Kur an -i Kerim in bir tek harfinin bile deyismeden kiyamete kadar ayni kalacagi Allah in vaaddidir .Bunu kanitlayan ve günümüze Pakistanli profösör Ahmet Deaded kanaliyla bir kac yil önce bulunup intikal eden 19 olayi akillara durgunluk verecek bir matematiksel hesptir. NEDiR 19 - Kur an - i Kerim in ,Hazret - i Muhammed e nasil geldiyini ,bir magarada tefekküre dalmisken Cebrail Aleyhisselamla nasil karsilastigini ve vahyi nasil aldigini daha önce anlamaya calismisdim .Yine bu anlatim sirasinda Hazret - i Muhammed e vahy olunan ilk ayetlerin ,kitabda Alak süresi diye bilinen sürenin 5 ayeti oldugunu belirtmisdim . Bütün bunlari kendisine Cebrail le ilk defa nasil karsilasdigini soran ashabina Peygamberimizin anlatmis oldugunu ,günümüze kadargelen hadislerden biliyoruz . Kur an ayetlerinin ve sürelerinin hangi sirayla geldiyini ,kesin olarak bilmiyoruz .Ama bildiyimiz tek gercek ,Alak süresinin ilk 5 ayetinin geldiyidir . Kur an -i Kerim de Müddesir süresinin 30. ayeti söyle demektedir : - üzerinde 19 vardir - Bu 19 un ne oldugunu kimse bilmemekte, ancak birtekim var sayimlar yapila bilmektedir. Nitekim, ir kesim, cehennemin anlatildigi bir bölümde bu aye yer aldigi icin, cehnnemin anlatildigi bir bölümde bu ayet yer aldigi icin, cehennemin üerinde 19 mele oldugunu, bir kesim 19 zebani bulndugunu ve bir baskasi da 19 agactan söz edildigini belirtmektedirler. Oysa, 19 bakiniz nedir; Kur an in bu -üzrinde 19 vardir- ayetinden yola cikrak Kur an - i Kerim i önümüze alir ve sondan basa dogru sayarak gelirseniz; 19. sureninAlak suresi oldugunu görürsünüz. Yani, Peygambere ilk gelen sure. Biliyoruzki; ilk olarak Alak suresinin 5 ayeti gelmistir. Bu 5 ayette kac kelime var diye sayacak olursaniz, yine 19 rakamiyla karsilasirsiniz. Bir de bakarsiniz ki, Alak suresinin tamami 19 ayettir. Biraz daha arastirma yaparsaniz, ilk 5 ayeti meydana getiren 19 kelimenin 76 harften olusmasi bir baska öneml bulgu olacaktir. 19carpi4:76 Aslinda biraz düsünecek olursak, Kur an -i Kerim de 114 surenin yer aldigini hatirlatmak mümkün olacaktir. 19carpi6:114 Tövbe suresi haric, her surenin -Bismillahirrahmanirrahim- kalibiyla basladigini biliyoruz. Bu kalip, isim, Allah, rahman, rahim kelimelerinin birlesmesinden olusmustur. üsenmeyip sayarsaniz,Kur an da isim kelimesinn 19 Allah kelimesinin 2698 19carpi142 Rahmankelimesinin 57 19carpi3 Rahim kelimesininse 114 kez 19carpi6 gectigini bulacaksiniz. Üstelik -bismillahirrahmanirrahim- Arapcada tam 19 harften olusmaktadir. Biraz önce Tövbe suresi haric bütün surelerin -bismillahirrahmanirrahim-diye basladigni söylemistim. Tövbe suresinin basina bu kalibin galmemesi cok mantiklidir. Cünkü Allah; Tövbe süresinde, onlara affinin olmayacagini, haddi iyice asmis bulunduklarini belirmektedir. Böyle bir sürenin basina, sürenin icerigiyle tümden ters düsecek
>>Bagislayan Allah`in adiyla<< kalibinin konmasi bir celiski olusturucakti. Kur´an´da 19´un 6 kati; yani, 114 süre yer aldigina ve bunlardan birisinde Bismillah bulunmadigina göre, toplam 113 Bismillah Kur´an´ da yer alacak; bu da 19´un kati olmadigindan sistemde bir aksaklik meydana gelecekti.Bunu bilen Yüce Yaradan,Nemil suresinin icine Bismillah kalibini yerlestirmistir. Süleyman´ dan kendisine bir mektup geldigini söyleyen Belkis,30.ayete; << O,Süleyman dan geliyor ve <> diye basliyor >>demektedir .Böylece Bismillahirrahmanirrahim kalibi da Kur an da 114 defa yer almis olmaktadir . Bütün bu 19 sisteminin bir rastlantiyla olusdugunu söyleye bilirmisiniz ? Elbetde söyleyebilenler cikacaktir O zaman onlari susturacak