Son Chelsea-Barcelona maçı skoruyla ve kırmızı kartıyla geçen yıl Nou Camp'taki ilk kapışmaya benzeyebilir. Fenerbahçe-Beşiktaş maçı da pozisyon bolluğu bakımından bu maça benzetilebilir. Ancak temelli ayrılıklar da var. Futbolun motoru bu işte. Futbol farklılıklar üzerinden yürüyor, gelişiyor.

Geçen yılki Chelsea-Barça maçlarında Katalanlar kendi topunu oynamış, Güney Londralılar rakibe saygı gösterip fırsat kollamıştı. Chelsea'liler, Barça'nın orta çizgide oyun başlatan geri adamlarına basmış ve kaptıkları toplarla ilk yarı üç gol atmıştı... Bu kez Rijkaard rakibe saygı gösterdi. Chelsea'nin özelliğini kullandı; onsekizi üzerine doğru kurduğu demir huni içinde rakibi top kaybına zorladı. Marquez'i geriye çekip Edmilson'u orta alana almasından belliydi bu. Mourinho'nun cezalı Essien yerine Gudjohnsen tercihi ise orta alanını az da olsa zayıflatmıştı. Sonuçta, ilk yarı iki takım da orta alanda prese presle, sertliğe sertlikle cevap verdi. Oyunun futbol şiddeti yükseldi, top 'yandım Allah' diye dolaştı sahada.

Fenerbahçe-Beşiktaş maçını migren ağrıları arasında izledim. Saha çok büyük ve bomboş geldi bana. Banttan izleyince anladım ki her iki takım da rakip ataktayken kalesine doğru ricat ediyor, orta alanı boşaltıyor... İlk yarım saatte Beşiktaş savunmaya çekildi, Fener rahat geldi. Üstelik Luciano da gizli golcü olarak ataklara katıldı. Ara paslarla girdikleri pozisyonları Beşiktaş liberosu Cordoba önledi. Kurtardığı pozisyonlarda Oscar'ın altı pasın dışında olduğuna dikkat edin. Fener'in kaybettiği topları Kleberson, boş alandan derin ve uzun paslarla forvetlere geçirdi. Böylece Cordoba ve Kleberson uluslararası kalibrede olduklarını gösterme fırsatı buldu.

İkinci yarı da farklı olmadı. Dört stoperden kurulu Beşiktaş savunması atağı hiç düşünmedi. Ahmed Hassan ve Tümer, Kleberson'a yaklaşarak alan daralttı. Bu üçlü zaman zaman 50-60 metre top sürerek hiçbir Fenerliye rastlamadan orta alanı geçti. Maç öncesi taktiğine uygun olarak ayağa tek pas yaptılar. Beşiktaş golleri böyle gelen toplarla oldu... Fenerbahçe'yi bir tek Appiah taşıdı karşı alana. Artık biliyoruz; eşit güçlerle oynadıklarında Alex top takımındayken, Aurelio da rakipteyken var sadece. Bu yüzden Avrupa'da oynamıyorlar... Tigana, tanıdığı Anelka'yı ikili kademelerle kolay durdurdu. İş duran top setlerine kalmıştı.

Takım kaç kişi?
Chelsea-Barça maçında futbolcular çok aktiftiler. Hamle üstünlüğünü almak için topa büyük bir hevesle gittiler. Öyle ki ilk iki gol, topa ulaşmak için 'fazla hamle' yapan savunmacılar tarafından kendi kalelerine atıldı. Çamur sahada tam bir savaş oldu. Kırmızı kart bu savaşkanlıktan geldi. Futbol sert oyun ama bir salise geç kaldın mı, futbol dışına ve dolayısıyla saha dışına çıkıyorsun.

Fenerbahçe-Beşiktaş maçının 'güzelliği' ve pozisyon bolluğu takımların hamle yetersizliğinden doğdu. Top çok rahat dolaştı. Göstere göstere goller oldu. Maç 5-5 bile bitebilirdi. Beşiktaş gollerinde Fenerli savunmacılar topun kaleye girmesini ya da dışarı çıkmasını bekler gibiydiler. Beşiktaşlılar goller öncesinde üç kez gol vuruşu şansı buldu. Fener gollerinde Beşiktaş savunması sadece adama bakınca topu ağlarında gördü. Bugün artık savunmanın gücü uzun boylu değil, hızlı olmaya bağlı. Ya da pozisyon sezgisine... Zago'yu, Ronaldo'yu, Emre'yi, hatta Ahmet Yıldırım'ı yollarsan, sabahlara kadar duran top idmanı yap, Gökhan Zan dışında nafile...

