Bir gün Üftade Hazretleri müridleri ile beraber bir kır sohbetine çıkmıştı.Emri üzerine bütün dervişler,kırın en güzel yerlerine dolaşarak hocalarına birer demet çiçek getirdiler.Ancak Kadı Mahmut Efendi'nin elinde sapı kırılmış solgun bir çiçek vardı sadece.Diğrlerinin neşeyle elindikileri hocalarına takdiminden sonra Kadı Mahmut ,Bynunu bükerek bir kırık ve solmuş çiçeği Üftade Hazretleri'ne takdim etti.
Üftade Hazretleri,diğer müridanın meraklı bakışları arasında sordu:

-Evladım Mahmud!Herkes demet demet çiçek getirdikleri halde, sen niçin sapı kırık solgun bir çiçek getirdin?

Kadı Mahmut edeple başını öne eğerek:

-Efendim!Size ne takdim etsem azdır!Ancak hangi çiçeğe elimi uzattıysam onu ''Allah Allah''diye Rabbini tesbih eder bir halde buldum.Gönlüm onların bu zikirlerine mani olmaya razı olmadı.Çaresiz bende elimdeki şu tesbihine devam edemeyen çiçeği getirmek zorunda kaldım!...

Bu güzel ve mana dolu cevaba son derece memnun olan Üftade Hazretleri'nin dilinde o anda:

-Hüdayi,Hüdayi!...Evladım!Bunda sonra senin ismin Hüdayi olsun!...Ey Hüdayi!Bu kır gezisinden yalnız sen nasiplenmişsin.

Böylece Kadı Mahmut ,Hüdayi oldu.Zira artık kainattaki esrar-ı ilahiyeye ve kudret akışlarına aşina olmuştu.Adeta kainat, kendisine sırlarını açan bir kitap olmuştu.
Bundan böyle Hüdayi diye anılan Kadı Mahmut Efendi, haiz bulunduğu üstün ve müstesna manevi mertebesi dolayısıyla hürmeten ismine ''Aziz''sıfatı da ilan edilerek Aziz Mahmud Hüdayi diye yad olunur.

Osman Nuri TOPBAŞ

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 597
favori
like
share
eskitoprak Tarih: 21.03.2007 17:36
tesekkurler paylasim icin sagol