baska seyler anlatalim : Kur an da 29 tane sure baslangic ( mukatta) harfleri denen harflerle baslar .29 surenin ilk ayetleri birkac harften olusur Örneyin Bakara süresi <> diye baslar.Taha ve Yasin süreleri , ta ha ve ya sin diye basladigi icin bu adlari almaslardir . Simdi Kur an daki harfler ve kullanildiklari süreleri görelim: Süre numarasi 2 3 7 Süre adi Bakara Ali imam Araf Harfler ALM ALM ALMS Süre numarasi Süre adi Harfler 10 Yunus ALR 11 Hud ALR 12 Yusuf ALR 13 Rad ALMR 14 ibrahim ALR 15 Hicr ALR 19 Meryem KHYAS 20 Taha TH 26 Suara TSM 27 Nemi TS 28 Kasas TSM 29 Ankebut ALM 30 Rum ALM 31 Lokman ALM 32 Secde ALM 36 Yasin YS 38 Sad S 40 Mümin HM 41 Fussilet HM 42 Sura HMASQ 43Zuhruf HM 44 Duhan HM 45 Casiye HM 46 Ahkaf HM 50 Kaf Q 68 Kalem Nun simdi olayi inceleyelim : 1 . Q Harfiyle baslayan iki süre var .Süra ve Kaf süreleri Her iki sürede de Q harfi 57 ser kere gecmektedir .ikisinin toplami ,114 yapar ( 19 carpi 6 : 1149. Ayrica 42.süre 53 ayetden olusur .Bunlarin toplamida (42+53) bize 95 sayisini verir .50 .süre 45 ayetden olusur ve toplam yine 95 tir. 19 ve 5 in carpimi yune 95 syisini verir . 2. Nun harfiyle baslayan süre ,Kalem süresidir .Bu harf bu sürede 133 defa gecer ,(19carpi7 :1339. 3. Sad harfi ,Araf ,Meryem ve Sad sürelerinde gecmektektedir Araf ta 97,Meryem de 26 ve Sad da 29 kere .BU ücünün toplami ,152 dir .(19carpi8 :152) 4. Y ve S harfleri Yasin suresinde bulunur. Bu surede Y 237, S ise, 48 kere kullanilmistir. Ikisinin toplani, 285 olur. (19carpi15:2859) 5. H ve M harfleri 7 surede gecer. Mümin H:64 M:380 TOPLAM:444 Fussilet H:48 M:276 TOPLAM:324 Sura H:53 M:300 TOPLAM:353 Zuhruf H:44 M:324 TOPLAM:368 Duhan H:16 M:150 TOPLAM:166 Casiye H:31 M:200 TOPLAM:231 Ahkaf H:36 M:225 TOPLAM:261 GENEL TOPLAM:2147 2147:19CARPI113 6. Sura suresinde A S Q harfleri baslangictir. Bu 3 harf, bu surede 209 defa gecer. (19carpi11:20999) 7.A L M harfleri 6 surede bulunur. BAKARA A:4502 L:3202 M:2195 Toplam:9899(19.521) ALI IMRAN A:2521 L1892 M:1249 TPLAM:5662(19.298) Ankebut A:774 L:554 M:344 TOPLAM:1672(19.889) RUM A:544 L:393 M:317 TOPLAM:1254(19.669) LOKMAN A:347 L:297 M:173 TOPLAM:817(19.439) SECDE A:257 L:155 M:158 TOPLAM:570(19.309) GENEL TOPLAM:19874(19.1046) 8. A: L R Harfleriyle baslayan 5 sure vardir: YUNUS A:1319 L:913 R:257 TOPLAM:2489(19.131) HUD A:1370 L:794 R:325 TOPLAM:2489(19.131) YUSUF A:1306 L:812 R257 TOPLAM:2375(19.125)
Ibrahim A:585 L:452 R:160 TOPLAM:1197(19.63)
HICR A:493 L:323 R:96 TOPLAM:912(19.48)
GENEL TOPLAM:9462(19.498)
9. A L M R harfleriyle baslayan tek sure vardir:Rad suresi. Bu surede bu 4 harf,tplam1482 defa gecer. (19.78:1482)
10. A L M S Harfleriyle Araf suresi baslar.Bu surade bu 4 harfingecmis sayisi, 5320 dir (19:280)
11. K H Y A S harfleri bir arada yalniz Meryem suresinde gecmektedir.Bu harfler busurede 798 kez gecer.(19.42)
Böyle olagan üstü bir matematiksel plani yapabilecek bir insani dünyada bulmakmümkün degildir.Birakiniz insani,bir bilgisayar bile bu sekilde programlanamaz. Inkarcilara bu 19 olayi, sanirim, bir isik tutacak ve iman yollarinin acilmasina neden olacaktir. Acaba Allah imzasini neden 19 olarak atmistir? Akla gelen, bir kere Allah in birligi ve bölünmezligidir.
Nitekim 19 rakami da kendisinden baska hicbir rakama bölünemez. Ayrica 1en kücüge her seyi yaratan Allah abundan daha güzel bir imza olamazdi kuskusuz.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2388
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 11:29
Allah razı olsun
adsiz Tarih: 20.03.2006 01:25
Allah ´ a sükür arinacak bir durumum yok .

