Hava güneşli olduğunda evimden birkaç kilometre uzaklıktaki
büyük bir göle balık tutmaya giderdim.
Öğlen saatlerinde balıkların hep sazanlığı tutardı.
Daha oltayı attığım anda en azından bir küçük balık oltaya takılırdı.
Artık bu konuda uzman olmuştum.

Ne olduysa o gün oldu zaten.
Yine hava güneşliydi.
Bu sefer ortalara değilde biraz kıyıya çekildim.
Küçük bir mağara vardı önümde.
Aslında buna mağara denemezdi.
Önümdeki koskocaman dağdaki küçük bir girintiydi bu sadece.
Oltayı buz gibi sulara bıraktım.Balık yoktu.
Biraz daha aşağıya saldım.Sonuç yine aynı.

Kıyıda balık bulamazsın... dedi bir ses.
Küçük mağaranın içinden geliyordu.
Simsiyah taşların arasında renkli birşey bana bakıyordu.

Kıyılar balıklar için çok can sıkıcıdır.
Bazı sazanlar dışında daha çok ortaya giderler.

Üzerinde olduğum kayığı küçük girintiye doğru sürdüm.
İşte tam o anda tüm dünyam değişti.
Herşeyi unutmuştum.Herşeyi.
Önümdeki şeyden başka hiçbirşey düşünmüyordum.
Rüyadaydım sanki.Bir kızdı bu.
Ama ayakları yerinde yok onun yerine balıklarda olan yüzgeçlerden vardı.Büyülenmiştim.
Kızın sapsarı saçları göbeğine kadar uzanıyor,güneşte kristal gibi parıldıyordu.
Kusursuz mavi gözleri vardı.Burnu ağzı , herşeyiyle mükemmeldi bu kız.

O anda ona deli gibi aşık oldum.
O müthiş yüz daha da gülümsedi.
O mükemmel ağız biraz daha açıldı ve ''hoşçakal'' dedi.
Dur dememe fırsat kalmadan bir hamle ile suya daldı ve gözden kayboldu.
Son iki saniyede onun ne kadar hızlı yüzdüğünü gördüm.

O günden sonra hergün havanın güneşli olmasına bakmaksızın gittim o kıyıya.
Hergün can yoldaşım kayığımla aradım her girintiyi.
Hergün rüyama giriyordu DENİZ KIZI.
Ama yüzünü göremiyordum.Belli belirsiz kalmıştı aklımda.

Artık güneşli günler bitmişti.
O gün bir Cumartesi günüydü.
Hava felaket yağmurluydu.
Yine de göle deniz kızını hayallerimi süsleyen kızı aramaya gidecektim.
Önce biraz tereddüt ettim ama sonra gitmeye karar verdim.

Kayığımı çok zor kontrol ediyordum.
Daha kıyıya ulaşamadan kayığım bir akıntıya kapıldı ve ters döndü.
Suya düştüm.Çırpınıyordum.
Yüzme biliyordum ama o fırtınada yüzmek imkansızdı.
Su tüm gücüyle beni derinlere çekiyordu.
İçimden son sözümü söyleyip kendimi serbest bırakacaktım.Bağırdım:

Ey küçük deniz kızı senin için ölüyorum.
Sana aşığım.Bana hoşçakal demiştin sanada hoşçakal !!!!!!

Kendimi serbest bıraktım.
Su beni hızlıca derinlere çekiyordu.
Yeniden çırpındım.
Ama bu çırpınma nefessizlik sonucuydu.
Yavaş yavaş tüm akciyerlerim suyla dolmaya başlamıştı.
Elimde bir sıcaktık hissettim.
Deniz kızıydı bu.
EVET ! İşte yine gelmişti.Etraf karardı.
Tahminime göre ölmüştüm.

Gözlerimi açtığımda kendimi deniz kızını ilk kez gördüğüm girintinin içinde buldum.
Tepemde deniz kızı beni inceliyordu.
Merhaba'' dedim ve sohbete başladım.
Zaman geçtikçe ben ona oda bana bağlanıyordu.
Sonradan öğrendim ki ;
Deniz kızları sadece büyülendiği insanlarla konuşurlarmış.
Beni onların ülkesine götürdü.
Gölün en derininde gizli bir yerdi burası.
Mükemmel biryerdi.
Oradaki krallık beni deniz erkeği yaptı
artık ayaklarımın yerine yüzgeçlerim vardı.
Büyük kralın huzurunda evlendik.
VE BİR DAHA HİÇ BALIK TUTMADIM.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 434
favori
like
share
BLaCK-EaGLe Tarih: 09.04.2006 17:34
sunum için saol
Manolyaa Tarih: 07.04.2006 02:44
ne güzel askla yasayabilmek
begendiginize sevindim arkadaslar siz sagolun :3:
cristiana Tarih: 07.04.2006 00:17
Guzel bir paylasim :3:
Ellerine yuregine saglik.
BLaCK-EaGLe Tarih: 06.04.2006 22:19
güzelmiş ya
CADIKIZ Tarih: 06.04.2006 15:52
[COLOR=coral]acaba deniz kizi diye birisi varmiki :78:cok merak etmisimdir :46:
tesekkurler kardesim,emeklerine saglik
ozlems_o Tarih: 06.04.2006 14:54
çok güzel e aşk dolu bir efsane

ellerina sağlık canım