Yüreklerimizde kücücük günesler,
alnimizda secdelerde O`nun rahmetine bulanmi$ aydinlik,
gözümüzde taifte payina düsen ta$larin acittigi kalbimizin
ya$lari var $imdi.
Sen yoksun.!
Dudaklarimizda naatlar,
kulaklarimizda cöl kizlarinin yaktigi agitlar
gecelerimizde karanliklarimizi aydinlatan nurun var.
Sen yoksun.!

Efendim,
sen gittin yenilgiler kaldi
kulaklari sagir eden ugultular kaldi
sen gittin adresine ula$mayan söylemler kaldi
sen gittin kurumu$ irmaga döndü yüregim
kurakligim kavurdu bedenimi
güne$te bile sicakken kaldim
sen gittin katila$ti,ta$la$ti benligim.
sen gittin matem dü$tü payimiza.
Renklerin tonlari soldu,
ilkbaharimizin ye$ili,
yazimizin güne$i soldu.

Sen gittin ekinimizin hasadi yitirdi bereketini
Günlerimize gece,gönüllerimize hazan dü$tü
Sen gittin,her saniye bir asir $imdi
Sen gittin,hayat hüzne aldirmaz oldu
Huzur dünyadan cekildi.
Sen gittin bizler yenik dü$tük zamana,
"Hayat ancak ahiret hayatidir" sözünü unuttuk.
Hüsrandayiz $imdi!..

Senden sonra
Karanliklar icinden dogup büyüyen
her yanimizi cepecevre ku$atan
aydinlik bir cagridir payimiza dü$en hasretin.!

Senden sonra
Sonbahar olsada ya$anan mevsim,
sonsuzluk aleminden müjdeler veren,
her ki$in bir bahari oldugunu hatirlatan sözlerin var hala.

Ve bizler,
hüzün devirlerinin corak topraklarinda acan güller gibi,
aydinligi kurakligimiza rahmet yapmak icin ariyoruz.
Umutla ve sabirla,topragin tohumu bekledigi gibi ilkbahari bekliyoruz.

Efendim
bizi de kendi sancaginin altinda
yaralarina merhem bulmu$ ümmetinden eyle.
Ben sana sikica sarilayim
sen birakma beni hicligin kötürüm kollarina...




Nurdal Durmus

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 452
favori
like
share
Liberty Tarih: 26.02.2006 14:18
Sonra günler ay,
Aylar yıl oldu.
Ve asırlar oldu
Sensizliğe açtık gözlerimizi.
Ama sen bırakmazsın bizi.
Sen varsın ey şehitlerin sultanı
Sen varsın!
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.

cok sevdigim bir siir.Allah razi olsun.
GÜLSiMA Tarih: 26.02.2006 13:14
Sevgili!
Ümmü mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri,
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medinene uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin,
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin,
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
'kardeşlerim' deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
Gelseydin,
Dolaşsaydın sofralarımızı,
Bir tabak fazla görecektin,
Bir bardak, bir kaşık fazla...
Ve sofrada bir yer boş,
Baş köşe! ..
Ola ki sen(a.s.m.) lutfeder gelirsin diye.
Gelseydin,
Dolaşsaydın gecelerimizi,
O 'kutlu doğum' gecelerini,
Anneler görecektin.
Yeni doğmuşsun gibi,
Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
Mışıl mışıl uyuyasın diye
Seni sabahlara kadar
Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
Sevgili!
Gelseydin,
Medine-i münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi,
Eyyüb sultan gibi,
Kab bin malik gibi,
Bir fecir vaktinde,
Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
Arkalarına bakmayı ar sayan,
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin,
Elleri, o öpülesi elleri,
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
Gelseydin,
Gecenin zifiri karanlığında,
Uykunun en tatlı aralığında,
Rabiatül adeviyye gibi rabbiyle başbaşa
Gençler görecektin.
Gözyaşı dökerken günahlarına,
Veysel karani'den istediğin gibi,
İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
Gelseydin,
Asr-ı saadet gibi olmasa da,
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen.
Ama sen gelseydin,
Dikenler bile gül kokardı efendim(a.s.m.) ! ! !
Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
Hz.vahşi gibi...
Hani sen hane-i saadet'ten mescid-i nebevi'ye giderken
Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
Seni mescidin önünde bekleyen ashabı'nınsa
Bakışları yerdeydi.
Edepten göz göze gelmezlerdi.
Sende(a.s.m.) tebessüle nazar ederdin.
Mütebessim çehreni bir ebu bekir(r.a.) görürdü,
Bir de ömer(r.a.) ...
Şimdi okununca ezan-ı muhammedi
Pencerelerde, kapı önlerinde,
Seni(a.s.m.) bekleyen nemli gözler var.
Gelseydin,
Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
Sevgili!
Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
Sevgili!
Bekliyoruz!