- Sende Allah ´ a emanetsin .

Dostluk adina paylasimlaridan dolayi tesekkürler.
Halaskar Tarih: 20.03.2006 00:43
DAHi KiME DERLER ...

Bunun bizim konumuzla ne alakası var :20:


kardeşim bu konu hakkında sana kaynakları ile beraber herşeyi anlatıyorum. Bu konun ne zaman nerede ve kimler tarafından çıktığı hakkında umarım birtakım düşüncelerden arınmış olursun

Allah'a emanetsin..


Orjinal Yazarı: Mehmed Durmuş, İktibas Dergisi, Eylül 1996.

19 Mucizesi Ya da Süregelen Hurufilik
Hulki Cevizoğlu Ceviz kabuğunu dolduracak programında Edip Yüksel'i konuk ederek ortalığı hareketlendirdi. Tabi bu arada fırsatı ganimet bilen ve şapla şekeri, sapla-samanı birbirinden ayırabilecek zeka düzeyine sahip olmayan, bulanık suda balık avlayıcıları, doğan fırsatı -sözüm ona- yerinde değerlendirerek, Kur'an müslümanlığını esas alan İslamî yapılanmalar ile Edip Yüksel arasında naif bir korelasyon kurarak, "O da sizin gibi konuşuyor" gibi sataşmalarla Kur'an'i düşünüşün önüne takoz olmayı arzu ediyorlardı. Şüphesiz kendilerince bu korelasyonun en önemli faktörü, E. Yüksel'in sünnet ve hadis eleştirileri idi. Onun eleştirileri ve üslubu bu fırsatçılara her zaman doğmayacak bir imkan bahsetmişti.

Bilvesile, yıllardır, Allah'ın Kitabı Kur'an'ı aslına, amacına gerçeğine uygun olarak anlayalımın mücadelesini veren müslümanlara hücum etmekle bu insanlar adeta, Allah'ın kitabından yana olmadıklarını; hurafelerle örülü bir dindarlık anlayışını sürdürme azim ve kararlılığında olduklarını göstermiş oluyorlardı.

Sanki Edip Yüksel yüzde yüz yalanlansa, bütün söyledikleri çürüğe çıksa idi bu insanlar, İslam dininin yegane sahibinin Allah olduğu, tek şari'in Allah olduğu gerçeğini değiştirecekler miydi acaba? Tevbe suresi 31. ayetinde buyurulduğu veçhile, din ulularını rablar edinen insanlar hangi zaferi kazanmış olacaklardı ki? Kur'an üzerine değil de, Râmûz el-Ahâdîs gibi hurafelerle dolu hadis kitapları üzerine çok saygın ilim adamları (!) ile oldukça sıcak, ihlaslı sohbetler yapan sözde İslamî TV'lerin temsil ettiği zihniyet için önemli olan elbette bu bulanık din anlayışının sürüp gitmesidir.

Sözün özü, imanında samimi bir insanın dinini ciddiye alması gerekir. Lokman suresi 6-7. ayetlerinde buyurulduğu gibi, sağırmış, söyleneni anlamıyormuş gibi davranmamalı, birilerine muhalefet olsun diye iftira ve çamur atmamalı "inandım" diyen insanlar. Allah'tan korkan bir insan en azından, "bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adaletsizliğe sevk etmesin" (5/8) emr-i şerifini hatırlamalıdır.

Burası, Edip Yüksel merkezli tartışmanın bir boyutudur. Gelelim E. Yüksel'in kendi söylemlerine...

