[COLOR=orangered]1- Uğurlu ve Bereketli Kadının Bir Alameti:

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kadın ilk çocuğunun kız olması onun uğurlu ve bereketli olmasının (bir) alametidir." [1]

Ne kadar ilginçtir ki dinimiz ve dinimizin peygamberi, bugün toplumumuza hakim olan kültür ve anlayışın tam tersine, kız çocuğu ve kız

çocuğu doğuran anneye olan bakış tarzını bu şekilde ortaya koymaktadır. Bu da bizim toplum olarak, bir çok konuda olduğu gibi bu

konuda da İslamî anlayıştan uzak olduğumuzu ve cehaletten kaynaklanan âdet ve törelerden etkilendiğimizi gösteriyor.

2- Kız Evladı:

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kim üç kız çocuğunu veya üç bacıyı kefaleti altına alır ve onların geçimini sağlarsa, cennet ona vacip olur." Ya

Resulallah, ikisi nasıl? diye sorulunca: "İkisi de' diye cevap verdi. Birisi nasıl? diye tekrar sorulunca: "Birisi de' diye cevap buyurdular. [2]

Resul-i Ekrem (s.a.a) yine şöyle buyurmaktadır: "Bir insanın bir kız çocuğu olur da ona güzel bir terbiye ve talim verir ve ALLAH'ın verdiği

nimetleri ondan esirgemezse, bu onun ile cehennem ateşi arasında bir engel ve perde olur." [3]

Bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin kız çocuğu olur da ona eziyet etmez, küçümsemez ve erkek çocuklarını ondan üstün

tutmazsa, ALLAH bu tutumundan ötürü onu cennete götürür." [4]

İşte bu dinimizin bakış tarzı, o da toplumumuzda hakim olan cahiliyet anlayışı. ALLAH bizi ve toplumumuzu ıslah eylesin.

3- Kadınlara Cihad Sevabı:

Amellerin en üstünlerinden birisi, belki de en üstünü ALLAH yolunda cihad etmektir; ondan da üstünü şehid düşmektir. Bildiğimiz

sebeplerden dolayı ALLAH-u Teala kadının üzerinden bu görevi kaldırmıştır. Ancak başka yollardan bunu telafi etmiş ve mücahid erkeklere

verilen sevaptan kadınları mahrum bırakmamıştır. Ama nasıl? Bunu sevgili peygamberimizin dilinden dinleyelim:

Bir gün Resulullah (s.a.a) cihadın faziletinden bahsettikten sonra; kadının biri ALLAH Resulüne: "Ya Resulullah, kadınların da bundan

nasibi var mıdır?" diye sorunca; buyurdu: "Evet kadın hamileliğinden doğum yapıncaya kadar, ALLAH yolunda cihad eden mücahidin

sevabını alır. Bu süre içerisinde vefat ederse de şehid sevabını alır." [5]

4- En İyi Kadınların Beş Önemli Özelliği:

İmam Rıza (a.s) Hz. Emir-ül Mû'minin (a.s)'dan şöyle nakletmiştir: "En iyi kadınlarınız beş özelliğe sahip olan kimselerdir." "O beş özellik

nedir ya Emir-el Mû'minin?" diye sorulunca şöyle buyurdu:

a-) Hafif yüklü ve mihiri az olan,

b-) Yumuşak huylu ve güzel ahlaklı olan,

c-) Kocasına itaat eden,

d-) (Onun yüzünden) kocası öfkelendiğinde, onu razı etmeden uyumayan,

e-) Kocası bir yere gittiğinde onun gıyabında onu koruyan; (haysiyetine, malına kimseyi dokundurmayan) kadın."

Evet böyle bir kadın, ALLAH-u Teala'nın bir elemanıdır; ALLAH'ın elemanı ise hiçbir zaman hüsrana uğramaz." [6]

5- Kadınların Cihad Meydanı:

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ALLAH resmi cihaddan gerçi kadınları muaf kılmıştır; ancak bunun sevabını başka yollardan telafi etmeği

mümkün kılmış ve bir anlama kadınlar için başka bir cihad meydanı belirlemiştir. Bu ise belki zahirde kolay bir olay olarak düşünülebilir.

