Bazı sektörler vardır ki hep nankör olarak anılır. Futbol da bunlardan biri İşte yeni yetenek başlıklarıyla medya seni göklere çıkarır, kulüp tarafından altına lüks otomobiller verilir, villalar tutulur& Her ne kadar bunlar beyanatlara yansımasa da yöneticilerin senden beklentisi ilk maçtan itibaren hep fazladır ve o kulüpte geçirebileceğin zaman, sözleşmenin süresine göre değil, senin performansına ve ikili ilişkilerinin kuvvetine göre ayarlanır.

Sözün özü; Dünya futboluna o kadar yıldız sunuldu ki, o kadar çok umut ve para bağlandı ki hepsi bir çırpıda unutuldu gitti. İşte o yıldız(!)lardan bazıları:


Denilson: Brezilyanın Sao Paolo takımında estetik hareketleri, görülmeye değer golleriyle bir anda Avrupanın gündemine girdi. Yeni bir yıldız doğuyordu. Belki Yeni Pele olacaktı o. Zamanında takıma büyük yatırım yapan Real Betis, kasasındaki milyon dolarlara hiç acımadı ve rekor kırarak Denilsonu Avrupa piyasasına soktu. Herkesin gözü onda, onun gözü ise yükseklerdeydi. Çalıştığı her teknik adamla sorunlar yaşadı. İstenilen performansı gösteremedi, uğruna harcanan milyon dolarların hakkını veremedi. Hatta geçen sezon adı Vestel Manisasporla bile anıldı. Şimdi ise Fransanın Bordeaux takımında mücadele ediyor. Ama haber alabilene aşk olsun

Martin Palermo: Her zaman yeni bir efsane yaratarak ilgi çekmeye hazır olan dünya spor medyası bu kez Arjantinde yeni bir yıldız adayını göklere çıkarıyordu: Martin Palermo. Boca Juniorsta muhteşem gollere imza atan, takımına çeşitli uluslar arası başarılar kazandıran ve oyunu yönlendirmesini, takımı ateşlendirmesini iyi bilen genç Arjantinli bir gün Real Madride, bir gün Milan, bir gün de Manchester Uniteda transfer oluyordu. Hatta Fenerbahçeye de O tercihini kültür ve futbol tarzı olarak kendine yakın bulduğu İspanyaya dan yana kullandı. Aynı zamanda milli takımda da isim yapmış futbolcuları kesme başarısını göstermişti. İspanyanın orta düzeydeki takımlarından Villarreale transfer olan Palermonun serüveni ve heyecanı uzun sürmedi. Tutunamadı, alışamadı ve topraklarına geri döndü. Martin Palermo'nun adı Beşiktaş ile geçiyor.

Adailton: Onun adı da aynı Brezilyanın bir türlü kendini hissettiremeyen yıldızı Franca gibi Fenerbahçe ile anılmıştı. Brezilyadayken aynı kaderi paylaşan diğer sambacı arkadaşları gibi Adailtonun adı büyük kulüplerle geçmişti. Danıştığı akıl hocalarının Büyük takımlar yerine kendini gösterebileceğin ve oynayabileceğin orta seviyedeki takımlara git nasihatleri üzerine İtalyanın Parma takımının yolunu tutan Adailton çok mücadele etmesine karşın klasından ve tekniğinden bizleri mahsur bıraktı. Adailton şimdi İtalya Serie B de top koşturuyor.

Vedat İnceefe: Bunların yanında Vedatı yazmak ilk başta biraz abes gözükse de objektif olarak baktığımızda aynı kaderi paylaştıklarını görmemiz mümkün. Fatih Terim tarafından Karabükte keşfedilen Vedat, Euro 96 kadrosuna alınınca yankı uyandırmış ve büyük kulüp yetkililerinin İngiltereye kamp kurmasına neden olmuştu. F.Terimin katkılarıyla G.Saraya transfer olan Vedat eski kötü alışkanlıklarından vazgeçemeyince kaderine boyun eğmek zorunda kaldı. Türk futbolunun yeni etten duvarı olarak lanse edilen Vedatın adı bu sıralar sadece magazin bültenlerinde geçiyor o kadar. Futbolundan eser kalmadı

Tarık Daşgün: Fenerbahçeli yöneticiler tarafından diğer kulüplerden adeta kaçırılarak ellerinden alınması ve bunun basına yansıması hala gözümün önünde Gençlerbirliğinden Fenerbahçeye gelişi olay olmuş, oynadığı futbol ise ona büyük umutlar bağlayan taraftarları hüsrana boğmuştu. Uyuşturucu kullandığı yolunda çıkan haberler bile transfer hikayesi kadar yankı uyandırmamıştı. Çünkü çoktan unutulmuştu

Tufan: G.Amerikada yeni yetenekler nasıl Geleceğin Pelesi, Maradonası olarak adlandırılıyorsa Türkiyede ise Geleceğin Ermesi moda. Fenerbahçenin alt yapısı bu gençle övünüyordu. Yıllardan bu yana alt yapıdan isim çıkaramadığı için eleştiri oklarının hedefi haline gelen Fenerbahçe Tufan ile övünürken o yabancı tutkunlarının hışmına uğruyordu. Basının karşısına çıkan her yönetici ondan Emreden bile iyi olacak dese de o kiralık olarak ve bir daha dönmemek üzere İzmirin yolunu tutuyordu.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 442
favori
like
share
puslukurt Tarih: 07.04.2006 10:31
Paylaşım için teşekkürler ustat..