Edip Yüksel deyince hemen akla popüler adıyla 19 mucizesi gelmektedir. Sözüm ona, Kur'an'ı 19 rakamının sihirli, gizemli matematiksel kotlarıyla bir mucize olarak ispatlamayı amaçlayan bir harika... Edip Yüksel'in üstadı Mısırlı organik kimyacı Reşat Halife'dir. Ceviz Kabuğu programında "çöpe atılmasını" talep etmesine rağmen sayın Yüksel bir zamanlar R. Halife'nin peygamberliğine inanmıştı.

19 Mucizesi denen birtakım matematiksel hesapları Edip Yüksel ilk defa 1974 yılında vaki olan bir mucize gibi lanse ediyorsa da, aslında bu hesap, çok uzun bir geçmişi olan hurufiliğin, cifirciliğin (ebced -hesabı) modern bir versiyonundan, biraz daha ince elenip sık dokunmuşundan başka birşey değildir. Bu nedenle burada hurufilikten kısaca bahsetmeyi uygun buluyorum.

HURUFİLİK

Hurufilik Esterâbâd'da (Horasan'ın bir kenti) Fazlullah adında bir şahıs tarafından 1398 (800) yılında kurulmuş; 15. ve 16. asırlarda Irak, Azerbaycan ve bütün Anadolu'ya yayılmış, hatta Fatih Sultan Mehmed'in sarayına kadar nüfuz etmiş olduğu bildirilen bir tür mezheptir.

Fazlullah 1398 senesinde kendisini, Allah'ın ve kainatın künhü ve hakikati kendi zatında tecelli eden yeni bir peygamber olarak ilan etmiştir. Allah, insanın yüzünde tezahür eden bir kelamdır, Fazlullah'ın yeni dinine göre!

Hurufiler der ki, insan yüzünde dört kirpik, 2 kaş ve 1 saç vardır. Bunların sayısı yedi eder. Bir de sonradan çıkan 2 sakal kılları, 2 bıyık bir de alt dudaktaki kıllar, bunlar da yedi eder. Bunları hâl ve mahall itibarı ile ele alırsak 28 rakamı çıkar ki bu da Arap alfabesinin sayısıdır: 28 rakamına Farsça P, Ç, J, G harflerini de ekleyen Fazlullah, Fars alfabesinin harf sayısı olan 32'yi bulmuştur.

Fazlullah (o zamanki son peygamber), her peygambere kendi alfabesinin harfleri adedince kelam-ı melfûz tecelli ettiğini söyler. Buna göre İbrahim'e 22, Hz. Muhammed'e 28 ve kendine 32 harf tecelli etmiştir. Bu da, kendinden önce gelen peygamberlere malum olan her şeyin manasını çözecek bir anahtara sahip olduğu anlamına gelir. (2)

Hurufiler örneğin, "Allah" lafzındaki beş harfi ayrı ayrı imla ederek 14 harfi bulmuşlar; Muhammed isminin harflerini de aynı yöntemle 14 rakamına ulaştırmışlar ve her ikisi de, haliyle 28 etmiştir. Yani, mucize bu ya, bütün hesaplar 28'e çıkıyor! Buna benzer daha ilginç örnekler için dipnottaki ve başka kaynaklara bakabilirsiniz.

Harflerin sırrı ve delalet ettiği rumuzlar tasarımından bazı batınî yorumlar yapma anlamındaki Hurufîlik esasen başta Hind olmak üzere bütün tasavvuflarda ve tabi sözde islami tasavvufta da yaygın bir meslektir. (3)

Kökü, bir mezhep olgusundan çok daha öncelere uzanan hurufilik için, "fırkalar içinde batıniliğin uzmanlaştığı, cehaletten oluşan bir sanattır" diyen İmam Gazalî, hiç bir sapık fırkanın bu kadar kötü olmadığını ifade ederek, hurufiliği ahmaklık, sapıklık ve akıl noksanlığı derecesinde değerlendirir (4) Hurufilerin taktıkları tılsımlı rakamlar da 4,5,7 ve 28dir.