Ancak derinlemesine düşünüldüğünde kadının aile ortamında büyük görevleri ve ağır sorumlulukları bulunduğunu ve bu görevlerini en iyi

şekilde ve Rabb'imizin istediği ölçüde yerine getirdikleri takdirde bu büyük sevaba nail olurlar. Şimdi bunu yine hadislerin dilinden

öğrenmeye çalışalım:

Hz. Emir-ül Mû'minin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kadının cihadı, kocasına karşı olan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek (ve onu

hoşnut etmesidir.)" [7]

Bir gün Ensar kadınlarından birisi olan Esma bint-i Yezid, ashabının arasında bulunduğu bir sırada Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna vardı ve

şöyle arz etti: "Anam, babam sana feda olsun; ben kadınların bir elçisi ve temsilcisi olarak huzurunuza varmış bulunmaktayım. Canım

size feda olsun, doğu veya batıda bulunup da benim huzurunuza neden vardığımı duyan her kadın mutlaka benimle aynı şeyleri

paylaşacaktır. Arzım şudur ki:

ALLAH seni hak olarak bütün erkek ve kadınlara göndermiştir. Ve biz sana ve seni gönderen Rabb'ine iman etmiş bulunuyoruz. Biz

kadınlar, siz erkeklerin evlerinde oturarak, sizlerin isteklerini yerine getirmekte ve evlatlarınızın yükünü taşımaktayız. Siz erkekler ise

Cuma namazı, cemaat namazı, hasta ziyareti, cenaze merasimine katılma, haccetme ve hepsinden de önemlisi ALLAH yolunda cihad

etme gibi amellerle biz kadınlara üstün kılınmışsınız. Sonra hacca, umreye veya sınırları korumaya çıktığınızda, elbiselerinizi dokuyan ve

çocuklarınızı eğiten yine bizleriz. O halde ey ALLAH'ın Resulü, sevap ve mükafat açısından sizinle bir ortaklığımız var mı?"

ALLAH Resulü (s.a.a) o kadının bu sözlerinin ardından yüzünü asabına çevirerek şöyle buyurdu: "Acaba bu kadının dini meselelerinden bu

şekilde sorması gibi güzel bir konuşma dinlediniz mi?" Ashap da "Ya Resulallah, dediler biz bir kadının böyle konuşabileceğini sanmazdık."

Sonra ALLAH Resulü (s.a.a) kadına dönerek şöyle buyurdu: "Ey kadın, git ve seni bekleyen kadınlara söyle ki, sizden her kim eşine karşı

vazifelerini en güzel şekilde yerine getirir ve onu hoşnut etmeğe çalışır ve ona itaat etmeğe çalışırsa, erkeklerin alacağı o kadar sevabın

hepsi ona da verilecektir." Bunu duyan kadın sevinçli bir şekilde ve tekbir ve tehlil getirerek ALLAH Resulü'nün huzurundan ayrıldı. [8]

İşte ilahi adalet buna derler. Kadın-erkek arasındaki eşitlik böyle mi sağlanır, yoksa kadınlara da erkekler gibi, yaradılışları gereği

kaldıramayacakları bir takım ağır yüklerin ve sorumlulukların yüklenmesiyle mi? Evet insanların amelleri, doğuracağı sonuçlar ile ölçülür;

bu açıdan ise görüldüğü gibi kadınlara da erkeklere verilen mükafatların aynısı verilecektir; elbette vazifelerini yerine getirdikleri takdirde.

Bu mevzunun daha iyi pekişmesi ve bacılarımızın vazifelerini daha iyi müdrik olabilmeleri için birkaç hadisi daha bu bölüme eklemek

istiyoruz.

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bir kadın vefat ettiğinde kocası ondan razı ise, cennete girer." [9]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Siz kadınlardan herhangi biri, evinde ev işleriyle meşgul olması vasıtasıyla (iman ve ihlas şartıyla) mücahidlerin

cihad sevabını alır inşALLAH." [10]

Yine şöyle buyurmuştur: "Bir kimse, hanımının kötü ahlakına sabrederse, ALLAH ona Hz. Eyyub'a belalara sabretmesinin sevabını verir.

