Hiç şüphe yok ki, bu sabah yatağından kalkan bütün Roma'lıların tek konuştuğu şey futbol. Dünyanın en ateşli derbilerinden birisi dün gece oynandı. AS Roma hemşehrisi Lazio'yu gol yemeden yenerek hem taraftarlarına "diğerlerini" delirtme fırsatı verdi, hem de ardarda aldığı onbirinci lig galibiyetiyle Serie A tarihinin en çok seri galibiyet alan takımı ünvanını da eline geçirdi. Peki bütün bu olan biten neyin nesi? Daha onbir maç öncesine kadar yerden yere vurulan bu takıma ne oldu da bir anda Şampiyonlar Ligi potasına girdi?

2004 yazında Fabio Capello'nun Juventus'un başına geçmesi kötü günlerin başladığının ilk göstergesiydi. Ortasahanın dinamosu Brezilyalı Emerson'un da hocasını takip edip takımdan ayrılmasıyla karamsarlık başkente iyice hakim olmuştu. Capello'nun ardından teknik direktörlük koltuğuna oturtulan Cesare Prandelli'nin eşinin sağlık sorunlarıyla ilgilenmek için takımdan ayrılması, Alman Rudi Voller'e Roma'nın altın anahtarını verirken kulüp yöneticileri, henüz dört maçta boy göstermiş Alman kurdunu göreve almakla hata yaptıkları kanısına varıp tecrübeli hocanın görevine son veriyordu. Porto'da başarısız bir sezon geçiren eski Chievo Verona koçu Luigi Del Neri Roma'ya gelirken Giallorossi'nin bir kaç ay içerisinde bir kaç hoca değiştirmesi İtalyan basınında alay konusu oluyordu.

Futbol tanrıları, Zeus misali şimşeklerini Roma'nın kızıllarına yağdırmaya devam ediyordu. Dinamo Kiev'e karşı Olimpico'da yapılan Şampiyonlar Ligi maçında kendini kaybeden taraftarlar sahayı bozuk para yağmuruna tutuyor, yaralanan hakem Anders Frisk maçı tatil ederken UEFA'nın aldığı 3-0'lık hükmen mağlubiyet kararı ve seyircisiz oynama cezasıyla Roma, Şampiyonlar Ligi'ne havlu atıyordu. Bir takımın başına daha ne gelebilir diye düşünüyor insan. Luigi Del Neri'nin de kötü gidişe dur diyememesiyle Roma yönetimi, takımın başına "kulubün çocuğu" Bruno Conti'yi geçiriyor; Mayıs ayında takımı Serie B'ye düşmekten kurtaran Conti şehirde bir kez daha kahraman ilan ediliyordu.

Önceki sezon Udinese'ye Şampiyonlar Ligi biletini kazandıran Luciano Spalleti, 2005 / 2006 sezonunda takımın başına getirilirken Philippe Mexes transferindeki uygunsuzluk dolayısıyla FIFA'nın verdiği 1 yıl transfer yapma yasağı, yeni sezonda da Roma'nın kötü şansının devam edeceğinin sinyallerini veriyordu.

Yeni sezonun başlamasıyla yine istikrarsızlık kendini başkentte gösteriyordu. Spaletti ligin ilk yarısının sonlarına doğru UEFA ve Coppa Italia'da yoluna devam etmesine rağmen ligde aldığı başarısız sonuçlar yüzünden kovulmanın eşiğinden döndü. Antonio Cassano'nun yeni kontrat yapmaya yanaşmaması takımda huzursuzluğu tırmandırırken Roma'da umutsuzluk hakimdi.

2006 yılına girilirken Roma çilesini doldurmuş görünüyordu. Hırçın Antonio Cassano'nun Real Madrid'e gönderilmesi beklenenin çok üstünde bir etki yarattı. Coppa Italia'dan Juventus'un elenmesi, Roma'lı taraftarlar için inanılmaz bir hazdı. Fabio Capello'ya verilen tokat gibi bir cevaptı bu iki sene önceki ayrılığa dair. Ardarda alınan galibiyetler, UEFA Kupası'nda yoluna devam eden takım ve tabii ki Francesco Totti...

Roma'lıların "Sarı İlah"ı Totti, formunu bulup takımını sırtladı derken ayak bileğini kırarak hem Roma'yı hem de yaklaşan Dünya Kupası öncesi İtalyan Milli Takımı'nı zor durumda bıraksa da Roma, büyük kaptanlarının yokluğunda çıktığı iki maçı da kazanarak adeta gövde gösterisi yaptı. Ezeli rakipleri Lazio'yu 2-0'la geçerek Serie A'da üst üste en çok galibiyet alan takım oldular. Totti'nin deyimiyle "Tarihe adlarını yazdırdılar."

Gelecek sezon bu takımı şampiyonluğa oynarken izlerseniz hiç şaşırmayın. Roma İmparatorluğu'nun tarihi gölgesi altında yeniden yükselen imparatorluğun çocukları, Roma'nın destansı dirilişini tarihin sayfalarına tırnaklarıyla yazıyorlar.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 387
favori
like
share
puslukurt Tarih: 28.02.2006 11:41
Roma'nın dirilişi zaten rekorlarıda beraberinde getiriyor..
ZeuS Tarih: 28.02.2006 10:29
haber için saol usta