EBCED hesabı ise harflere muayyen rakamsal değerler yükleyerek muska, efsun ve büyü yapımında kullanılan bir sistem olup, onun da kökü Yahudi Kabbala'sına kadar uzanmaktadır. (5)

Batınî-Hurufî mezhebi özellikle Cifircilik (cefriyye) mahiyetinde İslam memleketlerinde epeyce fesat rüzgarları estirmiştir. Harflere yüklenen sözde rakamlar değerlerle gaibden -Allah'a rağmen- bilgiler verme esasına dayanan c e f i r ilmi güya Hz. Ali'ye dayandırılır. Efsaneye göre, Hz. Musa'ya Allah'ın Tur dağında yazdırdığı levhalar Hz. Peygamber'e ulaşmış, Hz. Peygamber bunları oğlak derisine (cefr-cifr) yazdırmış, sonra da damadı Hz. Ali'ye vermiştir. Hz. Ali'nin Cefr kitabını Kufe'de minberde irad ettiği rivayet edilmektedir. Daha sonra bu kitab Cafer Sadık'a kadar gelmiştir(!)(6)

Cefircilere göre kıyamete kadar vuku bulacak bütün hadisatı Peygamber torunları bileceklerdir.

Cifir hesabını Said NURSİ'nin yazılarında bolca bulmak mümkündür. (7) Hatta Kur'an ayetlerini cifir hesabıyla hesaplayan S. Nursî, kendi risalelerinin ve Risale-i Nur hareketinin (şakirtlerin) mucize oluşunu isbat eder! (8) Dolayısıyla Risale-i nurlar, Kur'an tarafından mucize olarak ihbar edilen bir nevi vahiy kitapları hüviyetini kazanmış olmaktadırlar!

Neo-cifircilik 19'culuğun, cifrin şimdiye kadarki en tutarlı (!), en kapsamlı ve en iddialısı olduğunu kabul etmek durumundayız. Tabi yaşasın bilgisayar...! Kim bilir, onun da bilgisayarı olsaydı Fazlullah daha ne harikalar üretirdi?! -^

Bu sihirli kutu insanları adeta büyülemiştir. Hatta o kadarki, ünlü ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bey bile 19 mucizesinin çekim alanına girerek, 74. surenin 26-27. ayetlerinde adı geçen "sağar" ı bilgisayar olarak açıklamış; "üzerinde ondokuz vardır" ayetini (74/30) bilgisayar mucizesi olarak yorumlamıştır. (9) Şimdiye kadar elektrik, taş kömürü, petrol, radyo-TV, telefon, fax v.b. bütün teknolojik buluşları "zaten Kur'an bildiriyor" idi (!) Şimdi bilgisayar da bu listeye eklendi. Şüpheniz olmasın, yüz sene sonra keşfedilecek, şu anda hiç kimsenin aklından geçmeyen bir keşifi de Kur'an bildiriyordur, ama şu anda müslümanlar bunu bilmiyorlar, o başka...

19, BİR MUCİZE OLABİLİR Mİ?

Şunu akıldan çıkarmamalı ki, herhangi bir konuda bütün aktivitesini yoğunlaştıran bir insan, o alanda mutlaka herkesten farklı bir sonuç elde edecektir. Ama önemli olan, varılan sonucun Allah'ın dinine, Kitabı'na uygun olmasıdır, kabule şayan olmasıdır. Birileri de 19 değil de sadece 9 rakamı üzerinde dursa o da birtakım izafî tenasübler bulabilir.

Bunlar belki güzel şeyler, sanatsal, matematiksel olgular olarak kabul edilebilir; ama hepsi o kadar!

Hele de bu mucize (!) kimilerini peygamber ilan ediyor, kimi kan dökücü zorbaları kutsallaştırıyor; hiçbir peygamberin bilgi sahibi olmadığı, ilmi sadece Allah'a ait olan kıyametin vaktini kaydediyorsa, bunun bir tür falcılık olduğuna hükmedilir.

Doğrusu tarih boyunca hiç bu kadar esrarlı, bunca metamatiksel hesapla, kütük söker gibi Kur'an'dan zorla sökülen, kotarılan bir mucize ne duyulmuş ne de görülmüştür. Hz. Peygamber'in 19 mucizesinden haberdar olmadığı malumdur. (Tabi Hz. Ebubekir, Ömer de öyle...) Burada akla şu nahoş soru geliyor: Acaba Allahu Teala kulu ve elçisi Muhammed'den bu mucizeyi niye esirgedi, yahut da, elinin altındaki vahiylerde gizli bir hazine gibi durmakta olan bu sırrı elçisine azıcık olsun niçin ifşa etmedi? (Haşa). Şüphesiz Allah böyle bir mucize gizlemiş değildir.

Müşriklerin Peygamber (a.s.)den istedikleri değişik mucize istekleri reddedilmiştir. (17/90-95). Ve bu reddedişin ertesinde hiç değilse 19'a dair bir ipucu verilebilir, "gidin mucize istiyorsanız, Kur'an'da böyle matematiksel bir mucize var, onu keşfedin budalalar!" diyebilirdi.

