah
gitti" dedi. Hala yüzüne bakıyordum. Neden yalan söylediğini
düşünüyordum. Bu rastlantının gitgide anlamsızlaşmasından
korkuyordum. "Öylesine refakatçi denmez, ziyaretçi denir" dedim
birden. Masanın üzerinde çakmakla oynayan elimin üstüne elini koydu
aniden. "Senin gibi değildi" dedi, kalbim hızlanırken...

Bir filmin, bir şiirin, bir hüzünlü melodinin içinde gibiydim.
Kendi kendime "Şimdi sadece kızdığını sandığın bu adamdı bir
zamanlar en sevdiğin... Resmine bile bakıyorken eridiğin..."
diyordum. Elim avucunun içinde ben hala çakmakla oynuyordum. Bir
yangının külünü yeniden mi yakıyordum?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1216
favori
like
share
casper Tarih: 27.04.2006 16:20
Çok keyifle okudum ben bu hikayeyi,
iki tarafta istekli inşallah yangının külü yeniden alevlenir,
Genel mesajım ise SEVENLER HİÇ AYRILMASINLAR
DermanAbi Tarih: 26.04.2006 11:53
[COLOR=orangered]Ortalığı Kasıp Kavurmuşsun Duygularla, Acılarla ve En Güzel Olgularla... Emek ve Paylaşımların İçin Çok Teşekkür Ederim Güzel Arkadaşım...
Turania Tarih: 26.04.2006 07:25
ellerıne emeğine tesekkurler
Dj_SeLo Tarih: 26.04.2006 00:41
Ahh ablam ahhh keske hiç yanmasaymış o kül... :79:

Yüreğine sağlık canım ablam cok muhtesem bi hikaye
fatma.cetin Tarih: 25.04.2006 14:02
BIZIMLE BU SENIN ICIn COK ÖZEL HIKAYEYI PAYLASTIGIN ICIN tesekkürler.
Manolyaa Tarih: 25.04.2006 04:12
emegine saglik özlemcim cok güzel bir hikaye
cristiana Tarih: 25.04.2006 00:37
Harika bir hikaye ...
Bizle paylastigin icin tesekkurler.
cLaSs Tarih: 24.04.2006 23:52
[COLOR=burlywood]Harika Bir hikaye.. Yangin mi yakiliyor Kullendigi sanilan Közler alevemi dönüsüyor belli degil Tesekkurler paylasim icin
Sadık-70 Tarih: 24.04.2006 21:35
[color=#00ffff]harika bişey ya
[color=#00ffff]bizimle paylaştığın için teşekkür ederim arkadaşım