Degisen bir dünyada, zoraki degisiklikler yasiyoruz. Hatta en degismez sandigimiz aliskanliklar dahi degisebiliyor zamanla...
Degismeyen tek sey galiba sevginin cazibesi oluyor...
Birde yalnizlik duygusu...
Sevginin cazibesi diyorum, cünkü sevgiyi eskittigimiz vakitlerde dahi, sevginin cazibesinden kurtulamiyoruz. Sevginin ve Sevdanin...

Ayse, Nimet, Hatice, Ebrar...
Metin, Hasan, Ihsan, Tarik...
Isimleri asabiliyoruz ama sevmenin cazibesinden kurtulamiyoruz. Sevmenin getirdigi güzellikleri cabuk unutuyor ve ayriliklardan duyulan sancilara nisbet edercesine sariliyoruz...

Hepsinden agir gelen ise, dost bildiklerimizin sorgulari oluyor.
Neden basladigini sorgulamayanlar, bitisini sorgu sual fasli ile dayanilmaz sandigimiz acilara boguyorlar.

"Neden bitti?..."
"Vah vah vah... Nekadar yakisiyordunuz birbirinize..."
"Siz bir elmanin iki yarisi idiniz...."
"Ben demistim sana, uzak dur ondan diye... Simdi hic bosuna üzülme..."

Yorumlar...
Sorular...
Ve biz adina verilen cevaplar...
Halden anlayan pek cikmiyor.

Derin kuyular kaziyoruz icimizde ve o kuyulari yine kendimizle dolduruyoruz.
Bir yanimiz eksiliyor ve asla eski coskumuza kavusamiyacagimiza iman ediyoruz.
Asilmaz sandigimiz daglar dikiyoruz yollarimiza ve geldigimiz bütün yollara dikenler ekiyoruz, dönüsü olmasin diye.
Hasret ve keder ile büyütüyoruz dikenleri, daglari ve engelleri...
Sonunda yine yapayalniz kaldigimiz hissini devlestiriyoruz icimizde.
Etrafimiz kalabaliklara bogulsada, biz yalniz oldugumuza iman ediyoruz.

Önce hüzüne boguyoruz geceleri ve zamanla hüzün kederlesiyor.
Geceleri uyuyamaz oluyoruz, gündüzleri ise uyanamaz...
Hayat gece basliyor ve günesin dogusuyola bitiyor bizim icin.
Alt üst oluyor düzenimiz...
Aliskanliklarimiz degisiyor ve tembellesiyoruz.

Zamansiz hickiriklar dügümleniyor bogazimiza,
Onu animsadikca...
Bir kücük hatira yetiyor, ona dair herseyi tekrar gündemimize tasimak icin.
Hatirlamak icin önce unutmali insan...
Unutulmaz sandiklarimizi hatirlayinca,
busefer onlari unuttugumuz icin kendimize iskenceye basliyoruz...
Ic hesaplasmalar sürüyor...
Karmasik siirler yaziyoruz ona dair...
Bazen onu, suretini ve ona dair herseyi bir harfe sigdiriyoruz.

Elif diyoruz...
Mim diyoruz...
Sin diyoruz...
Nun diyoruz...
Vav diyoruz...

Bilmeyenler anlamsiz buluyor satirlarimizi...
Zaman geliyor ve zaman geciyor.
Ilac olur dedikleri zaman...
Birgün eski misralarimizi okurken, onu degilde ona dair bir vehimi sevdigimizi anliyoruz. Daha siki baglaniyoruz anilara...
Ve daha da büyütüyoruz icimizde ki daglari...
...firtinalari
...yanginlari

Aci veriyoruz kendimize...
Sucluyoruz ve asagiliyoruz kendimizi..
Siirler, sarkilar ve öyküler biriktiriyoruz icimizde ona dair,
onun icin...
Belkide bizim icin...

Bazen telefonumuza ezberimizde duran numarasini tusluyoruz.
Ve karsi taraftan gelen "efendim" sesi ile gönlümüz bir kez daha sizliyor.
Suc üstü yakalanmis bir cocuk gibi kapatiyoruz telefonu hemen.
Ve dayanamayarak tekrar ariyoruz.
Tekrar bir "efendim"...
Ve tekrar sessizce yerine birakilan ahize...

Onu hayatimizdan cikaramadigimiz icin kendimize kiziyoruz.
Hesap vermeye kalkisiyoruz kendimize...
Iskenceye dönüsüyor bitmis bir masal...
Yetmiyor onca aci,
oturup eski mektuplari okuyoruz bir bir...
Resimleri yaktigimiz güne dair bir öfke beliriyoruz kendimize karsi, icimizde...

Kimseye anlatamiyoruz bu zulümü...
Evet zulüm...
Kendimize...