Bir kadın da kocasının kötü ahlakına sabrederse, ALLAH ona Asiye bint-i Mezahim'in sevabının aynısını verir." [11]

Bir kişi Resulullah'ın yanına gelerek şöyle dedi: "Benim bir eşim var ki eve girdiğimde beni karşılar, evden çıktığımda uğurlar. Beni

üzüntülü gördüğünde ise, nedir seni üzen? der; eğer geçim ve rızk sıkıntısı ise, buna kefil olan var (yani ALLAH rızka kefildir; bilahare bir

çıkış yolu bulunacaktır.) Eğer seni sıkan, rahatsız eden şey, ahiret endişesi ise, ALLAH bu sıkıntını artırsın (yani ahiret düşüncen çok olsun

ki ona kendini hazırlayasın)." Bunu dinleyen ALLAH Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "ALLAH'ın bir çok (özel) elemanları vardır ki bu kadın da

onlardandır. ALLAH ona bir şehidin yarı sevabını verecektir." [12]

İmam Cafer-i Sadık (a.s)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Medine'li Müslümanlardan bir kişi bazı işleri için (yolculuğa) çıktı. Çıkarken

hanımından o dönünceye kadar evden bir yere çıkmaması için söz aldı. Bu arada kadının babası hastalandı. O birisini Resulullah'a

göndererek, kocasının yolculuğa çıktığını ve dönünceye kadar evden çıkmaması için söz aldığını, fakat bu arada babasının hasta olduğunu

ve babasını ziyaret için izin verip vermediğini Resulullah'a sordu. ALLAH Resulü cevaben: "Hayır, evinde otur ve kocana itaat et."

buyurdu. Bilahare babası vefat etti. Bu sefer kadın gidip de babasına namaz kılması için izin istedi. ALLAH Resulü yine: "Evinde otur ve

kocana itaat et." buyurdu. Böylece kadının babası defnedildi. Bu sefer ALLAH Resulü birisini kadına yollayarak şu mesajı iletti: "Hiç

şüphesiz ALLAH, kocana itaat ettiğin için seni de, babanı da bağışladı." [13]

Hz. Ali (a.s): "Kadınlarınızın en hayırlısı eşlerine en çok mihriban ve çocuklarına en çok merhametli olan kimsedir." [14]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Müslüman bir erkek, İslam'dan sonra, kendisine baktığında huzur bulan, emrettiğinde itaat eden ve gıyabında

onun (haysiyetini) ve malını koruyan Müslüman bir eşten daha iyi bir (nimet) ve fayda elde etmemiştir." [15]

İmam Sadık (a.s): "Saliha bir kadın, salih olmayan bin erkekten daha hayırlıdır. Hangi kadın, kendi eşine yedi gün hizmet ederse, ALLAH

onun yüzüne cehennemin yedi kapısını kapatır ve cennetin sekiz kapısını açar; hangisinden isterse içeri girer." [16]

Evet ALLAH-u Teala'nın kadınlara inayet ve lütfü bu kadar büyüktür. Elbette ki bütün bunlarda, başta iman ve ihlas şarttır. Yani Müslüman

kadın bütün bunları ALLAH rızasını kazanma niyetiyle yaparsa tabii ki bu sevapları alır.

6- Kadınlar İçin Tehlike Çanları:

Buraya kadar ALLAH-u Teala'nın kadınlara olan lütuf ve inayetini gördük. Şimdi madalyonun diğer yüzüne bakıp kadınları bekleyen bazı

tehlikelerden ve ALLAH korusun, vazifelerini yerine getirmedikleri ve İlahi ölçüleri dikkate almadıkları takdirde yüklenecekleri vebal ve

katlanmaları gereken kötü sonuçlardan biraz bahsedelim ki inşaallah o tehlikelerden kendilerini koruyabilsinler ALLAH'ın yardımıyla.

İmam Cafer-i Sadık (a.s)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kadın eşine, 'Ben senin yüzünden bir hayır görmedim." derse, hiç şüphesiz

ameli boşa çıkar ve yok olur." [17]

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir kadın, diliyle kocasına eziyet ederse, onu kendisinden razı edinceye kadar, ALLAH onun

hiçbir tevbesini, keffaretini ve iyi amelini kabul etmez; hatta gündüzlerini oruç ve gecelerini ibadetle geçirse dahi." [18]

Yine şöyle buyurmuştur Efendimiz (s.a.a): "Hangi kadın kocasıyla müdara etmez ve onu güç yetiremeyeceği şeylere mecbur kılarsa,

onun hiçbir iyi ameli kabul olmaz ve (tevbe etmeden ölürse,) ALLAH'ı gazaplandırdığı halde onun huzuruna varır." [19]

Yine şöyle uyarmaktadır hanımları: "Bir kadın, kocasının yatağını (haklı bir mazereti olmadan, küs bir şekilde) terk eder ve (başka bir

yerde) sabahlarsa, sabah açılıncaya kadar melekler ona lanet okur." [20]

Bir başka hadis yine yüce Resulullah (s.a.a)'den, şöyle buyurmuştur: "Bir kadın, kocasının hakkını eda etmediği müddetçe, ALLAH'ın da

hakkını eda etmiş olamaz." [21]