Edip Yüksel'in de üzerinde çok durduğu gibi Kur'an apaçık bir kitapdır. (Kitabun mübîn) (43/2) (O kadar açık ki, E. Yüksel, Peygamber'in tebyin etmesine bile gerek görmüyor. Ama kendisi beyan ediyor!) Bu apaçık kitabın 1400 senedir (peygamber dahil) anlaşılamayan, bilinememiş, farkedilmemiş bir mucize ile muttasıf olması, apaçıklık vasfına bir nakısadır diye düşünüyoruz. Hatta daha da ileri giderek, kap-kapalı muğlak, hele de bırakın matematik bilmeyi; okuma-yazması bile olmayan insanların ölünceye kadar künhüne vakıf olamayacakları bir kitap profili çıkıyor karşımıza.

Edip Yüksel, 19 mucizesine rağmen neden bütün kafirlerin iman etmediklerini soruyor ve cevabını da 6. surenin 25-26. ayetlerinde bulduğunu söylüyor: Çünkü Allah kalplerinin üstüne örtüler, kulaklarına da ağırlık koymuştur! (11)

Oysa ayetler dikkatlice okunursa, Kur'an'ı Hz. Muhammed'den dinleyip onun getirdiği ilahî tebligatı bir bütün olarak alıp kabul etmeyen Allah'ın hükümranlığına teslim olmayan kafirler eleştirilmektedir. Yani, Allah Ebucehil'i "niçin 19 mucizesine inanmıyorsun?" diye sorguya çekmiyordu. Gerek Ebucehil, gerekse ona tebliği ulaştıran Hz. Peygamber'in (a.s.) 19 mucizesi gibi bir problemleri yoktu. Kimse o zaman cifircilik oynamadığı için buna gerek de yoktu. Herkes ne istediğini çok iyi biliyordu!

E. Yüksel'in, önüne sihirli 19 rakamını getirerek 1974'ü bulduğu sure Müddessir'in 30. ayetindeki "üzerinde 19 vardır" ifadesi Kur'an'ın imana çağrı yönteminin bir yansımasıdır. Nasıl ki kıblenin tahvili (2/144), Ashab-ı Kehf'in sayısı (18/22) inananla inanmayanı ayırmak için birer sınav (fitne) idiyseler (2/143) bu da öyle bir fitnedir.

Aynı ayette geçtiği gibi imanı tam olanlar "inandık" derler, iman olmayanlar da, "Allah bu misalle ne demek istedi?" diye inançsızlığın yordamını kurcalarlar. Bunun yanında bu ayetin, kabilecilik geleneklerinin bütün yoğunluğuyla yaşandığı Mekke toplumunda, sayısal üstünlüklerine güvenen bazı Darün Nedve mensuplarına özel bir gönderme amacı gütmesi de ihtimal dahilindedir.

KIYAMETİN VAKTİ

Hiç şüphe yok ki 19 mucizesinin batıllığını tescil eden en iyi kanıt, kıyametin vaktini bildirmeye (!) yeltenmesidir. Bu cüretkar tavrın izahı mümkün değildir. Kur'an'ın hiçbir yerinde kıyametin vakti saati bildirilmemiş, en ufak bir ipucu dahi verilmemiştir. Ayetler kıyamet bilgisinin tamamen Allah'a ait olduğunu açıklarlar. (12)

Üstelik kıyametin ansızın geleceği bildirilir Kur'an'da. (16/77; 6/31; 22/55 v.b.) Halbuki Reşad Halife ve şakirdi E. Yüksel 2280 yılını kıyamet yılı ilan etmekle "ansızın" olma özelliğini bertaraf etmiş olmaktadırlar.

KUR'AN EKSİK Mİ?

Bazı surelerin ve ayetlerin eksikliği-fazlalığı tartışması yeni bir mesele değildir. İbn Mes'ud'un mushafında Fatiha, Nâs ve Felak sureleri yer almamaktadır. (13) Ama bu tartışma 19 mucizesi gibi bir cifircilikle kati surette isbatlanacak bir nitelik taşımaz.

Edip Yüksel Tevbe suresinin son iki ayetinin Kur'an'dan olmaması gerektiğine o kadar şartlandırmış ki kendini, en sonunda "3/41", "3/41" diye seslenen bir vahiy almış! Doğrusu böyle bir vahyi mesela İ. Erol Evrenosoğlu'na yakıştırabilirdik ama sayın Yüksel'e hiç yakıştıramadık. Zaten (gerçek peygamberlerin dışında) bir adama vahiy geliyorsa ne derse yeridir! Ama E. Yüksel'in "vahiy alması"na gerek yoktu, zaten 19'la bu işi halledebiliyordu...

