Peygamberimizin cenaze namazı kılınmıştır. Ancak Müslümanların halifesi olmadığı için ve Rasûlüllah (s.a.s.) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için cemaat halinde değil, münferiden kılınmıştır. Önce Hazret-i Ebubekir (ra) Peygamberin huzuruna girerek cenaze namazını kıldı. Sonra sıra ile Hazret-i Ömer (ra), arkasından Hazret-i Osman (ra) onun arkasından Hazret-i Talha, sonra Hazret-i Zübeyr, sonra peyderpey Müslümanlar önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kılmışlardır. Hz. Âişe'nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etmiştir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6203
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 11:23
Allah razı olsun
shekspear61 Tarih: 02.04.2006 02:14
Bu konuda bir bilgim yoktu paylaşımın için teşekkürler...
yusufsoylu Tarih: 01.04.2006 20:47
birçok kişinin bilmediği bir konuya temas etmişsin sevgili kardeşim Allah razı olsun.
gulcan57 Tarih: 28.03.2006 17:47
iki kelime vardi arastirilmasi, sözlük karistirilmasini gerektiren, bu iki kelime yazinin özetiydi de diyebiliriz su veya bu sekilde:-)
iyi ki bu kelimeleri oldugu gibi birakmissin leotombak böylece alisisman61 sayesinde konuya farkli bi soluk geldi ama icerik ayni:-)
Allah yazandan da okuyandan da razi olsun...
leotombak Tarih: 28.03.2006 16:47
alisisman arkadaşım ayrıntılı olarak aktardığın bilgiler için Allah razı olsun. Aydılatıcı oldu. Ancak aktardığım yazıdaki peyderpey kelimesi -bölüm bölüm- anlamına gelmektedir. Peygamberimizin defnedildiği yer olan Hz. Aişe'nin odası dar olduğu için topluca cenaze namazı kılınmamıştır. 3'er 5'er kılınmıştır burası doğru. Ama önde gelen sahabeler cenaze namazı kılanlara imamlık yapmamışlardır. 3'er 5'er bile olsa kılınan cenaze namazları imam önderliğinde değil, münferit yani şahsi olarak kılınmıştır. Selametle.
ertan15 Tarih: 28.03.2006 16:34
Gerçekten bu konuyu bilmiyordum.Paylaşımın için gerçekten çok çok teşekkürler....
alisisman61 Tarih: 28.03.2006 16:06
"Peygamber Efendimizin Tamamlanan islam İnkılabı ve Hz. Peygamber'in Vefatı
Zamana ve zemine uygun bir şekilde nerede nasıl hareket edeceğini gayet mükemmel hesap eden ve planlı bir strateji uygulayan Hz. Muhammed, yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede tarihte eşine rastlanılmayacak büyük bir inkılabı gerçekleştirmişti. Kırk yaşında peygamberlik görevine başladığı zaman yapayalnızdı, güçsüzdü, maddi imkanları yoktu. Buna mukabil, mücadeleye giriştiği toplum, tasavvur edilebilecek en aşağı seviyede bulunuyordu. Müşriklerin inanç ve ibadetleri son derece mantıksız ve gülünçtü; ahlak telakkileri müptezeldi; hak, adalet anlayışları zulmün göstergesiydi; menfaatler her şeyin üstünde tutuluyordu. Böyle bir ortamda Hz. Peygamber'in yılmadan yorulmadan, büyük bir azim ve iştiyakta yürüttüğü İslam daveti, yirmiüç senede öyle bir sonuç verdi ki; artık o dönemden "Asr-ı Saadet" "Saadet asrı" diye bahsetmek gerekecekti. Hz. Peygamber gerçekleştirdiği bu büyük inkılabın heyecanı ve görevini layıkıyla yapmış olmanın huzur ve mutluluğu içerisinde kendisine iman edenleri hicrî onuncu senenin hac mevsiminde hac yapmak üzere Mekke'de topladığı zaman, genellikle kabul edildiğine göre, etrafında 114.000 sahabi vardı. Bu hac, Hz. Peygamber'in son haccı olduğu için ve yaptıkları konuşmalarında bir bakıma ashabına veda ettiğinden "veda haccı" diye adlandırılmıştır. Bu haccın yerine getirilişi sırasında Peygamber Efendimiz, muhtelif ibadet yerlerinde yaptığı konuşmalarında başlangıcından o güne kadar tebliğ ettiği hak dinin temel esas ve prensiplerini öz ve veciz ifadelerle, etrafını çevreleyen ashabının şahsında bütün ümmetine son bir kez daha takdim ediyor ve Rabbinden "Dinin artık tamam olduğu" mesajını alıyordu (el-Maide, 5/3). Hz. Peygamber, Veda haccı'ndan Medine'ye döndükten sonra Üsame b. Zeyd komutasında bir orduyu Bizans üzerine sevketmeye niyetlendi ve genç komutanını çağırarak gerekli talimatı verdi. Ancak ordunun sefer hazırlıkları yapılırken Hz. Peygamber'in başlayan rahatsızlığı gün geçtikçe şiddetlendi ve O'nu bîtab bir şekilde yatağa düşürdü. Hastalığının ilk günlerinde namaz vakti olduğu zaman mescide çıkıp ashabına namaz kıldırıyordu. Ama 8 Rebîulevvel perşembe günü akşam üzeri geçirdiği bir baygınlıktan sonra o günün yatsı namazından itibaren imamlık, Hz. Peygamber'in emri ile Hz. Ebûbekir'e havale edildi. Hicrî onbirinci yılın 12 Rebîulevvel pazartesi günü kuşluk vaktinde de Kelime-i Tevhid getirerek ve Rabbini kasıtla:"... Yüce dosta!" diyerek Rabbine kavuştu. Hz. Peygamber'in cenazesinin hazırlanması, yıkanması, kefenlenmesi işlerini Hz. Ali, Hz. Abbas, Abbas'ın oğlu Fazl, Üsame b. Zeyd gibi yakınları yerine getirdi. Peygamberlerin vefat ettikleri yerde defnolunacaklarına dair Hz. Ebubekir'in rivayet ettiği bir hadis dolayısıyla, Hz. Peygamber'in vefat ettiği Hz. Aişe'nin odasında bir kabir kazıldı. Bu arada Ashab-ı kiram grup grup gelerek Rasul-ü Ekrem için cenaze namazı kıldılar. Oda küçük olduğundan küçük cemaatlar halinde kılınan cenaze namazı bir hayli uzun sürmüştü. Bu sebeple Hz. Peygamber'in naşı ancak çarşamba günü gece vakti kabre indirilebildi.
Peygamber Efendimiz vefat ettiklerinde 63 yaşında idi."

buradan anladığımız tek bir kişi cenaze namazını kıldırmamış yer dar olduğundan belki 3 er 5 er kılınmıştır. ve her bir gruba da önde gelen sahabeler kıldırmıştır.
gulcan57 Tarih: 28.03.2006 15:52
:109: paylaşımın icin teşekkürler...

İnsanın cahil olduğunu bilmesi, ilme atılmış ilk adımdır.