ALLAH Resulü'nün (s.a.a) ettiği dualardan biriside şudur: "ALLAH'ım, ihtiyarlık çağım gelmeden beni ihtiyarlatacak kadından sana

sığınırım." [22]

İmam Musa-i Kazım (a.s)'a kocasını gazaplandıran kadının durumu sorulunca, şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Kocası ondan razı

oluncaya kadar, günahkar sayılır."[23]

Elbette bunları burada aktarırken, "Erkek, başına buyruk, istediği her türlü haksızlığı eşine karşı yapabilir." diye bir şeyi söylemekten ve

düşünmekten bile ALLAH'a sığınırız. O ayrı bir konudur ve erkek yaptığı en küçük haksızlığın bile karşılığını Adil ALLAH'ın adalet

mahkemesinde bulur; eğer eşini kendisinden razı etmezse. Bizim burada muhatabımız kadınlar olduğu için, onlara özgü vazifelerini ve

İlahi uyarıları aktarmaya çalışıyoruz. ALLAH kadın-erkek cümlemize rızası doğrultusunda hareket edebilmeği nasip buyursun. Amin!

7- Hanımların Bilmesi Gereken Birkaç Husus Daha:

Resul-i Ekrem (s.a.a): "ALLAH, (kendilerini) erkeklere benzeten kadınları ve kadınlara (kendilerini) benzeten erkekleri lanetlemiştir." [24]

Resul-i Ekrem (s.a.a) kızı Hz. Fatıma'ya (s.a) hitaben şöyle buyurmuştur: "Ey Fatıma, her hangi bir kadın güzel bir şekilde süslenir ve

güzel bir elbiseyle evinden çıkarak insanların dikkatini üzerinde toplar ve kendisine bakmalarını sağlarsa, yedi göğün ve yerlerin melekleri

ona lanet eder ve ölüp de cehenneme girinceye kadar, ALLAH'ın gazabına mazhar olur. (Elbette tevbe edip dönüş yapar ve bir daha

tekrarlamazsa o başka.)" [25]

İmam Sadık (a.s): "Bir insanın alçalıp rezil olması için, onu meşhur edecek (yani başkalarının dikkatini üzerinde yoğunlaştırıp, parmakla

gösterilecek duruma getirecek) bir elbise giymesi yeterlidir." [26]

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: "Kalın olan (vücudu göstermeyen) elbiseler giyin; zira elbisesi ince olanın dini de ince (gevşek) olur."

[27]

Hz. Ali (a.s) Resul-i Ekrem (s.a.a)'den şöyle duyduğunu naklediyor: "Zamanların en kötüsü olan ve kıyametin yaklaştığı bir zaman olan

ahırüz-zamanda, bir çok kadınlar olacak ki örtülü oldukları halde çıplaktırlar; süslerini gösterirler; dinden çıkıp fitnelere girerler;

şehvetlere yönelirler; nefsani lezzetlere koşarlar ve haramları mubah kılarlar. Onlar cehenneme girip orada ebedi olarak kalacaklardır.

(Bütün bunlar tevbe edilmediği takdirdedir tabi.)" [28]

Bir hadiste şöyle geçmektedir: "ALLAH Resulü (s.a.a), kadınları dışarıya çıkarken başkalarının dikkatini üzerinde toplayacak elbiseler

giymekten ve ses çıkaracak takılar takmaktan nehyetmiştir." [29]

Resul-i Ekrem (s.a.a)'den yine şöyle rivayet edilmiştir: "Kadın zarar görmeye müsait bir varlıktır; şeytan onun yanı başını kesiverir.

(Onun için ya dışarıya çıkmamalı, yada çıktığında çok dikkatli olmalıdır.)" [30]

Hz. Emir-ül Mû'minin (a.s): "Güzelliğin zekatı, iffetli ve hayalı olmaktır." [31]

Yine şöyle buyurmuştur: "Haya ve iffet iman adabındandır; hür insanların özelliği ve iyi insanların sıfatıdır." [32]

Evet haya ve iffet kadın-erkek bütün insanlar için önemlidir ve iman ve hürriyetin bir simgesi durumundadır; ancak kadınların taşıdığı tabii

ve fiziksel yapılarından ve insanları etkileyecek özelliklerinden dolayı, haya ve iffet onlarda daha bir önem taşımaktadır. Bu yüzden de