Keçinin yediği rivayet edilen recm ayetini ironik bir dille reddeden E. Yükselin Nas ve Felak sureleri ile ilgili rivayetlere yüzde yüz güvenmesi de tam bir çelişkidir.

Kur'an'daki eksik sureler tartışması bağlamında ele alınacak ve yukardaki tartışmalar kadar vahim bir rivayet de "altı sahih hadis kitabının ikincisi durumundaki Müslim'de yer almaktadır. Ebu Musa el-Eş'arî, üç yüz kadar Basra'lı hafıza hitaben konuşurken der ki: "Biz bir sure okurduk; onu, uzunluğu ve şiddeti açısından Berae suresine benzetirdik. O bana ("bize" olması gerekirdi) unutturuldu. Yine müsebbihattan birine benzeyen bir sure daha okurduk o da unutturuldu..." (14)

Yani bu rivayet düpedüz, elimizdeki Kur'an'ın Hz. Muhammed'e gelen vahyin tamamı olmayıp, bir kısım surelerin ve ayetlerin eksik olduğu anlamını tazammun eder. Biz, eldeki bu Kur'an'a inanıyoruz, bu rivayetleri güvenilir bulmuyoruz.

Buradan çıkan sonuç da şu ki, "Vurun abalıya" mantığıyla birilerini günah keçisi gibi gören sözüm ona tefsir profesörlerinin ve bazı bayan çok bilmişlerin biraz da kutsadıkları geleneğin bu kirli rivayetlerine "vurmaları" ne güzel olurdu!... Klasik kitaplar yazınca bir hikmeti oluyor; E. Yüksel veya bir başkası yazınca küfür yağmuruna tutuluyor.

EDİP YÜKSELİN DOĞRULARI MI?!

Edip Yüksel'in de söylediği gibi dinin sahibinin Allah olduğu, O'ndan başka din koyucu (şarî) bulunmadığı hususu elbette önemli bir noktadır. Biz bunu doğrudan Tevhid akidesi ile ilgili görüyoruz. Bununla birlikte, Peygamber şarî değildir ama bir posta memuru gibi de değildir. Biz peygamberi böyle görmüyoruz.

Peygamber'e Allah'ın elçisi, dinin mübelliği, o dinin pratize ediliş mahalli olarak inanıyoruz. Peygamber'in sünneti Kur'an'a uymaktı. Bize, Kur'an'a aykırı bir şekilde intikal ettirilen sünnet yorumlarını, bu yorumları taşıyan hadisleri de elimizin tersiyle iteriz. Hiç bir hadis, hiç bir sünnet Kur'an'la çalışamaz.

Bu konuda Edip Yüksel kadar, onu eleştiren gelenekçiler de bir çıkmaz içindedirler. E. Yüksel'e karşı koydukları en sağlam (!) dayanakları "vahy-i gayri metlüvv" argümanıdır. Oysa vahyi gayr-i metlüvv tamamen asılsız bir varsayımdır. Bu iddia Kur'an'ın dışında kalır.

Aslında vahyi gayr-i metlüvv tezinin de batınîlikle olan soy bağından bahsetmek mümkünse de bu yazının sınırlarını zorlayacağı için ertelemek durumundayız.

Elbette E. Yüksel'in hadis eleştirisi, Peygamber'in ümmiliği, kadının statüsü gibi konularda isabetli olduğu yerler vardır. Ne var ki hadisleri tamamen, bir ilke gereği olarak reddetmesi bizce kabul edilebilir birşey değildir. Edip Yüksel Reşad Halife'nin sözlerinden (hadislerinden (!) ) hem de bolca yararlanıyorsa; bizim de -güvenilir olması koşuluyla- Peygamber Hz. Muhammed'in (a.s.) sözlerinden yararlanmamıza ne gibi engel olabilir? Biz özellikle hadislerin Kur'an'a arz edilmesini akılla, tarihi v.b. verilerle test edilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Namazın kılınış biçimi, okunacak dualar konusunda da tepkisellikten öte, Allah Rasulü'nün kıldığı namazın esprisini yakalamak bizim için önemlidir. Namaz ritmik bir tören (ritüel) olmamalı, içinde Allah'ı çokça düşündüğümüz bir ibadet olmalıdır.