Chelsea-Barça maçında her iki takım da sahaya 11'er kişi çıktı ama fiilen 16'şar, 17'şer kişiyle oynadı. Saha daraldıkça daraldı. Kırmızı karttan sonra Mourinho kendi Ronaldinho'su Joe Cole'u çıkarıp, sağlamlığı esnekliğe yeğledi. Geremi'yi sağ beke alarak Ferreria ile yer değiştirtdi; hem Ronaldinho'yu durdursun hem de atağa çıksın diye... Böylece 10 kişiyken bir gol attılar. İkinci yarı Barça'nın geri adamlarıyla kamikaze akınlara başladı. Hız yükselterek presten kurtuldular, hamle üstünlüğünü aldılar. İkinci golde öyle hızlı paslaştılar ki Eto'o'yu direk dibinde kimse alamadı. Golde, ortayı stoper oynayan Marquez'in yapması rastlantı değil. Ronaldinho hem geri gelip savunma yaptı hem de rahat alan aradı. İlk goldeki serbest vuruşta 9.15'lik bir boş alan buldu zaten...

Fenerbahçe-Beşiktaş maçında takımlar 6'şarlı, 7'şerli oynar gibiydi. Beşiktaşlı ve Fenerli savunmacılar sadece top savuşturdu. Alex sadece 9.15'lik boşluk bulduğunda vardı. Ümit-Serkan değişikliğinin sebebini anlayamadım... Lucescu dönemindeki gibi ileri ikiliye atılan Sergen, maçın en verimli koşanı ve serbest vuruş kullanmadan 'yıldızı' oldu. Soru şu: Bu ligin 'iki futbolcu' değerindeki adamı Sergen, modern bale oynayan Barça'da ya da sert ve hızlı Chelsea'de forma bulabilir mi? Çok geç değil mi!


Tigana unutur mu?
Chelsea-Barça maçında, kırmızı kart pozisyonunda Messi'nin hakeme baktıktan sonra abartılı bir biçimde yerde yuvarlanması can sıktı. Motto yerde yatarken topu süren Robben de maçın 'çirkin' futbolcusuydu. Bu pozisyondan sonra Mourinho, Rijkaard'ın yanına gidip bir şeyler söyledi... Ben, "Kusura bakma bizimkiler maça kendilerini kaptırdılar, kulaklarını çekeceğim" demiş olmasını isterdim.

Fenerbahçe-Beşiktaş maçına ise iki hoca sohbet ederek çıktı. Bitiş düdüğünde, maçta kıyasıya mücadele eden Sergen ve Appiah kol kolaydı, Deniz ve Ahmet Hassan da. Brezilyalılar çok sevimliydi... Derbiyi savaş gerilimine sokan yetkililere ve yöneticilere şöyle der gibiydi futbolcular: "Siz karışmayın, biz topumuzu oynayalım. Derbiler , pazar günleri gündüz olsun. Tribünlerin dörtte biri konuk takım taraftarına ayrılsın. Futbolsever tat alarak izlesin, biz tat alarak oynayalım." Bu olmazsa, Tigana belki maçı unutacak ama kafasına yediği ve sahadan topladığı 'yabancı maddeler'i unutmayacak.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 681
favori
like
share
tncy Tarih: 21.03.2006 22:15
beyler sergene laf yok ben sergen sahada olduğu zaman çok rahatım çünkü o bir efsane o oynamasın gol atmasın yinede bu sergen sevgisi bitmez
stealth-36 Tarih: 21.03.2006 13:03
ABİ TÜRK OLDUUİCİNDİR DOSTUMUZ olmadıkı yabancılar
corleoni Tarih: 10.03.2006 22:00
paylaşım için sağol
alvin18 Tarih: 08.03.2006 18:15
sergen beşiktaşta doğdu beşiktaşta ölür :85:



kAchnA Tarih: 07.03.2006 16:50
Sergen, Oralarda Değil Çünkü Yıldızının İlk Parladığı Dönemlerde Çok Hata Yaptı..

Hatalarının Farkına Geçte Olsa Vardı Ve Yuvasına geri Döndü..

Allah'tan Avrupa'da Falan Oynamıyor..Allah'tan Beşiktaş'ımda Forma Giyiyor..
BLaCK-EaGLe Tarih: 04.03.2006 17:20
ARKADAŞLAR SİZE KATILIYORUM SERGEN TÜRKİYENİN GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ SOLAĞI
ugly__king__ Tarih: 03.03.2006 19:50
Sergen türkiyenin en klas adamı :85: varmı başka onun gibisi adamın yaptıkları ortada. birazda kendine baksaydı avrupa da olurdu.
beşiktaşlı_kartal_fatih Tarih: 02.03.2006 13:50
sergen bir süperstar ama beşiktaşın süperstarı beşiktaş sergeni satarsa beşiktaşı ancak 2. liglerde görebilirdik
asperkan Tarih: 02.03.2006 11:26
futboldan cok at yarisi seven bir futbolcudan ne beklenirki... ama oynadigi zaman futbolu tartisilmaz...