ALLAH Resulü (s.a.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: "Haya, on kısma ayrılmıştır; bunların dokuz kısmı kadınlara, bir kısmı ise erkeklere

verilmiştir." [33]

Evet kadının iffetli ve hayalı olması toplumun iffetli ve selametli olması demektir; ama ALLAH korusun, kadının iffetsizliği toplumun

kötülüklere ve fesada sürüklenmesi ve selametini kaybetmesi demektir. İşte bu hakikat dikkate alınarak, bazı hadislerde "Kadın şeytanın

bir tuzağıdır"[34] tabiri kullanılmıştır. Bu sözden maksat kadının yerilmesi ve kötülenmesi değil, onun çok dikkatli olması ve şeytanın bir

tuzağı haline gelmekten kendisini koruyup kollaması gerektiğidir. Aksi halde hem kendisi, hem de toplumu fesada sürüklemesi kaçınılmaz

olur. Nasıl ki maalesef günümüzde büyük ölçüde öğle olmuştur. ALLAH kadın-erkek cümlemizi, şeytanın ve nefsimizin şerrinden korusun.

Amin!

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kim namahrem bir kadınla tokalaşırsa, ALLAH-u Teala'yı gazaplandırır." [35]

Şimdi bir bu hadisi şerifi dikkate alın; birde bazılarının getirdiği bahaneleri. Eğer tokalaşmazsak ne derler? Aman kırılırlar, küser

öfkelenirler, gerici derler. Hadi bakalım, ALLAH'ın gazabını almak, azabını hak etmek mi daha önemlidir, yoksa neye kızıp neye

öfkeleneceklerini bilmeyen, bir gün dost bir gün düşman olan, zayıf ve zavallı mahlukatın rıza ve gazabını kazanmak mı?! Karar sizin!

İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Hiç bir kadının, evinden dışarı çıkarken elbisesine güzel koku sürmemesi gerekir." [36]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bir kadın kocasından başkası için güzel koku sürünürse; cenabetinden yıkandığı gibi yıkanıp o kokuyu vücudundan

temizlemediği müddetçe namazı kabul olmaz." (Yani o namaz boynundaki vazifeyi kaldırsa da, o namazdan sevap almaz.) [37]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kadının kocasından başkası için güzel koku sürünmesi, ateş ve zilleti satın alması demektir." [38]

Evet bu hadislerin ne demek istediği ve neden bu kadar bu meselelere dinimizde önem verildiği açıktır. Zira kadın ve erkek ALLAH'ın

belirlediği ölçüler dahilinde hareket ederlerse, bir taraftan toplum her türlü fesad ve şaibeden uzak kalırlar; diğer taraftan aile ortamında

karı-kocalar birbirlerine daha çok ısınır ve bağlanırlar ve tabii ihtiyaçlarını ALLAH-u Teala'nın helal kıldığı sınırlar dahilinde bertaraf

ederler. Bugün, ailelerdeki huzursuzlukların büyük bir kısmı işte bu İlahi ikazların dikkate alınmamasından kaynaklanmıyor mu?!

İmam Bakır (a.s): "Kadının (aile ortamında) kendini bakımsız tutması yakışmaz; boynuna asacağı bir kolyeyle, eline süreceği birazcık

kınayla da olsa, kendisini süssüz ve ziynetsiz bırakmasın." [39]

İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Sizin en iyi kadınlarınız, kokusu güzel ve yemeği (yemek yapması) güzel olan kimsedir..." [40]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Üç (ses) perdeleri yırtarak, ALLAH-u Teala'nın huzuruna varır; (ALLAH'ı hoşnut eder). -Âlimlerin kalemlerinin sesi,

mücahidlerin ayak sesleri, iffetli kadınların iplik dokuma, elbise dikme sesleri."[41]

İşte zahirde önemsiz gözüken, ama kadınların yapı ve tabiatına uygun şeylerle uğraşmasının ALLAH katındaki önemi. Elbette hadiste

söylenen şey bir örnek olarak verilmiştir.