Hülasa, hepimizin Allah'a vereceğimiz çok çetin bir hesabı var. Edip Yüksel de, Reşad Halife de bu çetin hesabı vereceklerdir. Fakat Kur'an'dan ziyade birtakım rivayetlerce çeçevesi çizilen bir dini benimsemiş görünen geleneksel müslümanlar da hesap verecekler! Peygamber'in, "Rabbim, doğrusu kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş tuttular" (25/30) dediği kavmin benzeri olmamak için Kur'an'a dönmek, halihazırdaki din anlayışlarını sorgulamak, Allah'dan başka rabler edinmemenin gayretini göstermek zorundadırlar. Kur'an'ın hidayetine, rehberiyyetine kafamızı ve kalbimizi açmak zorundayız.

* Nitekim Edip Yüksel'in kendisi de 19'culuğun cifircilik olduğunu kabul etmektedir. Bkz. Kur'an En Büyük Mucize, Ahmed Deedat, İst. 1984, s. 45'deki dipnot.

1- (MEB) İslam Ansiklopedisi, Hurufilik md.; Ord. Prof. Dr. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında ilk Mutasavvıflar, Ank. 1991, s. 327.
2- İ.A. aynı yer; Köprülü, s. 329, 55 nolu dipnot.
3- İmam Gazalî, Batınîliğin İçyüzü, Ank. 1993, s. 41.
4- Aynı yer.
5- İ.A., Ebced md.
6- Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cefr md.; İ.A. Cefr md.
7- Bediüzzaman Said Nursî, Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, tarih ve yer yok. s. 45 ve devamı.
8- a.g.e. s. 49, 50, 51,54 v.d.
9- Yasar Nuri Öztürk, Kur'an'daki İslam, s. 21.
10- Biraz daha ciddi bir eleştiri için Hikmet Zeyveli Bey'in Kitap Dergisi Ağustos-1986'daki (Kur'an-ı Kerim ve 19 Efsanesi, İnkılap yay.) makalesine bakılabilir.
11- Edip Yüksel, Evet 19 Mucizesi, Kitap Dergisi, Eylül-1986, s. 18.
13- İ.A. İbn Mes'ud Mad.
14- Müslim, Sahih, Kitabuz Zekat, Bab: 39, Hadis no: 119 (1050).
LEVIS-501 Tarih: 20.03.2006 00:39
@adsiz

Bilmem farkindamisin burasi tarih ve atatürk bölümü degil! Burasi islam bölümü ve verilen bilgiler ve örneklerde islam dininin ana kaynagi olan ayet ve hadis-i seriflerden olusmalidir...
Halaskar Tarih: 19.03.2006 22:17
Gerçeği konuşmaktan ve bilhassa tek gerçek olan Kur'an dan konuşmaktan kimse bizi canımız pahasına da olsa bu yoldan döndüremez. Ama benim anlatmak istediğim Cenk Koray ile beraber başlayan Kur'anda 19 mucizesi diye bir akımın ortaya çıkartılması ve Kur'anın ne ifade ettiğinden ziyade içinde oluşan sayı öbeciklerinin neden bu şekilde sıralandığı. ki böyle birşey yok bugüne kadar sadece belli bir kesimin ortaya attığı bir şey olmaktan öteye de geçemeyen bu karmaşanın sonunu neden çözelim ki.

Siz ve bizler Kur'anı önce anlamak ve hayata aksettirmekten öteye geçmeye neden uğraşırız. Herşeyi tamamen ve harfiyen hayata uyguladıkta 19 mucizesi mi kaldı.
adsiz Tarih: 19.03.2006 18:41
Durumu gözden gecirir , yargilarken ve önleyecek yollar düsünürken aci olsa
da gercegi görmekten bir an bile cekinmemelidir.

ATATÜRK


Gercegi konusmaktan korkmayiniz.

ATATÜRK
Halaskar Tarih: 16.03.2006 20:52
Güzel kardeşim bu konu hakkında farklı farklı yorumlar yapılmıştır. Bu ince ve hassas bir konudur. Kafa karıştırmaktan başka birşey olmayacaktır. Bence bu konuyu kapatalım. İslam alimlerinin hiçbiri bu konuyla ilgili hiçbir şekilde yorum getirmemişlerdir. Konunun özü tamamen Kur'an-ı Kerim'in özünü irdelemek ve bunu hayata aksettirmek yerine sayılar karmaşasına sokmaktır.

Maksat Kur'an-ı Kerimin başlı başına bir mucize olması değilmi ve 1400 yıldır hüküm süren bir kudret neden 21. yüzyıla bu tür rakamsal ifadelerle ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. Kur'an tamamen anlaşıldı mıı ki sayılara takıldık kaldık.