Oturup böyle yazilar kaleme aliyoruz...
Üc nokta ile soyutluyoruz kendimizce, satirlari mahrem duygulardan.
Kendimizce,
mahrem olmayanlari siraliyoruz bir bir bos bir sayfaya...
Paylasilan her kederin tükenecegine inanmak istiyoruz.
Dayanilmaz boyutlar aliyor acilarimiz...

Denizde esen poyraz biz;
Dev dalgalar olusturan...
O dalgalar arasinda bogulan biz;
hedefini unutmus bir gemi olarak...

Degismez saniyoruz makus talihimiiz.
Hüzün ile basladigimiz yolculugumuza gam ve keder ile devam etmekten bunaliyoruz.

Zaman geliyor,
ibadetlerimiz dahi aksiyor...
Aksamayan ibadetlerimizde ise ruh kalmiyor...
Biz olmaktan uzaklasiyor ve
kendimizi sahte dostluklarin kollarina birakiyoruz.

Kimimiz sigaraya basliyor,
kimimiz uykuya sariliyor...

Her gelen gideni aratiyor,
zira her gelende Onu ariyoruz...

Aranmasi gerekeni unutuyoruz.
Bulunmak isteyeni bulamiyoruz...
Bir bulsak, rahmetiyle bütün acilara son verecegini anlamiyoruz...

Dostlarin yeni sorgulari,
ve bitmek tükenmek bilmeyen ic muhasebeler yoruyor iyice...
Ve birgün...
Ansizin...
Bir ayet cikiyor karsimiza, bir dostun vesilesiyle...

(Nur Suresi 26. Ayet) Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; temiz-iyi kadınlar, temiz-iyi erkeklere; temiz-iyi erkekler de temiz-iyi kadınlara (uygun)dur. Bu (temiz ola)nlar, onların söyledikleri iftiradan uzaktır. Onlar için mağfiret ve (cennette) cömertçe bir rızık vardır.

Onca zaman sizlanmanin nekadar yersiz oldugunu görüyoruz..
En cok O´ndan utaniyoruz...
"Herseyi en iyi bilen"in O oldugunu unutmus olmanin ezikligiyle,
dua etmekten bile utanir hale geliyoruz.
Hic ummadigimiz anda bir huzur hücum ediyor gönlümüze...

(Nur Suresi 149.Ayet) Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz ya da bir kötülüğü affederseniz, bilin ki, Allah da çok affedicidir, her şeye gücü yetendir.

Ayeti ile dahada rahatliyoruz...
Affediyoruz ve unutmaya gayret ediyoruz...
Ve dua ediyoruz...

Rabbim katindan gelecek her hayra muhtacim!!! (Hz. Eyub´un duasi)

Gecikmis bir teslimiyet ile, Rabibmizin katindan gelecek hayri bekliyoruz.

(Bakara Suresi 277.Ayet) Îman edip salih (makbûl ve ecir kazandıran) iş yapanların, namazı dosdoğru kılıp, zekatı verenlerin Rab'leri katında mükafatları vardır. Onlar için hiç bir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Rabbimizin mahzun etmeyecegi kullardan olmanin yolunu kavramis olmanin sevinciyle eski kederlere son vermeyi arzuluyoruz...

(Bakara Suresi 216. Ayet) Olur ki (bazen) hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur ve hoşunuza giden bir şey de sizin için şer olur(İşlerin nefse değil, Hakk'ın rızasına uygunluğu aranmalıdır.) (Hayırlı ve doğru olanı) Allah bilir, siz bilemezsiniz.

Bir kez daha utaniyoruz onca hayiflanmadan ötürü...
Bizler icin ser gönünlerde aslinda bizler icin hayr olabilecegini,
herseyin en güzelini Rabbimizin bilebilecegini unutmus olmanin ezikligi büyüyor busefer icimizde...

(Şura Suresi 28.Ayet) O, (insanlar) ümit kestikten sonra (kullarına) yağmuru indiren, rahmet (ve bereket)ini (her yere) yayandır. Övülmeye layık gerçek dost ve yardımcı da O'dur.

Ümitle ve sevgiyle Rabbimiz katindan gelecek hayri beklemeyi ögreniyoruz...
Sevgiyle,
cünkü sevginin cazibesinden yine kurtulamiyoruz...
Allah´in yoluna dönmüs olmanin huzuru ile,
"Hayat aslinda güzeldir" diyebiliyoruz...

Ve...
Birgün, ansizin Onun nisan haberiyle bir kez daha sinaniyoruz...
Aciya yelteniyoruz önce...
Sonra "Rabbimiz katindan hayr" diliyoruz...
Ve bir kez daha duaya siginiyoruz...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 398
favori
like
share
eskitoprak Tarih: 14.03.2007 14:53
paylasim icin tesekkurler