Biz bu bölümü yine uyarı niteliğini taşıyan birkaç hadisle noktalıyoruz;

Resul-i Ekrem (s.a.a): "En kötü kadınlarınız, hayadan yoksun, (kocasına karşı) dili uzun ve ağzı bozuk olan kimsedir." [42]

Bir başka hadisinde şöyle buyurmaktadır Efendimiz (s.a.a): "Kadınlarınızın en kötüsü, temizliğine dikkat etmeyen, inatçı ve (kocasına

karşı) asi olan kimsedir."[43]

Yine şöyle buyurmaktadır: "Kadınlarınızın en kötülerinden birisi, kötülükten kaçınmayan, kinci olan kimsedir." [44]

hadislerin kaynakları
[1]- Müstedrek-ül Vesail, C.2, S.614
[2]- Vesail-üş Şia, C.15 S.105
[3]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 45391
[4]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 45400
[5] Men La Yahzurh-ul Fakih, C. 3, S.561
[6]- El-Kafi, C.5, S.325
[7]- Bihar-ül Envar, C.100, S.252
[8] El-Mizan, C. 4 S. 350
[9] Nehc-ül Fesaha, S. 205 HadiS. 1022
[10] Nehc-ül Fesaha, S. 592 HadiS. 2892
[11] Vesail-üş Şia C. 14 S. 17
[12] Mekarim-ül Ahlak, S. 245
[13]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.442
[14]- El-Kafi
[15]- Vesail-üş Şia, C.14, S.23
[16]- Vesail-üş Şia, C.14, S.15
[17]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440
[18]- Bihar-ül Envar, C.103, S.244
[19]- Bihar-ül Envar, C.100, S.244
[20]- Nehc-ül Fesaha, S.36, Hadis: 187
[21]- Mekarim-ül Ahlak, S.247
[22]- Kısar-ul Cümel, C.2, S.256
[23]- Kısar-ul Cümel, C.2, S. 258
[24]- Nehc-ül Fesaha, S.474, Hadis: 2234
[25]- Şehab-ül Ahbar
[26]- Bihar-ül Envar, C.78, S.252
[27]- Bihar-ül Envar, C.79, S. 298
[28]- Mirat-ün Nisa, S.130
[29]- Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.280
[30]- Mizan-ül Hikme, C.2, S.259
[31]- Gurer-ul Hikem
[32]- Gurer-ul Hikem
[33]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 5769
[34]- Nehc-ül Fesaha, C.1, S.635
[35]- Simay-ı Banevan, S.49
[36]- El-Kafi, C. 5, S. 519
[37]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440
[38]- Nehc-ül Fesaha, C.1, S.36
[39]- Vesail-üş Şia, C.14, S. 118
[40]- Vesail-üş Şia, C.14, S. 15
[41]- Şehab-ül Ahbar
[42]- Bihar-ül Envar, C.103, S.240
[43]- Vesail-üş Şia, C.14, S.9
[44]- Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.165

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 672
favori
like
share
fikret336 Tarih: 24.11.2006 12:55
paylaşım için teşekkürler
Ay tenli asik Tarih: 04.09.2006 00:47
çok guzel bir konu, tesekkur ederim :5:
Miss_Göremeyle katiliyorum...
-MiSs- Tarih: 03.09.2006 21:12
1- Uğurlu ve Bereketli Kadının Bir Alameti:

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kadın ilk çocuğunun kız olması onun uğurlu ve bereketli olmasının (bir) alametidir." [1]
Ne kadar ilginçtir ki dinimiz ve dinimizin peygamberi, bugün toplumumuza hakim olan kültür ve anlayışın tam tersine, kız çocuğu ve kız
çocuğu doğuran anneye olan bakış tarzını bu şekilde ortaya koymaktadır. Bu da bizim toplum olarak, bir çok konuda olduğu gibi bu
konuda da İslamî anlayıştan uzak olduğumuzu ve cehaletten kaynaklanan âdet ve törelerden etkilendiğimizi gösteriyor.


yazik gercekten cok yazik, Peygamber Efendimiz kiz cocuklarina bu kadar ehemmiyet vermisken bu bizim kültürün yaptigi ayip yaaa :91:
Hem Peygamberimiz kendi dememismi: benim soyum KIZIM FATIMA dan devam edecek diye... yani diyecem baska birsey bulamiyorum tek su varki, bu mesaj bayanlara degil TÜRK ERKEKLERINE olmali
sdrt Tarih: 03.09.2006 08:17
tesekkur ederiz
erkdag Tarih: 05.04.2006 16:18
tşk ler dostum bu hadisleri bilki dost meclislerinde değerlendireceğiz.
selene Tarih: 15.03.2006 09:14
teşekkürler arkadaşım ellerine sağlık
Asiyan Tarih: 15.03.2006 00:05
Allah razı olsun çok güzel bi konuya deginmişsin acıkcası okurkende çok ürperdim Allah bizi şeytan ve şerrinden uzak tutsun (amin)